<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906</id><updated>2012-01-30T04:21:39.805-08:00</updated><category term='Yoann Gourcuff'/><category term='Newcastle United'/><category term='Brezilya'/><category term='Thierry Henry'/><category term='panorama 2010-11'/><category term='buz hokeyi'/><category term='West Bromwich Albion'/><category term='Mourinho'/><category term='Bobby Moore'/><category term='NBA'/><category term='Fanatik'/><category term='Zidane'/><category term='Sunderland'/><category term='Schalke 04'/><category term='İtalya'/><category term='Blackburn Rovers'/><category term='Liverpool'/><category term='Atletizm'/><category term='Cristiano Ronaldo'/><category term='Real Sociedad'/><category term='eurobasket 2011'/><category term='Stoke City'/><category term='medya'/><category term='Almeria'/><category term='el classico'/><category term='Türkiye'/><category term='İbrahimovic'/><category term='Tottenham Hotspur'/><category term='Alex Ferguson'/><category term='Alan Shearer'/><category term='John Terry'/><category term='Kayserispor'/><category term='Real Madrid'/><category term='Carlos Tevez'/><category term='Frank Lampard'/><category term='şişkolar'/><category term='Steven Gerard'/><category term='7 tespit'/><category term='Chelsea'/><category term='Diyarbakırspor'/><category term='Xabi Alonso'/><category term='boks'/><category term='Marca'/><category term='FM olayları'/><category term='Aston Villa'/><category term='Sevilla'/><category term='İngiltere'/><category term='Denizlispor'/><category term='Bill Shankly'/><category term='Barcelona'/><category term='Ankaragücü'/><category term='Dünya Kupası'/><category term='Tenis'/><category term='Valon Behrami'/><category term='Afrika'/><category term='Manchester United'/><category term='Mundo Deportivo'/><category term='Burnley'/><category term='Everton'/><category term='Fransa'/><category term='Arsenal'/><category term='Almanya'/><category term='eintracht frankfurt'/><category term='Simon Kuper'/><category term='Espanyol'/><category term='USA'/><category term='Francesco Totti'/><category term='as'/><category term='Wigan'/><category term='Milliyet'/><category term='Regal Barcelona'/><category term='Beşiktaş'/><category term='Arjantin'/><category term='Bursaspor'/><category term='Manchester city'/><category term='Portsmouth'/><category term='Gaziantepspor'/><category term='Alípio'/><category term='West Ham United'/><category term='Sivasspor'/><category term='Atletico Madrid'/><category term='sinema'/><category term='AC Milan'/><category term='Benim 11&apos;im'/><category term='Fernando Torres'/><category term='Ipswich Town'/><category term='İnter'/><category term='Gary Lineker'/><category term='Middlesborough'/><category term='yeşilçam'/><category term='Hull City'/><category term='teşbih-i beliğ'/><category term='bobiler'/><category term='Community Shiled'/><category term='basketbol'/><category term='Roy Keane'/><category term='Nicolas Anelka'/><category term='Concacaf'/><category term='Bolton Wanderers'/><category term='Eskişehirspor'/><category term='hugo sanchez'/><category term='Euroleague 2011-12'/><category term='Kaká'/><category term='İspanya'/><category term='Fulham'/><category term='Giant Killers'/><category term='Brian Clough'/><category term='euro 2012'/><title type='text'>Kanatbindirmeleri</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>402</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-9002720082433436495</id><published>2012-01-30T04:16:00.000-08:00</published><updated>2012-01-30T04:21:39.843-08:00</updated><title type='text'>Saracoğlu ismi o stada yakışmıyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-8aI8YSuuKmI/TyaKuYjvUSI/AAAAAAAAB0Y/12PlUUuGYb4/s1600/Resim%2B005.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-8aI8YSuuKmI/TyaKuYjvUSI/AAAAAAAAB0Y/12PlUUuGYb4/s320/Resim%2B005.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703398507582279970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Taksimspor, Lefter Küçükandonyadis'in ve Hrant Dink'in bir dönem formasını terlettiği kulüp olarak bilinir. Şimdilerde İstanbul’un nice semt kulübü gibi onlarda paranın liginden epey uzakta, kendi halinde… Lefter'in aramızdan ayrılmasının ardından, efsane futbolcuyla ilgili birkaç anı dinlemek umuduyla 72 yıllık Taksimspor'un kapısını çaldık. Kendisi de eski bir futbolcu olan hatta Sarıyer formasıyla 4 kez gol krallığı yaşayan şimdiki kulüp başkanı Garo Hamamcıoğlu da 'Lefter Abi'siyle ilgili unutamadığı ve hala özlemini duyduğu yaşanmışlıklarını keyifle anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önce gelin Taksimspor’u biraz daha yakından tanıyalım. Kulübün tarihçesinde ‘1940 yılında Galatasaray’dan ayrılan Ateş-Güneş, Nor Şişli ve Kale kulüplerinin birleşmesiyle kurulmuştur’ diye yazar. İftihar tablosunda ise Lefter’in yanı sıra Ulusal Takım forması giymiş isimler yer alıyor: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Corc Papazyan, Küçük Garbis, Arif Pırnal, Coşkun Özden, Yervant Balcı, Garbis İstanbulyan&lt;/span&gt; nam-ı diğer Tenekeci Garbis. 25 Mayıs 1953’te İsviçre ile deplasmanda oynanan ve 2-1 kazanılan özel bir maçta Türkiye’nin 2 golünü de Tenekeci Garbis kaydeder. Bugün Şişli Ermeni Mezarlığı’nda yatan İstanbulyan’ın mezar taşında vasiyeti üzerine ay-yıldızlı formalı resmi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda çeşitli yaş gruplarında 450’Ye yakın, basketbol, voleybol ve jimnastik gibi branşlarda katılırsa toplamda 650 lisanslı sporcusu bulunuyor. Taksimspor geçen sezon Süper Amatör’e terfi etmişti. Yeni hedef ise önümüzdeki sezon Bölgesel Amatör Lig’de (BAL) yer alabilmek. Kimbilir, belki de ardından da 3. Lig gelir. Başkan Hamamcıoğlu ‘&lt;span style="font-style:italic;"&gt;biz yetiştirici kulübüz&lt;/span&gt;’ diyor ve bunun altını ısrarla çiziyor: “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Mevcut takımın tamamını altyapıdan gelen futbolcular oluşturmakta. İşin maddi boyutu aşmak için olması gereken de bu. Soyunma odalarında kulüp tesisine, antrenman sahamıza kadar örnek kulüplerden biriyiz.&lt;/span&gt; ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamacıoğlu amatör liglerde yer alan takımlarda sürekliliğin gelişmediğinden bahsediyor: “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bir sene bakmışsın bir takım şampiyon olmuş sponsor desteği bulmuş sonraki yıllar o desteği kaybedince eriyip gitmiş. Bunun örnekleri çok. Biz alt yapıya yatırımımız yapıp kendi gücümüzle yükselme hedefindeyiz. Yakın vadedeki amacımız BAL'a çıkmak. O zaman ekonomik olarak da aşama kaydetmiş olacağız.&lt;/span&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı-kırmızılı kulübün bugün sahip olduğu tesisleri armağan eden Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e şükran borcu var. Zira, Feriköy Gediz Sokak’taki mezbelelik olan arsayı standart bir futbol tesisi haline getiren Sarıgül olmuş. Tesise ise Süleyman Seba’nın adı verilmiş. Beşiktaş’ın efsane başkanı Seba aynı zamanda Taksimspor’un da onursal başkanı olarak kabul ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;LEFTER’İN 39 NUMARA AYAKKABILARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Lefter Küçükandonyadis, askerliğini Diyarbakır’da yapar. Hem de 3 yıl! Taksimspor için oynadığı yıllar askerden öncesine rastlar. Dönüşte soluğu Fenerbahçe’de almıştır. Öyle transfer rekoru kırarak değil, cüzzi bir rakama… Garo Hamamcıoğlu’nun ‘hasta Fenerli’ oluşu da birçokları gibi Lefter’le başlamış. “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Lefter Abi ile özel bir yakınlığım vardı.&lt;/span&gt;” diye söze başlıyor Hamamcıoğlu. “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Babamda futbolcu benim... Lefter’in yakın dostu. Sabah 10’da Galatasaray formasıyla, öğlen 2’de de Taksim formasıyla oynarmış. 8-10 yaşlarındaydım. Biz Kınalıada’da, Lefter Abi Büyükada’da otururdu. Bize gelirdi. Ayakkabılarını, formasını büyük bir onurla taşır, arkadaşlarıma anlatırdım. Unutmuyorum; 39 numara giyerdi. Topa her iki ayağıyla mükemmel vururdu. Ada’da futbol sezonu başladığında Lefter abi arkadaşlarını getirir biz formayı kaybederdik.&lt;/span&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ADA SEVDASI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Lefter, dönemin en şöhretli futbolcusu olmasına rağmen mazbut bir yaşam sürmesiyle bilinir. “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Büyükada’da çok sevdiği bir kahve vardı, yazları orada otururdu. Araba kullanmayı çok severdi. Bir Chevrolet’si, bir de maun rengi bir teknesi vardı. Yunanistan’dan büyük teklifler gelmesine rağmen gitmemiştir. Ada’da otursun, denize girsin böyle bir hayatı severdi. Balıkçı arkadaşları filan… Bir de işkembe çorbasını çok severdi. En son 2011 yazında görüşmüştük. Atina’dan dönüşünde…&lt;/span&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;LEFTER STADYUMU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hamamcıoğlu, bundan önceki yönetimlerin efsane futbolcuya bu kadar sahip çıkmadığı söylüyor. Aziz Yıldırım, Atina’daki hastanden çok sevdiği Ada’sına özel uçakla getirmişti onu. Sarı-lacivertli camia Lefter Küçükandonyadis ismini stadyumuna verse ne güzel olurdu değil mi? Pek çok Fenerbahçe taraftarının dillendirdiği mevzuyu soruyorum: “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Çok doğru. Ben bu konuyu Nor Marmara Gazetesi’nde de (Ermenice yayınlanan bir günlük gazete) yazmıştım. Dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu Varlık Vergisi’ni çıkaran kişidir. Gayrimüslimleri yok eden yasayı yani. O yasayla ya aç kalın ya da gidin denmmiştir. Zorunlu bir sürgün politikasıydı o yasa. O isim Lefter’in takımın stadına yakışmıyor.&lt;/span&gt;”  Öyle ya, Saracoğlu’nun “Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız” diyerek ilan ettiği Varlık Vergisi İstanbul'da gayrımüslimlere ait binlerce taşınmaz mülkün el değiştirmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;NEDEN ERMENİ FUTBOLCU YOK?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Girişte, Taksimspor tarihine değinirken Ulusal Takım’a kadar yükselmiş Ermeni futbolcuların ismini sıralamıştık. Peki, bugünün futbolunda kaç Türkiyeli Ermeni futbolcu biliyorsunuz? 1980’lerin başında öğrenciyken Taksimspor forması giyen Hrant Dink, belki de sonuncusuydu. Profesyonel olarak ise Garo Hamamcıoğlu’dan sonra Ermeni cemaatine mensup futbolcu gelmemiş. Hamamcıoğlu, Sarıyer’in 9 yıl kaptanlığını yapmış, 2. Ligde 4 kez gol kralı olmuş. O da ‘beyaz martılar’ın efsane golcüsü. "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Gençlerimizi demek ki okumayı tercih ediyorlar. Aileler çocuklarını salon sporunu yönlendirip iyi zaman geçirmesini, iyi yetişmesini isteyebilirler. Orada da profesyonelliğie geçişte fikir değiştiriliyor.&lt;/span&gt;" Bir de, Ermeni cemaatinin yıllar geçtikçe küçüldüğünü söylüyor: "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;1915 olaylarında Ermeni cemaati 2 milyonu aşkındı şimdi 60 bin kişi!&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-AXf1fcBTTug/TyaLOsdXTFI/AAAAAAAAB0k/h7Id5mNcfxE/s1600/Resim%2B073.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-AXf1fcBTTug/TyaLOsdXTFI/AAAAAAAAB0k/h7Id5mNcfxE/s320/Resim%2B073.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703399062680063058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-9002720082433436495?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/9002720082433436495/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=9002720082433436495' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/9002720082433436495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/9002720082433436495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2012/01/saracoglu-ismi-o-stada-yaksmyor.html' title='Saracoğlu ismi o stada yakışmıyor'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-8aI8YSuuKmI/TyaKuYjvUSI/AAAAAAAAB0Y/12PlUUuGYb4/s72-c/Resim%2B005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-760478933644382456</id><published>2012-01-22T09:09:00.000-08:00</published><updated>2012-01-22T09:10:59.167-08:00</updated><title type='text'>58. madde: Saadet dolu futbolumuzda kara bir gölge</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-YUQbCKavkCM/TxxC8_kjhgI/AAAAAAAAB0M/I1VpPIQOIVs/s1600/05-01-mehmet-ali-ayd%25C4%25B1nlar-y%25C4%25B1ld%25C4%25B1r%25C4%25B1m-demir%25C3%25B6ren.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YUQbCKavkCM/TxxC8_kjhgI/AAAAAAAAB0M/I1VpPIQOIVs/s320/05-01-mehmet-ali-ayd%25C4%25B1nlar-y%25C4%25B1ld%25C4%25B1r%25C4%25B1m-demir%25C3%25B6ren.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700504843968546306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Futbol Federasyonu’nun kitapçığında 58.maddeyi okuyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 58: Müsabaka Sonucunu Etkileme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek veya buna teşebbüs etmek yasaktır. Bir futbolcuya veya kulübe teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Bu hükmü ihlal eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar müsabakalardan men veya hak mahrumiyeti cezasıyla; kulüpler ise küme düşürme cezasıyla cezalandırılır. İhlalin ağırlığına göre küme düşürme cezasına ek olarak puan indirme cezası da verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- İhlalde sorumluluğu bulunan kişi veya kulüplere ayrıca para cezası verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Anılan yasağın hakemler tarafından ihlali halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyorum da, ne yalan söyleyeyim o temmuz sabahında ülke futbolunda her şeyin değişeceğine inanmıştım. Öyle ya, bu şike meselesi Türk futbolunda bir milat olacaktı. Kabullenmişçesine alıştığımız o pespayelikler, hemen her sezon sonunda yaşanan sandalcı kavgaları, seveni futboldan soğutan yönetici demeçleri, velhasıl bunca zaman futbol sevdamızı kemiren ne varsa artık olmayacaktı. Zira temizlik başlamıştı bir kere. Devrim başlamıştı. Büyük babamızdan gelen genetik hastalık artık son bulacaktı. Bizden sonra gelecek nesiller, bizim futbola dair konuştuklarımızı konuşmayacaktı. İnanmıştık. Yeni beyaz bir sayfa açılacağına, yürekten inanmıştık. Futbolun tüm kirliliğine artık tamah etmeyecektik. Belki piyango ülke futbolunun en zenginine, en güçlüsüne vurmuştu ama neticede en çok ses getiren darbe en büyük etkiyi yaratandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan Goloğlu, Radikal gazetesindeki köşesinde pek güzel özetlemişti durumu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Herkesin katil olduğu bir kasabada yeni bir düzen kurma adına atılacak ilk adım, fırıncının çırağını içeriye almakla mı başlar; yoksa şerifin oğlunu mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl ülke futbolu bir yol ayrımındaydı. Ya kasabaya yeni bir düzen getirecektik ya da her şey eskisi gibi olacaktı. Ya yeni bir sayfa açacaktık ya da kızdığımız, tiksindiğimiz, lanet ettiğimiz her şeyin tam ortasında bulacaktık yeniden kendimizi. O koskoca futbol yalanının, o köhne tiyatronun ortasında, bıraktığımız yerden, hep birlikte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Ali Aydınlar’ın, “Vahim bir durum var!” cümlesi ile başladı her şey. Sıcak bir yaz günüydü. Demek ki Futbol Federasyonu da kararlıydı temizliğe… Eyvallahsız olacaklarının sinyalini vermişlerdi bile. Bundan sonra ne fırıncının çırağı, ne de şerifin oğlunun yaptıkları yanlarına kalacaktı. Neler görmemişti ki ülke futbolu, ama en azından bundan sonra olmayacaktı. Zira anlamıştık, futbolun da bir adabı vardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmıştık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra canlı yayınlar, sabahlara kadar süren tartışmalar, TFF Başkanının tutarsız açıklamaları, köşe yazıları, toplu yürüyüşler, yürüyüşler... Şikeye karıştığı iddia edilen bir takımın eski yöneticisinin, yeni Federasyon başkanının “Bir kanaate ulaşmak için elimizde belge yok!" cümlesiyle afallandık önce. “Ligler normal tarihinde başlayacak!” denildiğinde inanamadık. Ama Etik Kurulunun ek belge ve bilgilere ulaşamadığını, suçlanan kişilerin gizlilik şerhi nedeniyle savunmalarının alınamayacağını gerekçe gösterip, karar oluşturulamadığını belirtmesi gidişatı belli etti. Hiçbir takım küme düşürülmeyecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UEFA bize cezayı kesti ama biz önümüzdeki maçlara bakacaktık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyorum da çok safmışız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de çabuk inanmışız hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına! Nasıl da inanmışız o Temmuz gününün futbolun miladı olacağına! Baksana, para hesabı, yayıncı kuruluşu kurtarma adına play-off’u çıkardılar bile; hem de bir gecede kimselere danışmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden değiştirin kardeşim 58. maddeyi, hatta değiştirmekle kalmayın; “Güçlü ve zengin takım asla küme düşürülmez!” diye yeni bir hüküm de ekleyin ki tam olsun! Nasılsa evrensel hukuk, UEFA, Juventus örneği, futbolun şüphenin gölgesinde oynanmayacağı gerçeği vız gelir size! Nasılsa aklınız fikriniz parada! Nasılsa sizin için önemli olan Türk futbolunun marka değeri, Fenerbahçesiz lig olmayacağı saplantısı ve yayıncı kuruluşun saadeti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştirin saadet dolu futbolumuza kara bir gölge gibi düşen 58.maddeyi! Kökünden değiştirin ki esas oğlanlar ve figüranlardan oluşan o berbat film kaldığı yerden devam etsin! Değiştirin ki Sayın Cavcav ve en değerli müşterilerinin bu içler acısı durumuna üzülen “Ezikler Birliği”nin başkanları sevinsin! Değiştirin ki ülke futboluna dair umudumuz kökünden yok olsun; maç günleri statlar değil de yine kıraathaneler dolsun! Değiştirin ki stat hasılatları değil, dekoder satışları patlama yapsın! Değiştirin ki sürsün gitsin Pazar akşamlarının futbolsuz futbol programları, üç büyükler masalı, rekabetsizlik, adaletsizlik, her sezon sonunda yaşanan sandalcı kavgaları, gözümüzün içine baka baka söylediğiniz o koskocaman futbol yalanı! Değiştirin ki şikenin o kadar da önemsenecek bır durum olmadığını bizim futbolseverler iyice anlasın ve şike de yapanın yanına kalsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştirin ki gelecek nesillere de geçsin büyük babamızdan gelen genetik hastalık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasılsa bu da unutulur, devam edip gider hayat… Nasılsa ülke futbolunda aslolan yayıncı kuruluşun saadeti ve paradır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1187092158&amp;news_code=1327235372&amp;year=2012&amp;month=01&amp;day=22"&gt;Ziya Adnan - BirGün 22.01.2012&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-760478933644382456?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/760478933644382456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=760478933644382456' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/760478933644382456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/760478933644382456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2012/01/58-madde-saadet-dolu-futbolumuzda-kara.html' title='58. madde: Saadet dolu futbolumuzda kara bir gölge'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-YUQbCKavkCM/TxxC8_kjhgI/AAAAAAAAB0M/I1VpPIQOIVs/s72-c/05-01-mehmet-ali-ayd%25C4%25B1nlar-y%25C4%25B1ld%25C4%25B1r%25C4%25B1m-demir%25C3%25B6ren.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-8852999425373101077</id><published>2012-01-16T11:53:00.000-08:00</published><updated>2012-01-16T12:02:13.188-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beşiktaş'/><title type='text'>Beşiktaş'ın carval-HALİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-CMVu4RZ8HnQ/TxSBuTMBdTI/AAAAAAAAB0A/zRwkqdxwB7E/s1600/carvalhal.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 173px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-CMVu4RZ8HnQ/TxSBuTMBdTI/AAAAAAAAB0A/zRwkqdxwB7E/s320/carvalhal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698322060955186482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futboldan soğuduk belki ama Carlos Carvalhal'e fena halde ısındı içimiz. Hani düşünüyorum da İlhan Cavcav'ları, Sinan Engin'leri ve çöpe atılası diğer türdeşlerini; ne güzel demiş büyük şair: "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta&lt;/span&gt;" diye...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Soğuk ve rüzgarlı bir Dolmabahçe akşamı, beklentim galibiyet. Yalnızca birazcık güzel futbol izleyebilmek için stadyum-stadyum, ülke-ülke gezen o futbol dilencisinden hayli uzak bir ruh halindeyim. Benimkisi daha çok şu Bursaspor’u bir kez daha yenelim isteği. Zira, Galatasaray ile Fener farkı açıyor. İşkillenmekteyim. Gerçi, dört takımın da şimdiden belli olduğu play-off var değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlama vuruşundan itibaren Almeida ve Edu’daki futbol iştahı gözlerden kaçmamış olmalı. İkisi de oldukça hareketli ve ne yaptığını bilen görüntüdeydi. Beşiktaş’ın hücum üçlüsünün diğer ayağı olan Veli Kavlak ise Carvalhal’ın özel olarak ilgilendiği bir oyuncu. Simao'nun ve Quaresma’nın yokluğunda onu sahaya sürerken, söylediklerini harfiyen yerine getirmesini umuyor. Zaman zaman saha kenarından ne yapması gerektiğini söylüyor, nerede hata yaptığını gösteriyor. Oyuncusunu ikaz ediyor. Veli’nin kanımca en büyük eksiği; maçın ilerleyen dakikalarında oyundan düşmesi. Yoksa şimdiye kadar gol de attı, asist de yaptı, topunu da oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-o45HoTgT_Ms/TxSBhn5UOZI/AAAAAAAABz0/On2e_HW9J30/s1600/bjk.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-o45HoTgT_Ms/TxSBhn5UOZI/AAAAAAAABz0/On2e_HW9J30/s320/bjk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698321843175569810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor’un yeni transferi sağ bek Hakan Aslantaş’ın görev bölgesindeki topu kaptırdığı pozisyonun devamında Beşiktaş’ın ilk golü geldi. (dakika 7) Necip Uysal’ın o pozisyondaki gayreti, topu kaptıktan sonraki serinkanlı ortası en az Almeida’nın usta işi kafa vuruşu kadar değerliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursaspor’un beraberlik golünün gelişimi ise ilginç. Almeida yarı sahada kazanılan taç atışını kullanmak üzere gözleriyle arkadaşlarını aradığı sırada Carvalhal’in uyarısıyla topu sağ bek Ekrem’e attı. Yine Carvalhal’in isteğiyle Beşiktaş geriden oyun kurma hesabı yapıyordu. Ekrem, Toraman, Egemen derken o top İsmail Köybaşı’nın bölgesinde kaptırıldı ve Batalla Bursaspor’un beraberlik golünü kaydetti. O taç atışı geriye oynanmasaydı gol de gelmeyecekti yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-MvmGFVtAdwA/TxSBY1OveVI/AAAAAAAABzo/2HW2tpAfR2o/s1600/besiktas-3-1-bursaspor-maci-resimleri-408p20.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 265px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-MvmGFVtAdwA/TxSBY1OveVI/AAAAAAAABzo/2HW2tpAfR2o/s320/besiktas-3-1-bursaspor-maci-resimleri-408p20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698321692136274258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golün üzerinden çok geçmeden, Beşiktaş yeniden öne geçmeyi bildi. Saçsız kral Ernst’in 40 metrelik adrese teslim ortasında, günün çalışkan ismi Edu jeneriklik bir gol attı. İlk yarınının polemiğe meyyal pozisyonunda başrolde Rüştü vardı: Kucağında top, suçlu bir sırıtış ve top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi tartışmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı ilk yarıya göre daha düşük tempoda ve daha az pozisyonlu geçti. 2-1’i koruma kaygısı Carvalhal direktiflerinde vücut buldu. İşte bu tadı sevmiyorum. Şu güzel ortamı bozuyorsun Carvalhal. Kendi oyununu oynatsan takıma, gözün kolundaki saate gitmese sık sık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Beşiktaş orta sahasına değinmek gerekiyor. Ernst-Fernandes-Necip üçlüsü büyüktür Baroni-Emre-Topuz üçlüsünden. İlk golde Necip, ikinci golde Ernst asisti yaparken üçüncü golde ise Fernandes’in katkısı büyüktü. Belki asist kendisine yazılmadı ama top ayağına çok yakışıyor bu adamın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80. dakikada oyuna giren Mustafa Pektemek, 83. dakikada galibiyeti perçinleyen golü buldu. Sağ ayak içiyle vurduğu top, kaleciyi ters ayakta yakalamış vaziyette solundan tıngır mıngır yuvarlandı. Top tekniği işte. Böyle anlarda sergilersin, yoksa ‘durun size teknik göstereyim’ diyerek gösterebildiğin bir şey değildir. Pektemek ligde 7. golünü attı. Takımın en golcüsü ama yalnızca 1 maçta 90 dakika oynayabildi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçlar bir şekilde kazanılıyor. Sen mutlu, ben mutlu… Beşiktaş, Fenerbahçe ya da Galatasaray ise takımın, zaten 20 haftada en azından 10 galibiyet alabiliyorsun. Yanlış mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Demirkubuz şöyle bir tweet atmış maçtan sonra: “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Süleyman Seba’yı 58.maddenin değiştirilmesi için ortalıkta gezerken düşünün. Beşiktaş’ın nerelerden nereye geldiğini anlarsınız.&lt;/span&gt;” Koyu bir Milan taraftarı ünlü şahıs Berlusconi’ye rağmen sevmekten vazgeçemediği takımı için demiş ya hani “A&lt;span style="font-style:italic;"&gt;şık olduğunuz kadın fahişe olsa ondan vazgeçer miydiniz?&lt;/span&gt;” diye, bizimkisi de o misal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carvalhal demiştim. Portekizli geldiğinde, kulüp yönetimi ve tüm medya organları ‘emanetçi’ demişlerdi. Emaneti gözü gibi koruyup, çekip çevirip günü geldiğinde de gereğini yapmaktı işi. Günü geldiğinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün belki de sezon sonunda gelecek. Belki Beşiktaş’ı şampiyon yapacak ama ya İspanya Ligi’ne gidecek ya da Porto’nun başına geçecek. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Çünkü günü gelmiş olacak.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-8852999425373101077?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/8852999425373101077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=8852999425373101077' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8852999425373101077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8852999425373101077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2012/01/memleket-futbolunun-carvalhali.html' title='Beşiktaş&apos;ın carval-HALİ'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-CMVu4RZ8HnQ/TxSBuTMBdTI/AAAAAAAAB0A/zRwkqdxwB7E/s72-c/carvalhal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2120663636017488576</id><published>2011-12-15T06:07:00.000-08:00</published><updated>2011-12-15T06:12:40.310-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hugo sanchez'/><title type='text'>Diş hekimi Hugo Sanchez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-BTHQfwddBBo/Tun_jlXQgAI/AAAAAAAABzE/QXngToRVB84/s1600/footballlegends-hugo_205625.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-BTHQfwddBBo/Tun_jlXQgAI/AAAAAAAABzE/QXngToRVB84/s320/footballlegends-hugo_205625.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5686356991322128386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emilio Butragueno'lu yılların son demlerine yetişmiş olsam da Hugo Sanchez'i hiç izlemedim. Attığı inanılmaz rövaşata ve vole gollerini, o müthiş golleri süsleyen karakteristik taklalarını ise bilmeyen yoktur. Meksika Ulusal Takımı ve Real Madrid formalarıyla harikalar yaratan, bu sayede de futbol tarihinde haklı bir şöhret elde eden Hugo Sanchez Marquez ile Haliç Üniversitesi'nin düzenlediği bir etkinlikte görüşme şansı yakaladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksinin futbolcusu da hep okumuş oluyor. Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz futbolun devrimcisi Socrates gibi Hugo Sanchez de bir doktormuş meğer. Hem de bir diş doktoru. Daha önce, Hugo Sanchez'in bir diş macunu reklamında oynadığını görüp hiç anlam verememiştim. Henüz 19 yaşında Meksika forması giymeye başladığı yıllarda, ülkenin önemli üniversitelerinden UNAM'da diş hekimliği fakültesinde öğrenciymiş aynı zamanda. Panel sırasında herkesle birlikte bunu duyduktan sonra röportajımıza da bu konudan girmek isabet olacaktı. Unutmadan; Meksika'nın Nobel Ödüllü şair ve yazarı Octavio Paz da bu üniversiteden mezun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"YO SOY APOLİTİCO"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kendisinin aynı zamanda bir diş hekimi olduğunu duyduğumda şaşırdığımı söyledim. Keza, bu yönünü Türkiye'de pek bilen yoktur. Vardıysa da beri gelsin. Lafı uzatmadan konuyu Socrates'den açıyorum. O da bir doktordu, başka ortak noktaları var mıydı acaba? "Çok yakın arkadaşımdı" diye söze başlıyor Senyor Sanchez. "Dünya Kupaları'nda birlikte oynadık. Özellikle Mexico 86, Socrates'in ülkemde de çok çok sevildiği bir kupaydı. Katoliğiz ikimiz de. Birlikte uzun yıllar güzel anılar paylaştık. O ne yazık ki aramızdan erken ayrıldı. Ama ardında büyük bir miras bıraktı hepimize..." Ben de sizin şu an düşündüğünüzü düşünüp hemen soruyorum tabi. "Peki ya poltika?" O konuya girince ortaklık bozuluyor işte. "Ben apolitik biriyim (yo soy apolitico)" deyiveriyor. "İyiden, güzelden yana oldum hep. Ama hiçbir zaman politik biri olduğum söylenemez" diye ekliyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;"REAL, BARÇA VE DİĞERLERİ"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Zamanımızın kısıtlı olduğunun farkındayım. Bi zahmet yanındaki koltuğa oturmayı başarıp, onca kalabalık arasında sorularımı sıralıyorum. Panel bir yandan devam etmesine rağmen Hugo Sanchez sorularımıza içtenlikle cevap vermeye devam ediyor. Ne sıkılıyor, ne yüzü düşüyor. "Sizin Real Madrid forması giydiğiniz yıllarda da şüphesiz en güçlü rakibiniz Barcelona idi. Ama günümüzde bu iki takımın rekabeti diğerlerini fena halde dışlamış görünüyor. Ne diyeceksiniz?" Tercüman henüz sorumu kendisine iletmeden sorunun tamamını anlıyor. "Haklısın, İspanya'da futbol Real Madrid, Barcelona ve diğerleri şeklinde devam etmekte. Bu durumun yakın zamanda sona erebileceğini de söyleyemeyiz. Ara çok açıldı. Ne yazık ki özelillke Avrupa'daki pek çok ligde böylesi bir tablo var karşımızda. Sizin liginizde de..