
Emilio Butragueno'lu yılların son demlerine yetişmiş olsam da Hugo Sanchez'i hiç izlemedim. Attığı inanılmaz rövaşata ve vole gollerini, o müthiş golleri süsleyen karakteristik taklalarını ise bilmeyen yoktur. Meksika Ulusal Takımı ve Real Madrid formalarıyla harikalar yaratan, bu sayede de futbol tarihinde haklı bir şöhret elde eden Hugo Sanchez Marquez ile Haliç Üniversitesi'nin düzenlediği bir etkinlikte görüşme şansı yakaladım.
Eksinin futbolcusu da hep okumuş oluyor. Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz futbolun devrimcisi Socrates gibi Hugo Sanchez de bir doktormuş meğer. Hem de bir diş doktoru. Daha önce, Hugo Sanchez'in bir diş macunu reklamında oynadığını görüp hiç anlam verememiştim. Henüz 19 yaşında Meksika forması giymeye başladığı yıllarda, ülkenin önemli üniversitelerinden UNAM'da diş hekimliği fakültesinde öğrenciymiş aynı zamanda. Panel sırasında herkesle birlikte bunu duyduktan sonra röportajımıza da bu konudan girmek isabet olacaktı. Unutmadan; Meksika'nın Nobel Ödüllü şair ve yazarı Octavio Paz da bu üniversiteden mezun.
"YO SOY APOLİTİCO"
Kendisinin aynı zamanda bir diş hekimi olduğunu duyduğumda şaşırdığımı söyledim. Keza, bu yönünü Türkiye'de pek bilen yoktur. Vardıysa da beri gelsin. Lafı uzatmadan konuyu Socrates'den açıyorum. O da bir doktordu, başka ortak noktaları var mıydı acaba? "Çok yakın arkadaşımdı" diye söze başlıyor Senyor Sanchez. "Dünya Kupaları'nda birlikte oynadık. Özellikle Mexico 86, Socrates'in ülkemde de çok çok sevildiği bir kupaydı. Katoliğiz ikimiz de. Birlikte uzun yıllar güzel anılar paylaştık. O ne yazık ki aramızdan erken ayrıldı. Ama ardında büyük bir miras bıraktı hepimize..." Ben de sizin şu an düşündüğünüzü düşünüp hemen soruyorum tabi. "Peki ya poltika?" O konuya girince ortaklık bozuluyor işte. "Ben apolitik biriyim (yo soy apolitico)" deyiveriyor. "İyiden, güzelden yana oldum hep. Ama hiçbir zaman politik biri olduğum söylenemez" diye ekliyor.
"REAL, BARÇA VE DİĞERLERİ"
Zamanımızın kısıtlı olduğunun farkındayım. Bi zahmet yanındaki koltuğa oturmayı başarıp, onca kalabalık arasında sorularımı sıralıyorum. Panel bir yandan devam etmesine rağmen Hugo Sanchez sorularımıza içtenlikle cevap vermeye devam ediyor. Ne sıkılıyor, ne yüzü düşüyor. "Sizin Real Madrid forması giydiğiniz yıllarda da şüphesiz en güçlü rakibiniz Barcelona idi. Ama günümüzde bu iki takımın rekabeti diğerlerini fena halde dışlamış görünüyor. Ne diyeceksiniz?" Tercüman henüz sorumu kendisine iletmeden sorunun tamamını anlıyor. "Haklısın, İspanya'da futbol Real Madrid, Barcelona ve diğerleri şeklinde devam etmekte. Bu durumun yakın zamanda sona erebileceğini de söyleyemeyiz. Ara çok açıldı. Ne yazık ki özelillke Avrupa'daki pek çok ligde böylesi bir tablo var karşımızda. Sizin liginizde de..."

Sahi, Hugo Sanchez bizim ligimiz hakkında neler biliyor acaba? "Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı biliyorum. Türkiye futbolu dendiğinde dünyanın her yerinde bu 3 takımı sayabilecek futbolseverler tanıyorum" Peki ya, Türk futbolculardan kimi sayabilirsiniz? "Real Madird'de oynayanları çok yakından tanıyorum. Dünya üçüncüsü olan Türkiye kadrosunda da pek çok önemli futbolcu vardı. Açıkçası şu an Türkiye Ligi'nin en iyi golcüsünün kim olduğunu dahi söyleyemem" diyor.
