
Trabzon'da Futbolun Toplumsal Tarihi: MEKTEPLİLER, MÜNEVVERLER, MERAKLILAR
Sevecen Tunç - İletişim Yayınlar - 2011
Trabzon kentinde, spor olgusunun toplumsal yaşama ince ince işlenişini, ardından halkın ve yönetici zümrenin spor algısının futbola doğru ne şekilde kaydığının benzersiz bir anlatısı okuduğunuz/okuyacağınız bu kitap. Trabzonspor’un 1967’de kurulduğunu bilmeyen yok da, bir spor kulübünün futbolda kısa süre içerisinde İstanbul’un saltanatını yıkıp üst üste nasıl şampiyonluklar elde ettiğini merak edenler bir hayli çok olmalı. Bir şehrin, hem de hinterlandı ile birlikte cumhuriyet öncesi ve sonrası, iki ‘Dünya Savaşı’ arası, meşin yuvarlakla olan münasebeti, zahmetli ve titiz bir arşiv taramasıyla özel bir anlatıya dönüşmüş. Futbol okur-yazarına müjde…
‘Mazisiyle mağrur; ihmal edilmişlik hissiyatı ile malul’ bir kent olarak Trabzon’da futbolun serüveni 1. Dünya Savaşı arifesinde başlar; 2. Dünya Savaşı’na değin, yerel seçkinler önderliğinde ve modern cumhuriyet ideallerinin güçlü etkisi altında devam eder. Ağırlıklı olarak öğretmen ve tüccarlardan oluşan kentin bir grup ileri geleni, ilk spor kulüplerini kurulmasına ön ayak olur. ‘Mektepli’ gençlerden ‘ayağına mahir’ olanlar da okuldan sonra üniformalarını çıkarıp, formalarını sırtına geçirerek okul ve kulüp takımlarında top koşturmaya başlar. Toplumsal ve sınıfsal kökenleri itibariyle seçkinci bir bilince sahip olan kentin ilk futbol önderleri oyunun kültürel hakimiyetini de ellerinde bulundurur. Ancak bu vaziyet 2. Dünya Savaşı sonrası sarsılır. Tabanın yavaş yavaş okuldan mahalleye kayması ile kitleselleşme başlar.
Kent seçkinlerinin hamisi bulunduğu, eli kalem tutan, mürekkep yalamış kişilerce eylenen ve adına futbol denilen bu güzel oyun, gelecekte (bugün) tüm Trabzon’u sarıp sarmalayacak, gündelik yaşamı belirleyecek, yeri gelecek milyonları sokağa dökecektir. 2. ‘Dünya Şavaşı’ sonrası, şehrin bir “stadyom”a ihtiyaç duyduğunu şu cümlelerle anlatan bir yerel gazeteci bugün yaşasaydı neler hissederdi kim bilir: “Türk sporculuğunda önemli bir yer dolduran Trabzon’un bugüne kadar iptidai ve sağlıksız bir sahada derece ve netice alması halkımızın spora karşı gösterdiği sevgi ve ilgiden ve gençliğimizin liyakat ve kabiliyetinden kaynaklanmaktadır… Böylesi bir spor merkezinde stadyom işi bu kadar gecikmeli mi idi?”
Kitapta, kentin kaderinden bağımsızlaştırılmış bir futbol anlatısının olmasının beklenemeyeceği vurgulanmış. ‘Liman ve demiryolu gibi stadyum meselesi de kent nezdinde ihmal edilmişliğin güçlü bir göstergesi’ olarak tespit ediliyor. Şevket Çulha, dönemin gazetelerinden “Yeniyol”daki “şehir stadyumu” başlıklı ve 21 Mayıs 1948 tarihli yazısında, merkezin Trabzon şehrini yine ihmal ettiğinden yukarıdaki alıntıda olduğu gibi yakınmış. Yoksa, maçlar meşhur Kavak Meydanı’nda oynanmakta ve sosyal hayatın bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Cumhuriyet öncesi Trabzon’unda kurulan İdmanocağı, İdmangücü ve İdmangrubu gibi kulüpler vasıtasıyla kentte adeta futbol ibtilası yaşanıyor. İstanbul’da dans, Ankara’da ud neyse; Trabzon’da futbol o. Araya savaşlar, işgaller de girse meşin yuvarlağın Trabzon serüveni devam ediyor. İlk başlarda ‘beden terbiyesi’ olarak görülen futbolun, “seçkinlik”, “centilmenlik”, ve “efendilik” gibi çağrışımları ilerleyen yıllarda ‘gücünü kendisine atfedilen terbiyeci değerlerden değil; popüler bir eğlence olarak geniş halk yığınlarında’ almaya başlıyor.
Harici temasların (yani deplasman maçlarının) oynanmaya başlamasıyla, İstanbul ve İzmir gibi futbolda ileri şehirlerin takımları karşısında alınan mağlubiyetler, kent eşrafının harekete geçiriyor. Harici rakiplerin “Nefes üstünlüğü” (yani kondisyon) görüldükçe, kentin modern futbola ilk geçiş sancıları kendisini ortaya koyuyor. Çare tabi ki birleşmektedir. 1943 yılında Trabzon futbolunu temsil edecek bir “Trabzon karması”nın oluşturulması gündeme geliyor ve dönemin gazetelerinden Yeniyol bir anket bile düzenliyor. Ancak bilindiği üzere, bu birleşme 1967’de bordo ile mavi arasında gerçekleşecek ve harici temaslarda artık nefes üstünlüğünden pek söz edilemeyecekti. Spor basını da boş değil elbette. Gazeteleri, futbolun Trabzon genci için çok uygun bir spor olduğunu vurgulayan yazarların köşe yazıları süslüyor. “yaradılıştan hareketli” denilen Trabzon gençleri için “Karadeniz’in heybetli hırçınlığından örnek almış üstün birer enerji numunesi” yakıştırması, belki de Trabzon’daki spor basınının modern öncesi dönemine ışık tutmak adına önemlidir.
Not: Trabzon lisesi takımı 1943’te Ankara 19 Mayıs Stadı’nda Baba Hakkı'lı Beşiktaş ile oynamış ve 4-0 yenilmiş.
0 yorum:
Yorum Gönder