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-oxuoHHLLsDk/Tun_ykWL9yI/AAAAAAAABzQ/E03xkRseK1c/s1600/Hugo%252BSanchez%252BGolden%252BFoot%252BPreviews%252BqDnIz93t_Sml.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-oxuoHHLLsDk/Tun_ykWL9yI/AAAAAAAABzQ/E03xkRseK1c/s320/Hugo%252BSanchez%252BGolden%252BFoot%252BPreviews%252BqDnIz93t_Sml.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5686357248747239202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi, Hugo Sanchez bizim ligimiz hakkında neler biliyor acaba? "Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı biliyorum. Türkiye futbolu dendiğinde dünyanın her yerinde bu 3 takımı sayabilecek futbolseverler tanıyorum" Peki ya, Türk futbolculardan kimi sayabilirsiniz? "Real Madird'de oynayanları çok yakından tanıyorum. Dünya üçüncüsü olan Türkiye kadrosunda da pek çok önemli futbolcu vardı. Açıkçası şu an Türkiye Ligi'nin en iyi golcüsünün kim olduğunu dahi söyleyemem" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ORALARDA ŞİKE NORMALMİŞ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türk futbolundan söz açılmışken, büyük bir kriz yaşadığımızı, ülke futbolunun şike depremi yaşadığını aktarıyorum. Sormasak olmaz: Şikeye şahit olmuşluğu var mıdır? "Futbol ve para yanyana geldiğinde çok tehlikeli olabiliyor. Eğer bir Meksikalıya ya da herhangi bir Güney Amerikalıya bu soruyu sorarsanız size mutlaka anlatacak bir şeyleri bulunur" Eyvah, yaraya bastık sanırım diye aklımdan geçiyor. "Oralarda şike, şaibe ve futbola sızmış mayfatik ilişkiler herkesin bildiği ve artık kanıksadığı bir durumdur. Üstelik uyuşturucu ticareti de futbol üzerinden sağlanır. Bütün bunları devlet dahil herkes bilir ama yine de değişen bir şey yoktur.  Avrupa'da ise böylesi ilişkiler ortaya döküldüğünde krizlere neden olur" Bunu duyduğumda ise kendimi daha ileri bir toplumun bireyi olarak hissetmekten alıkoyamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;PELE Mİ, MARADONA MI?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Konuşmamız, imza almaya gelenler nedeniyle ara ara sekteye uğruyor. Ne yapıp edip son bir soru daha sormalıyım. Hugo Sanchez ile röportaj yapma şansınız olsa ve tek bir soru sorma hakkınız olsa hangi soruyu sorardınız? Tabii ki ben de üzerime düşeni yapıyorum. "Senyor Sanchez, son sorum: Pele mi, Maradona mı?" Efsane golcü hiç düşünmeden cevaplıyor: Pele. "Çünkü, 3 kez Dünya Kupası kazandı ve Maradona'dan daha çok gol attı. Ondan daha istikrarlıydı üstelik. Aynı dönemde oynasalardı keşke..." Sanchez'in golcülük sezgilerinin oldukça kuvvetli olduğunu söylerler. Demek hala sezgilerinden pek bir şey eksilmemiş ki cevabı karşısında hayal kırıklığı yaşadığımı sezip "Sence?" diye soruverdi... Ben tabii ki "Maradona" dedim. Gülümsedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-m21XyXqhZFY/TuoAA06aaUI/AAAAAAAABzc/KYZrQbp6lLI/s1600/15%2Bhugosanchez%2B15.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-m21XyXqhZFY/TuoAA06aaUI/AAAAAAAABzc/KYZrQbp6lLI/s320/15%2Bhugosanchez%2B15.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5686357493712316738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Meksikalı gol makinesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1958 Meksika doğumlu Hugo Sanchez Marquez, Real Madrid tarihinin en çok gol atan yabancı futbolcusudur. 1985-1992 yılları arasında 207 kez giydiği Real Madrid formasıyla 164 golü bulunuyor. Henüz 20 yaşındayken Meksika Ligi'nde Pumas formasıyla gol krallığı yaşadı. Avrupa kariyerine 1981 yılında Arsenal'in teklifini reddedip, İspanya'nın Atletico Madrid takımında başladı. Kısa sürede İspanya'nın en golcü futbolcuları arasına girdi. 1985 yılında ezeli rakip Real Madrid'e transfer olduğunda İspanya'da yer yerinden oynadı. 7 sezon boyunca Camacho, Butragueño, Gordillo, Schuster, Valdano ve Míchel gibi isimlerle aynı takımda oynayacaktı. Real Madrid kariyerinin ilk dört sezonunda 27'den fazla gol atmayı başardı. 1989-90 sezonunu ise 38 golle tamamlayarak, Zarra'nın rekoruna ortak oldu. Hugo Sanchez o sezon Avrupa gol kralı ünvanılya "Altın Ayakkabı" ödülüne layık görüldü. Onu efsaneleştiren istatistiklerinden biri de Avrupa kupalarında oynadığı 45 maçta 47 gol atmasıydı. Ulusal takım kariyerinde kupalar kaldıramasa da Meksika formasıyla 60 maçta attığı 29 golle hafızalarda yer edindi. 2006 Dünya Kupası'nda Meksika'nın teknik direktörü olarak sahaya çıkan Sanchez, son olarak La Liga'da Almeria'yı çalıştırmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1323943867&amp;year=2011&amp;month=12&amp;day=15&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2120663636017488576?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2120663636017488576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2120663636017488576' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2120663636017488576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2120663636017488576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/12/dis-hekimi-hugo-sanchez-emilio.html' title='Diş hekimi Hugo Sanchez'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-BTHQfwddBBo/Tun_jlXQgAI/AAAAAAAABzE/QXngToRVB84/s72-c/footballlegends-hugo_205625.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2535464102776518148</id><published>2011-11-29T05:21:00.001-08:00</published><updated>2011-11-29T05:22:38.722-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beşiktaş'/><title type='text'>Onun gibisi gelmedi: Kevin Thompson</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-K7vopoYapl4/TtTcfgalGAI/AAAAAAAABy4/rapud563Q9c/s1600/kevin%2Bthompson-bjk.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 208px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-K7vopoYapl4/TtTcfgalGAI/AAAAAAAABy4/rapud563Q9c/s320/kevin%2Bthompson-bjk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680407463856510978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar ne çabuk geçiyor. Kevin Thompson siyah-beyazlı formayı giymeye başladığında ben henüz lise çağında bile değildim. Aradan geçen zaman 14 seneyi bulmuş. Ancak, Beşiktaş belki de 14'ten fazla pivot denemesine rağmen bir Kevin Thompson daha bulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basketbol büyüklerimiz konu eskilerden açıldığında mutlaka 'spor sergi sarayında oynanan' maçlardan söz eder. Bizim kuşak spor sergiyi bilmez ama Ahmet Fetgeri'yi iyi bilir. 90'ların sonundaki Türkiye Basketbol Ligi'ni takip eden basketbolseverler, Beşiktaş'ın maçlarını oynadığı o tek tribünlü spor salonunu hatırlayacaklardır. Televizyonlardan yayınlanan maçlarda karşımızda duran, üzerinde iki ufak pencere ve duvara asılmış birkaç siyah-beyaz bayrakla süslü rengi solmuş bir duvar. Ekranın görünmeyen kısmından yükselen sesler eşliğinde tabi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o Ahmet Fetgeri günlerinin unutulmaz oyuncularından biri de Kevin Thompson'dı. O yıllarda, Türkiye Ligi'nde yabancı pivot dendiğinde akla ilk gelen isim Fenerbahçeli Dallas Comegys olurken, Kevin Thompson henüz ilk sezonunda (1997-98) 13.2 ortalamasıyla ribaund kralı olduğunda, Dallas Comegys de üç yıllık Fenerbahçe kariyerinin sonuna geliyordu. (Comegys o sezon 11.4 ribaund ortalaması yakalamıştı. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thompson tam 4 maçta 20'den fazla ribaund çekerek henüz ilk sezonunda ribaund krallığını elde etmekle kalmamış, maç başına yakaladığı 21.3 sayı ortalamasıyla da ligin en skorer 4. oyuncusu olmuştu. Sezon sonunda ise ligin en değerli oyuncusu seçiliyordu. Sayı kralı olamamadaki tek şanssızlığı, Fenerbahçe'nin efsanevi oyuncusu İbrahim Kutluay ve Daçka'nın müthiş Amerikalısı Michael Ansley ile aynı döneme denk gelmiş olmasıydı belki de, kimbilir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.08'lik pivot, 1998-99 sezonunda da 11.3 ortalamasıyla üst üste 2. kez ribaund krallığını kimselere kaptırmamıştı. Üstelik, Beşiktaş kariyeri boyunca 5 yüz ribaund ve bin sayı barajını geçtiğini yazıyor istatistikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thompson, NBA'e oyuncu verme konusunda haklı bir şöhreti olan okullardan Nort Caroline mezunu. Yeri gelmişken hemen belirtelim; North Caroline, başta Michael Jordan olmak üzere Vince Carter, Jerry Stackhouse, Rasheed Wallace, Rick Fox, Antawn Jamison, Raymond Felton ve geçen sezon Fenerbahçe Ülker forması giyen Sean May gibi isimlerin yetiştiği bir okuldur. 1993 draflarında Portland Trailblazers tarafında seçilmiş ancak Clyde Drexler'ın yıldızı olduğu Batı konferansı ekibinde önemli bir kariyer yapamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thompson'ın Beşiktaş forması giydiği iki sezonda bugün hala hatırda kalan birkaç ismi de hatırlatmazsak olmaz: Hüseyin Beşok'un abisi Faruk Beşok, bir Harun Erdanay veya Ufuk Sarıca kadar "sharp-shooter" olmasa da Turabi Genç, Kevin Thompson ile boyalı alanda iyi bir ikili oluşturan Litvanyalı Vircinius Praskevicius, Rüçhan Tamsöz, Levent Topsakal, halen Pınar Karşıyaka'da menajerlik görevini yürüten Nihat Mala, takımın genç pivotları Onur Aydın ve Nedim Yücel (geçen sezonu Mersin BŞB forması altında ribaund kralı olarak tamamlamıştır), Tamer Oyguç ve tabi ki 1.90'u geçmeyen boyuyla takımın en skorer ismi Andre Wooldridge.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kevin Thompson’lı ilk sezonunda play-off’a 5. sıradan giren Beşiktaş, ilk turda Pınar Karşıyaka’yı geçiyor ancak çeyrek finalde dönemin güçlü takımlarında TOFAŞ’a diş geçiremiyordu. Ahmet Kandemir yönetimindeki o takım, aynı sezon Koraç Kupası’nda çeyrek final görmüş, Belçika’nın Oostende takımına elenmekten kurtulamamıştı, hatırladınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki sezon yine play-off ilk turunda Karşıyaka ile eşleşilmiş, 1-0 önde başlanan seri 3-0 Beşiktaş üstünlüğüyle sona ermişti. Çeyrek finalde rakip yine TOFAŞ olmuştu. Üstelik Bursa temsilcisi bu kez bırakın ligi Avrupa’nın en güçlü kadrolarından birine sahipti. Avrupa’da MVP seçilmiş David Rivers, Rashard Griffith, Slaven Rimac, Steven Rogers, Asım Pars, Şemsettin Baş, kaptan Murat Konuk, Mehmet Okur, Serkan Erdoğan, Cüneyt Erden ve Alper Yılmaz’lı Jasmin Repesa yönetimindeki o kadroyu bugün bile bir çırpıda sayabiliyoruz. 1-1 başlayan çeyrek final serisini TOFAŞ 3-2 kazanırken epey zorlanmıştı ama finalde Efes Pilsen’i devirip şampiyonluğunu ilan etmişti. Thompson ise sezon başında 1 yıl daha uzatılan sözleşmesinin sonuna geliyordu. Hatırladığım kadarıyla Beşiktaş basketbol şubesi yönetimsizlik konusunda o yıllarda da pek bir başarılıydı! Nedenini tam olarak bilemiyorum ama Thompson ile yollarımız burada ayrılıyordu. Aradan kaç sezon geçmiş, benim aklıma Beşiktaş forması giymiş Thompson kadar iyi başka bir pivot gelmiyor. Sizin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Not:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;TBL’de play-off sistemi o yıllarda öyle oynanıyordu. Normal sezonun ilk 4 sırada bitiren takımlar play-off’a çeyrek finalden başlarken, 5-12 arası takımlar ilk tur mücadelesi veriyordu. Ayrıca, takımlar normal sezonda birbirleriyle oynadığı maçlarda aldıkları sonuçlara göre seriye 1-0 önde başlama hakkı kazanıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Not2:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Foto Milliyet arşivlerinden. 14.12.1998 tarihli gazetenin spor sayfasında Beşiktaş’ın dönemin güçlü takımı Ülker’i devirmesi manşet yapılmış. Fotoğrafta, Kevin Thompson ile Ülker’in oyun kurucusu Michael Anderson top kapma mücadelesinde.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2535464102776518148?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2535464102776518148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2535464102776518148' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2535464102776518148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2535464102776518148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/11/onun-gibisi-gelmedi-kevin-thompson.html' title='Onun gibisi gelmedi: Kevin Thompson'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-K7vopoYapl4/TtTcfgalGAI/AAAAAAAABy4/rapud563Q9c/s72-c/kevin%2Bthompson-bjk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-1797081893529682281</id><published>2011-11-09T04:50:00.000-08:00</published><updated>2011-11-09T04:55:36.710-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boks'/><title type='text'>Smokin' Joe aramızdan ayrıldı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-fdt2YcysOWU/Trp36dS72EI/AAAAAAAAByU/NYO8QSBpkag/s1600/09%2Bfrazier%2B15.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 304px; height: 304px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-fdt2YcysOWU/Trp36dS72EI/AAAAAAAAByU/NYO8QSBpkag/s320/09%2Bfrazier%2B15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672978526806726722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Spor tarihinin efsanevi boksörlerinden Joe Frazier hayatını kaybetti. Frazier ile Muhammed Ali arasında oynanan maçlar 70'li yıllarda Türkiye'de de büyük ilgi görüyordu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boks dünyasının efsanevi ağır siklet şampiyonlarından Joe Frazier, dün gece hayata gözlerini yumdu. 67 yaşındaki Frazier'a geçtiğimiz aylarda akciğer kanseri teşhisi konulmuş ve Philadelphia'da bir hastaneye kaldırılmıştı. Muhammed Ali'yi yenen ilk kişi olarak adını tarihe yazdıran Frazer, 70'li yıllarda Türkiye'de de büyük ilgi gören ağır siklet boks finallerinin unutulmaz boksörüydü. Özellikle Muhammed Ali efsanesiyle yaşadığı ezeli rekabet nesiller boyu unutulmamıştır. Frazer, Ali ve George Foreman arasında geçen maçlar, Türkiye'nin siyah-beyaz televizyon yıllarında pek çok kişiyi sabaha karşı kıraathanelerde toplamayı başarmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-hsfmEALz-7U/Trp4ICWobVI/AAAAAAAABys/e_Ai2TNV9xc/s1600/09%2Bdergi%2B15.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 242px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hsfmEALz-7U/Trp4ICWobVI/AAAAAAAABys/e_Ai2TNV9xc/s320/09%2Bdergi%2B15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672978760092642642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;FRAZİER, ALİ VE FOREMAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Frazier, ağır sıklet şampiyonu unvanını 1970'te dönemin önemli boksörlerinden Jimmy Ellis'i 5. raundda yenerek elde etmiş ve bu unvanı 4 kez korumayı başarmıştı. Bunlardan biri de, New York'taki Madison Square Garden'da 1971'de oynanan ve "yüzyılın maçı" olarak hatırlanan karşılaşmada Muhammed Ali'ye karşıydı. Muhammed Ali, ilk yenilgisini bu maçta yaşamıştır. 'Smokin Joe' olarak da anılan Frazier, 2 yıl sonra ise George Foreman'a nakavt olarak ünvanını kaybetmişti.&lt;br /&gt;1975 yılında Filipinlerin başkenti Manila'a oynanan, "thrilla in Manilla" olarak adlandırılan ve dünya ağır sıklet boks tarihinin gelmiş geçmiş en önemli maçı kabul edilen ünvan karşılaşmasında Muhammed Ali'ye yenilmiştir. Ali karşısındaki ilk yenilgisini ise 1974 yılındaki 12 raundluk maçta almıştı. 1976 yılında Foreman'a 2. kez yenildikten sonra ise boksu bıraktığını açıklamış ancak 1981 yılında ringlere tek maçlığına geri dönmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;EZELİ REKABET&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Spor tarihinin en büyük rekabetlerinden biri Joe Frazier ile Muhammed Ali arasında yaşanmıştı. Ağır sıklet boksun tüm dünyada ve Türkiye'de oldukça popüler olduğu yıllarda, ikilinin gerek ringdeki rekabeti gerekse yıllarca süren ve gazete manşetlerin süsleyen polemikleri tarihe geçmiştir. Muhammed Ali'nin Vietnam Savaşı için askere gitmeyi reddetmesi Türkiye'de Ali'ye karşı duyulan sempetiyi zirveye taşırken, Frazier hep 'kötü adam' olarak bilinmiştir. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BirGün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-8b61YU5htxM/Trp3_Pxqc0I/AAAAAAAAByg/gClo-3zouc0/s1600/09%2Bboks%2B15.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 313px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-8b61YU5htxM/Trp3_Pxqc0I/AAAAAAAAByg/gClo-3zouc0/s320/09%2Bboks%2B15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672978609076859714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Joe Frazier, 1965-1976 arasında sürdürdüğü profesyonel kariyerinde 37 maçı çıktı. 32 galibiyetinin 27'sini nakavt ile kazandı. Sadece 4 kez yenidi ve 1 maçı berabere ilan edildi. Mağlubiyetlerden 2'sini ezeli rakibi Muhammed Ali karşısında yaşamıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-1797081893529682281?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/1797081893529682281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=1797081893529682281' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1797081893529682281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1797081893529682281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/11/smokin-joe-aramzdan-ayrld.html' title='Smokin&apos; Joe aramızdan ayrıldı'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-fdt2YcysOWU/Trp36dS72EI/AAAAAAAAByU/NYO8QSBpkag/s72-c/09%2Bfrazier%2B15.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-216124819344253532</id><published>2011-11-06T17:35:00.001-08:00</published><updated>2011-11-06T18:38:01.658-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Git kendini çok sevdirmeden</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-iXS_qMhdh28/Trc2Buv7RrI/AAAAAAAAByI/DdMkBtGqy3I/s1600/deron-williams.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 170px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-iXS_qMhdh28/Trc2Buv7RrI/AAAAAAAAByI/DdMkBtGqy3I/s320/deron-williams.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5672061659053246130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;O kadar da çekilmez olmazdı mağlubiyetler, her maça gidişte aklın onda kalmasaydı eğer…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Git kendini çok sevdirmeden. Deron Williams için söylenebilecek daha güzel bir söz gelmiyor aklıma, şu sıralar. Yani şu basketbolun tadına vardıktan sonra, Deron Williams gidince ne olacak duygusu çörekleniyor içime. Seyredenler büyülenip çıkıyor salonlardan. “Can Akın’la iyi bir ikili olduk” diyebilecek kadar mütevazi, takımın 16 yaşındaki oyuncusu Kartal Özırmak ile yakından ilgilenecek kadar olgun. Hani bakıyorsun ne bir yıldız kaprisi, ne de bir afra tafra göremiyorsun. Utah Jazz’da Jerry Sloan’ı yiyen adam bu değil sanki(!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece iyi niyetli olduğu anlaşılıyor. Genç yaşta evlenmiş, çocukları olmuş. ‘Düzgün’ adam. Ne bir skandala adı karışmış, ne çete lideri, ne de uyuşturucularla işi olur… Sadece basketbol var hayatında. O yüzden ‘Avrupa basketboluna uyum sağlama’ diye uyduruk bir süreç yaşamadı. Utah’dan New Jersey’e geçtiği günün akşamı maça çıkıp geceyi 18 asistle tamamlayabilmiş bir oyuncudan bahsediyoruz. NBA’deki ‘career high’ larına değinmeye gerek yok burada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünkü  Fenerbahçe Ülker maçında Sinan Erdem’i dolduran 12 bin kişiye sunduğu ziyafet uzun yıllar unutulmayacaktır. Rakip ‘ezeli’ olunca, kulüp yönetimi ‘butik salon’ yerine orayı tercih etmiş. Rakip ‘ezeli’ olunca, en az 10 bin kişi biletini alıp maça gelir. Hatırlıyorum da, D-Will’in Beşiktaş formasıyla ilk resmi maçı Akatlar’da 300 kişi önünde oynanmıştı; oradaydım. EuroCup ön eleme maçında Ergin Ataman’ın takımı Belçika’nın Dexia Mons takımını 8 sayı farkla yenip, evine yollamıştı. Maç sonrası Ataman’ın rakibi küçümseyen ifadelerini dinlemiştik: “…onlar da Amerikalılardan kurulu bir takım. İkinci maçta daha farklı kazanacağımızı düşünüyorum.” Sonuç olarak siyah-beyazlı kulüp, bir hafta sonra Belçika’da tarihindeki 2. Valerenga faciasını yaşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde her şey süt liman. EuroCup kazası unutuldu, TBL’de 4’te 4 ile sezon başlangıcı yapıldı. Okyanusun öte tarafında ise oyuncular sendikası ile NBA yönetimi arasındaki restleşme devam etmekte. Yalnız, oyuncular kazanımlarından dirhem dirhem taviz vermeyi de sürdürüyor. Gidişat daha fazla kar peşinde koşan patronların lehine. Teslim bayrağı çekilmek üzere. Bu da demek oluyor ki; Deron Williams’a ve Semih Erden’e yakın zamanda yol gözükebilir. Sonra? Sonrası bildik hikaye. Sezon ortasında ‘free agent’ oyuncu arayışına girilecek ve elbette bu 2 ismin yeri dolmayacak. Plansız ve önüne hedef koymadan hareket etmenin, ‘şova kaçma’nın bedeli ağır olacak. Ataman belki de bu sezon play-off dahi göremeyecek. Doğru ya; ‘o riski alıyorum ben’ demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de sezon başında adeta kan kusturulan 3 oyuncunun ahı tutmuş olacak. Emektar oyunculara 3 kuruş parayı çok görüp, ‘yıldırma politikası’nı reva görenler, olanlar unutulacak sanıyor herhalde. O süreçte gıkını çıkarmayan, Amerikalarda Kobe Bryant pazarlığı yapan Ataman, hiçbir şey hatırlanmayacak sanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bunlar tatsız mevzular. Biz, Deron Williams’a geri dönelim. Düzgün adam demiştik ya, hakikaten de öyle. Deprem Van'ı yıktığında, olan biteni görüp çok üzülüyor mesela. ABD’deki arkadaşlarına ve tüm dünyadaki hayranlarına oradaki insanlar için dua etmelerini söylüyor. Ben iyiyim diyor, orası bizden bir hayli uzakta...  Güzel günler de Beşiktaşlılar için uzakta. Bir rüyaydı, gördük, bitti. Şehre bir film gelmiş, bir çok güzel asist izlemişiz sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Git kendini çok sevdirmeden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-216124819344253532?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/216124819344253532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=216124819344253532' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/216124819344253532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/216124819344253532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/11/git-kendini-cok-sevdirmeden.html' title='Git kendini çok sevdirmeden'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-iXS_qMhdh28/Trc2Buv7RrI/AAAAAAAAByI/DdMkBtGqy3I/s72-c/deron-williams.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4950719393946748765</id><published>2011-11-05T11:43:00.000-07:00</published><updated>2011-11-05T16:38:20.832-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Blackburn Rovers'/><title type='text'>İstenmeyen adam: Steve Kean</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-UYPRdLbEl1U/TrXIBiZdZmI/AAAAAAAABwM/6aiX-hm-ywY/s1600/article-1320508962842-0EAD3A3B00000578-822109_636x335.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 169px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UYPRdLbEl1U/TrXIBiZdZmI/AAAAAAAABwM/6aiX-hm-ywY/s320/article-1320508962842-0EAD3A3B00000578-822109_636x335.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671659234482021986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Ktu-awBGWlM/TrXIR_VQPVI/AAAAAAAABwk/0lBXY3MNLd8/s1600/5.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 243px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ktu-awBGWlM/TrXIR_VQPVI/AAAAAAAABwk/0lBXY3MNLd8/s320/5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671659517126917458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-6dIqozwBCB4/TrXIJiHjXoI/AAAAAAAABwY/YV1-giI_nq4/s1600/Blackburn-Rovers-ban-Kean-Out-banners-before-Chelsea-clash-at-Ewood-Park-109140.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 215px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-6dIqozwBCB4/TrXIJiHjXoI/AAAAAAAABwY/YV1-giI_nq4/s320/Blackburn-Rovers-ban-Kean-Out-banners-before-Chelsea-clash-at-Ewood-Park-109140.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671659371845869186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blackburn Rovers menajeri Steve Kean'in deyim yerindeyse kellesi isteniyor bir süredir. Geçtiğimiz ay boyunca Ewood Park'ta oynanan bütün maçlarda taraftarlar 'Kean Out!' yazılı dövüzler ve pankartlarla bu taleplerini dile getirdiler. Benim gördüğüm en yaratıcı pankart ise %1 ve %99 temalı olup, Wall Street'teki sokak protestolarına selam çakanıydı. &lt;br /&gt;Rovers'ın Hindistanlı sahipleri ve protestoya katılmayan azınlıktaki Rovers taraftarları % 1'i temsil ediyor. % 99'un ise bundan böyle Riverside'da protesto yapması yasaklandı. Bugün oynanan ve Chelsea'nin tek golle kazandığı maçta herhangi bir pankart açan, Steve Kean'i protesto ettiği görülen taraftar stadyumdan çıkarılıp, bir daha maça alınmamakla tehdit edildi. Onlarda motorlu bir planörün kuyruğuna sloganlarını (Kean Out!) yazarak karşılaşmanın ilk yarısı boyunca Ewood Park semalarında uçurdular. Hatta, karşılaşmanın canlı yayını sırasında kameralar 2 kez bu yaratıcı protestoyu görüntülemekten çekinmedi. Rovers taraftarlarının uçan balonlar hazırladığı ve maç sırasında stadın dışından uçurmayı planladığı ancak buna izin verilmediği de gelen haberler arasında. Şimdi herkes Blackburn Rovers taraftarlarıyla Steve Kean'in arasının belki de geri dönüşü olmayacak şekilde bozuk olduğunu öğrenmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-pFFQ3niNl7M/TrXIWZaMRwI/AAAAAAAABww/c36vIhiz0Rw/s1600/article-2056636-0E7FF69A00000578-295_468x319.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-pFFQ3niNl7M/TrXIWZaMRwI/AAAAAAAABww/c36vIhiz0Rw/s320/article-2056636-0E7FF69A00000578-295_468x319.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671659592846427906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başa dönelim...&lt;br /&gt;Rovers'a Kenny Dalglish'in şampiyon yaptığı dönemden sonra en iyi günleri yaşatan Mark Hughes'un Manchester City projesinin başına getirilmesiyle takımın yeni hocası Paul Ince olmuştu. Hatta o zamanlar bu bloga "&lt;a href="http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2008/08/paul-ince-nereye-kouyor.html"&gt;Paul Ince nereye koşuyor&lt;/a&gt;" başlıklı bir post bile atmışım. Hemen dipnotu düşelim: Paul Ince, Premier League'in ilk siyahi İngiliz menajeri olmuştu. Ancak, Premier League tarihinin en kısa ömürlü görevlerinden biri olmuştu bu. Ince'ın ardından görev Sam Allerdyce'a verilmişti. Bolton Wanderers'a tarihinin en iyi günlerini yaşatan, oradan Newcastle sıçrayan, adı transferlerde komsiyon alma olaylarına karışan ve o bildik 'aileme zaman ayırmak istiyorum' göt ayağını çekerek uzun süre menajerlik yapmak istemediğin açıklayan Allerdyce... Yine de Big Sam iyi hocadır. Enteresan antrenman metodları olduğu söylenir durur. Ve bilmiyorum sizin de dikkatinizi çekmiş midir; ne zaman bir takımın menajerlik koltuğu boşalacak olsa Ada basını ilk iş Allerdyce'ı yazardı. 2010 Dünya Kupası'ndaki hayal kırıklığının ardından Capello'nun yerine bile yazmışlardı Big Sam'i... Rovers'tan kovulduğunda ise Hindistanlı patronların bu kararı çok tartışılmıştı. Tıpkı, 22 Kasım 2010 tarihinde açıkladıkları takımın başına yardımcı antrenör Steve Kean'i getirme kararında olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-qdfSe_Exb9k/TrXIfihHpvI/AAAAAAAABw8/LjKuLHpT1Go/s1600/taxi2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-qdfSe_Exb9k/TrXIfihHpvI/AAAAAAAABw8/LjKuLHpT1Go/s320/taxi2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671659749910226674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-xq05CGAjW_o/TrXIn9qwJHI/AAAAAAAABxI/uqN4dzO3IOE/s1600/Kean-Out-500x322.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 206px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-xq05CGAjW_o/TrXIn9qwJHI/AAAAAAAABxI/uqN4dzO3IOE/s320/Kean-Out-500x322.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671659894637339762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steve Kean, bildiğiniz gibi ilk A takım macerasını Blackburn Rovers'ın başında yaşıyor. Tarz olarak da Ersun Yanal ve Ralf Ragnick gibi laptopuyla, istatistiklerle, yazıyla çiziyle oldukça haşır neşir bir teknik direktör. Aralarındaki bir diğer benzerlik de futbol kariyerlerinin hemen hemen hiç olmaması. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bu konuyla ilgili sevgili dostum Orhan Uluca'nın BirGün'deki &lt;a href="http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1281963879&amp;news_code=1316437378&amp;year=2011&amp;month=09&amp;day=19"&gt;şu yazısını okumanızı öneririm&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt; Konu 1- "Futbolculuk geçmişi (parlak) olmayan hocaların rağbet görmesi" ise Steve Kean de bu kümenin elemanlarından bir tanesidir. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-295yJhrJaGs/TrWNRd2iOxI/AAAAAAAABwA/J0j1iJR01-A/s1600/_51821588_kean.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 282px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-295yJhrJaGs/TrWNRd2iOxI/AAAAAAAABwA/J0j1iJR01-A/s320/_51821588_kean.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671594636953664274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Futbolculuk kariyerine Celtic'de başlayan İskoç futbol adamı takımda tutunamayışını şu sözlerle açıklıyor: "Celtic'te profesyonelliğe geçtiğim ilk yıl kulübün 54 profesyonel futbolcusu daha vardı. A Takıma giremiyordum ve oynayabileceğim bir takım bulmam gerektiğini biliyordum." Kean kendi potansiyelinin farkındaydı ve Celtic'in başka kulüplere kiraladığı (Swansea City) genç oyunculardan biri de kendisi olmuştu. Kean'e göre futbolculuk kariyeri beklediğinden de erken bitecektir. Genç yaşta kaval kemiği iki yerden kırılmış ve  bir daha toparlanamamıştır. Ama bir şekilde futbolun içerisinde kalmayı önüne hedef koyar. Çünkü, futboldan başka bir şeyden anlamadığını düşünmektedir. Portekiz'in Academica takımında 3 yılını geçirir. İlerleyen yıllarda Portekiz'deki bağlantılarını devreye sokacaktır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Kaynak: http://www.guardian.co.uk/football/2011/sep/23/steve-kean-blackburn-rovers?CMP=twt_gu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Futbolun içerisinde kendisine bulabildiği ilk iş 9 ve 10 yaş altı miniklere futbolu öğretmek olur. İlerleyen yıllarda da Ada futbolunun bilindik alt yapı hocalarından biri olacaktır zaten. &lt;br /&gt;Reading'in unutulmaz Manchester United'lı Steve Coppell yönetiminde Premier Lig'e yükseldiği dönem, genç takımın antrenörlerinden biri de Steve Kean'dir. Jean Tigana'nın Fulham macerasında ise Batı Londra'nın sempatik kulübünün alt yapısının başındaki isim olmuştur. O dönem, Tigana'nın talimatıyla en az 3 haftada bir Fransa'ya maç izlemeye gittiğini anlatıyor bir röportajında. Tigana gidip yerine Chris Coleman geldiğinde ise bu kez menajerin sağ kolu konumunda bulmuş kendini. Coleman Real Sociedad'a gittiğinde Steve Kean'i de götürmüş yanında, Coventry City ile Ada'ya döndüğünde yine yola Kean ile devam etmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda özetlediğim Kean'in meslek hayatındaki yükseliş, Blackburn Rovers menajeri olmasıyla zirve yaptı. Kean, "Kendinizi sürekli geliştirmelisiniz" diyor. "Bir önceki yıl tamamlayamadığım ancak yeni yeni yoluna koyduğum pek çok şey var. Kendi kendinizi eleştirmelisiniz. Her akşam yazarım. 12-13 yıldır günlük tutuyorum. Gün içinde olan biten tüm ayrıntıları yazıya aktarırım. Çok fazla TV izlemem, yalnızca futbol için açarım."  Bu sözlerden sonra Kean için bir karakter tahlili de siz yapın. Mesela, Ziya Doğan'ın günlük tuttuğunu düşünebiliyor musunuz? :))) Yani demem o ki; Kean asla kötü bir teknik adam değil. Çalışkan ve işini düzgün yapan, yapmaya çalışan, çabalayan birisi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında Phil Jones'un Manchester Unied'a satılması olayı taraftlarca pek hoş karşılanmamıştı. Kulübün geleceği olarak kabul edilen savunma oyuncunun 3 yıllık daha kontratı bulunmasına rağmen sözleşmesindeki serbest kalır tutarı olan 16.5 milyon pound ödenince oyuncuyu elde tutamamışlardı. Steve Kean bugün takıma hatta ilk11'e Mauro Formica, Steven N'zonzi, Rubén Rochina, Junior Hoilett ve Jason Lowe gibi genç yetenekleri monte etmiş durumda. Zaten en sevdiği ve en iyi bildiği iş genç oyuncuları yetiştirmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gör ki; Şubat ayından bu yana Blackburn Rovers'ın başına çıktığı 25 EPL maçında yalnızca 3 galibiyet alabildi. Premier League'in 5. haftasında bu sezonki ilk gave tek galibiyetini Arsenal karşısında almıştı. 2 kere geriye düştüğü karşılaşmadan 4-3 lük galibiyetle ayrılmıştı. Şu ana kadar League Cup'ta da iyi gidiyor aslına bakılırsa. Son olarak, Newcastle United'ı uzatmalarda 4-3 ile geçmişti. 2-0 önde götürdüğü maçın duraklamalarında kalesinde 2 gol gömesine rağmen pes etmeyen bir Rovers vardı sahada. EPL'nin 10. haftasında 3-3 biten Norwich City deplasmanındaki maçta galibiyeti 90. dakikada yenilen golle kaçırmışlardı. EPL'nin 3. haftasında sahasında Everton'a yine bir 90. dakika penaltı golüyle mağlup olmuştu. Rovers ise bu maçta iki penaltıdan yararlanamamıştı. &lt;br /&gt;Son oynanan Chelsea maçında ise 2 kez yüzde yüz golü kaçırdılar ve 1 topları direkten döndü. Steve Kean, Arsenal galibiyetinin gecesinde günlüğüne yalnızca "rahatlama" kelimesini yazdığını aktarıyor. Kimbilir, Chelsea maçı da kazanılsaydı eğer bu kez "derin bir oh çektim" yazardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kean şimdilik istifa etmeyi düşünmüyor ve sorular karşısında Alex Ferguson'un geçmişini örnek oalrak veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Ogjk3LxlnZE/TrXIuGTPXjI/AAAAAAAABxU/aVKZwzc6R_U/s1600/Blackburn-Rovers-manager-Steve-Kean_2650159.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ogjk3LxlnZE/TrXIuGTPXjI/AAAAAAAABxU/aVKZwzc6R_U/s320/Blackburn-Rovers-manager-Steve-Kean_2650159.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671660000033857074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4950719393946748765?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4950719393946748765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4950719393946748765' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4950719393946748765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4950719393946748765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/11/istenmeyen-adam-steve-kean.html' title='İstenmeyen adam: Steve Kean'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UYPRdLbEl1U/TrXIBiZdZmI/AAAAAAAABwM/6aiX-hm-ywY/s72-c/article-1320508962842-0EAD3A3B00000578-822109_636x335.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-7715063256688487563</id><published>2011-10-27T15:51:00.000-07:00</published><updated>2011-10-31T11:51:45.686-07:00</updated><title type='text'>MEKTEPLİLER, MÜNEVVERLER, MERAKLILAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-CWTWF6WTsDQ/Tq7tix8PBFI/AAAAAAAABtw/7qNf7OjTALs/s1600/111004122146.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-CWTWF6WTsDQ/Tq7tix8PBFI/AAAAAAAABtw/7qNf7OjTALs/s320/111004122146.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5669730162683348050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Trabzon'da Futbolun Toplumsal Tarihi: MEKTEPLİLER, MÜNEVVERLER, MERAKLILAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Sevecen Tunç - İletişim Yayınlar - 2011&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon kentinde, spor olgusunun toplumsal yaşama ince ince işlenişini, ardından halkın ve yönetici zümrenin spor algısının futbola doğru ne şekilde kaydığının benzersiz bir anlatısı okuduğunuz/okuyacağınız bu kitap. Trabzonspor’un 1967’de kurulduğunu bilmeyen yok da, bir spor kulübünün futbolda kısa süre içerisinde İstanbul’un saltanatını yıkıp üst üste nasıl şampiyonluklar elde ettiğini merak edenler bir hayli çok olmalı. Bir şehrin, hem de hinterlandı ile birlikte cumhuriyet öncesi ve sonrası, iki ‘Dünya Savaşı’ arası, meşin yuvarlakla olan münasebeti, zahmetli ve titiz bir arşiv taramasıyla özel bir anlatıya dönüşmüş. Futbol okur-yazarına müjde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ‘Mazisiyle mağrur; ihmal edilmişlik hissiyatı ile malul’ bir kent olarak Trabzon’da futbolun serüveni 1. Dünya Savaşı arifesinde başlar; 2. Dünya Savaşı’na değin, yerel seçkinler önderliğinde ve modern cumhuriyet ideallerinin güçlü etkisi altında devam eder. Ağırlıklı olarak öğretmen ve tüccarlardan oluşan kentin bir grup ileri geleni, ilk spor kulüplerini kurulmasına ön ayak olur. ‘Mektepli’ gençlerden ‘ayağına mahir’ olanlar da okuldan sonra üniformalarını çıkarıp, formalarını sırtına geçirerek okul ve kulüp takımlarında top koşturmaya başlar. Toplumsal ve sınıfsal kökenleri itibariyle seçkinci bir bilince sahip olan kentin ilk futbol önderleri oyunun kültürel hakimiyetini de ellerinde bulundurur. Ancak bu vaziyet 2. Dünya Savaşı sonrası sarsılır. Tabanın yavaş yavaş okuldan mahalleye kayması ile kitleselleşme başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kent seçkinlerinin hamisi bulunduğu, eli kalem tutan, mürekkep yalamış kişilerce eylenen ve adına futbol denilen bu güzel oyun, gelecekte (bugün) tüm Trabzon’u sarıp sarmalayacak, gündelik yaşamı belirleyecek, yeri gelecek milyonları sokağa dökecektir. 2. ‘Dünya Şavaşı’ sonrası, şehrin bir “&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;stadyom&lt;/span&gt;”a ihtiyaç duyduğunu şu cümlelerle anlatan bir yerel gazeteci bugün yaşasaydı neler hissederdi kim bilir: “&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Türk sporculuğunda önemli bir yer dolduran Trabzon’un bugüne kadar iptidai ve sağlıksız bir sahada derece ve netice alması halkımızın spora karşı gösterdiği sevgi ve ilgiden ve gençliğimizin liyakat ve kabiliyetinden kaynaklanmaktadır… Böylesi bir spor merkezinde stadyom işi bu kadar gecikmeli mi idi?&lt;/span&gt;” &lt;br /&gt;Kitapta, kentin kaderinden bağımsızlaştırılmış bir futbol anlatısının olmasının beklenemeyeceği vurgulanmış. ‘Liman ve demiryolu gibi stadyum meselesi de kent nezdinde ihmal edilmişliğin güçlü bir göstergesi’ olarak tespit ediliyor. Şevket Çulha, dönemin gazetelerinden “Yeniyol”daki “şehir stadyumu” başlıklı ve 21 Mayıs 1948 tarihli yazısında, merkezin Trabzon şehrini yine ihmal ettiğinden yukarıdaki alıntıda olduğu gibi yakınmış. Yoksa, maçlar meşhur Kavak Meydanı’nda oynanmakta ve sosyal hayatın bir parçası olarak kabul edilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Zy7quWNZs0M/Tq7toJJ0_uI/AAAAAAAABt8/bx7GoaeyEPo/s1600/resim19ih.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 212px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Zy7quWNZs0M/Tq7toJJ0_uI/AAAAAAAABt8/bx7GoaeyEPo/s320/resim19ih.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5669730254813724386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet öncesi Trabzon’unda kurulan İdmanocağı, İdmangücü ve İdmangrubu gibi kulüpler vasıtasıyla kentte adeta futbol ibtilası yaşanıyor. İstanbul’da dans, Ankara’da ud neyse; Trabzon’da futbol o. Araya savaşlar, işgaller de girse meşin yuvarlağın Trabzon serüveni devam ediyor. İlk başlarda ‘beden terbiyesi’ olarak görülen futbolun, “seçkinlik”, “centilmenlik”, ve “efendilik” gibi çağrışımları ilerleyen yıllarda ‘gücünü kendisine atfedilen terbiyeci değerlerden değil; popüler bir eğlence olarak geniş halk yığınlarında’ almaya başlıyor. &lt;br /&gt;Harici temasların (yani deplasman maçlarının) oynanmaya başlamasıyla, İstanbul ve İzmir gibi futbolda ileri şehirlerin takımları karşısında alınan mağlubiyetler, kent eşrafının harekete geçiriyor. Harici rakiplerin “Nefes üstünlüğü” (yani kondisyon) görüldükçe, kentin modern futbola ilk geçiş sancıları kendisini ortaya koyuyor. Çare tabi ki birleşmektedir. 1943 yılında Trabzon futbolunu temsil edecek bir “Trabzon karması”nın oluşturulması gündeme geliyor ve dönemin gazetelerinden Yeniyol bir anket bile düzenliyor. Ancak bilindiği üzere, bu birleşme 1967’de bordo ile mavi arasında gerçekleşecek ve harici temaslarda artık nefes üstünlüğünden pek söz edilemeyecekti. Spor basını da boş değil elbette.  Gazeteleri, futbolun Trabzon genci için çok uygun bir spor olduğunu vurgulayan yazarların köşe yazıları süslüyor. “yaradılıştan hareketli”  denilen Trabzon gençleri için “Karadeniz’in heybetli hırçınlığından örnek almış üstün birer enerji numunesi” yakıştırması, belki de Trabzon’daki spor basınının modern öncesi dönemine ışık tutmak adına önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Not:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Trabzon lisesi takımı 1943’te Ankara 19 Mayıs Stadı’nda Baba Hakkı'lı Beşiktaş ile oynamış ve 4-0 yenilmiş.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-7715063256688487563?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/7715063256688487563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=7715063256688487563' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7715063256688487563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7715063256688487563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/mektepliler-munevverler-meraklilar.html' title='MEKTEPLİLER, MÜNEVVERLER, MERAKLILAR'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-CWTWF6WTsDQ/Tq7tix8PBFI/AAAAAAAABtw/7qNf7OjTALs/s72-c/111004122146.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3104639609570121379</id><published>2011-10-14T04:56:00.000-07:00</published><updated>2011-10-14T05:02:21.680-07:00</updated><title type='text'>Tribün yazıları: İzmir'in görünmeyen yüzüdür Bucaspor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-udNb_DMh8kQ/Tpgj8NAEPnI/AAAAAAAABtY/qLAZzmoed5c/s1600/buca.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 153px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-udNb_DMh8kQ/Tpgj8NAEPnI/AAAAAAAABtY/qLAZzmoed5c/s320/buca.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663316048607460978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç tanım cümlesiyle toparlamak gerekecek. Bu son derece zor bir iş. Bir sektör, endüstri, markalar, renkler, taraflar ve bizim duruşumuz!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bucaspor İzmir ilinin futbol derinliğidir, felsefesidir, olması gerekenidir. Rakipleri tarafından işgal edilmek istenilen bir yerde olmuştur; yükseldikçe renkleri armasında anlam bulmuştur. O arma ki her düşündüğümde ülkemizdeki kulüplerin bir çok güzelliğinin yansımasından farklı yarı stilize edilmiş üzüm salkımı ve yaprağı ile tarımının, üzüm işçilerinin, şarap üreticilerinin emeklerini çağrıştırmıştır her daim Buca halkına. Bu yüzdendir halkın Bucaspor takımına kendisini yakın hissetmesinin sebebi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bucaspor tribünlerindeki duruş ise ülke tribünlerinde çok ayrı bir yere sahiptir. Sözde bir şehre aitken uygulamalarında o şehrin sadece sömürmek istediği sıradan bir değerdir. Kendi derbi müsabakalarında ev sahipliği yapamaması için rakiplerince önüne setler çekilen, lige çıktığında yarım sezon kendi evinde müsabakalarını oynayamayan, Süper Lig şampiyonuna karşı mücadele edecekken tribünü anlaşılmaz sebeplerle kapatılan, şike soruşturmasında küme düşürülmesi için bir takım tezgahların düzenlendiği iddia edilen bir ayrımla yüzleşmektir dünyaya Buca'dan bakmak. İzmir’in kendine has özelliklerinde yeşermiş ama İzmir dışında bir kültürü her daim tarihinde ve bugününde barındırmış bir gerçeklik. Kendini gördükçe, kendisinin derinliğini anladıkça sözde İzmir’li ırkçı ve ayrımcı anlayışın karşısında asla yıkılmayacak bir sarı ve de laciverti taşımaktır doğasında. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tarihin derinliklerindeki hikayelerle değil de yaşanan efsanelerle canlanır genç kuşağın aklında. Bir besteye sığmaz, bir şarkıya dokunamaz emek verenlerin gelecekte varolacak zaferlerini beyinlere tek tek işlemesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bucaspor taraftarı sürekli geleceğe bakar, geleceğini sorgular. Anıların derinliğinde eşsiz bir mücadeledir Akın’ın Edremit filelerine bıraktığı gol. Mehmet Badtal’ın Erciyes filelerine, Taner Taşçı’nın Diyarbakır DİSKİ filelerine bıraktığı meşin yuvarlağın süslediği şampiyonlukları, yarınlarında Salih’lerin, Taylan’ların ellerine emanet edeceği isimleri şimdiden geleceğinde yaşar Bucaspor taraftarı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ulZybll_xr4/TpgkuUkxgHI/AAAAAAAABtk/_b8zQEKtY0A/s1600/14%2Bbuca%2B15.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 57px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ulZybll_xr4/TpgkuUkxgHI/AAAAAAAABtk/_b8zQEKtY0A/s320/14%2Bbuca%2B15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663316909633929330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt yapısından gelen zenginliklerine sarılmaktır Bucaspor taraftarı olmak, yeni yetenekleriyle menajerlerin ağlarından sıyrılarak profesyonel olan her futbolcunun tribünlerini selamlamak hayali kadar, her taraftarın bir gencini daha tribünlere çağırmak için beklediği bir ruhtur Bucaspor tribünlerinin benzersizliği. Eşi benzeri olmayan, rakiplerinin arenasında oynamamak için her türlü oyuna başvurarak, Bucaspor taraftarı ile takımın uyumunun arasına girmeye çalışanlarla uğraşmaktır; her bestenin tribünlerdeki tezahürü. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;On altı yaşındaki gençlere Kadıköy'de galibiyet yaşatacak kadar büyük hayallere sahip olmaktır. Endüstrinin ve defalarca pazarlanan sermayelere peşkeş çekilmiş kulüplerin ülkemizde menajerler ile yıkmak istediği tek markadır Bucaspor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İstanbul dışında var olarak her yaş gurubunda milli takımına en az bir oyuncusu ile temsil edebilmiş tek örneğidir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İzmir futbolu ve Ege’nin zenginliği, rekabeti İstanbul dayatmalarının karşısında varolabilecek tek ekoldür. Semtinin bozulmamış bir çok tarihi mimari zengiliği içerisinden çıkan bestelerle sokaklarını ve caddelerini arşınlayan gençlerin umut dolu adımlarıdır Evka’ya tırmanan. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bucaspor tribünlerinde onca eksiğini görerek geleceğin umudunu yitirmemek, hangi ligde olursa olsun rakiplerine karşı asla boynunu bükmeden kendi imkanlarıyla mütevazi zenginliğini yaşamış tarihin ardından yokluklar ve durudurulmak istenilen önlenemez yükselişinin ardından hemşehri camialara onlarca yıl fark atarak dimdik ayakta duruştur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sohbetlerinin, kendi ocağında pişen yemeklerinin, aşklarının, kültürünün, kavgalarının, nefretinin, Buca’da birleşebildiği bir tek çatı vardır o da Buca Arena’dadır, tarihi de Bucaspor sevgisidir, tarafı da Bucaspor taraftarlığıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Işığın yansıttığı sarı ve de lacivert ilginizi çekerse üzüm salkımını ve yaprağını göremezsiniz. Bu yüzdendir İzmir’in hoyrat ve zengin gençlerinin sahip olamadığı tüm başarı ve de hayallerinin tek tek Bucaspor armasını giyen futbolcuların sırtındaki ter damlalarıyla gerçekleşirken tribünlerindeki gollere sevinen on binlerin sevinçlerinin ve de hüzünlerinin benzersizliği! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bucaspor sevgisi hiç bir şey ile tarif edilemeyen tek olgudur futbol dünyasında bizler için. Bu yüzdendir tek doksan dakika içerisine sığdırılamayan tüm sevinç ve hüzünlerin üzerindeki karşılıksız sevgin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bucaspor İstasyon Grubu'ndan Hakan Özoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Sizde her cuma yayınlanan "Tribun Yazıları" köşesinde yer almasını istediğiniz yazılarınız spor@birgun.net adresine yollayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3104639609570121379?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3104639609570121379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3104639609570121379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3104639609570121379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3104639609570121379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/tribun-yazlar-izmirin-gorunmeyen.html' title='Tribün yazıları: İzmir&apos;in görünmeyen yüzüdür Bucaspor'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-udNb_DMh8kQ/Tpgj8NAEPnI/AAAAAAAABtY/qLAZzmoed5c/s72-c/buca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2910166596176187401</id><published>2011-10-11T14:33:00.000-07:00</published><updated>2011-10-11T15:44:25.965-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague 2011-12'/><title type='text'>Euroleague D Grubu: Asseco Prokom</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-mCBCqt_pUFw/TpTF3nkR8WI/AAAAAAAABtM/Dq9D7sFs3Cg/s1600/piotr-szczotka-asseco-prokom-30463.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 236px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-mCBCqt_pUFw/TpTF3nkR8WI/AAAAAAAABtM/Dq9D7sFs3Cg/s320/piotr-szczotka-asseco-prokom-30463.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662368190816186722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Asseco Procom Gdynia, Euroleague'in "A lisans" a sahip 13 takımından biri. Litvanyalı koç Tomas Pacesas'ın çalştırdığı Polonya devi, yerel ligde son 8 yıldır şampiyonluğu kimseye bırakmadı. Polonya Ligi'nin hafif, Baltık Ligi'nin ağır geldiği sarı-lacivertli kulübün Euroleague'deki performansı ise bugüne kadar Top 16'nın ötesine geçemedi. Geçen sezon ilk tur grubun 2-8'lik bir performansla A Grubu sonuncusu olsalar da bir Caja Laboral deplasmanı galibiyeti görmüşlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polonya ekibi tüm yaz boyunca transferde sessiz kaldı. Transfer işini rakiplerine oranla aha geç halleden Prokom, 7 yeni oyuncuyu kadrosuna kattı. En dikkat çekici hamlesi ise kuşkusuz Devin Brown ve Alonzo Gee. San Antonio Spurs'ün 2005'teki şampiyonluğunda katkısı olan 32 yaşındaki şutör guard Brown, 9 yıllık NBA karyeri bitmiş ve yoluna Avrupa'da devam etmek durumunda kalan bir oyuncu görünümünde. 24 yaşındaki forvet Alonzo Gee ise lockout bitene kadar takımda kalacak.&lt;br /&gt;NCAA'den alınan bir başka guard Leroy Nobles performansı merakla beklenen bir isim. Asseco Prokom'un bu sezon ABD'lilerden oluşan kadrosunda geçen sezonu İsrail'de geçiren point guard Oliver Lafayette ile bu kadar Amerikalıya ek olarak bir başka point guard Jerell Blassingame kadro derinliği sağlıyor. Blassingame, geçen sezonu Polonya Ligi'nde tamamlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pivot pozisyonunda Ratko Varda'yı Union Olimpija'ya kaptıran kulüp, Litvanyalı Donatas Motiejunas ile o bölgeyi takviye etti. 1990 doğumlu 2.13'lük pivot 2011 draftında Minnesota Timberwolves tarafından 20. sırada seçilmişti. Polonyalı pivotlar Adam Lapeta ile Adam Hrycaniuk hali hazırda bulunuyor. Rus forvet Fedor Dimitriev transferiyle kadroyu tamamlayan Prokom da takımda ayrılan Daniel Ewing'in eksikliği pek hissedilecek gibi görünmüyor. Alternatifleri bol ama kalitesi pek fazla olmayan kadrosuyla Asseco Prokom, geçen sezonki 2-8'lik performansı bulmakta bile zorlanabilir. Hatta tek galibiyet bile alamazlarsa şaşırmam. Gruptaki diğer takımların standartlarında görünmüyorlar ve açıkçası pek tanımadığımız ABDlilerle mücadele edecekler. Yerli oyuncu kalitesi de ortada olan Prokom için Euroleague'deki 24 takım arasında KK Zagreb ve Belgacom Spirou ile birlikte zayıf 3 takımdan biri diyebiliriz. Ama dansçı kızları güzeldir. Eurbosket 2011 öncesi İzmir'de düzenlenen WorldCup'10 organzisyonuna gelen Asseco Prokom dansçı kızlarına lafımız yok. Takım kötü kızlar iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2011-2012 Kadrosu:&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Jerel Blassingame (PG), Oliver Lafayette (PG), Devin Brown (SG), Michael Kuebler (SG), Slawomir Sikora (SG), Alonzo Gee (SG), Przemyslaw Zamojski(SG), Lukasz Seweryn (SF), Piotr Szczotka (SF),Fedor Dimitriev (SF-PF), Przemyslaw Frasunkiewicz (PF), Adam Hrycaniuk (C), Adam Lapeta (C), Donatas Motiejunas (C)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk 5&lt;br /&gt;Oliver Lafayette&lt;br /&gt;Devin Brown&lt;br /&gt;Alonzo Gee (Piotr Szczotka)&lt;br /&gt;Przemyslaw Frasunkiewicz&lt;br /&gt;Adam Lapeta&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Head Coach: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Tomas Pacasas&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gelenler: &lt;/span&gt; &lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jerel Blassingame (PG)&lt;/span&gt; from Energa Czarni Slupsk &lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Leroy Nobles (PG-SG)&lt;/span&gt; from Indiana University&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Alonzo Gee (SG-SF)&lt;/span&gt; from Cleveland Cavaliers&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Devin Brown (SG)&lt;/span&gt; from Chicago Bulls &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Donatas Motiejunas (C)&lt;/span&gt; from Benetton Treviso &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Fedor Dmitriev (SF)&lt;/span&gt; from Khimki Moskov&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Olivier Lafayette (PG)&lt;/span&gt; from NCAA - Fortwayne&lt;br /&gt;Gidenler: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ratko Varda (C)&lt;/span&gt; to Union Olimpija &lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Daniel Ewing (SG)&lt;/span&gt; to ??&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Courtney Eldridge (PG)&lt;/span&gt; to ??&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Iwo Kitzinger (PG)&lt;/span&gt; to Rosa Radom (Polonya Ligi)&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Filip Videnov(SG) &lt;/span&gt;to ??&lt;br /&gt;--  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Krzystof Szubarga (PG)&lt;/span&gt; to ??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2910166596176187401?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2910166596176187401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2910166596176187401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2910166596176187401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2910166596176187401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu-asseco-prokom.html' title='Euroleague D Grubu: Asseco Prokom'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-mCBCqt_pUFw/TpTF3nkR8WI/AAAAAAAABtM/Dq9D7sFs3Cg/s72-c/piotr-szczotka-asseco-prokom-30463.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-8880898455419476765</id><published>2011-10-09T13:39:00.000-07:00</published><updated>2011-10-10T06:33:18.977-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague 2011-12'/><title type='text'>Euroleague D Grubu: Union Olimpija</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-SdPvuotk25U/TpLyUqmbe3I/AAAAAAAABsk/bjjc3wH4Mv8/s1600/arena.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-SdPvuotk25U/TpLyUqmbe3I/AAAAAAAABsk/bjjc3wH4Mv8/s320/arena.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661854118404914034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Slovenya'nın dev basketbol kulübü Union Olimpija, yeni sezona Saso Filipovski yönetiminde giriyor. Kulübü çok iyi tanıyan Sloven koç 5 yıllık bir aranın ardından yuvaya dönmüş durumda. Filipovski'nin dönüşü her şeyden önce yeni bir heyecan anlamına geliyor. Geçen sezon TOP 16'ya kalmayı başaran Union Olimpija'nın bu sezonki hedefi TOP 16 grubundan çıkabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NCAA'i çok iyi bilen bir koç olan Filipovski, North Caroline mezunu Danny Green'i takıma kazandırdı. Euroleague TV röportajında bu oyuncudan atletik özellikleri ve etkili savunmasıyla önemli katkılar alacağını söylüyor. Green, NBA-Development League'den sıkılmış olmalı ki Avrupa'da oynamayı tercih etti. 24 yaşındaki 2-3 numara, geçen sezon San Antonio Spurs ile birkaç maça çıkmıştı. Aynı okuldan mezun 23 yaşındaki forvet Deon Thompson da Filipovski'nin tercihlerinden biri oldu. NBA'de oynayamayacak düzeyde ama Union Olimpija seviyesi için ideal, genç, atletik, savunması iyi, zaman zaman skorerleşen iki oyuncu tipi Filipovski ile gelen değişimin bir görünümü. İlk profesyonel kontartını geçen yıl Yunanistan Ligi'nde Kalliteas ile geçiren Thompson daha üst düzey bir takımda daha iyi bir kontratla yeni bir sayfa açtı. BCM Gravelines ile Fransa Ligi'nde 2 yıl geçiren 25 yaşındaki oyun kurucu Ben Woodside'ı da bu iki ismin yanına yazabiliriz. Woodside, Fransız takımının ilk 5 oyuncusuydu. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-vYz6fFtEO00/TpLzq_AH2WI/AAAAAAAABs8/gvMWLBhW8wY/s1600/Union_olimpija%2Blogo.png"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-vYz6fFtEO00/TpLzq_AH2WI/AAAAAAAABs8/gvMWLBhW8wY/s320/Union_olimpija%2Blogo.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661855601350138210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Takımdan ayrılan guardlar Vlado Ilievski ve Samo Udrih'in yeri, Woodside ve özellikle Aleksandar Chapin ile doldurulacak. Tecrübeli Sloven oyun kurucu Chapin, Zalgiris ile kontratı henüz bitmemişken transfer edildi. Union Olimpija'da gelişimlerini merakla izleyeceğimiz iki genç şutör guard bulunuyor: Jaka Blaziz ve Sasu Salin. Slovenya ligi takımlarından KD Slovan'ın yetiştirdiği Blazic kadronun yeni isimlerinden. Salin ise Eurobasket 2011'de gönülleri fetheden Finlandiya takımının bir parçasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürcistan'ın genç yeteneği 2.16'lık pivot Giargi Shermandini, kiralık sözleşmesi sona erdiğinden Panathinaikos'a geri döndü. Onun yerinde bu sezon Ratko Varda'yı izleyeceğiz. Beşiktaş formasıyla da hatırladığımız 2.13'lük tecrübeli pivot son iki sezon Asseco Prokom forması giymişti. Daha farklı bir pivot olan İsrailli Robert Rothbart da kadro derinliği sağlıyor. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-8gUWy51tC54/TpL0Cbw-wyI/AAAAAAAABtE/NJ0IfsuzjSc/s1600/varda.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-8gUWy51tC54/TpL0Cbw-wyI/AAAAAAAABtE/NJ0IfsuzjSc/s320/varda.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661856004208247586" /&gt;&lt;/a&gt;Ratko Varda&lt;br /&gt;Takımın geçen yıldan kalan en önemli oyuncusu kuşkusuz Damir Markota. Hırvatistanlı forvet özellikle taraftarın en sevdiği oyuncualrın başında geliyor. Takımın tek handikapı Kenny Gregor gibi bir skoreri kaybetmek oldu diyebiliriz. Ama bu handikapı da Filipovski'nin aşmakta zorlanmayacağını tahmin etmek zor değil. Tecrübe abidesi takım kaptanı Goran Jagodnik'i de unutmamak gerekir. Bostjan Nachbar tarafından Slovenya'nın Reggie Miller'ı olarak gösterilen Saso Ozbolt da Hırvatistan Ligi'ne gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Union Olimpija'nın grupta ilk 4 sırayı alacak takımlardan biri olması kuvvetle muhtemel. Özellikle iç saha maçlarında ciddi performans ortaya koyan Slovenya devi, önceki yıllarda olduğu gibi geçen sezon da Avrupa'nın dev kulüplerini devirmeyi başarmıştı. &lt;br /&gt;13 bin seyirci kapasieli Stozice Arena'da oynadıkları sezonun ilk maçında Efes Pilsen'i, 3. haftada ise sezon sonunda şampiyonluk yaşayacak Panathinaikos'u yenmişlerdi. Müthiş seyircisi önünde geçen sezon ilk tur grubunda maç kaybetmeyen Union Olimpija TOP 16'da Barcelona'ya 1 sayı farkla zor yenilmişti.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-0O0ID1H1sXI/TpLylZJD_JI/AAAAAAAABss/icN4BqSqRzs/s1600/Union%2BOlimpija%2521.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-0O0ID1H1sXI/TpLylZJD_JI/AAAAAAAABss/icN4BqSqRzs/s320/Union%2BOlimpija%2521.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661854405776112786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2011-2012 Kadrosu:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Alexandar Chapin (PG), Ben Woodside (PG), Jaka Blazic (SG), Sasu Salin (SG), Dino Muric (SF), Danny Green (SG-SF), Goran Jagodnik (SF), Davis Bertans (SF), Damir Markota (PF), Deon Thompson (PF), Robert Rothbart (C), Ratko Varda (C)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk 5:&lt;br /&gt;Alexandar Chapin&lt;br /&gt;Jaka Blazic&lt;br /&gt;Danny Green&lt;br /&gt;Damir Markota&lt;br /&gt;Ratko Varda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Head Coach: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Saso Filipovski&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gelenler:&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Robert Rothbart (C)&lt;/span&gt; from Maccabi Haifa &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ben Woodside (PG)&lt;/span&gt; from BCM Gravelines -- 1 yıllık &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ratko Varda (C) &lt;/span&gt;from Asseco Prokom – 1 yıllık &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Aleksandar Capin (PG&lt;/span&gt;) from Zalgiris Kaunas -- 1 yıllık &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Danny Green (SG-SF)&lt;/span&gt; from San Anton&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jaka Blazic (SG)&lt;/span&gt; from Geoplin -- 3 yıllık &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Deon Thompson (PF&lt;/span&gt;) from Kalliteas -- 2 yıllık &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Damir Markota (PF)&lt;/span&gt; ile 1 yıl uzattı &lt;br /&gt;-- Head coach: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Saso Filipovski&lt;/span&gt; from Lottomatica Roma -- 3 yıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gidenler:&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vlado Ilievski (PG)&lt;/span&gt; to Efes Pilsen – 1 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Giorgi Shermadini (C)&lt;/span&gt; to  Panathinaikos - kiralık bitti   &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kenny Gregory (SG-SF)&lt;/span&gt; to ??  &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Samo Udrih (SG)&lt;/span&gt; to ??    &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Aloysius Anagonye (PF)&lt;/span&gt; to ??   &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vladimir Boisa (PF)&lt;/span&gt; to ??    &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jaka Klobučar (SG)&lt;/span&gt; to KK Krka Novo Mesto&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sašo Ožbolt (PG-SG)&lt;/span&gt; to KK Zagreb &lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jan Špan (PG)&lt;/span&gt;to KK Maribor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-8880898455419476765?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/8880898455419476765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=8880898455419476765' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8880898455419476765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8880898455419476765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu-union-olimpija.html' title='Euroleague D Grubu: Union Olimpija'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-SdPvuotk25U/TpLyUqmbe3I/AAAAAAAABsk/bjjc3wH4Mv8/s72-c/arena.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2535051760006171594</id><published>2011-10-09T05:44:00.000-07:00</published><updated>2011-10-09T13:38:05.494-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague 2011-12'/><title type='text'>Euroleague D Grubu: Unics Kazan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Ge1X_so5u5o/TpGj_xtT0WI/AAAAAAAABr8/tH9H3_rPOUA/s1600/Unics-kazan.gif"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 290px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Ge1X_so5u5o/TpGj_xtT0WI/AAAAAAAABr8/tH9H3_rPOUA/s320/Unics-kazan.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661486522651890018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;D Grubu'nda Galatasaray ile birlikte ilk Euroleague deneyimini yaşayacak olan diğer kulüp Unics Kazan. Rusya temsilcisi, geçtiğimiz sezon finalde Cajasol Sevilla'yı yenip EuroCup zaferi yaşamış ve Euroleague'e doğrudan katılım hakkı sağlayan C lisansının sahibi olmuştu. Tataristan kulübü &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;UNI&lt;/span&gt;(versity), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;C&lt;/span&gt;(ulture), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;S&lt;/span&gt;(port)Kazan, EuroCup zaferinin iki başrol oyuncusu Marko Popovic (Bir dönem Efes Pilsen forması da giymişti.) ve Maciej Lampe'yi kadrosunda tutamadı. 2 numaralı kupada MVP olan Hırvat oyun kurucu Popovic, eski takımı Zalgiris Kaunas'a transfer oldu. Unics, Popovic'in boşluğunu Marcus Williams ile doldurmayı planlıyor. NBA'deki çaylak sezonunda New Jersey Nets formasıyla 79 normal sezon, 12 de play-off maçına çıkmışlığı olan Williams'ın CV'si fena değil. Geçtiğimiz sezonu da Rusya Ligi'nde Enisey formasıyla tamamladığını hatırlatalım.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-QfmVZdQfIo4/TpGleMiwiRI/AAAAAAAABsc/suh3BQauVdk/s1600/Nathan-Jawai-on-the-NBA-radar-5881901.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-QfmVZdQfIo4/TpGleMiwiRI/AAAAAAAABsc/suh3BQauVdk/s320/Nathan-Jawai-on-the-NBA-radar-5881901.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661488144763095314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;EuroCup'ın son ribaund kralı olan Polonyalı pivot Maciej Lampe ise Caja Laboral ile 2 yıllık kontrat yaptı. Ancak, hemen belirtelim Lampe ağır bir sakatlık yaşadı ve en az 5 ay basketboldan uzak kalacak. Lampe'nin boşluğu ise Partizan'dan alınan Avustralyalı pivot Nathan Jawai ile doldurulmaya çalışılacak. Jawai ile birlikte tecrübeli Rus pivot Aleksey Savrasenko da önümüzdeki sezon Unics forması giyecek. Savrasenko Eurobasket 2007 zaferinde Rusya'nın önemli isimlerinden biriydi. Boşnak-Sloven pivot Hasan Rizvic takımdan ayrılan bir başka isim. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-VG4gYRAvnGw/TpGkKKS0loI/AAAAAAAABsM/vDVosf0pY5g/s1600/greer.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-VG4gYRAvnGw/TpGkKKS0loI/AAAAAAAABsM/vDVosf0pY5g/s320/greer.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661486701050369666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rusya basketbolunun sembol isimlerinden biri olan Evgeniy Pashutin'in Unics Kazan'ının yeni transferleri arasında tanıdık isimler bulunuyor. Geçen sezona Fenerbahçe Ülker formasıyla başlayıp, ocak ayında AJ Milano'ya geçen ABD'li guard Lynn Greer bunlardan biri. Tecrübeli guard Fenerbahçe Ülker'de pek başarılı bir performans gösterememişti. Spartak Saint Petersburgh formasıyla 2011 Rusya Kupası'nı kaldıran Bosna Hersek'in ABD'li devşirme skoreri Henry Domercant, tecrübe eksiğini giderecek bir başka tanıdık transfer. Domercant Türkiye'de Pınar Karşıyaka ve Efes Pilsen forması giymişti. 2009-2010 sezonunda Galatasaray forması giyen ABD'li uzun forvet Mike Wilkinson ve Pyotr Gurbanov Rusya Ligi'nin vasat üstü oyuncuları olarak kadroya katılan diğer isimler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya'da CSKA'yı en çok zorlayan takım olan Unics Kazan'ın skor yükünü ABD'li 2 numara Terrell Lyday çekiyor. Lyday de yolu bir dönem Türkiye'den geçen Amerikalılardan. Tecrübe abidesi 37 yaşındaki Zakhar Pashutin, Rusya milli takımında da görev yapan 1978 doğumlu oyun kurucu Petr Somaylenko, pota altının etkili ismi Belaruslu Vladimir Veremeenko ve Rus vatandaşlığına geçirilen ABD'li kısa forvet Kelly McCarthy geçen sezondan kalma basketbolcular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euroleague'in en yaşlı kadrosuna sahip olan Unics Kazan'ın ilk turda 6 takım arasından ilk 4'e girmesi zor görünüyor. Barcelona ve Siena'nın ilk ikiyi kapatacağı düşünülürse, 3. ve 4. sıralar için Galatasaray, Union Olimpija ve Asseco Prokom'u geride bırakmaları pek mümkün görünmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2011-2012 kadrosu:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Marcus Williams (PG), Petr Somaylenko (PG), Lynn Greer (PG), Dimitry Golovin (PG), Terrell Lyday (SG), Henry Domercant (SG), Zakhar Pashutin (SG), Kelly McCarthy (SF), Michael Wilkinson (SF-PF), Igor Zamansky (SF), Vladimir Veremeenko (PF), Petr Gubanov (PF), Nathan Jawai (C), Aleksey Savrasenko (C)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk 5:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marcus Williams&lt;br /&gt;Terrell Lyday&lt;br /&gt;Kelly McCarthy&lt;br /&gt;Vladimir Veremeenko&lt;br /&gt;Nathan Jawai&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gelenler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Lynn Greer (PG-SG)&lt;/span&gt; from Fenerbahçe Ülker – AJ Milano&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Henry Domercant (SG)&lt;/span&gt; from Spartak St.Petersburg -- 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mike Wilkinson (PF)&lt;/span&gt; from Lokomotiv Kuban -- 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marcus Williams (PG)&lt;/span&gt; from Enisey Krasnoyark -- 1 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Aleksey Savrasenko (C)&lt;/span&gt; from Khimki Moscow -- 1 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nathan Jawai (PF-C)&lt;/span&gt; from Partizan -- 1 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Petr Samoylenko (PG)&lt;/span&gt; ile 1 yıl uzattı (takım kaptanı)&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Terrell Lyday (SG)&lt;/span&gt; ile 2 yıl uzattı&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Gidenler: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marko Popovic (PG)&lt;/span&gt; to Zalgiris Kaunas – 1+1 yıllık (EuroCup MVP 2011)&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Maciej Lampe (C)&lt;/span&gt; to Caja Laboral – 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hasan Rizvic (C) &lt;/span&gt;to BC Azovmash – 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ricky Minard&lt;/span&gt; to ??&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nikolay Padius (SG)&lt;/span&gt; to BC Lokomotiv-Kuban Krasnodar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2535051760006171594?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2535051760006171594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2535051760006171594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2535051760006171594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2535051760006171594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu-unics-kazan.html' title='Euroleague D Grubu: Unics Kazan'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Ge1X_so5u5o/TpGj_xtT0WI/AAAAAAAABr8/tH9H3_rPOUA/s72-c/Unics-kazan.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3530663006416255079</id><published>2011-10-08T10:13:00.000-07:00</published><updated>2011-10-09T13:29:09.678-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague 2011-12'/><title type='text'>Euroleague D Grubu: Montepaschi Siena</title><content type='html'> &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-QcONtmldOlM/TpCY5iH_YdI/AAAAAAAABr0/42KHPg2GzV0/s1600/mccalebb.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 236px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-QcONtmldOlM/TpCY5iH_YdI/AAAAAAAABr0/42KHPg2GzV0/s320/mccalebb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661192845784998354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya Basketbol Ligi'ne son yıllarda damgasına vuran takım Montepaschi Siena. Son 8 yılda 6 kez İtalya şampiyonu olan Siena, bu şampiyonluklardan 5'ini 2006-07 sezonundan beri arka arkaya yaşadı. Peş peşe gelen bu şampiyonluk serisinde, 2006'dan beri takımın baş antrenörlüğünü yapan Simone Pianigiani'nin imzası var. İtalyan basketbolunda Kinder Bologna (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Şimdinin Virtus Bologna'sı&lt;/span&gt;) fırtınası estiği yıllarda, Ergin Ataman yönetiminde Saporta Kupası(&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bugünkü EuroCup&lt;/span&gt;) kazanılmıştı. 2002 yılındaki o Avrupa Kupası zaferinde Ataman'ın en büyük yardımcısı Petar Naumoski olmuştu. Neyse, kulüp tarihini bi kenar bırakalım ve 2011-2012 takımına bir göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon Euroleague'de sürpriz bir şekilde Final-Four oynayan Pianigiani'nin takımı kadrosunu büyük ölçüde korumakla beraber önemli transferlerle güçlendirdi. Yeni transferlerden kuşkusuz en dikkat çekici olanı David Andersen. 2.11'lik Avustralyalı haziran ayında İtalyan kulübüne 3 yıllık imza atarken bu sezon NBA'den Avrupa'ya gelecek oyuncuların ilk örneği olmuştu. Euroleague'nin efsanevi oyuncularından biri olan Andersen, CSKA forması giydiği yıllardan 2004-2005 sezonun en iyi 4 numarası seçilmiş, 2006 ve 2008'de ise şampiyonluk yaşamıştı. Daha geriye gidersek, Kinder Bologna'nın Avrupa basketbolunun zirvesinde olduğu yıllarda da Andersen takımın genç yıldızı olduğundan bahsedebiliriz. David Andersen, dış şutu çok iyi olan, oyun stilini sevdiğim önemli oyunculardan biridir. 3 kez Euroleague zaferi yaşayan Andersen, 2003-04 sezonunda formasını giydiği Siena'ya kesin dönüş yaptı ama özellikle NBA kariyeri boyunca yaşadığı sakatlıklar umarız İtalya'da tekrar etmez. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-tikUpGASPvw/TpCNhgcz7EI/AAAAAAAABrs/mgEwcrLTbNU/s1600/dejuan%2Bsummers%2Bsiena.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-tikUpGASPvw/TpCNhgcz7EI/AAAAAAAABrs/mgEwcrLTbNU/s320/dejuan%2Bsummers%2Bsiena.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661180338390690882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siena'nın performansı merakla beklenen bir diğer transferi Detroit Pistons'lı DeJuan Summers. Pistons benchinde 2 yıl geçiren 23 yaşındaki kısa forvet, kariyerine Avrupa'da devam etme kararı alarak Siena ile 2 yıllık kontrat yaptı.  Malik Hairston'u bu sezon iddialı bir kadro kuran ve İtalya'da Siena'ya rakip olabilecek tek takım olan AJ Milano'ya kaptıran Siena için en azından şimdilik bu oyuncunun boşluğunu çok iyi doldrdu diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siena'nın son bombası ise Igor Rakocevic oldu. Ufuk Sarıca tarafından Efes'te düşünülmediği için opsiyonu kullanılmayan Sırp yıldız yaz boyunca yetiştiği kulüp olan Kızıl Yıldız ile antrenmanlara çıktı. Hatta bir ara bu takımla sözleşme imzalayabileceği de konuşuluyordu. Ama o en azından bir sezon daha üst seviye basketbolda kalmayı tercih etti. Şu basketbol aleminde en sevdiğim birkaç oyuncudan biri olan Rakocevic'in Efes'ten ayrılmsına üzülmüştüm. Ancak, haber yapmak için Çetin Yılmaz'ı aradığımda "Efes taraftarları hiç merak etmesin daha büyük bir yıldızla onun yerini dolduracağız" cevabını almıştım. Doldurdular da: Sasha Vujacic.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl sezon ortasında ciddi bir sakatlık geçirip ve Euroleague'in 2. tur gruplarından itibaren takımını yalnız bırakan McCalebb, Eurobasket 2011'e Makedonya forması altında damgasını vurmuştu. Yıldız  oyun kurucu ile 3 yıl uzatarak elde tutmak herhalde en iyi transfer hamlesiydi. 3 yıl uzatan Litvanyalı pivot Ksistof Lavrinovic için de benzer şeyleri söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımdan ayrılanlara baktığımızda Marko Jaric'i görüyoruz. Yugoslavya formasıyla Eurobasket 2001 finalin epey canımızı acıtan Adriana Lima'nın kocası, yarım sezon geçirdiği Siena'da akılda kalıcı bir performans ortaya koymuştu. Ocak 2011'de McCalebb'in uzun sürecek sakatlığı üzerine bulunan çözüm Jaric transferiydi. (Aynı günlerde Fenerbahçe Ülker'de Jasikevicius ile anlşamıştı.) Euroleague çeyrek final serisinin ilk maçında Olympiakos deplasmanında sadece 41 sayı atabilen Siena, sonraki 3 maçı da yıldızlaşan Marko Jaric sayesinde kazanmış ve adını Final-Four'a yazdırmıştı. Önümüzdeki sezon Jaric olmayacak ve halen "free-agent" olarak görünüyor. &lt;br /&gt;Geçen yılın başarılı isimlerinden Sırp pivot Milovan Rakovic, Litvanya devi Zalgiris Kaunas'a 1 yıllığına kiralanırken, takımda yarım sezon geçiren Nijeryalı pivot Deji Akindele ise Rusya'ya geri döndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel tahminim bu sezon Montepaschi Siena'nın Final-Four bileti alamayacağı yönünde. Elbetteki geçen sezonun üzerine koymak isteyeceklerdir. Zaten transferleri de bu doğrultuda gerçekleşti. İki eski yıldız David Andersen ve Igor Rakocevic, isim olarak büyük ama takıma neler katabileceklerini biraz ileyip görmek gerekecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda bahsetttiğim isimleri ve kaliteli oyunculardan kurulu oturmuş kadrosuna ek olarak Pianigiani'nin elinde, pota altında Shaun Stonerook ve şutör guard pozisyonlarında Rimantas Kaukenas gibi iki önemli silah var. Ancak, gerek rakiplerin çok daha güçlü olması, gerekse geçen sezonki Marko Jaric şansının bu sene tekrar yakalanıp yaklanamayacağının bilenemez oluşu Final-Four şanslarını bence azaltıyor. Galatasaray'ın ilk Euroleague sezonunda Regal Barcelona ve Montepaschi Siena ile aynı gruba düşmüş olması da büyük talihsizlik. Navarro, Eidson, Andersen ve Rakocevic gibi isimleri Abdi İpekçi'de izleyebilecek olmamız ise işin güüzle tarafı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2011-2012 Kadrosu:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;  &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bo McCalebb (PG), Nikos Zisis (PG), Pietro Aradori (PG), Igor Rakocevic (SG), Rimantas Kaukenas (SG), Marco Carraretto (SG), DeJuan Summers (SF), David Moss (SF), Shaun Stonerook (PF-C), David  Andersen (PF-C), Andrea Micchelori (PF-C) Ksistof Lavrinovic (C), Tomas Ress (C)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk 5:&lt;br /&gt;Bo McCalebb&lt;br /&gt;Rimantas Kaukenas&lt;br /&gt;DeJuan Summers&lt;br /&gt;David Andersen&lt;br /&gt;Ksistof Lavrinovic&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gelenler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;DeJuan Summers (SF)&lt;/span&gt; from Detroit Pistons -- 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;David Andersen (PF-C)&lt;/span&gt; from New Orleans Hornets -- 3 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bo McCalebb (PG&lt;/span&gt;) ile 3 yıl uzattı&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ksistof Lavrinovic (C)&lt;/span&gt; ile 2014'e kadar uzattı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gidenler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Malik Hairston (SG-SF)&lt;/span&gt; to AJ Milano&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marko Jaric (PG)&lt;/span&gt; to ??&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Milovan Rakovic (C)&lt;/span&gt; to Zalgiris Kaunas (kiralık)&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Deji Akindele (C) &lt;/span&gt;to Spartak Primorye&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3530663006416255079?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3530663006416255079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3530663006416255079' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3530663006416255079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3530663006416255079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu-montepaschi-siena.html' title='Euroleague D Grubu: Montepaschi Siena'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-QcONtmldOlM/TpCY5iH_YdI/AAAAAAAABr0/42KHPg2GzV0/s72-c/mccalebb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4989924338103453994</id><published>2011-10-07T05:57:00.000-07:00</published><updated>2011-10-07T06:02:41.099-07:00</updated><title type='text'>Tribün Yazıları-2 Hep yarısını sevmek tamamını sevemediğimizin</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-G1ePCYRvmnU/To74YFdDMbI/AAAAAAAABrc/kAOEgYP-aWU/s1600/07%2Btribunyazilari%2B15.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-G1ePCYRvmnU/To74YFdDMbI/AAAAAAAABrc/kAOEgYP-aWU/s320/07%2Btribunyazilari%2B15.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660734874315862450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağusa Türk Gücü'nü tutmak biraz bölünmüş yarısı gibidir ömrümüzün. Hep yarısını sevmek tamamını sevemediğimizin... Çünkü kalan yarısını sevmek ‘Dikkat Askeri Bölge’ yazısı içerir ve bazen denizi bile ortasından ikiye bölerler. Üstelik suyun bu tarafında yüzmek nedense sakıncalı ve yasaktır. Sakıncalı ve yasaktır diye, insan kalan yarısını sevemediği zaman, bütün edemez sevgisini. O yüzden tribünlerimizde de MTG formasının yanında hep Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş formaları muhakkak giyilir. Hatta çoğu kere suyun bu tarafından daha az sakıncasız olduğu için kendi yarısını sevmeyi unutan herkes için Aslantepe, İnönü ya da Saraçoğlu daha mabettir. Ama yalnızlar için öyle değildir. Çünkü her yerde yalnız bırakılanlar ve bütününden koparılanlar için bir ülke neyse, nasıl yarım ederse, Mağusa Türk Gücü’nü tutmak da en az o kadar yarımdır, bütün etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Akıllarına yalnızca milliyetçi ve şovenist tepkilerinde yavruymuş gibi gelen ama onun dışında yalnızca sömürmek için ‘birkaç  adımlık yer’ ya da ‘kara para aklamak için uygun otel odaları’ olarak görülen bu yerde bu futbol hiçbir zaman büyümeyecektir. Büyümeyecektir diye, çocukluğumuzdan beri büyümesin diye içimizde büyüttüğümüz her insani ateş ‘Dikkat Askeri Bölge’ yazısıyla suların içinde tellerle ikiye bölerek sevdamızı, söndürdüler ateşimizi. O kadar büyüdüğünü söyleyip yani bundan tam 36 sene olup hala daha tıfıl bir çocuğun cüce boyuyla o denizlerde yüzemiyor olmamız bizim ‘yavruluğumuz’ değil, sizin ‘sömürmenizdir’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Öyle değil diye, belki küçük çocuklar büyüyünce yalnızca Mağusa Türk Gücü’nü sevebilirler diye, herkesin içine ilk takımı diyerek düşsün diye ‘kendi şehrinin takımını tutmak en delikanlı isyandır’ diyerek ‘büyükleri’ öyle sevmek istedik biz. Ama hep unuttuk, yarım kalmış bir yanımız vardı. O tamamlanmadıkça ne yapsak olmayacaktı. Tamamını sevemediğimiz bir ‘DUR’ işaretiydi her yol. Bazen bir sokağı dönerken bile yarım kaldığımızı hissedebiliyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Hiç tanımadılar bizi. İnsan olana dokunur ya, çok dokundu; yalan değil. Ama onlar tanımadığı diye değil ha, siz de hiç tanımadınız. O boktan ambargolarına ve uyduruk devlet yasalarına bakılırsa bir şehri ikiye bölmek de savaş suçu sayılmıyordu. Fakat orada topa vuracak olan her çocuğun sonradan canını acıtacağı kimsenin aklına gelmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bizim tribünlerimiz yok. Yarısı o tarafta kaldı. Şimdi üçlü çekmeye kalksak alkışımız az. 'Eski Açık Sarı desene' diye tempo tutsak, 'Yeşil' diyecek tarafımız Yeşil Hat'tan sonra o tarafta. Bazı yeşil sahalarımızın arasından bile savaş hukuku geçiyor. O çocuklar o topa ne zaman vursa kurşun değmiş ellerin tetiği duyuluyor. Ne zaman gol olsa buralarda, ya da oralarda, kimse bilmez belki ama yarım seviniriz biz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İşte öyle. Çok istedik MTG’mizi sevmeyi Mağusa’mızı sevdiğimiz için. Ama sevdirmediler be abi! Öyle fiyakalı tezahüratlarımız olmadı hiç. Hep sizden aşırdık. Öyle pankartlarımız olmadı. Hep sizden bakarak yaptık. Biz hep nedense sizden bakarak olduk. O kadar sizden olduk ki, kendi tutacağımız takımımız bile kalmadı bizim. Biz tribünlerimizi bile sizden benzettik. Çünkü siz bize bunu öğrettiniz. Siz bizden dönüp sonra bunu sömürdünüz. Siz bizden dönüp bunları almak için bize bunları öğrettiniz. Ey kurtarıcım, Anavatanım, bana sevebileceğim tutabileceğim bir takım bile bırakmadın, bu nasıl atkı şovdur böyle, yapmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Şimdi topu nereye vurursanız vurun, oradan gol olur kalemize. Bizim kalemiz de olmadı ki. Mağusa’m, Türk Gücü’m... Yenildik ama gerçek taraftarlıktır ki o büyük insanlığın düşü için: ‘Biz hep yenilen tarafı tuttuk, çok inanarak, öyle inandık, öyle sevdik seni’…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali DOĞANBAY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 UltraCrows Taraftar Grubu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4989924338103453994?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4989924338103453994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4989924338103453994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4989924338103453994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4989924338103453994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/tribun-yazlar-2-hep-yarsn-sevmek-tamamn.html' title='Tribün Yazıları-2 Hep yarısını sevmek tamamını sevemediğimizin'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-G1ePCYRvmnU/To74YFdDMbI/AAAAAAAABrc/kAOEgYP-aWU/s72-c/07%2Btribunyazilari%2B15.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2908178764524595365</id><published>2011-10-03T16:31:00.000-07:00</published><updated>2011-10-09T13:19:10.374-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euroleague 2011-12'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regal Barcelona'/><title type='text'>Euroleague D Grubu: Regal Barcelona</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-A4r90w7nN4E/TopXfgWTP9I/AAAAAAAABrU/jPh4W5XTPs4/s1600/JuanCarlosNavarro03.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 270px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-A4r90w7nN4E/TopXfgWTP9I/AAAAAAAABrU/jPh4W5XTPs4/s320/JuanCarlosNavarro03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659432080515481554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Euroleague biletini alan son iki takımın da (Galatasaray ve Belgacom Spirou) belli olmasının ardından yeni sezon 19 Ekim'de başlıyor. O tarihe kadar bu blogda 4 grubu ve 24 takımı ele alan postlar olacak. Galatasaray'ın da katılmasıyla birlikte bu yıl Euroleague'e olan ilginin artacağını tahmin etmek zor değil. Üstelik, üç takımımızın maçları ve diğer tüm maçlar bu işin hakkını verebilecek bir yayıncı kuruluşun elinde. Final-Four'un da İstanbul'da gerçekleşeceği düşünülürse, tadına doyulmaz bir Euroleague sezonu bizi bekliyor diyebiliriz. Şimdi, D Grubu'na mercek tutmaya koyulalım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;REGAL BARCELONA &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yeni sezona İspanya Süper Kupası'nı kaldırarak başlayan Barcelona, hep olduğu gibi bu sezonda en önemli Final-Four adaylarından. Xavi Pascual yönetimindeki takım geçen sezon İspanya Ligi ACB'yi şampiyon tamamlayarak son yıllardaki Real Madrid-Saski Baskonia(Caja Laboral) ağırlığını dağıtmıştı. Euroleague'de ise sezona 'son şampiyon' ünvanıyla ve en büyük şampiyonluk adaylarında biri olarak başlamalarına rağmen sonunu getirememişlerdi. Katalan ekibi çeyrek final serisinde Diamantidis önderliğindeki Panathinaikos'a 3-1 yenilerek elenmişti. Hatırlayacağınız gibi ilk tur grubunuda da Fenerbahçe Ülker'e kendi sahalarına yenilmekten kurtulamamışlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sezona dönersek... Barcelona, transfer döneminin belki de en popüler oyuncusu olan Chuck Eidson'u kadrosuna katarak önemli bir iş yaptı. Özellikle son Final-Four'da Maccabi formasıyla gösterdiği performans Eidson'u Avrupa transfer piyasasının zirvesine taşımıştı. CSKA'nın ve hatta Fenerbahçe Ülker'in de devrede olduğu Eidson 2 yıllık imzayı Barca'ya attı. Bu noktada belirtelim; Rytas sonrası Eidson'u Real Madrid'de almak istemiş ama ABDli forvet o zaman da imzayı Maccabi'ye atmıştı. Eidson'dan uzun uzun bahsetmeye gerek yok. Bence şu an Avrupa basketbolunun en iyi 3 numarasıdır. Ayrıca, Navarro gibi bir "sharp-shooter"ın bulunduğu takımda Eidson da yer alıyorsa o takımın dış şut bombardımanına ekstra önlemler almak gerekir. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-88xk-WHtygY/TopLSWYcz7I/AAAAAAAABrE/9yWe8DQBZAc/s1600/eidson.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 271px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-88xk-WHtygY/TopLSWYcz7I/AAAAAAAABrE/9yWe8DQBZAc/s320/eidson.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659418660362309554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Barca'nın yeni sezon öncesi en büyük kaybı kuşkusuz Ricky Rubio oldu. 2009 NBA draftinde Minnesota Timberwolves tarafından 5. sırada seçilen 1990 doğumlu point guard, 2 yıllık hazırlığın ardından NBA'de oynamaya karar verdi ve takımdan ayrıldı. Lokavt süresince Barca'ye geri döneceği konuşulsa da Timberwolves genel menajeri David Kahn bu işe pek sıcak bakmamıştı. Oyun kurucu pozisyonunda bir diğer önemli isim olan Jaka Lakovic ise bilindiği gibi Galatasaray'a gelerek hepimizi heyecanlandırmıştı. Pascual'in takımı bu iki önemli eksiği kısa sürede telafi etti. Efes'in de uzun süre peşinden koştuğu Brezilyalı poiny guard Marcelinho Huertas, Katalan deviyle 4 yıllık bir kontrat imzaladı. Caja Laboral ile geçen sezon özellikle Euroleague'de müthiş maçlar çıkaran Huertas, Top 16'nın en değerli oyuncusu seçilmişti.  &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-59tWsfXKO0U/TopO4xCWRdI/AAAAAAAABrM/_URy3BhJjZo/s1600/huertas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 231px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-59tWsfXKO0U/TopO4xCWRdI/AAAAAAAABrM/_URy3BhJjZo/s320/huertas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659422618887275986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Barca'nın yenilenen kadrosunda göze çarpan bir diğer isim C.J. Wallace. Avrupa basketbolunun uzun soluklu beyaz Amerikalılarından biri olan pota altı oyuncusu, geçtiğimiz sezonu ACB'de Gran Canaria formasıyla 10.5 sayı-6.3 ribaund ortalamalarıyla tamamlamıştı. Takımın bir diğer transferi ise Marcus Eriksson oldu. Madresa'dan alınan 1993 doğumlu İsveçli point guard ile yapılan 4 yıllık kontrat geleceğe bir yatırım olarak görülebilir. Eriksson'un Euroleague'de süre almasını beklemiyorum. Son olarak, geçen sezon Fuenlabrada takımında kiralık oynayan Xavier Rabaseda takıma geri döndü. Genç forvetin hazırlık maçlarındaki skorer oyunu dikkat çekmişti. Özellikle ACB için rotasyonda kullanılabilecek ve verim alınabilecek bir isim olarak görünüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidenler arasında dikkat çeken oyunculardan biri de Terence Morris (Power Forward) oldu. 2008'de CSKA formasıyla tamamladığı sezon"Euroleague First Team"e seçilmeyi başaran Terrence Morris henüz bir takımla imzalamadı ama basketbolu bırakabileceği de konuşuluyor. 2010'daki Euroleague zaferinde önemli payı olan Alan Anderson da takımdan ayrılan ve şu an "free-agent" pozisyonunda olan bir isim. Takımın sembol isimlerinden biri olan Roger Grimau ise geçen yıl sürpriz bir şekilde ACB'de final oynayan Bizkaia Bilbao ile 2 yıllık kontrat imzalamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regal Barcelona'da gelenler ve gidenler böyle. Slovenyalı Erazem Lorbek ve tecrübeli Senagalli pivot Boniface Ndog sözleşmesi 1 yıl uzatılan oyuncular. Hafif sakatlığı nedeniyle İspanya'nın Eurobasket 2011 kadrosundan çıkartılan Fran Vazquez (2010 Kral Kupası'nın en değerli oyuncusu seçilmişti) ile ABDli kısa forvet Pete Mickael'in kontratları ise 2'şer yıl uzatıldı. Koç Xavier Pascual'in de yeni sezona 2 yıllık yeni bir kontratla girdiğini belirtelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurolegue'in en iyi kadrolarından birine sahip olan Barcelona için Final-Four'u görememek sürpriz olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;2011-2012 kadrosu:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Marcelinho Huertas (PG), Victor Sada (PG), Juan Carlos Navarro (SG), Chuck Eidson (SG-SF), Pete Mickael (SF), Joe Ingles (SF), Xavier Rabaseda (SF), C.J. Wallace (PF), Erazem Lorbek (PF-C), Boniface Ndog (C), Costa Perovic (C), Fran Vasquez (C)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk 5:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marcelinho Huertas&lt;br /&gt;Juan Carlos Navarro&lt;br /&gt;Chuck Eidson&lt;br /&gt;Erazem Lorbek&lt;br /&gt;Kosta Perovic&lt;/span&gt; (bence)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: İspanya Ulusal Takımı'nın ve Toronto Raptors'un başarılı oyun kurucusu Jose Calderon ile NBA'deki lokavt sona erene kadar anlaşma sağlandı. Calderon'un sağlayacağı katkıyla beraber en azından ocak ayına kadar Barcelona'yı yenebilmek büyük iş sayılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gelenler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jose Calderon (PG)&lt;/span&gt; from Toronto Raptors – until end of the lockout&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marcelinho Huertas (PG)&lt;/span&gt; from Caja Laboral- 4 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Chuck Eidson (SG-SF)&lt;/span&gt; from Maccabi Tel-Aviv -- 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Xavier Rabaseda&lt;/span&gt;  1 yıl  uzattı. Geçen sezon Fuenlabrada takımında kiralıktı&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marcus Eriksson&lt;/span&gt; from Assignia Manresa -- 4 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;C.J. Wallace (PF)&lt;/span&gt; from Gran Canaria – 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Erazem Lorbek&lt;/span&gt; ile 1 yıl daha uzattı&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Boniface Ndog&lt;/span&gt; ile 1 yıl daha uzattı&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Fran Vazquez&lt;/span&gt; ile 2 yıl uzattı&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pete Mickeal&lt;/span&gt; ile 2 yıl uzattı&lt;br /&gt;-- Head coach: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Xavi Pascual&lt;/span&gt; ile 2 yıl uzattı&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gidenler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jaka Lakovic (PG)&lt;/span&gt; to Galatasaray – 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Terence Morris&lt;/span&gt; (emekli oldu)&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Alan Andersen&lt;/span&gt; to ??&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ricky Rubio (PG)&lt;/span&gt; to Minnesota Timberwolves --&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Roger Grimau (SG-SF)&lt;/span&gt; to Bizkaia Bilbao -- 2 yıllık&lt;br /&gt;-- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gianluca Basile (PG-SG)&lt;/span&gt; to NGC Cantu – 2 yıllık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2908178764524595365?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2908178764524595365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2908178764524595365' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2908178764524595365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2908178764524595365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/euroleague-d-grubu-regal-barcelona.html' title='Euroleague D Grubu: Regal Barcelona'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-A4r90w7nN4E/TopXfgWTP9I/AAAAAAAABrU/jPh4W5XTPs4/s72-c/JuanCarlosNavarro03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5392712736549112045</id><published>2011-10-02T13:02:00.000-07:00</published><updated>2011-10-02T13:10:27.845-07:00</updated><title type='text'>Üç Direğin Arasındaki Yalnız Adamlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-BWd8Qa23G9A/TojERGkg1aI/AAAAAAAABqs/69T7mD4kJ5k/s1600/levyashin3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 282px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-BWd8Qa23G9A/TojERGkg1aI/AAAAAAAABqs/69T7mD4kJ5k/s320/levyashin3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658988729891607970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“Sinirlerimi yatıştırmak için sigara, kaslarımı güçlendirmek için vodka!”&lt;br /&gt;Lev Yashin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk yıllarımın unutulmaz futbol klişelerinden biriydi; “İnsanın aptalı futbolcu, futbolcunun da aptalı kaleci olur!” derlerdi büyüklerimiz. Belki bu yüzden, şimdi çok eskide kalmış siyah-beyaz yılların tozlu arsalarında yapılan mahalle maçlarında, en yeteneksiz, en tombul, en hantal çocuk kaleye geçerdi oflaya poflaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin golcü olmak istediği; her takımda bir Gerd Muller’in, bir Pele’nin yer aldığı; kimsenin defansta oynamaya gönüllü olmadığı; Hatice’nin değil, neticenin önemli olduğu; harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz paralarla mahalle bakkalından alınmış plastik topun peşinde kan ter içinde koştuğumuz zamanlarda, bir çeşit “tecrit” idi kalecilik. Futbolcu olamayan kaleci olurdu. Yerse! En azından hiç oynayamamaktan iyiydi üç direk arasında beklemek. Takımın en iyisinin forvette oynaması da tesadüf değildi bu yüzden. Kim bilir, belki bu hazin durum üzerine yazmıştı Eduardo Galeano, o yapayalnız, oyunu hep uzaktan izleyen, mekandan ayrılmaksızın üç direğin arasında idamını bekleyen adam üzerine gözlemlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten eskiden zor zenaattı kalecilik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yeşil sahalarda boy gösteren, zaman içinde yıldızlaşan kaleciler sayesinde değişti bu önyargı. Üç direğin arasındaki yalnız adamlar, esas oğlanlar arasında dimdik yerlerini almaya, hatta kaptan olarak sahaya çıkmaya başlayınca değişti. Çamura bulanmış bitkin kaleci görüntülerinin yerini, arkadaşlarının omuzlarında yükselmiş 1 numaralar almaya başlayınca değişti o kara yazgı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı, o unutulmaz kalecileri bir kez daha hatırlama adına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlar mısınız 1966 Dünya Kupası’nı kazanan İngiltere Milli Takımı’nın kalecisi Gordon Banks’i?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Aralık 1937 Sheffield doğumlu Banks, çocukluk yıllarında kömür madenlerinde çalışmış; profesyonel futbol kariyerine 1955 senesinde Chesterfield takımında başlamış; 1959’un yazında 7 bin Sterlin karşılığında Leicester City’e transfer olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-j7F3d5Pqa9w/TojEkUFgO1I/AAAAAAAABq0/eTpdrwqFJzQ/s1600/Gordon-Banks-picture.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-j7F3d5Pqa9w/TojEkUFgO1I/AAAAAAAABq0/eTpdrwqFJzQ/s320/Gordon-Banks-picture.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658989059937155922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlerleyen senelerde Ada futbolunun en iyi kalecisi olurken, 1970 Dünya Kupası’nda, Pele’nin uzak köşeye giden kafa vuruşunu çizgi üzerinden müthiş bir refleksle uzanıp çıkarışı unutulmadı. Futbol tarihine geçen, günümüzde bile konu iyi kalecilerden açılınca televizyon ekranlarında tekrar tekrar gösterilen o müthiş kurtarışın kahramanıydı Banks. Futbol kariyerinde binin üzerinde gol atan Pele bile, “Attığım onca golle değil de atamadığım o golle hatırlanmam işin en ilginç tarafı!” cümlesini kullanmıştı. Banks ise kendi deyimiyle, “Dünya Kupası kazanmış kaleci” olarak değil de hep o kurtarışı ile hatırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1972 senesinin Ekim ayında bir araba kazasında sağ gözünü kaybeden, o kaza sonrası bir süre amatör takımlarda “scouting” görevi üstlenen, sonrasında Kuzey Amerika liginde Fort Lauderdale Strikers takımında kısa süre forma giyen efsane kaleci futbolu 1977 senesinde bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001 senesinde Londra’da yapılan bir açık artırmada, 1966 Dünya Kupası madalyasını 124.750 Sterin karşılığında satmıştır. İnternational Federation of Football History &amp; Statistics (IFFHS) tarafından 20. yüzyılın en iyi ikinci kalecisi seçilen efsane kaleci günümüzde 73 yaşındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu unutulmaz kalecilerden açılmışken, “Kara Örümcek” lakabıyla bilinen ve 1954 senesinden 1970’e kadar Sovyetler Birliği Milli Takımı’nın kalesini korumuş olan Lev Yashin’i de hatırlamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ekim 1929 senesinde Moskova’da dünyaya gelen o müthiş kaleci, tüm futbol kariyerini tek takımda, Dinamo Moskova’da geçirdi. Henüz 12 yaşında askeri bir fabrikada çalışıp, aynı zamanda fabrika takımının kalesini koruyan Yashin kısa süre sonra Dinamo Moskova’nın genç takımının kalesini korumaya başladı. 1950 senesinde (A) takımla çıktığı ilk maçında, rakip takım kalecisinin kendi ceza sahasından vurduğu top kalesinde gol olunca kariyerinin en büyük şokunu yaşadı. O sezon sadece iki maçta kaleyi koruyan, o hatalı gol yüzünden yedek kulübesine mahkûm kalan 1.90’lık kaleci 1953 senesinde kaleyi devraldı. 1954 senesinde Sovyetler Birliği Milli Takımı’na seçilen Yashin 1958, 1962 ve 1966 Dünya Kupalarında yıldızlaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılanlara göre maç esnasında önünde oynayan defans oyuncularına o kadar çok bağırırmış ki, karısı bile bu durumdan pek rahatsız olurmuş! Günümüzde kalecilerin sıklıkla başvurduğu “topu yumruklama tekniği”ni de ilk kullanan kaleci olduğu bilinir. Ceza sahası dışına çıkarak topa müdahale eden ilk kaleci olması nedeniyle de İtalyan futbolcu Sandro Mazzola’nın, “Bu adam benden daha iyi topa vuruyor!” cümlesi tarihe geçmiştir. Kariyeri boyunca 150’ye yakın penaltı kurtaran (ki günümüzde hiçbir kaleci onun kadar penaltı kurtarmayı başaramamıştır) Yashin, 1963 senesinde kazandığı “European Footballer of the Year” ödülü ile de o ödülü kazanan tek kaleci olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 senesinde geçirdiği ağır rahatsızlık nedeniye bir bacağı kesilen, aynı senenin Ekim ayında 61 yaşında aramızdan ayrılan Yashin, İnternational Federation of Football History &amp; Statistics (IFFHS) tarafından 20. yüzyılın en iyi kalecisi seçilmiştir. Müthiş kaleciliğinin sırrını soranlara verdiği, “Sinirlerimi yatıştırmak için sigara, kaslarımı güçlendirmek için vodka!” cevabı unutulmamıştır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dino Zoff… 1942 senesinin Şubat ayında dünyaya gelmiş, 1982 Dünya Kupasında İtalya Milli Takımı’nın kaptanlığını yapmış Dino Zoff’u kim unutabilir ki! Çocukluk yıllarında kısa boyu nedeniyle asla kaleci olamayacağı söylenen, Inter Milan ve Juventus’un genç takımlar seçmelerinde başarılı olamayan büyük kaleci, 1961 senesinde Udinese ile başlayan futbol kariyerine 1963–1967 seneleri arasında Mantova takımının kalesini koruyarak devam etti. 1968 senesinde Napoli’ye transfer oldu ve aynı sene İtalya Milli Takımı’nın kalesini korumaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-r5P9ZVURTuQ/TojE4322aCI/AAAAAAAABq8/kBgiYDOC2fY/s1600/zoff.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 190px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-r5P9ZVURTuQ/TojE4322aCI/AAAAAAAABq8/kBgiYDOC2fY/s320/zoff.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658989413136754722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1968 yılından 1983’e kadar İtalya Milli Takımı’nın kalesini koruyan Zoff, 40 yaşında Dünya Kupası’nı kazanarak tarihe geçti. 1972–1974 seneleri arasında uluslararası maçlarda 1142 dakika gol yemeyerek inanılması güç bir rekora imza attı. Zoff, futbol kariyerini 1983 senesinde Juventus takımında noktaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternational Federation of Football History &amp; Statistics (IFFHS) tarafından 20. yüzyılın en iyi üçüncü kalecisi seçilen, futbolu bıraktıktan sonra sırasıyla Juventus, Lazio ve İtalya Milli Takımı’nda antrenörlük yapan Zoff günümüzde 69 yaşındadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ziya Adnan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1187092158&amp;news_code=1317556440&amp;year=2011&amp;month=10&amp;day=02#.TojC-X9kHxw.twitter"&gt;02.10.2011 - BirGün Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5392712736549112045?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5392712736549112045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5392712736549112045' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5392712736549112045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5392712736549112045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/10/uc-diregin-arasndaki-yalnz-adamlar.html' title='Üç Direğin Arasındaki Yalnız Adamlar'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-BWd8Qa23G9A/TojERGkg1aI/AAAAAAAABqs/69T7mD4kJ5k/s72-c/levyashin3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-1793440931666945788</id><published>2011-09-28T06:01:00.001-07:00</published><updated>2011-09-28T06:04:19.311-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Beşiktaş EuroCup'ın en büyük favorisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Ca9XudtCg78/ToMa4USPi-I/AAAAAAAABqk/uSwdhpRUHy4/s1600/deron%2Bwilliams%2Bbjk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 275px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Ca9XudtCg78/ToMa4USPi-I/AAAAAAAABqk/uSwdhpRUHy4/s320/deron%2Bwilliams%2Bbjk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657395111727696866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı süper yıldız Deron Williams önderliğinde EuroCup'ı Türkiye'ye getirebilir. Giriş cümlesi için belki biraz iddialı oldu ama asla hayal değil. Ön eleme maçında önceki akşam Belçika'nın Mons takımını 78-70 yenerken, "D-Will" siyah-beyaz formayla ilk resmi maçına çıktı. Maçı 15 sayı 9 asistle tamamlayan Williams,  Petar Naumoski ve David Rivers'dan beri göremediğimiz bir oyun kurucu. Hani yıllardır bizim takımların başına bela olan ve keşke bizde de böyle oyuncular olsa dediğimiz türden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EuroCup'ta çok üst düzey takım bulunmayışı ve Beşiktaş'ın diğer transferlerinin de çok iyi olmasıyla, Efes Pilsen'in kazandığı Koraç Kupası'ndan sonra 2. kez bir Avrupa kupası ülkeye gelebilir. Zoran Erceg, David Hawkins, Erwin Dudley (Ersin Dağlı), Marcelius Kemp ve D-Will ilk 5'ine bir de Semih Erden eklenecek. Tek handikap ise yerli oyuncu kalitesi. Onu da tecrübeli koç Ergin Ataman ile aşmak mümkün. NBA'deki lokavtın sezon sonunda kadar kalkması zor görünüyor. Boston Celtics'in yıldızlarından Ray Allen hafta içi yaptığı açıklamada asla geri adım atmayacaklarını, sezonun oynanmamasının umurlarında olmadığını söylemişti. Kısacası, Williams ve Semih Erdenli kadro EuroCup'ın en büyük favorisidir demek yanlış olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-1793440931666945788?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/1793440931666945788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=1793440931666945788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1793440931666945788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1793440931666945788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/besiktas-eurocupn-en-buyuk-favorisi.html' title='Beşiktaş EuroCup&apos;ın en büyük favorisi'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Ca9XudtCg78/ToMa4USPi-I/AAAAAAAABqk/uSwdhpRUHy4/s72-c/deron%2Bwilliams%2Bbjk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-6698674337653318471</id><published>2011-09-25T13:17:00.001-07:00</published><updated>2011-09-25T13:26:25.542-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Kobe Bryant izdihamı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-U8V-669kn8M/Tn-MnlpxpqI/AAAAAAAABp8/H8Q0ZtsR3iQ/s1600/IMG_0531.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-U8V-669kn8M/Tn-MnlpxpqI/AAAAAAAABp8/H8Q0ZtsR3iQ/s320/IMG_0531.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656394268750751394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Y4h9xV9zWDM/Tn-Mzh_ynVI/AAAAAAAABqE/2_1Pa03K4Kc/s1600/IMG_0536.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Y4h9xV9zWDM/Tn-Mzh_ynVI/AAAAAAAABqE/2_1Pa03K4Kc/s320/IMG_0536.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656394473927777618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-YuQ8Iwt3ieo/Tn-Nh7Oej_I/AAAAAAAABqM/9-UOB8_vgU4/s1600/IMG_0537.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YuQ8Iwt3ieo/Tn-Nh7Oej_I/AAAAAAAABqM/9-UOB8_vgU4/s320/IMG_0537.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656395270974246898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ouH_FVQoHZQ/Tn-N2pa_7jI/AAAAAAAABqU/KcfdwdCxPZM/s1600/IMG_0541.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ouH_FVQoHZQ/Tn-N2pa_7jI/AAAAAAAABqU/KcfdwdCxPZM/s320/IMG_0541.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656395626972180018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-KodWeQQCg-I/Tn-OTVYieVI/AAAAAAAABqc/Mo_OE9v99Dg/s1600/IMG_0545.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-KodWeQQCg-I/Tn-OTVYieVI/AAAAAAAABqc/Mo_OE9v99Dg/s320/IMG_0545.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656396119809358162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-6698674337653318471?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/6698674337653318471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=6698674337653318471' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/6698674337653318471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/6698674337653318471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/kobe-bryant-izdiham.html' title='Kobe Bryant izdihamı'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-U8V-669kn8M/Tn-MnlpxpqI/AAAAAAAABp8/H8Q0ZtsR3iQ/s72-c/IMG_0531.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-9036647025025047417</id><published>2011-09-23T05:16:00.000-07:00</published><updated>2011-09-23T05:20:08.335-07:00</updated><title type='text'>Tribün Yazıları.. Göztepe A.Ş. değil; AŞK'tır...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-9eQsefNqPUg/Tnx5PBU4IBI/AAAAAAAABps/gnnbKc9qhxI/s1600/g%25C3%25B6ztepe.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-9eQsefNqPUg/Tnx5PBU4IBI/AAAAAAAABps/gnnbKc9qhxI/s320/g%25C3%25B6ztepe.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655528531031498770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Henüz beş yaşındaydım aşık olduğumda, kurallarını kendimizin yazdığı, üç kornerin bir penaltı olduğu yıllardı ki o vakit. Bedenime bir hayli büyük bir formayla girmiştim Alsancak Stadı'na... Kapalı tribünün sol alt tarafı, o koca merdivenleri tırmanırken nasıl bir hazza tırmandığımı yıllar sonra fark ediyorum. Ligin son haftasıydı ve yenersek 1.lig'e çıkacaktık. Afyonspor'laydı maç ve herkes kesin gözüyle bakıyordu çıkmaya. Maç bitiminde beraberlik yazıyordu tabelada ve biz çıkamamıştık bir üst lige. Herhalde hayatımın ilk hayalkırıklığını yaşadığımı düşünüyorsunuz ama öyle değil işte... Hayatımın ilk ezber bozukluğunu yaşadım ben maç bitiminde. Tüm taraftarlar sanki kazanmışçasına tezahürat yapıyordu ve ben o gün anladım arma aşkının başarıya endeksli olmadığını. Biz taraftardık ve takımın nerede ve kiminle oynadığının hiçbir önemi yoktu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Göztepe'li olmak... Garip bir hissiyat, kolayı tercih etmemektir Göztepe'li olmak... Kimisi UEFA şampiyonluğunu; kimisi 103 golünü; kimisi nağmalupluğunu hatırlayarak tutunur takımına. Bizler için kabullenmektir başarısını, başarısızlığını ,sevincini, hüznünü... Şu anda 11 yaşındaki bir Göztepe taraftarı takımıyla amatör kümedeyken tanışmıştır mesela ve benim kuşağım 18 yıl beklemiştir 1.Lig'i görebilmek için. Yani taraftarlığımızın hırsla ve egoyla hiçbir alakası yoktur. Gerçekten aşk gibidir sevgimiz ve mantıkla uzaktan yakından bir alakası yoktur. Kimse tam cevabını veremez neden Göztepe taraftarı olduğunu. Benim açıklamam ise 'içimize şeytan kaçtı' olabiliyor sadece…&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-2Rp27lplDBI/Tnx5U499ecI/AAAAAAAABp0/daOjRggxuco/s1600/goztepeche4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 54px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-2Rp27lplDBI/Tnx5U499ecI/AAAAAAAABp0/daOjRggxuco/s320/goztepeche4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655528631867111874" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;Bizler, taraftar külliyatı açısından şanssız bir coğrafyanın çocuklarıyız. Irksal, mezhepsel, sınıfsal ayrımlar üzerinden tanımlayamayız kendimizi (taraftarlığımızı). Sadece sevgi yatar, bir takıma duyduğumuz hissiyatta. Ve güzel anılar... Ve güzel insanlar... Atatürk Stadı'nı dolduran 80.000 taraftarın yolundan yürüyebilmek için Göztepe'li oldum ben. Tuttuğu takım için defalarca kalp krizi geçiren 'Amigo Arnavut İsmet'in kalp sancısını duyabildiğim için Göztepe'liyim. Nizam Dayı'nın deliliği kadar deli bir tutku... Muhtemeldir ki; efsane futbolcu Atalay gibi can verdiğimde bitecek bu aşk. Mitler üzerine kurulu bizim sevdalarımız, efsaneler üzerine… O nedenledir ki; Göztepe’mize inanmak, tanrıya inanmak gibidir...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tribüne baktığınızda 5 yaşından, 80 yaşına, kadınından, erkeğine, farklı etnik grubundan, sınıfsallığına onlarca renk görürsünüz. Bazen düşündürücüdür de, bir gol sonrası bir roman vatandaşla, takım elbiseli bir banka müdürünün sarılıp golü beraberce kutlaması. Hayatta farkların ve sınıfların nötrlendiği nadir yerlerdir stadyumlar... Herkesin ütopya dediği şeyin yaşandığı mabetlerdir belki de. Ve bizler farklı mahallelerin, semtlerin farklı çocuklarıyız. Birbirinin terinden, kokusundan, parasından-parasızlığından nefret etmemektir Göztepeli olmak...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ve bizler endüstriyel futbola ve kapitalizme vurulmuş birer darbe gibiyiz. Hayatın her alanında bizim hırslı, bencil ve yalnız olmamızı isteyenlere bir tokattır Göztepe’li olmak. Çünkü değerini ve büyüklüğünü kendimizin belirlediği bir takımın taraftarlarıyız. Futbol kapitalizmine göre çok başarılı olmayan ve her an vazgeçilip değersiz sayılabilecek (ki amatör kümeye düştüğümüzde böyle oldu) bir takımın taraftarıyız bizler. Ve sermayedarların asla işgal edemeyecekleri bir yerdeyiz biz. Kapitalizm, aşkı ve oyun oynamayı asla zapt edemez... Bizim takımımıza duyduğumuz his-aşk, futbola duyduğumuz his ise-güzel bir oyun olduğudur. İşte bu yüzden 'makul bir taraftar' değiliz... Makul olmamak ve bunu örgütlemektir Göztepe'li olmak...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çocukluğumuzda kurduğumuz o düşün peşindeyiz, büyüdükçe asilleşen ütopyalarımızı da içine katarak... Göztepe'mizde gördüğümüz ve hissettiğimiz şey bu dünyaya hissettiğimiz şeydir. Tribünde kurguladığımız hayat, tüm halklarla beraber inşa edeceğimiz hayattır...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;HAYAT GÖZTEPE'DİR, GÖZTEPE HAYAT....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;GöztepeliCHE Sevenler’den Murat Kırmızıoğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Not:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bütün taraftarlar, tuttukları takımlar ile ilgili yazılarını (bir word dosyasını geçmeyecek şekilde) &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;spor@birgun.net&lt;/span&gt; adresimizden bize ulaştırabilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-9036647025025047417?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/9036647025025047417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=9036647025025047417' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/9036647025025047417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/9036647025025047417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/tribun-yazlar-goztepe-as-degil-asktr.html' title='Tribün Yazıları.. Göztepe A.Ş. değil; AŞK&apos;tır...'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-9eQsefNqPUg/Tnx5PBU4IBI/AAAAAAAABps/gnnbKc9qhxI/s72-c/g%25C3%25B6ztepe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3722117050003656162</id><published>2011-09-20T05:02:00.000-07:00</published><updated>2011-09-20T05:10:29.230-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eurobasket 2011'/><title type='text'>Koleksiyonda olimpiyat altını eksik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-T1iKVpmv8C8/TniB9Cbdn2I/AAAAAAAABpk/_hmzHVcmo4U/s1600/gasol-navarro.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-T1iKVpmv8C8/TniB9Cbdn2I/AAAAAAAABpk/_hmzHVcmo4U/s320/gasol-navarro.