ORALARDA ŞİKE NORMALMİŞ
Türk futbolundan söz açılmışken, büyük bir kriz yaşadığımızı, ülke futbolunun şike depremi yaşadığını aktarıyorum. Sormasak olmaz: Şikeye şahit olmuşluğu var mıdır? "Futbol ve para yanyana geldiğinde çok tehlikeli olabiliyor. Eğer bir Meksikalıya ya da herhangi bir Güney Amerikalıya bu soruyu sorarsanız size mutlaka anlatacak bir şeyleri bulunur" Eyvah, yaraya bastık sanırım diye aklımdan geçiyor. "Oralarda şike, şaibe ve futbola sızmış mayfatik ilişkiler herkesin bildiği ve artık kanıksadığı bir durumdur. Üstelik uyuşturucu ticareti de futbol üzerinden sağlanır. Bütün bunları devlet dahil herkes bilir ama yine de değişen bir şey yoktur. Avrupa'da ise böylesi ilişkiler ortaya döküldüğünde krizlere neden olur" Bunu duyduğumda ise kendimi daha ileri bir toplumun bireyi olarak hissetmekten alıkoyamıyorum.
PELE Mİ, MARADONA MI?
Konuşmamız, imza almaya gelenler nedeniyle ara ara sekteye uğruyor. Ne yapıp edip son bir soru daha sormalıyım. Hugo Sanchez ile röportaj yapma şansınız olsa ve tek bir soru sorma hakkınız olsa hangi soruyu sorardınız? Tabii ki ben de üzerime düşeni yapıyorum. "Senyor Sanchez, son sorum: Pele mi, Maradona mı?" Efsane golcü hiç düşünmeden cevaplıyor: Pele. "Çünkü, 3 kez Dünya Kupası kazandı ve Maradona'dan daha çok gol attı. Ondan daha istikrarlıydı üstelik. Aynı dönemde oynasalardı keşke..." Sanchez'in golcülük sezgilerinin oldukça kuvvetli olduğunu söylerler. Demek hala sezgilerinden pek bir şey eksilmemiş ki cevabı karşısında hayal kırıklığı yaşadığımı sezip "Sence?" diye soruverdi... Ben tabii ki "Maradona" dedim. Gülümsedi.
Meksikalı gol makinesi
1958 Meksika doğumlu Hugo Sanchez Marquez, Real Madrid tarihinin en çok gol atan yabancı futbolcusudur. 1985-1992 yılları arasında 207 kez giydiği Real Madrid formasıyla 164 golü bulunuyor. Henüz 20 yaşındayken Meksika Ligi'nde Pumas formasıyla gol krallığı yaşadı. Avrupa kariyerine 1981 yılında Arsenal'in teklifini reddedip, İspanya'nın Atletico Madrid takımında başladı. Kısa sürede İspanya'nın en golcü futbolcuları arasına girdi. 1985 yılında ezeli rakip Real Madrid'e transfer olduğunda İspanya'da yer yerinden oynadı. 7 sezon boyunca Camacho, Butragueño, Gordillo, Schuster, Valdano ve Míchel gibi isimlerle aynı takımda oynayacaktı. Real Madrid kariyerinin ilk dört sezonunda 27'den fazla gol atmayı başardı. 1989-90 sezonunu ise 38 golle tamamlayarak, Zarra'nın rekoruna ortak oldu. Hugo Sanchez o sezon Avrupa gol kralı ünvanılya "Altın Ayakkabı" ödülüne layık görüldü. Onu efsaneleştiren istatistiklerinden biri de Avrupa kupalarında oynadığı 45 maçta 47 gol atmasıydı. Ulusal takım kariyerinde kupalar kaldıramasa da Meksika formasıyla 60 maçta attığı 29 golle hafızalarda yer edindi. 2006 Dünya Kupası'nda Meksika'nın teknik direktörü olarak sahaya çıkan Sanchez, son olarak La Liga'da Almeria'yı çalıştırmıştı.
http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1323943867&year=2011&month=12&day=15
1 yorum:
Harika bir röportaj. Çocukluğum "Hugo Sancheeeeezz" diye bağırıp rövaşataya kalkmakla (ve bel üstüne inmekle)geçti. Dedelerimizin "ajanslar" dediği ana haber bülteninde golü gösterilen tek futbolcuydu. Elbette rövaşata golüydü bu.
Yorum Gönder