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654412217787719522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Litvanya’da düzenlenen 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda beklenen oldu ve adeta bir rüya takımı andıran kadrosuyla İspanya altına madalyaya ulaştı. Son yıllardaki bütün turnuvalarda şampiyonluğa oynayan İspanya’nın madalya koleksiyonunda bir tek olimpiyat altını eksik. Onu da 2012’de kazanmaya niyetliler. Rüya takımın rüyasını kurduğu olimpiyat altınına yazının sonunda değiniriz. Önce, İspanya takımı yenilmez bir takıma adım adım nasıl dönüştü, onu ele alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pau Gasol, 11 yaşındayken, 1991 yılında, Los Angeles Lakers’ın unutulmaz yıldızı Johnson’un HIV pozitif olduğunu öğrendiğinde ileride anne ve babası gibi tıpçı olmaya karar verir. İçinde bu denli büyük bir basketbol sevgisi olan o çocuk büyüdüğünde doktor değil bir basketbol yıldızı olacaktır. Hem de Johnson’ın takımı Lakers’ın en önemli oyuncularından biri, ülkesi İspanya’nın üzerine takım kuracak kadar büyük bir oyuncu… &lt;br /&gt;İspanya basketbolu 1998 yılında geleceğin yıldızıyla tanışıyordu. Pau Gasol, doğup büyüdüğü şehrin takımı hatta Katalunya Bölgesi’nin ulusal takımı olan Barcelona’da basketbola başlar. &lt;br /&gt;Antrenörleri Gasol’de gördükleri potansiyel konusunda yanılmamıştır. Pau, Barcelona genç takımındayken, 1998 Avrupa 18 Yaş Altı Basketbol Şampiyonası’nda İspanya forması giyer. Juan Carlos Navarro, Jose Calderon, Felipe Reyes ve Raul Lopez’in de bulunduğu o kadro Bulgaristan’da şampiyonluğa ulaşır. Ertesi sene ise aynı nesil bu kez -finalde ABD’yi yenip- dünya şampiyonluğu yaşamayı başaracaktır. Hemen belirtelim; bu iki gençler şampiyonasında da sayı kralı, Gasol’un Barca’dan takım arkadaşı ve yakın dostu Juan Carlos Navarro’dan başkası değildi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gasol’un Avrupa basketbolunda dikkatleri çekmeye başladığı yıl 2000’dir. 200-01 sezonun sonunda Barcelona, final serisinde Real Madrid’i yenip İspanya Ligi (ACB) şampiyonu olurken, Pau Gasol’de ligin en değerli oyuncusu seçilir. İspanya basketbolunun geleceği 21 yaşındaki Gasol, o sezon sonunda NBA seçmelerine katılır ve Atlanta Hawks tarafından 3. sırada seçilir. Bu, bir Avrupalı oyuncunun NBA seçmelerindeki en yüksek başarısıdır. Bu noktada hemen belirtelim; bizim Enes Kanter de 2011 seçmelerinde Utah Jazz tarafından 3. sırada seçilerek Gasol’un başarısına ortak olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafın kısası, İspanya Ulusal Takımı’nı uzun süre başarıdan başarıya koşturacak Pau Gasol merkezli takımın doğuşu böyle başlamıştır diyebiliriz. Bu noktadan sonra, Eurobasket 1999’da 2. olan takıma 4 genç yetenek Gasol, Navarro, Reyes ve Calderon’dan oluşan eklemeler yapılır ve 2000’lere damgasını vuracak İspanya takımı meydana gelir. Gasol ve arkadaşlarından oluşan başarılı neslin A takım düzeyindeki ilk uluslararası başarısı Türkiye’de düzenlenen Eurobasket 2001’deki bronz madalya olacaktır. Bu şampiyonada takıma uzun süre rakipler için pota altını karartacak Jorge Garbajosa da eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-BvWXGi8zo0c/TniB1rmraxI/AAAAAAAABpc/f0meCim_eBY/s1600/eurobasket%2B2011%2Bhat%25C4%25B1ras%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 171px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-BvWXGi8zo0c/TniB1rmraxI/AAAAAAAABpc/f0meCim_eBY/s320/eurobasket%2B2011%2Bhat%25C4%25B1ras%25C4%25B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654412091401661202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından başarılar devam eder. ABD’de düzenlenen 2002 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda 5. olunur. Avrupa basketbolunda Sarunas Jasikevicius’un fırtına gibi estiği yıllarda İspanya, tarihindeki ilk Avrupa şampiyonluğuna ulaşmaya çok yaklaşır. Gasol ve arkadaşları Eurobasket 2003 finalinde Litvanya’ya yenilince gümüşle yetinmek durumunda kalırlar. Jasikevicius’un MVP seçildiği turnuvayı Gasol 25.8 ortalamayla sayı kralı olarak tamamlar ve 2001’de olduğu gibi şampiyonanın en iyi pota altı oyuncusu seçilir. 1985 doğumlu Rudy Fernandez, Gasol ve arkadaşlarının arasına 2004 Atina Olimpiyatlarında katılacaktır. Burada elde edilen 7. likle Eurobasket 2005’e geçilir. O zamanki ismiyle Sırbistan&amp;Karadağ’daki şampiyonanın yarı finalinde Dirk Nowitzki’li Almanya’ya çatan İspanya, maçı 74-73 kaybeder ama şampiyonanın maç başına en çok sayı atan (87 sayı) takımı olarak hafızalarda kalır. Navarro ise şampiyonanın en iyi 5 oyuncusu arasında kendisine yer bulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu takımı artık kimsenin tutamayacağı iyice belli oluyordu artık. 2006 Dünya Şampiyonası’nda, finalde son Avrupa şampiyonu Yunanistan’ı 23 sayı farkla (70-47) yenip altın madalya kazanılır. Bu altın, Gasol ve arkadaşları için bir ilktir. Bu şampiyonada ekibi Pau’nun kendisinden 5 yaş küçük kardeşi Marc Gasol’de katılacaktır. İspanya’da düzenlenen Eurobasket 2007’de finale kadar gelinmiş ancak, o yıl inanılmaz bir form yakalayan Andrei Kirilenko’lu Rusya’ya 1 sayı farkla (60-59) kaybedilerek ikincilikle yetinilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SCARİOLO'NUN BİR PLANI VAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Baş antrenör Sergio Scariolo yönetiminde katıldıkları 2008 Pekin Olimpiyatlarında da finali gören kadro, Dwyane Wade ve Kobe Bryant gibi süper yıldızların bulunduğu ABD'yi geçemez. Rüyalarını kurdukları olimpiyat altını için Scariolo'nun önünde 4 yıldır vardır ve ABD'yi yenmenin bir formülü bulunmalıdır. Polonyadaki Eurobasket 2009'da tıpkı geride bıraktığımız şampiyonada olduğu gibi "ağır favori" İspanya'dır. Her şey beklenildiği gibi olur: Finalde İvkovic'in Sırbistan'ına 22 sayı farka atan (85-63) İspanya şampiyon, Pau Gasol en değerli oyuncu olur. Hani bugünlerde söyleniyor ya; İspanya'yı yenen tek takım Türkiye oldu diye... Tanjevic'in takımı da Polonya'da 63-60 kazanmıştı.  Türkiye'de düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'na Pau Gasol sakatlığı nedeniyle katılamamıştı. Derece: Altıncılık...&lt;br /&gt;Eurobasket 2011'i zaten hatırlıyorsunuz. Takımın en az süre alan oyuncularından biri olan Fernando San Emeterio bile geçtiğimiz yıl Euroleagu'de "En iyi 5"e seçilmişti. Yıllardır birlikte oynayan Gasol, Navarro, Calderon, Reyes, çetesine Marc ve Rudy'nin eklenmesi yetmiyormuş gibi bir de NBA takımlarından Oklahoma City Thunder'ın yıldız adayı Serge İbaka dahil oldu. Genç forvet, bu şampiyonada sadece İspanya formasına ısındırıldı. Hani, Scoriolo'nun önünde olimpiyat altını rüyasını gerçekleştirmek için 4 yıl var ve bir formül bulması gerekiyor demiştik ya, işte o formül Serge Ibaka olacak. 2012 Londra Olimpiyatlarında altın madala düşleri kuran İspanya, ABD'yi yenmenin formülünü onlar aynı fizik özelliklere sahip bir yıdız adayı devşirmekte buldu. Çekirdek kadrosu o gün geldiğinde 32 yaşını geride bırakmış olacak İspanya için belki de 2012 son şans olacak. İbaka'nın katkılarıyla elbette...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3722117050003656162?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3722117050003656162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3722117050003656162' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3722117050003656162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3722117050003656162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/koleksiyonda-olimpiyat-altn-eksik.html' title='Koleksiyonda olimpiyat altını eksik'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-T1iKVpmv8C8/TniB9Cbdn2I/AAAAAAAABpk/_hmzHVcmo4U/s72-c/gasol-navarro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3104799005687539280</id><published>2011-09-16T11:53:00.000-07:00</published><updated>2011-09-18T06:57:45.729-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Gaziantepspor - Fenerbahçe: 1-3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-CFLPLj43IPY/TnOu6rPm-6I/AAAAAAAABpE/pXR3E6ZdMt8/s1600/aykut.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-CFLPLj43IPY/TnOu6rPm-6I/AAAAAAAABpE/pXR3E6ZdMt8/s320/aykut.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653054280343944098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aykut Kocaman ve Tolunay Kafkas; memleket futbolunun cennet köşeleri. Ciğeri beş para etmez bir sürü adamın arasında parıl parıl parlıyorlar. Aykut'un geçen sezon 1 Mayıs günü oynanan İstanbul BŞB maçının ardından "tüm emeğiyle geçinenlerin bayramını" kutladığını hatırlıyorum. Bana göre emek şu hayattaki en yüce değerdir. Bunun bilincinde olan, üstelik basın toplantısında bu topa girmekten çekinmeyen Kocaman, bu oyunun en çok saygı duyulması gereken isimlerindendir o halde... Tolunay ise görgüsüz, paralı, zırcahil futbolcu (ne yazık ki futbolcu prototipi böyledir) aleminin içinde aşmış bir kültür düzeyine sahip olması hasebiyle her zaman ayrı bir yerdeydi. Yorucu antrenmanların ardından kitap okuyarak dinlenen kaç futbolcu tanıyorsunuz? Şiir okuyan/yazan, Recep İvedik'i değil de sinemayı tercih eden... Bugün Fazıl Say tweetlemiş: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Antep'in teknik direktörü Tolunay'i tanırım. Çok kültürlü düzgün insan. Avusturya'da bir konserime gelmişliği vardır eşiyle&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar Türk futbolunda dönen dolaplara karşı kızgınlığım geçmemiş olsa da bu iki güzel adam hatrına Gaziantepspor-Fenerbahçe maçını izledim. Zaten geçen sezondan beri Fenerbahçe maçı kaçırmamaya çalışıyorum. Sarı-lacivertlilerin Kadıköy'de oynadığı tüm maçlarda tribündeki yerimi almıştım. Futbolcuların hemen hepsi ligdeki diğerlerinden daha fit durumda... Ligin en değerli oyuncusu Alex'in yanı sıra Niang, Dia, Stoch gibi heyecan verici yeni yabancılar, Avrupa'nın en iyi kalecilerinden biri Volkan o takımda... Stada gidiş geliş kolay, giriş çıkış rahat, tribünler her maç dolu... Dahası, maç sonunda akil adam Aykut Kocaman'dan adam akıllı bir maç analizi dinlemek, sorulan sorulara zekice makul cevaplar verdiğine tanık olmak Fener maçlarına gitmek için yeterince iyi sebeplerdi. Bu sene yaşanacak onca tantana ve damarlara bol bol zerk edilecek Aziz Yıldrım propagandasına katlanmamak için adımımı atmamayı düşünüyorum o ayrı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;3-1: GÜZEL SONUÇ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki takımda geçen sene ağırlıklı olarak kullandıkları oyun formasyonundan vazgeçmemiş: 4-2-3-1. Fener'in sağ bekinde Gökhan Gönül'ün yerine oranın esas adamı olmayan Bekir İrtegün; göbekte Emre Belözoğlu yok Baroni-Selçuk var, sol kanat Caner'in, sağ kanat Mehmet Topuz'un... Bu görüntüsüyle Kocaman'ın takımı daha çok 4-4-1-1 takımını hatırlatıyor. Gaziantepspor ise tam kadro sahada. Geçen haftaki 1-0'lık şanssız Antalyaspor mağlubiyetini unutturmak istiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maça iki taraf da istekli başladı. Daha ilk dakikalarda şöyle güzel bir maç izleyeceğimiz belli olmuştu. Golden önceki bölümde önce Fenerbahçe'nin ardından da ev sahibi takımın birer penaltısı Bülent Yıldırım'ın "formsuzluğu"na kurban gitti. Son iki sezonun en iyi Süper Lig oyuncularından Olcan Adın'ın 28. dakikada serbest vuruştan attığı gol Tolunay Kafkas'ı öne geçirdi. 34'te Aykut Kocaman zorunlu bir hamle yapmak durumda kaldı. Maçın ilk dakikalarında sağ arka baldırından sorun yaşayan Mehmet Topuz, oyuna devam edemedi ve yerini Uğur Boral'a bıraktı. Topuz'un bölgesine yabancı olan Uğur Boral oyuna girdikten 1 dakika sonra ceza sahası içinde topu Alex'le buluşturdu ve beraberlik golü geldi.  40. dakikada o ana kadar sahanın en çalışkan ismi olan Olcan Adın sakatlanınca maçın kırılma anı yaşandı. Olcan oyuna devam etse de ikinci yarının başında bir zorunlu değişiklik de Kafkas'tan geldi. Üstelik bu değişiklikteki bir diğer zorunluluk da yabancı kontenjanı meselesiyle ilgiliydi. Olcan'ın yerini İsmael Sosa'ya bırakabilmesi için Kafkas'ın bir yabancıyı çıkarması icab ediyordu. Olcan-Sosa ve Wagenr-Bekir Ozan değişiklikleri ev sahibi takımın oyun formasyonunda zoraki bir değişikliği tetiklemiş oldu. Maçın başında beri önde oynamayı başaran Gaziantepspor bu dakikadan sonra topun gerisinde daha çok durup, Sosa ile gelişebilecek kontratakları aramaya düşünecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-xBMiNFm0X6Y/TnOu-qwMIQI/AAAAAAAABpM/MjG4nTNgqII/s1600/alex.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 257px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xBMiNFm0X6Y/TnOu-qwMIQI/AAAAAAAABpM/MjG4nTNgqII/s320/alex.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653054348931637506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Antep kalecisi Karcemarskas 54'te Uğur Boral'ın kafa vuruşunu müthiş çıkarsa da, pozisyonun devamında Alex topu önünde bulup soğukkanlı sert bir buruşla yakın mesafeden golü yapamyı becerdi. Aykut Kocaman'ın oyunun son bölümüne girilerken artık klasikleşen hamlelerine bu maçta Semih-Bienvenu değişikliğiyle tanık olundu. Semih maç boyunca etkili olamamıştı, 2-1 önde olan takım daha diri ve iştahlı yedek forvetini oyuna alıyordu. Son dakika transferi Fildişili oyuncu 10 dakika sonra takımına bir penaltı kazandırdı ancak Alex hiç beklenmedik şekilde penaltıyı kaçırdı. Sol köşeye yerden gönderdiği top direkten dönünce Brezilyalı Fenerbahçe efsanesi 300. maçında üçleme yapma sansını yitirmiş oldu. 78. de Ziegler'in soldan ortaladığı topa çok iyi bir kafa vuruşu yapan Bienvenu farkı ikiye çıkardı. Golden sonra maç da bitti diyebiliriz. Gaziantepsporlu futbolcuların bu kadar iştahsız oluşu hayra alamet değil. Tolunay Kafkas'ı severiz sayarız ama birkaç hafta daha takım toparlanamazsa herkes çok iyi biliyor ki sezonun kovulan ilk teknik direktörü olabilir.  &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-RvWBQNk30Ps/TnOvDBAQKEI/AAAAAAAABpU/q0TZkN9zmCk/s1600/bienvenu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 279px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-RvWBQNk30Ps/TnOvDBAQKEI/AAAAAAAABpU/q0TZkN9zmCk/s320/bienvenu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653054423624067138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: Bienvenu için "Fildişili" yazmışım, orası Kamerunlu olacak tabi ki... Olur öyle şeyler. Teşekkürler yorum bırakan arkadaşa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3104799005687539280?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3104799005687539280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3104799005687539280' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3104799005687539280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3104799005687539280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/gaziantepspor-fenerbahce-1-3.html' title='Gaziantepspor - Fenerbahçe: 1-3'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-CFLPLj43IPY/TnOu6rPm-6I/AAAAAAAABpE/pXR3E6ZdMt8/s72-c/aykut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-7224176368815110186</id><published>2011-09-12T04:59:00.001-07:00</published><updated>2011-09-12T05:02:50.790-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Gündoğdu hep uyandık stadlara dayandık!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-bdrB4OZ3_Ag/Tm30Q78XQgI/AAAAAAAABos/mSbn6eKw28Q/s1600/fb_gs_selcuk_yula_gol_80ler_3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 228px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-bdrB4OZ3_Ag/Tm30Q78XQgI/AAAAAAAABos/mSbn6eKw28Q/s320/fb_gs_selcuk_yula_gol_80ler_3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651441679225799170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün 12 Eylül. 1980 yılındaki askeri faşist darbenin 31. yılındayız. Bunca yıl geçmesine rağmen hayatın her alanında izlerini tüm yakıcılığı ile hissediyoruz. Bu alanlardan biri de kuşkusuz spor. Darbe döneminde Türkiye'de oynanan futbolun en önemli aktörlerinden biri olan Selçuk Yula, neler yaşandığını BirGün'e anlattı. Fenerbahçe'nin yıldız golcüsü Yula'ya göre darbeciler spor alanına bilinçli olarak büyük önem vermişti. Yaptıkları eylemi kitleler nazarında meşru kılmak için sporu ve özellikle futbolu kullanmak istemişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;PROPAGANDA ARACI OLARAK FUTBOL&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dönemin en önemli futbolcularından Selçuk Yula, şöyle konuştu: "Darbeyi yapanlar toplumu ve siyaseti istedikleri gibi biçimlendirdiği gibi spora ve özellikle de futbola el attılar. O dönemin ünlü bir futbolcusu olarak sokakta yaşananların sahalarda pek hissedildiğini söyleyemem. Ancak bu futbola dokunmadıkları anlamına gelmemeli. Kenan Evren bu işe çok önem veriyordu. Kupa törenlerinde kupayı bizzat teslim etmesi bile bir propaganda şekliydi.&lt;br /&gt;Darbe döneminden tribünler de nasibini aldı. Önceki yıllarda sokaklarda biriken öfke bilinçli olarak stadyumlara kaydırıldı. Gençlerin buralarda depolitize olması istendiği çok açık ortadaydı. Dönemin devrimci sloganları bile değiştirildi: Gündoğdu hep uyandık stadlarda toplandık! Sonraki yıllarda tezahüratlar ordu ve Kenan Evren lehine atılmaya başlanmıştı…&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-D7MCZyU8GeA/Tm30Y1DnehI/AAAAAAAABo0/Qqt2wSnSYU8/s1600/C4C_selcuk_yulai.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-D7MCZyU8GeA/Tm30Y1DnehI/AAAAAAAABo0/Qqt2wSnSYU8/s320/C4C_selcuk_yulai.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651441814816127506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HER ŞEY YARIM KALDI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Futbolcu sendikası kurmak üzere Metin Abi (Metin Kurt) önderliğinde o yaz toplanmaya başlamıştık. İlk önce Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaşlı futbolcularla başlayan girişimlerimiz daha sonra tüm ülkeye yayıldı. Bürokratik işlemler vs. her şey halledildi. Hatta, Şişli’de bir yer bile tutuldu ancak darbe olunca her şey yarım kaldı… Büyük futbolculara dokunulmadı belki ama bu sendika işine karışan pek çok futbolcu arkadaşımız Anadolu kulüplerine gönderildi. Çünkü onlar düzene çomak sokmak istemişti. O zamanki kulüp yöneticilerine sorsan yetersiz oldukları için gönderildiklerini söyleyebilirler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Metin Kurt: Aynı faşist yöntem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;O tarihlerde, sendikayı örgütlemek üzere Ankara’da bulunuyordum. Ankara Amatör Sporcular Derneği’ni kurmak üzere çalışmalar yapıyorduk. 12 Eylül sabahı otelden çıktığımızda askerler çevirdi ve darbe yapıldığını öyle öğrendik…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Darbe öncesi spor arenalarının tek hakimi solcu, ilerici, demokrat karakterdeki insanlardı. Sonra her şey değişti. Spor ve futbol özellikle 90’lı yıllarla beraber, mevcut depolitize edilmiş toplumu uyutmanın bir aracı haline geldi. Bu noktaya gelinmesinde 12 Eylül askeri faşist darbesinin etkisi büyüktür. Nasıl ABD’de siyahiler sokakta sorun çıkarmasın diye spora kanalize edilmeye çalışıldılarsa Türkiye’de de benzer şeyler yaşandı.  Zaten yakın tarihe baktığımızda bütün faşist diktatörlerin genelde sporu özelde ise futbolu bilinçli olarak kullandığını görürüz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Adil Eriç: Kupayı Evren'e hediye ettik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül ve futbol denidğinde akla ilk gelen şey Ankaragücü hadisesidir. Evren, Ankaragücü’nü direkt 1. Lig’e çıkardıkları takdirde “Balıkesirliler de 1. Lig’de oynamak isterse ne yaparız?” diye düşünüyordu. Hemen bir kılıf bulundu. Buna göre, Türkiye Kupası'nı kazanan takım Birinci Lig'de oynayacaktı. Ankaragücü’nün dâhil olmasıyla 1. Lig’in statüsü değiştirilerek 16 takımdan 17 takıma çıkarılmıştı. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-EA-sfhp-guU/Tm30vjCL9TI/AAAAAAAABo8/YuSTxMWKSzU/s1600/May%25C4%25B1s_1981_Kenan_Evren_Ankarag%25C3%25BCc%25C3%25BC_kaptan%25C4%25B1_Adil_Eri%25C3%25A7%2527e_T%25C3%25BCrkiye_Kupas%25C4%25B1%2527n%25C4%25B1_veriyor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-EA-sfhp-guU/Tm30vjCL9TI/AAAAAAAABo8/YuSTxMWKSzU/s320/May%25C4%25B1s_1981_Kenan_Evren_Ankarag%25C3%25BCc%25C3%25BC_kaptan%25C4%25B1_Adil_Eri%25C3%25A7%2527e_T%25C3%25BCrkiye_Kupas%25C4%25B1%2527n%25C4%25B1_veriyor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651442205115282738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evren’in elinden kupa kaldıran Ankaragücü'nün kalecisi o günleri bir dergiye şöyle anlatmıştı:"&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Darbe olduğunda Ankara Tandoğan’da kamptaydık. Dışarıda tanklar falan vardı. Askerlerden izin alarak evlerimize gitmiştik. Ankara Valisi Mustafa Gönül’ün Kenan Evren’le arası iyiydi. Ankara’nın 1. Lig’de takımı olmamasını Evren’e sürekli hatırlatıyordu. Ankaragücü’nün 1. Lig’e çıkması için bir şeyler yaptılar; ama biz de hak etmiştik. Türkiye Kupası’nı kazanıp Bolu’dan dönüşte kupayı Kenan Evren’e götürüp hediye ettik. Evren Paşa, Devlet Başkanlığı Kupası’nı da istediğini söyledi. Hatta Avrupa’da başarılar beklediğini söyleyince epey gülüşmüştük. (Aksiyon Dergisi Sayı: 719)&lt;/span&gt;"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-7224176368815110186?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/7224176368815110186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=7224176368815110186' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7224176368815110186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7224176368815110186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/gundogdu-hep-uyandk-stadlara-dayandk.html' title='Gündoğdu hep uyandık stadlara dayandık!'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-bdrB4OZ3_Ag/Tm30Q78XQgI/AAAAAAAABos/mSbn6eKw28Q/s72-c/fb_gs_selcuk_yula_gol_80ler_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-10759468123050566</id><published>2011-09-09T10:02:00.000-07:00</published><updated>2011-09-09T10:07:44.146-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='buz hokeyi'/><title type='text'>Lokomotiv Yaroslavl küllerinden doğacak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-FnFJ_X0t5sM/TmpHESpPPKI/AAAAAAAABoU/PKj9r6U8im0/s1600/166507038.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 182px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-FnFJ_X0t5sM/TmpHESpPPKI/AAAAAAAABoU/PKj9r6U8im0/s320/166507038.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650406821539560610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz çarşamba günü ajanslara bir uçak kazası haberi düştü. Haberde, Rusya’nın Yaroslavl kentindeki Tunoshna Havalimanı’ndan kalkan bir uçaktaki 37 yolcu ve 8 mürettebatın hayatını kaybettiği yazıyordu. Daha sonra ise, ölen 45 kişi arasında Rusya’nın buz hokeyi takımlarından Lokomotiv Yaroslavl’ın tüm oyuncuları ile teknik heyetinin bulunduğunu öğrenecektik. Takım, sezonun açılış maçında Dinamo Minsk ile karşılaşmak üzere Belarus’un başkentine doğru hareket etmişti. Kalkıştan kısa bir süre sonra- ilk açıklamaya göre uçağın motorlarının alev alması sebebiyle- o üzücü kaza gerçekleşti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazadan sonra Lokomotiv Yaroslavl takımının yeniden oluşturulması gündeme geldi. Yaroslavl valisi Sergei Vakhrukov, korkunç kazanın akşamı yaptığı açıklamalar da bu yöndeydi. Rusya, Belarus, Kazakistan, Letonya ve Slovakya’dan toplam 24 takımın katılımıyla gerçekleştirilen KHL (Kontinental Hockey League) organizasyonunun başkanı Alexander Medvedev ise önceki gün Lokomotiv Yaroslavl’ı yeniden kuracaklarını söyledi. Lokomotiv’in geçtiğimiz sezon 3. bitirdiği KHL’deki diğer 24 takım oluşturulacak oyuncu havuzuna en az 2 oyuncusunu bağışlayacak. 27 oyuncusunu (4’ü genç takımdan) ve teknik ekipten 9 kişiyi kaybeden Lokomotiv Yaroslavl yönetimi bu havuzdan istediği oyuncuları seçerek yeni bir takım kuracak. Yeni takımın koçluğunu ise bir dönem Letonya Ulusal Takımı’nı çalıştıran Petr Vorobiev yapacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ULUSLARARASI MATEM&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ölen sporcular arasında buz hokeyinin önemli isimleri bulunuyor. Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu Başkanı Rene Fasel’ın kazadan sonra yaptığı açıklamada söylediği gibi; bu kaza yalnızca Rusya’nın trajedisi değil. Çünkü, ölenler arasında 10 farklı ülkeden sporcu vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buz hokeyinin zirve ligi kabul edilen NHL’de (Amerikan Hokey Ligi) tam 16 sezon oynayan Slovakya Ulusal Hokey Takımı’nın 37 yaşındaki kaptanı Pavol Demitra; Josef Vasicek, Karel Rachunek ve Jan Marek (Çek Cumhuriyeti); Karlis Skrastins (Letonya); kaleci Stefan Liv (İsveç); Ruslan Salei (Belarus) ve takımın Kanadalı koçu Brad McCrimmon aramızdan ayrılanlardan birkaçı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1989 yılında Calgary Flames takımıyla NHL şampiyonluğu yaşayan 52 yaşındaki McCrimmon, başarılı oyunculuk kariyerinin ardından kenar yönetimine geçmişti. Birkaç NHL takımında yardımcı antrenörlük yapan Kanadalı, ilk kez bir takımın baş antrenörlüğünü yapacaktı. Mayıs 2011’de Lokomotiv Yaroslavl’ın başına getirilen McCrimmon, yeni takımıyla henüz hiçbir resmi maça çıkmamıştı bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KHL’in başlangıç tarihi önümüzdeki pazartesiye ertelendi. Bugün (10.09.2011-Cumartesi) ise Lokomotiv Yaroslavl Hokey Arena’da binlerce kişinin katılacağı bir anma töreni düzenlenecek.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-nVbpRE1Se7g/TmpHI6oMeBI/AAAAAAAABoc/CyurzIPUqLc/s1600/www.mysanantonio.com.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 219px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-nVbpRE1Se7g/TmpHI6oMeBI/AAAAAAAABoc/CyurzIPUqLc/s320/www.mysanantonio.com.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650406900992079890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;DAYAN GALİMOV&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın 26 yaşındaki Rus oyuncusu Alexander Galimov korkunç kazadan sağ kurtulan iki kişiden biriydi. Hayatta kalan diğer kişinin ise Alexander Sizov isimli bir mürettebat görevlisi olduğu açıklandı. Gelen haberlerde vücudunun yüzde 90’ının yandığı belirtilen Galimov’un ve Sizov’un durumları ağır.  Sezon öncesi hazırlıkları kapsamında 9 maç yapan Lokomotiv Yaroslavl takımı son maçını KHL takımlarından Torpedo Nizhny Novgorod ile yapmış, Lokomotiv’in 5-2 kazandığı maçta son gol, kazada mucizevi bir şekilde kazadan sağ kurtulan Galimov’dan gelmişti. Şimdi de diliyoruz ki; Galimov en son golünü Azrail’e atsın ve bizimle kalsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Matt Busby'nin bebeleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor tarihi, Lokomotiv Yaroslavl takımın yaşadığı trajediyi daha önce de görmüştü. 14 Kasım 1970'de Marshall Üniversitesi'nin Amerikan futbolu takımı, dönüş yolculuğunda uçağın düşmesiyle tüm oyuncularını kaybetmişti. 66 oyuncunun yanı sıra 5 de antrenör kazadan kurtulamamıştı. Uruguay'ın Old Christians isimli Rugy takımı 1972 yılında geçirdiği bir uça kazasında 29 oyuncusunu yitirmişti. Böylesine acı verici bir olay en son 1993 yılında yaşandı. Zambia Ulusal Futbol Takımı 18 kişilik kadrosu ve 5 kişiden oluşan teknik heyetiyle birlikte kazadan kurtulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya'nın köklü kulüplerinden Torino da 1949 yılında 18 oyuncusunu bir uçak kazasında kaybetmişti. 6 Şubat 1958 tairihinde ise spor tarihinin en çok hatırlanan uçak kazası meydana gelmişti. Bir Avrupa Kuapsı maçından dönen Matt Busby yönetimindeki Manchester United'ı taşıyan uçak Münih'te düşmüş ve uçakta buluna 44 kişiden 23'ü yaşamını yitirmişti. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-kbIxdHzSZkk/TmpHg60e9dI/AAAAAAAABok/lvsAd2_mf7o/s1600/-our-respect-to-the-busby-babes-through-performances-on-pitch-400x300px.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kbIxdHzSZkk/TmpHg60e9dI/AAAAAAAABok/lvsAd2_mf7o/s320/-our-respect-to-the-busby-babes-through-performances-on-pitch-400x300px.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650407313360483794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-10759468123050566?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/10759468123050566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=10759468123050566' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/10759468123050566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/10759468123050566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/lokomotiv-yaroslavl-kullerinden-dogacak.html' title='Lokomotiv Yaroslavl küllerinden doğacak'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-FnFJ_X0t5sM/TmpHESpPPKI/AAAAAAAABoU/PKj9r6U8im0/s72-c/166507038.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4702330479312484130</id><published>2011-09-05T14:13:00.001-07:00</published><updated>2011-09-05T14:15:20.147-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eurobasket 2011'/><title type='text'>Her takıma bir Amerikalı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-aOQprMWWIKM/TmU7n3bwbQI/AAAAAAAABoM/c_NzhJ53ydE/s1600/1315230374.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-aOQprMWWIKM/TmU7n3bwbQI/AAAAAAAABoM/c_NzhJ53ydE/s320/1315230374.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648986863687462146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eurobasket 2011’i takip eden basketbol severler hemen hemen her takımda ‘başka memleketli’ olduğu görür görmez anlaşılan oyuncuların bulunduğunu fark etmiştir. Haliyle, her şey değişiyor tabi. Basketbol da bu değişimden kaçamazdı. Mavi gözlü, beyaz tenli, düz saçlı, iri kıyım Rus takımında, atletik özellikleri daha yüksek siyahi bir Amerikalı görmek artık hiç kimseyi şaşırtmıyor. Türkiye basketbolunda yıllar önce uygulanan ‘devşirme’ oyuncu sistemi futbolda ilk kez bir siyahi oyuncu (Marco Aurelio) ile hayata geçirildiğinde kıyamet kopmuştu, hatırlayın. Oysa ki, o kıyamet koparıcılar Mirsad Türkcan ile gurur duyarken onun Yugoslavya doğumlu bir Boşnak olduğunu bilmek istememişti bile. Konuyla ilgili milliyetçi zırvaları bir kenara bırakalım ve günümüz basketbolunun kısa vadeli çözümlerinden olan ‘devşirme’ oyuncu gerçekliğine bir göz atalım.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girişte de söylediğim gibi; Eurobasket 2011’de hangi takıma baksanız çifte pasaportlu bir oyuncu görmeniz mümkün. Şampiyonaya katılan 24 takımdan 19'u kadrosunda ‘devşirme’ oyuncu bulunduruyor. Kulüp takımlarındaki gibi, takıma ‘Amerikalı uzun’ getirmek ya da 2.05 boyla smaç basamayan yerlilerin yanına 1.90’lık ‘smaççı’ Amerikalı bulmak gibi bir şey bu. Şampiyondaki rakibiniz sıkıntı çektiği oyun kurucu pozisyonuna yabancı oyuncu devşirdiği zaman siz de eksik noktalarınızı tamamlamak adına kısa vadeli daha iyi bir çözüm bulamıyorsunuz. Aynı ülkenin basketbol liginde 3 sezon geçirmiş bir basketbolcuya ülke federasyonu vatandaşlık teflif edebiliyor. Taraflar anlaşırsa ve oyuncunun geçmişinde A Takım seviyesinde bir ulusal takım takım deneyimi yoksa, sorun da yok demek oluyor. Türkiye'de 32 yaşındaki oyuncusunu Türk statüsüne geçiren bir kulüp dahi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;IBAKA'YA KARŞI PRELDZİC&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Ulusal Takımı’na devşirilen son basketbolcu Emir Preldzic. Bosna-Hersek asıllı forvetin 3 ülkeye ait pasaportu bulunuyor. Bosna-Hersek, Slovenya ve Türkiye. Emir'in daha önceki Mirsad Türkcan, Asım Pars, Nedim Dal, Ersan İlyasova ve Dusan Cantekin gibi devşirme oyunculardan farkı; basketbola Türkiye'de başlamış olmaması. Preldzic, Türkçe bilmediği için İstiklal Marşı okuyamıyor ama rakibimiz İspanya’nın kadrosunda da Kongolu ve ABD pasaportlu Serge Ibaka’nın oynatıldığını unutmamak lazım. İspanya takımının 'bench' oyuncularından Fernando San Emeterio bile geçtiğimiz sezon Euroleague'in 'en iyi 5'ine seçilmişti. Buna rağmen İspanyollar, yıldızlar topluluğu kadrolarına bir de NBA yıldızı devşirmekte bir beis görmediler. Annesi ve babası da Kongo Ulusal Takımı'nda oynamış birer basketbolcu olan Ibaka'nın üzücü bir hayat hikayesi bulunuyor. Oklahoma City Thunder'ın yıldız adayı uzun forveti Serge Ibaka, basketbola da ülkesinde başladı. İspanya ile olan bağı ise Kongo'da çıkan iç savaş sonrası annesinin ölüdürülmesi ve babasının hapse atılmasıyla İspanya'ya iltica etmek durumunda kalması ile başlıyor. 1989 doğumlu basketbolcu İspanya'da yalnızca 2 yıl basketbol oynadı ama şu an ulusal takımın geleceği olarak gösteriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polonya'nın şutör guardı Thomas Kelati de hiç Polonyalıya benzemiyor öyle değil mi? Eritte asıllı bir ABD vatandaşı Kelati, 2006-08 yılları arasında Polonya Ligi takımlarından Turow’da oynadı ve 2010 yılında Polonya vatandaşlığına geçti. Polonya basketbolunu yönetenler onu bu turnuva için ‘Polish’ yaptılar. Eurobasket 2009’da da bir başka ABDli guard David Logan Polonya forması giymişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin grubundaki bir başka takım olan Büyük Britanya'nın yıldızı Luol Deng'in de Serge Ibaka'dan pek farkı yok. NBA'de geçen sezon Doğu konferansı finali oynayan Chicago Bulls'un en önemli 2-3 oyuncusundan biri olan Deng ve ailesi, tıpkı Ibaka gibi bir iç savaş sonrası (İkinci Sudan iç savaşı) topraklarını terk etmiş. Babası Sudanlı bir parlamenter olan Deng'in elinden eski bir NBA oyuncusu ve ırkdaşı olan Manue Bol tutuyor. Aile önce Mısır'a ardından da İngiltere'ye sığınıyor ve Deng 13 yaşındayken bir İngiliz basketbol kulübüne yazılıyor. Britanya takımının kadrosunda bugün 3 devşirme daha bulunmakta: Nijerya doğumlu Ogooluwa Adegboye, Hollandalı Devon Van Oostru ve Kanadalı Kyle Johnson.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ABD'Lİ GUARDLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aralarında bazı siyasi sorunlar bulunan Yunanistan ve Makedonya önceki gün C Grubu maçında karşılaştı. Bugüne kadar hep kazanan taraf olan Yunanistan bu kez kaybetti. Attığı 27 sayıyla Makedonya'ya maçı kazandıran ise iki ülke arasındaki tarihten, rekabetten ve duygusal süreçlerden pek az haberdar olan bir ABDliydi: Bo McCalebb. 25 yaşındaki McCalebb Makedonya'ya altın madalyayı getiremeyecek ama geçmişte böyle örneklere de rastlanmıştı. 2007'de Avrupa şampiyonu olan Rusya takımının oyun kurucusu bir ABDli olan J.R.Holden idi mesela. İtalya 1999'da altın madalyaya ulaştığında ise takımın en skoreri siyahi bir İngiltere doğumlu olan sayı makinesi Carlton Myers olmuştu. Eurobasket 2011'de Karadağ'ın oyun kurucusu bir New Yorklu: Omar Cook. Bosna Hersek'in skor yükünü Balkan ülkesiyle alakasını halen çözemediğim 31 yaşındaki ABDli Henry Domercant çekiyor. Ukrayna takımının beyni yine bir ABD'li basketbolcu, Stiven Bertt. ABDli Marcus Faison ve Kongolu D.J. Mbenga Belçika takımının belkemiği. Californialı Earl Rowland Bulgaristan'ın en skorer oyuncusu. Bulgaristan'ın daha önceki oyunu kurucusu ise İbrahim Jabeer idi. ABDli bir Alman olan Chris Kaman, ABDli bir siyahi İsrailli olan David Blu (takımın yıldızı konumunda), Hırvatistan ve Finlandiya'nın ABDli oyun kurucuları Dontaye Draper ve Gerald Lee, Gürcistan takımındaki Marquez Haynes ve Fransa takımında oynayan İsveç-Kamerun kökenli, çocukluğu Paris'te geçmiş Joakim Noah, Eurobaket 2011'in diğer devşirme oyuncuları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BU KEZ DEVŞİREN TARAF&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Devşirilen taraf her zaman ABDli oyuncular olmuyor elbette. Bir basketbolcu fabrikası olmasına rağmen ABD Ulusal Takımı'da geçmişte bu yönteme başvurmuştu. Virgin Adaları vatandaşı olan Tim Duncan 2004 Atina Olimpiyatları için ABD pasaportu almıştı. Nijeryalı Hakeem Olajuvan, Kongolu Dikembe Mutombo, Jamaikalı Patrick Ewing gibi NBA efsaneleri ABD formasıyla uluslararası turnuvalarda ter dökmüş oyuncular. Dediğim gibi... Her şey değişirken basketbolun da bundan etkilenmemesi düşünülemezdi. Değişmeyen tek şey değişim kendisi belki ama Sırbistan ve Litvanya’nın bu ‘devşirme’ işine pek sıcak baktığı da söylenemez. Unutmadan; malum Kerem Tunçeri'nin yaşı geçiyor. Türkiye oyun kurucu sorununu çözmek için bu yola başvurabilir mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4702330479312484130?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4702330479312484130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4702330479312484130' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4702330479312484130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4702330479312484130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/09/her-takma-bir-amerikal.html' title='Her takıma bir Amerikalı'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-aOQprMWWIKM/TmU7n3bwbQI/AAAAAAAABoM/c_NzhJ53ydE/s72-c/1315230374.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2778505304923173574</id><published>2011-08-30T09:36:00.000-07:00</published><updated>2011-08-30T09:56:26.738-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eurobasket 2011'/><title type='text'>Eurobasket 2011'e doğru... D Grubu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Yc4UPPEwamg/Tl0R30uUYjI/AAAAAAAABnc/bn0Q0II-YoY/s1600/Russian-national-basketball-player-Andrei.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Yc4UPPEwamg/Tl0R30uUYjI/AAAAAAAABnc/bn0Q0II-YoY/s320/Russian-national-basketball-player-Andrei.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646689158535864882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;RUSYA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Güçlü geliyorlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetler Birliği'nin devamcısı olan Rusya, her şampiyonada olduğu gibi Eurobasket 2011'e de iddialı bir kadroyla yer alacak. Türkiye düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda 7. olan Rusya, 98 ve 94'te gümüş madalya kazanmıştı. Rusya, Avrupa Şampiyonları'nda her daim tehlikeli olmuş bir takım. Aynı zamanda İsrail devi &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Maccabi Tel-Aviv&lt;/span&gt;'i de çalıştıran tecrübeli koç &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;David Blat&lt;/span&gt;t'ın Rusya'sı 2007'de Sergey Monyalı, J.R. Holdenlı ve Andrei Kirilenkolu kadrosuyla Avrupa Şampiyon olmayı başarmıştı. O kadronun iskeletini koruyan Rusya, 4 yıl sonra, NBA oyuncusu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Timofey Mozgov, Andrey Vorontsevich&lt;/span&gt; ve başarlı oyun kurucu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Anton Ponkrashov&lt;/span&gt; gibi isimlerin daha fazla sorumluluk almasıyla yenilenmiş görünüyor. 5 yıldır takımın başında olan başarılı koç David Blatt'ın elinde bu kez 2009'da takıma katılmayan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Utah Jazz&lt;/span&gt;'ın yıldızı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Andrei Kirilenko&lt;/span&gt; da olacak. Yüzdeli şutlarıyla bilinen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sergei Monya&lt;/span&gt; ve ribaundların etkili ismi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Viktor Khryapa&lt;/span&gt; da takımın diğer önemli oyuncuları. Andrei Kirilenko'nun biraz daha üzerinde durmak gerekiyor. Kirilenko, 18 yaşında NBA'e seçilerek Avrupa'dan NBA'e giden en genç oyuncu olmuştu. Eurobasket 2007'nin en değerli oyuncusu seçilen 1981 doğumlu uzun forvet, NBA'de 10 yıldır Utah Jazz formasıyla maçlara ilk 5 başlıyor. Rusya'nın en yüksek profillli oyuncusu olan Andrei Kirilenko, geçmiş yıllardaki &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vasili Karasev, Sergei Panov ve Aleksey Savrasenko&lt;/span&gt; gibi isimlerin dahi önünde yer alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız Oyuncusu: Andrei Kirilenko&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SLOVENYA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bu kez farklı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-3CrOC96iNrc/Tl0S5_N197I/AAAAAAAABnk/52un_RuUxMc/s1600/goran-dragic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 272px; height: 310px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-3CrOC96iNrc/Tl0S5_N197I/AAAAAAAABnk/52un_RuUxMc/s320/goran-dragic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646690295223809970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yugoslavya'nın devamcıları arasında basketbolun en fazla sevildiği ülkelerden biri de Slovenya. Ülkenin en büyük basketbol takımı &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Union Olimpija&lt;/span&gt;'nın Euroleague maçlarına olan ilgiye geçmiş günlerde yer vermiştik. Slovenya bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana organize edilen tüm Avrupa şampiyonalarına katıldı. 2003'e kadar ilk 10'a girmeyi bile başaramayan Slovenler, 2009'da 4. olmayı başarırken Türkiye'yi de 2. tur grubunda mağlup etmiş, çeyrek finalde Srıbistan'a uzatmalarda boyun eğmişti. Avrupa'nın en başarılı koçlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bozidar Malikovic&lt;/span&gt;'in çalıştırdığı Slovenya, bu kez çıtayı yükseltti ve kısa tarihlerinde ilk kez olimpiyata katılabilmeyi önüne hedef koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın tarihte, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Radoslav Nesterovic, Marco Milic&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Anadolu Efes&lt;/span&gt;'e transfer olan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sasha Vujacic&lt;/span&gt; gibi önemli oyuncular çıkaran Slovenya her şampiyona öncesi kadro kurmakta çeşitli sıkıntılar yaşamıştı. Bu kez ise geçmişe göre kağıt üzerinde daha etkili bir kadro oluşturdular. Önceki gün Litvanya'yı farklı mağlup ederek Eurobaset 2011'e hazır olduklarının da mesajını verdiler. Kadroda pek çok üst düzey oyuncu bulunuyor. Galatasaray'a transfer olan oyun kurucu&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Jaka Lakovic&lt;/span&gt;, 2 numarada Phoenix Suns'tan Houston Rockets'a geçen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Goran Dragic&lt;/span&gt;, forvetler; Union Olimpija'da başarılı bir sezon geçiren &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Goran Jagodnik&lt;/span&gt; ve tecrübeli Matjaz Smodis, pota altında ise Barcelona'nın pivotu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Erazem Lorbek&lt;/span&gt; bulunuyor. Kenardan gelerek oyunu değiştirebilecek, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sasa Ozbolt, Samo Udrih&lt;/span&gt;, genç&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; Edo Muric&lt;/span&gt; ve Real Madrid'in 2.21'lik pivotu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mirza Begic&lt;/span&gt; gibi oyuncularda Litvanya'da olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu Goran Dragic&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;GÜRCİSTAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Atılım içerisinde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-8cfdV_vlH2Q/Tl0T1JlkXCI/AAAAAAAABns/wFQGpXvw5GE/s1600/Zaza-Pachulia_L.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 232px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-8cfdV_vlH2Q/Tl0T1JlkXCI/AAAAAAAABns/wFQGpXvw5GE/s320/Zaza-Pachulia_L.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646691311619955746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Basketbolda atılım içerisinde olan ülkerden biri de Gürcistan. Kısa tarihlerinde hiçbir uluslararası şampiyonaya katılamamış olsalarda son dönemde yetiştirdikleri birkaç oyuncuyla basketbol dünyasında yer edinmeye başladılar. 1989 doğumlu 2.16'lık pivotları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Giorgi Shermandini&lt;/span&gt;, ülke sınırları içerisinde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Maccabi Tiflis&lt;/span&gt; takımından yetişip, Avrupa basketbolunun devlerinden &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Panathinaikos&lt;/span&gt;'a transfer olmuştu. Geçtiğimiz sezonu Slovenya devi &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Union Olimpija&lt;/span&gt;'da kiralık geçiren Shermandini, Euroleague'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Fenerbahçe Ülker&lt;/span&gt;'e karşı gösterdiği performansla dikkat çekmişti. Genç pivotun önümüzdeki yıl NBA draftlarına katılması bekleniyor. Gürcistan takımının en önemli oyuncusu hiç kuşku yok ki &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zaza Pachulia&lt;/span&gt;. Türkiye'de Ülker altyapısından yetişen ve yakından tanıdığımız biri olan Pachulia, NBA'de son 6 sezon &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Atlanta Hawks&lt;/span&gt; forması giydi ve basketbolunu bir hayli geliştirmiş durumda. NBA'de sık sık kavgalara karışmasıyla da bilinen Pachulia, Eurobasket 2011 hazırlıkları çerçevesinde geçtiğimiz gün oynadıkları Litvanya maçında tam 42 sayı atarak dikkatleri üzerine çekti. Takımı, 2008 Nisan ayından beri Sırp asıllı ABDli koç &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Igor Kokoskov &lt;/span&gt;çalıştırıyor. 40 yaşındaki antrenör daha önce, Sırbistan ulusal takımı ve NBA'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Phoenix Suns&lt;/span&gt; teknik ekibinde de görev almıştı. Gürcistan'ın bu turnuvadaki hedefi iyi basketbol oynayıp gruptan çıkmayı başarmak olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Zaza Pachulia&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BULGARİSTAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Klansman takımı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-kuaRh___aN8/Tl0Ugw_83sI/AAAAAAAABn0/I9qzT6iqWIs/s1600/filip-videnov300.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-kuaRh___aN8/Tl0Ugw_83sI/AAAAAAAABn0/I9qzT6iqWIs/s320/filip-videnov300.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646692060933971650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;D Grubu'nun Gürcistan'dan sonraki en zayıf halkası olan Bulgaristan, aynı zamanda Balkan basketbolunun da iddiasız ekiplerinden birisi konumunda. Yıllardır uluslararası turnuvalara katılmalarına rağmen üst düzey oyuncu yetiştirmekte pek başarılı oldukları söylenemez. En son, Eurobasket 2005 ve 2009'a katılan ve 16 takım arasında 13.lerden biri olabilen Bulgaristan'ın 1957'de Avrupa ikinciliği, 1961'de ise Avrupa üçüncülüğü bulunuyor. Kulüp bazında da pek başarılı olamayan Bulgaristan basketbolu, Balkan Şampiyonası takımı hüviyetinden kurtulamadı. Litvanya'da nispeten kolay bir grupta yer alan takımın ilk 3'e girip 2. tur grubuna kalması inanılmaz bir başarı olur.&lt;br /&gt;Hazırlık karşılaşmaları sırasında 2.06'lık önemli pota altı oyuncularından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Stefan Georgiev&lt;/span&gt;'in yanı sıra &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pavel Ivanov ve Kostadin Marshavelski&lt;/span&gt; gibi oyuncuları da sakatlık yüzünden kadrodan çıkaran Bulgaristan'ın geriye kalan tek kalburüstü oyuncusu ise 31 yaşındaki &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Filip Videnov&lt;/span&gt; olacak. Polonya devi &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Asseco Prokom&lt;/span&gt;'da forma giyen skorer oyuncu baş antrenör &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Rosen Barchovski&lt;/span&gt;'nin en etkili kozu durumunda. Öte yandan Barchovski, ABD asıllı devşirme oyun kurucuları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İbrahim Jabeer&lt;/span&gt;'in katkılarına da güveniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Filip Videnov&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;UKRAYNA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Çıtayı yükselttiler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-KKBuJE5B5AA/Tl0VBXG_IVI/AAAAAAAABn8/tAb-J7rIUUY/s1600/Oleksiy-Pecherov.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 207px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-KKBuJE5B5AA/Tl0VBXG_IVI/AAAAAAAABn8/tAb-J7rIUUY/s320/Oleksiy-Pecherov.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646692620919841106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011'in Şubat ayında Ukrayna Basketbol Federasyonu, ülke basketbolunu yukarılara taşıma hedefleri doğrultusunda önemli bir adım attı ve NBA'in en önemli koçlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mike Fratello&lt;/span&gt; takımın başına getirildi. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Atlanta Hawks, Cleveland Cavaliers ve Memphis Grizzlies&lt;/span&gt; takımlarıyla yakaladığı başarı Fratello'yu NBA'de tüm zamanların en çok galibiyet elde eden koçları listesinde 19. sıraya yerleştirdi. 80'li yıllarda &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dominiq Wilkins&lt;/span&gt; ile NBA'i sallayan Hakws'ın başındaki isim Fratello vardı örneğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenar yönetimini son derece önemli bir isme teslim eden Ukrayna'nın, 4 kez katılabildildiği Avrupa Basketbol Şampiyonalarındaki en büyük derecesi 1997'de elde edilen 13.'lük. Litvanya'daki şampiyonada A ve B Gruplarına göre daha kolay rakiplerle mücadele etme avantajı da bulunan Ukrayna, 24 takım içerisinde ilk 6'ya girip olimpiyat elemesi oynamayı hedefleyen takımlardan. ABDli devşirme oyun kurucuları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Stiven Bertt&lt;/span&gt;'in yanı sıra, NBA'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Utah Jazz&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; kadrosunda yer alan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kyrylo Fesenko&lt;/span&gt; da gününde olduğunda etkili bir silaha dönüşebiliyor. Tecrübeli pivot &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sergei Lishouk&lt;/span&gt; ve bir başa pota altı oyuncusu eski AJ Milanolu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Oleksiy Pecherov&lt;/span&gt; takımın diğer kalburüstü oyuncuları. İzmir'deki dörtlü turnuvada izlediğimiz Ukrayna, oyuncuları gününde olduğunda Sırbistan'ı ve Türkiye'yi yenebilecek bir potansiyel taşıyor. Ukrayna basketbolu demişken, NBA'de uzun yıllar forma giyen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vitali Potapenko&lt;/span&gt;'yu ve bir dönem Türkiye'de oynayan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Oleksandr Okunsky&lt;/span&gt;'yi de unutmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Oleksiy Pecherov&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BELÇİKA&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;18 yıllık mola&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-i0lA0JgBiEc/Tl0Vmo4a4gI/AAAAAAAABoE/lxrQZcVRYQ0/s1600/mbenga.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 208px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-i0lA0JgBiEc/Tl0Vmo4a4gI/AAAAAAAABoE/lxrQZcVRYQ0/s320/mbenga.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646693261345743362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eurobasket 2011'deki klasman takımı hüviyetindeki bir başka ekip de Belçika. Tarihinde 14 kez Avrupa Basketbol Şampiyonası'na katılan Belçika'nın en iyi derecesi 1947'de elde ettikleri 4.lük olsa da en son büyük bir uluslararası organizasyona 1993 yılında katıldıkları görülüyor. Bu yıl ilk kez bir Avrupa Şampiyoansı'nın 24 takımla yapılacak olmasından dolayı vize alabilen ülkelerden olan Belçika'yı ülkenin önde gelen koçlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Eddy Casteels&lt;/span&gt; çalıştırıyor. Takım kadrosu genel olarak Avrupa'nın düşük profilli oyuncualrından oluşsa da bir NBA yıldızı da yok değil: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;D.J. Mbenga&lt;/span&gt;. Demokratik Kongo Cumhuriyeti asıllı Belçikalı pivot NBA'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Dallas Mavericks, Golden State Warriors, Los Angeles Lakers ve halen kontratı bulunduğu New Orleans Hornets&lt;/span&gt; takımlarında oynadı. 2009'da Lakers ile NBA şampiyonluğu yaşayan Mbenga, Pau Gasol ve Andrew Bynum gibi isimlere tercih edilip New Orleans'a gönderilmişti. Mbenga NBA kariyeri boyunca oyunun daha çok savunma kısmında etkili olabilmiş bir oyuncu olarak, Litvanya'da takımını sırtlayabilecek kapasiteyesahip değil. Belçika'nın skor yükünü ise bir dönem NBA'de Denver Nuggets forması giymiş, İspanya ACB Ligi'nde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bizkaia Bilbao&lt;/span&gt;'da oynayan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Axel Hervelle&lt;/span&gt;'in çekmesi bekleniyor. Bu şampiyonada gruptan çıkabilmek Belçika adına büyük bir başarı sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: D.J. Mbenga&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2778505304923173574?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2778505304923173574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2778505304923173574' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2778505304923173574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2778505304923173574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/08/eurobasket-2011e-dogru-d-grubu.html' title='Eurobasket 2011&apos;e doğru... D Grubu'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Yc4UPPEwamg/Tl0R30uUYjI/AAAAAAAABnc/bn0Q0II-YoY/s72-c/Russian-national-basketball-player-Andrei.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-8274447969866678450</id><published>2011-08-29T05:01:00.000-07:00</published><updated>2011-08-29T09:26:39.651-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eurobasket 2011'/><title type='text'>Eurobasket 2011'e doğru... B Grubu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-FuqTf7mo-Aw/TluBVv443oI/AAAAAAAABmc/o5AetGQhFq4/s1600/belinelli_bargnani_gallinari.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 183px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-FuqTf7mo-Aw/TluBVv443oI/AAAAAAAABmc/o5AetGQhFq4/s320/belinelli_bargnani_gallinari.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646248768471359106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-2uv6qOOhcDQ/TluBQj_zhJI/AAAAAAAABmU/3P7TBU642xs/s1600/gregorfucka390-1606924.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-2uv6qOOhcDQ/TluBQj_zhJI/AAAAAAAABmU/3P7TBU642xs/s320/gregorfucka390-1606924.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646248679379797138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;GREGOR FUCKA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTALYA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bu kez iddialılar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa basketbol tarihinin en başarılı ülkelerinden biri olan İtalya, Litvanya'daki şampiyonaya mazisini arayan bir takım görünümde katılıyor. 1983 yılında Avrupa şampiyonu olarak, kıtada devam etmekte olan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;SSCB&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Yugoslavya&lt;/span&gt; hegemonyasını ilk kıran takım İtalya olmuştu. 1999 yılında unutulmaz pivotları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gregor Fucka&lt;/span&gt;'nın MVP seçildiği Fransa'daki şampiyonada 2. kez altın madalyaya ulaştılar. O unutulmaz kadro bugün pek çok basketbol sever tarafından hala hatırlanır: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Carlton Myers, Andrea Meneghin, Giacomo Galanda, Gianluca Basile, Dennis Marconato&lt;/span&gt;... Ve tabi ki o kadronun baş antrenörü de çok yakından tanıdığımız &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bogdan Tanjevic&lt;/span&gt; idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllardan sonra İtalyan basketbolunda hem kulüpler düzeyinde hem de ulusal takım organizasyonlarında bir düşüş yaşandığı gözlendi. 2005'te başlayan çöküş bugüne kadar sürdü. 2007'de gruptan çıkamayan gök mavilililer, Eurobasket 2009'a katılamamışlardı bile. Bugün ise kadrolarında &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Danilo Gallinari&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Andrea Bargnani&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marco Belinelli&lt;/span&gt; gibi 3 NBA yıldızı bulunuyor. 2009'daki büyük sıkıntı sırasında takımın başına tecrübeli koç &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Simone Pianigiani&lt;/span&gt;'yi getiren İtalyanlar, Litvanya'daki şampiyonanın gizli favorileri arasında yer alıyor. 2001-2003 yılları arasında Montepaschi Siena'da Ergin Ataman'ın yardımcılığını yapan Pianigiani, 2006'da direksiyona kendisi geçmiş ve geçtiğimiz sezon büyük bir başarıya imza atarak &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Montepaschi Siena&lt;/span&gt;'yı Euroleague'de Final-Four'a taşımıştı. Pianigiani'nin takımı İtalya basketbol liginde son 5 yıldır şampiyonluğu kimselere kaptırmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldızı oyuncusu: Andrea Bargnani&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İSRAİL&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Başarıya hasret&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-lI6qvqfbWQw/TluJ37CCVdI/AAAAAAAABnU/DXhsPHiM3pU/s1600/David-Blu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 305px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-lI6qvqfbWQw/TluJ37CCVdI/AAAAAAAABnU/DXhsPHiM3pU/s320/David-Blu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646258151671092690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Basketbolun en çok sevildiği ülkelerden biri olan İsrail'de ulusal takımın pek başarılı bir geçmişi olduğu söylenemez. Kulüp bazında &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Maccabi Tel-Aviv&lt;/span&gt; ile yıllardır zirveye oynayan İsraillilerin, Avrupa Şampiyonalarındaki en iyi derecesi gümüş madalya oldu. 1979 yılındaki ikinciliğin öncesinde, 1977 ve 1973 yıllarındaki 5.likler İsrail takımının başarı hanesinde bulunuyor. 16 takımın mücadele ettiği &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Eurobasket 2009&lt;/span&gt;'da 15. olabilen mavi-beyazlılar, 2007 ve 2005'de 11. ; 2003'te 7. olmuştu. Türkiye'nin ev sahibi olup final onadığı &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Eurobasket 2001&lt;/span&gt;'de ise 12.likte yer bulabilmişlerdi. Başarıya hasret kalan İsrail, bu kez ilk 6'ya girip olimpiyat elemelerine katılmayı hedefliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail takımının iskeletini her zaman olduğu gibi yine Maccabi Tel-Avivli oyuncular oluşturuyor. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Guy Pnini, Lior Eliyahu, Tal Burnstein ve David Blu&lt;/span&gt; gibi basketbolcular Avrupa'nın pek çok büyük kulübünde oynayabilecek isimler. Takımın yıldızı hiç kuşku yok ki David Blu. ABD asıllı oyuncu Avrupa'nın en iyi birkaç şutöründen biri olarak biliniyor.&lt;br /&gt;Takımın baş antrenörlüğünü ise 2009 Aralık ayından beri İsrailli koç &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Arik Shivek&lt;/span&gt; yapıyor. Antrenörlük kariyeri Hollanda ve Belçika gibi düşük profilli basketbol liglerinde geçen Shivek'in Litvanya'daki performansı merakla bekleniyor. Öte yandan, İsrail'in teknik ekibinde ülkenin basketbol efsanelerinden &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Oded Kattash&lt;/span&gt;'ın da yardımcı anternör olarak bulunduğunu hatırlatalım. Kattash, 2000 yılında Panathinaikos formasıyla Euroleague şampiyonluğu yaşarken finalde eski kulübü Maccabi Tel-Aviv'e 17 sayı atmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Takımın yıldızı: David Blu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;FRANSA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;NBA karması gibi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-3fJSdS9EREs/TluGUCEddYI/AAAAAAAABms/BZE52INWYJQ/s1600/parker.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3fJSdS9EREs/TluGUCEddYI/AAAAAAAABms/BZE52INWYJQ/s320/parker.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646254236550133122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fransa, Avrupa'nın en güçlü basketbol ülkerlilerinden biri olmasına rağmen henüz ülke şampiyonluk sevinci yaşayabilmiş değil. Her Avrupa Şampiyonası'na önemli yıldızlarıyla katılan Fransa gruplardan sürekli çıksa da ilerleyen turlarda hep elenen taraf oldu. Ülke tarihinin en önemli basketbol başarısı olarak 2006'daki Dünya Şampiyonası'nda elde edilen 5.lik görünüyor. Avrupa Şampiyonalarında ise sürekli ilk 5'te yer almasına rağmen 3.lükten öteye geçemediler. Fransa basketbolu, uluslararası arenada geçmişte &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Antoine Rigaudeau, Jim Bilba, Tariq Abdul-Wahad, Alain Digbeu ve Laurent Foirest&lt;/span&gt; gibi unutulmaz oyuncularla temsil edilmişti. Fransa, NBA'de 8 oyuncuyla en çok oyuncu bulunduran ülke olmanın da avantajıyla bu kez şampiyonluk hedefliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NBA yıldızlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Tony Parker&lt;/span&gt; kadroya katılırken, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;New York Knicks&lt;/span&gt;li &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ronny Turiaf&lt;/span&gt; sakatlığı nedeniyle geçtiğimiz günlerde kadrodan çıkarıldı. Önümüzdeki sezon &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Sluc Nancy&lt;/span&gt;'de oynayacak olan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Portland Trailblazers&lt;/span&gt;'dan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nicolas Batum&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Dallas Mavericks&lt;/span&gt; ile şampiyonluk yüzüğünü takan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ian Mahinmi&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Chicago Bull&lt;/span&gt;'un yıldızı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Joakim Noah&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Charlotte Bobcats&lt;/span&gt;'ten &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Boris Diaw&lt;/span&gt; ve Avrupa'nın genç ve yetenkli guardlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nando de Colo&lt;/span&gt;, Fransa kadrosunun öne çıkan oyuncuları. Takımın baş antrenörlüğünü ise 2009 Mart ayından bu yana &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vincent Collet&lt;/span&gt; yapıyor. Aynı zamanda &lt;span style="font-style:italic;"&gt;ASVEL&lt;/span&gt;'i de çalıştıran Collet, 2010'da takımı dünya 5.si yapmayı başarmıştı. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Yıldız oyuncu: Tony Parker&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SIRBİSTAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Tek hedef altın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-qAB2ZSscv3k/TluHkr-SsiI/AAAAAAAABm8/ufiWd7EM0Lo/s1600/krstic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qAB2ZSscv3k/TluHkr-SsiI/AAAAAAAABm8/ufiWd7EM0Lo/s320/krstic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646255622188085794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya basketbolunun en büyük ekollerinden biri olan Yugoslavya'nın en başarılı devamcısı konumundaki Sırbistan, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Eurobasket2011&lt;/span&gt;'e de iddialı geliyor. 5 kez Dünya şampiyonluğu elde eden Sırplar, geçen yılki Dünya Şampiyonası'nda &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kerem Tunçeri&lt;/span&gt;'nin son saniye turnikesiyle Türkiye'ye yenilip Dünya dördüncüsü olmuştu. Finallerin takımı olarak niteleyebileceğimiz Sırbistan 8 kez de Avrupa Şampiyonluğu yaşadı. 2009'daki şampiyonada gümüş madalya kazanan Dusan Ivkovic'in takımı, Eurobasket 2011 için oldukça iddialı. Geçtiğimiz günlerde İzmir'deki dörtlü turnuvaya katılan Sırbistan'ı yakından izlemiş ve efsanevi koçları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dusko Ivkovic&lt;/span&gt;'e Eurobasket 2011'deki hedeflerini sorma şansı yakalamıştık. Avrupa basketbolunun gelmiş geçmiş en iyi 10 antrenörü arasında gösterilen Ivkovic, Litvanya'da şampiyonluktan başka bir hedefleri olamayacağını vurgulamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her dönem üst düzey yıldızları kadrosunda bulunduran Sırbistan'ın bu yılki kadrosu da rakipleri açısından bir hayli ürkütücü. 2 yıl önce Avrupa'da en değerli oyuncusu seçilen guardları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Milos Teodosic&lt;/span&gt;'in yanı sıra, NBA'den &lt;span style="font-style:italic;"&gt;CSKA Moskova&lt;/span&gt;'ya dönen tecrübeli pivot &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nenad Krstic&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Barcelona&lt;/span&gt;'nın pota altı yıldızı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kosta Perovic&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt;'in yeni transferi çok yönlü forvet &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dusko Savanovic&lt;/span&gt; ve 2.22'lik dev &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Boban Marijanovic&lt;/span&gt; ilk akla gelenler. Öte yandan, basketbolseverlerin bugün hala saygıyla hatırladığı pek çok yıldız da bu formayı giymişti: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vlade Divac, Drazen Petrovic, Peja Stojakovic, Dejan Bodiroga, Predrag Danilovic, Zelijco Rebreca, Zoran Savic, Sasha Djorcevic, Dragan Tarlac, Marco Jaric, Predrag Drobnjak, Igor Rakocevic...&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncu: Nenad Krstic&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ALMANYA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Gizli favori&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-glqRY1pbfeE/TluJGIt0MOI/AAAAAAAABnE/F-xYEdv07_M/s1600/Dirk%2BNowitzki2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-glqRY1pbfeE/TluJGIt0MOI/AAAAAAAABnE/F-xYEdv07_M/s320/Dirk%2BNowitzki2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646257296350916834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1993 yılında efsanevi Sırp koç &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Stanislav Pesic&lt;/span&gt; yönetiminde Avrupa Şampiyonu olarak büyük sürprize imza atan Almanya, Litvanya'daki şampiyonanın da gizli favorileri arasında yer alıyor. Süper yıldız Dirk Nowitzkili kadrosuyla 2002 yılında Dünya 3.sü, 2005 yılında ise Avrupa 2.si olan Almanya, şampiyonluk potansiyeli taşıyan tehlikeli takımlardan birisi. İzmir'deki dörtlü turnuvayı eksik kadrosuna rağmen kazanmayı başaran Almanya, kadrosuna NBA'in süper yıldızı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dirk Nowitzki&lt;/span&gt;'yi ve &lt;span style="font-style:italic;"&gt;LA Clippers&lt;/span&gt;'ın pivotu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Chris Kaman&lt;/span&gt;'ı da monte etti. O turnuvanın en değerli oyuncusu seçilen 21 yaşındaki 2.12'lik pviotları &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Tibor Pleiss&lt;/span&gt;'ın da geleceğin en önemli uzunlarından olacağının altını çizmek gerekir. Almanya Ligi'nde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Brose Basket&lt;/span&gt; formasıyla son 2 sezondur şampiyonluk yaşayan Pleiss için Avrupa'nın dev kulüpleri bir sezon sonra sıraya girecek. Geçtiğimizi yılı &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Türk Telekom&lt;/span&gt;'da tamamlayan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Jan-Hendrik Jagla&lt;/span&gt; ve guardlar &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Heiko Schaffartzik&lt;/span&gt; ile &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Stefan Hamann&lt;/span&gt; takımın diğer önde gelen oyuncuları arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, takımın baş antrenörü &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dirk Bauermann&lt;/span&gt; turnuvadan sonra, yalnızca çalıştırdığı kulüp takımı olan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bayern Münih&lt;/span&gt;'e odaklanmak için ulusal takımı bırakacağını açıkladı. Dallas Mavericks'i NBA şampiyonu yapan Nowitzki'nin de son turnuvası olduğu düşünülürse Almanya şampiyonluk için elinden geleni yapacaktır diyebiliriz. BirGün&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Yıldız oyuncu: Dirk Nowitzki&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;LETONYA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Zayıf halka&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-78xIuGVb1-E/TluJkzAEaOI/AAAAAAAABnM/ZwYt1ak_x84/s1600/janis_blums.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 241px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-78xIuGVb1-E/TluJkzAEaOI/AAAAAAAABnM/ZwYt1ak_x84/s320/janis_blums.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646257823097841890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'nun zayıf halkası olarak Letonya gösterilebilir. Türkiye'den basketbolseverlerin özellik &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt; formasıyla yakından tanıdığı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kaspars Kambala&lt;/span&gt;, bu yıl ki şampiyonada kadroda yer almıyor. Letonya'nın eksikliğini hissedeceği bir diğer pota altı oyunusu ise NBA'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Golden State Warriors&lt;/span&gt; forması giyen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Andris Biedrins&lt;/span&gt; olacak. Ağırlıklı olarak Letonya Ligi'nde ve Baltık Ligi'nde forma giyen oyunculardan kurulu Letonya'nın baş antrenörlüğünü &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ainars Bagatskis&lt;/span&gt; yapıyor. Letonyalı bir oyuncu için başarılı bir oyunculuk kariyerini geride bırakan Bagatskis'in koçluk kariyerinde şu ana kadar herhangi bir başarı bulunmasa da bir sezon Zalgiris Kaunas'ı çalıştırdığını belirtelim. Letonya'nın mevcut kadrosunda öne çıkan oyuncular arasında İspanya Ligi ACB takımlarından &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bizkaia Bilbao Basket&lt;/span&gt; takımında forma giyen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Janis Blums&lt;/span&gt;, yine ACB takımlarından &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Lagun Aro Gipuzkoa&lt;/span&gt;'nın uzun forveti &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Roland Freimans&lt;/span&gt; ve Letonya Ligi'nde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Ventspils&lt;/span&gt; forması giyen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Akselis Vairogs&lt;/span&gt; gösterilebilir. 2001, 2003, 2005 ve 2007'deki Avrupa Şampiyonalarında başarılı olamayan Letonya, 2009'a katılamayan ülkelerdendi. Yanı sıra, 10 takımla düzenlenen 1935 yılındaki ilk Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda altın madalya kazanan ülke Letonya olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Yıldız oyuncusu: Janis Blums&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-8274447969866678450?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/8274447969866678450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=8274447969866678450' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8274447969866678450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8274447969866678450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/08/eurobasket-2011e-dogru-b-grubu.html' title='Eurobasket 2011&apos;e doğru... B Grubu'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-FuqTf7mo-Aw/TluBVv443oI/AAAAAAAABmc/o5AetGQhFq4/s72-c/belinelli_bargnani_gallinari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5908487275248242391</id><published>2011-08-28T04:46:00.001-07:00</published><updated>2011-08-28T06:04:52.164-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eurobasket 2011'/><title type='text'>Eurobasket 2011'e doğru...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-x3F7KJbMfk4/Tlo8d0PSgsI/AAAAAAAABmM/7zimWpihqSE/s1600/logo_vytis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 313px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-x3F7KJbMfk4/Tlo8d0PSgsI/AAAAAAAABmM/7zimWpihqSE/s320/logo_vytis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645891565798982338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Litvanya 2011, basketbolu belki de yeniden ülkenin 1 numaralı gündemi haline getirebilecek bir Avrupa Basketbol Şampiyonası olacak. Olimpiyat vizesi hedefiyle Eurobasket 2011'e katılan Türkiye, bir hayli güçlü kadrosuyla podyuma çıkıp ülkeyi ayağa kaldırabilir. Eurobasket 2011'in bir başka önemli özelliği ise diğer takımların da hemen hemen tam kadro olarak Litvanya'ya geliyor olması. Bu nefes kesecek şampiyona öncesi, takımları kısa kısa tanıyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;C GRUBU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HIRVATİSTAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Her türlü sürprize gebe&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--A_Ee3KXqmY/TlotLsv79QI/AAAAAAAABkk/un6AOOsUsyA/s1600/petrovic_radja.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 264px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--A_Ee3KXqmY/TlotLsv79QI/AAAAAAAABkk/un6AOOsUsyA/s320/petrovic_radja.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645874761876370690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hırvatistan, Yugoslavya'dan ayrıldığı Haziran 1991'den tam bir yıl sonra Barcelona Olimpiyatları'nda ABD'nin 'Rüya Takımı'yla (dream team) final oynamış ve gümüş madalya kazanma başarısı göstermiş bir ülke. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Drazen Petrovic&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Toni Kukoc&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dino Radja &lt;/span&gt;gibi NBA'e giden ilk Avrupalılıarın yanı sıra, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Arijan Komazec&lt;/span&gt;, bir dönem Fenerbahçe forması giyen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zan Tabak&lt;/span&gt; ve geçtiğimiz sezon Efes Pilsen'i çalıştıran &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Velimir Perasovic &lt;/span&gt;gibi yıldızların bulunduğu o kadro, 1993 ve 1995 Avrupa Şampiyonlarında 3. olmuş, 1994 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda ise 4.lük yaşamıştı. Sonraki yıllarda &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Damir Mulaömerovic&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt;), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gordan Giricek&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Fenerbahçe&lt;/span&gt;), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Slaven Rimac&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;TOFAŞ&lt;/span&gt;), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nikola Prkacin&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt;) ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nikola Vujcic&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt;) gibi üst düzey oyuncularla bezeli kadrolar yakalansa da başarı yakalanamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42 yaşındaki Hırvat koç Josip Vrankovic'in çalıştırdığı Hırvatistan, Eurobasket 2011'de ilk 6'ya girip olimpiyat elemesine katılmak istiyor ancak, her türlü sürprizi de gerçekleştirebilecek bir görüntü veriyor. Takımın saha içi lideri olan Fenerbahçe Ülker'in oyun kurucusu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Roko Leni Ukic&lt;/span&gt; sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkartılmıştı. Ukic'in yanı sıra etkili şutör &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zoran Planinic&lt;/span&gt; de Litvanya'da olamayacak. Öte yandan, Hırvatistan bu şampiyonada ilk kez bir ABD'li devşirme oyuncu kullanacak. Geçtiğimiz sezon Avrupa'nın 2 numaralı kupası olan EuroCup'ta 'En Değerli Oyuncu' seçilen oyun kurucu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dontaye Draper&lt;/span&gt;, Ukic'in yokluğunda koç Vrankovic'in etkili bir kozu olacak. Takımın diğer öne çıkan oyuncuları arasında ise &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Stanko Barac&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt;), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Luksa Andric&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Galatasaray&lt;/span&gt;), &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Marko Tomas&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Fenerbahçe Ülker&lt;/span&gt;) ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ante Tomic&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt;) gösterilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-OSdgNDGGvGY/Tlouy_3tthI/AAAAAAAABks/lXT90sr0MKc/s1600/tomas.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-OSdgNDGGvGY/Tlouy_3tthI/AAAAAAAABks/lXT90sr0MKc/s320/tomas.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645876536535791122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Marko Tomas&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;YUNANİSTAN &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Yeni kuşak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Jcaor-Ni5eA/Tlo0GQAwbSI/AAAAAAAABk8/KkO_BWPLms0/s1600/greece_1987.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 258px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Jcaor-Ni5eA/Tlo0GQAwbSI/AAAAAAAABk8/KkO_BWPLms0/s320/greece_1987.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645882364844338466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-VIO6svwytHw/Tlo0CUAwLDI/AAAAAAAABk0/dvfa84FLJYI/s1600/greece.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 176px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-VIO6svwytHw/Tlo0CUAwLDI/AAAAAAAABk0/dvfa84FLJYI/s320/greece.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645882297198586930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa basketbolunun ekol ülkelerinden biri olan Yunanistan'ın, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;1987&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2005&lt;/span&gt; yıllarında kazandığı iki Avrupa Şampiyonluğu bulunuyor. 1987'deki jenerasyon &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;1989&lt;/span&gt; Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda; 2005'teki jenerasyon ise &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2006&lt;/span&gt; Dünya Basketbol Şampiyonası'nda gümüş madalya kazanmayı başarmıştı. Yunanistan'ın o son başarılı jenerasyonundan bugün pek azı Litvanya'daki şampiyonanın kadrosunda bulunuyor. Geçtiğimiz sezon Panathinaikos'u Euroleague zaferine taşıyan oyun kurucu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dimitris Diamantidis&lt;/span&gt; sakatlığı sebebiyle, Avrupa'nın en büyük "winner" larından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Theodoros Papaloukas&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vassilis Spanoulis&lt;/span&gt; gençlerin önünü açmak düşüncesiyle Yunanistan kadrosunda olmayan 2005-2006 jenerasyonunun oyuncuları. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kostas Tsartsaris&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Loukas Mavrokefalidis&lt;/span&gt; ve Maccabi Tel-Aviv'in pivotu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sofoklis Schortsanitis&lt;/span&gt; de Yunanistan'ın başlıca eksikleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş antrenör &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ilias Zouros&lt;/span&gt;'un çalıştırdığı Yunanistan, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nick Calathes&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kostas Papanikolaou&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kosta Koufos&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kostas Sloukas&lt;/span&gt; gibi 1989-90 jenerasyonundan oyuncularla yenilediği kadrosuyla mücadele edecek. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Antonis Fotsis&lt;/span&gt; ile birlikte &lt;span style="font-style:italic;"&gt;AJ Milano&lt;/span&gt;'ya transfer olan &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ioannis Bourousis&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Panathinaikos&lt;/span&gt;lu "6. adam" &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kostas Kaimakoglou&lt;/span&gt; ise takımın tecrübe ihtiyacını giderecek oyuncular. Şampiyonadaki en büyük şansı zayıf rakiplerin bulunduğu C Grubu'ndan yer almaları ve 2. turda D Grubu'ndan gelecek yine zayıf rakiplerle oynayacak olmaları. Kura şansı Yunanistan'ı rahat bir biçimde çeyrek finale götürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-lCtIP0DW1AU/Tlo0LLI-tKI/AAAAAAAABlE/NefCZ3Ogw2s/s1600/calathes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 253px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-lCtIP0DW1AU/Tlo0LLI-tKI/AAAAAAAABlE/NefCZ3Ogw2s/s320/calathes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645882449435997346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Nick Calathes&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;MAKEDONYA&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Naumoski'nin ülkesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-aO4BdPDxLyw/Tlo3MenyMjI/AAAAAAAABlU/piRY27AYVe4/s1600/mccalebb2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-aO4BdPDxLyw/Tlo3MenyMjI/AAAAAAAABlU/piRY27AYVe4/s320/mccalebb2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645885770380227122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BO McCALEBB&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-EsXLolpSyzE/Tlo3HrKEaJI/AAAAAAAABlM/vQUqoGJhETA/s1600/petar-naumoski_98685.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-EsXLolpSyzE/Tlo3HrKEaJI/AAAAAAAABlM/vQUqoGJhETA/s320/petar-naumoski_98685.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645885687845906578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;PETAR NAUMOSKİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makedonya için, 6 ülkeye bölünen Yugoslavya'nın basketboldaki en zayıf halkası diyebiliriz. Makedonya ve basketbol kelimeleri Türkiye'deki pek çok basketbolsever için Petar Naumoski'yi çağrıştırır. Efes Pilsen'in 1996 yılında kazandığı Koraç Kupası'nın baş mimarı olan Naumoski, Türkiye'de pek çok kişiye basketbolu sevdiren adam olarak hafızalardaki tazeliğini koruyor. Naumoski'den sonra aynı çapta bir oyuncu daha yetiştiremeyen Makedonya, kısa tarihindeki 3. Avrupa şampiyonası deneyimini yaşayacak. 1999'da 14.'lük elde eden Balkan ülkesi, 2009'da ise 9. olmuştu. Gerek C Grubu'nun gerekse 2. turdaki çapraz eşleşmede karşılaşacağı rakiplerinin bulunduğu D Grubu'ndaki takımlarla hemen hemen denk güçte olmaları, 2009'da elde ettikleri dereceyi geliştirmelerini sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makedonya'nın şampiyonadaki en etkili kozları arasında &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vlado Ilievski&lt;/span&gt; bulunuyor. 30 yaşındaki oyun kurucu geçtiğimiz günlerde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Anadolu Efes&lt;/span&gt; kadrosuna katılmıştı. Aynı zamanda, Makedonya, devşirme oyuncu modasına da uyan ülkelerden.&lt;span style="font-style:italic;"&gt; Montepaschi Siena&lt;/span&gt;'nın 'combo guard'ı ABD'li &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bo McCalebb&lt;/span&gt;, Makedonya'nın başarısı için ter döküyor. Geçtiğimiz sezon &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Olin Edirne&lt;/span&gt;'de forma giyen pivot &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Predrag Samardziski&lt;/span&gt; ve takım kaptanı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pero Antic&lt;/span&gt; de takımın öne çıkan oyuncuları arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-i4rqleZsbUY/Tlo32Hz380I/AAAAAAAABlc/ELx1tykbzRE/s1600/predrag-samardziski.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 312px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-i4rqleZsbUY/Tlo32Hz380I/AAAAAAAABlc/ELx1tykbzRE/s320/predrag-samardziski.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645886485811426114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Predrag Samardziski&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BOSNA-HERSEK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yugoslav ekolü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ksZADLVqzxU/Tlo5R7QWqmI/AAAAAAAABlk/xoADZPylzxk/s1600/ratko-varda-bc-khimki.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ksZADLVqzxU/Tlo5R7QWqmI/AAAAAAAABlk/xoADZPylzxk/s320/ratko-varda-bc-khimki.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645888062989183586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;RATKO VARDA&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bosna-Hersek, Makedonya ile birlikte Avrupa basketbolunda söz sahibi olmayan Yugoslavya devamcısı iki ülkeden birisi. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Predrag Danilovic&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zoran Savic&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Boris Stankovic&lt;/span&gt; gibi eski Yugoslavya yıldızları Bosna-Hersek doğumlu olmaları bakımından ülke basketbolunun önemli tarihi figürleri arasında gösterilebilir. 1993, 1997, 1999, 2001, 2003 ve 2005 Avrupa Basketbol Şampiyonaları'na katılan Bosna Hersek pek başarılı performanslar ortaya koyamamıştı. Geçmiş şampiyonlara göre daha güçlü bir kadroyla Litvanya'ya gidecek olan Bosna-Hersek en azından bu kez 15.'likten öteye geçmek isteyecektir. Bir dönem Türkiye'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Kepez Belediyesi&lt;/span&gt;'ni çalıştıran baş antrenör &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sabir Hadzic&lt;/span&gt; yönetimindeki takımın &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ratko Varda&lt;/span&gt; gibi önemli bir eksiği bulunsa da, tecrübeli pota altı oyuncusunun yerini doldurabilecek oyuncuları da mevcut. Birkaç gün önce &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Banvit&lt;/span&gt; kadrosuna katılan uzun forvet &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kenan Bajramovic&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Elmadin Kikanovic &lt;/span&gt;bu isimler arasın gösterilebilir. Öte yandan, Türkiye'de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Pınar Karşıyaka&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Efes Pilsen&lt;/span&gt; formaları da giyen tecrübeli forvet &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Henry Domercant&lt;/span&gt;'ı kadrosuna alan Bosna-Hersek de ABD'li oyuncu oynatan ülkeler kervanına katıldı. Kuşkusuz, takımın en ön plandaki oyuncusu ise &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Mirza Teletovic&lt;/span&gt;. Çok yönlü bir uzun olan Teletovic, geçtiğimiz yıl &lt;span style="font-style:italic;"&gt;İspanya ACB Ligi&lt;/span&gt; takımlarından &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Caja Laboral Baskonia&lt;/span&gt; formasıyla başarılı bir sezon geçirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-WzUFbQagXtY/Tlo6TSzj0RI/AAAAAAAABls/euUjojIhC1g/s1600/Mirza_Teletovic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-WzUFbQagXtY/Tlo6TSzj0RI/AAAAAAAABls/euUjojIhC1g/s320/Mirza_Teletovic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645889186002358546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Mirza Teletovic&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;KARADAĞ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;İlk kez katılıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-b0ijw9T0v0Q/Tlo7UZZJQ1I/AAAAAAAABl0/mfrCI0GJrOI/s1600/omar_cook.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-b0ijw9T0v0Q/Tlo7UZZJQ1I/AAAAAAAABl0/mfrCI0GJrOI/s320/omar_cook.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645890304462111570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası arenaya 2009 yılında dahil olan Karadağ, kısa tarihinde ilk kez bir uluslararası turnuvaya katılacak. Sırbistan'dan ayrıldıktan sonra futbolda gösterdiği atılımı basketbolda da sürdürmek isteyen Karadağ, önemli oyunculara sahip bir takım görünümünde. 2009 yılında &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Panathinaikos&lt;/span&gt; ile &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Euroleague&lt;/span&gt; şampiyonluğu yaşayan ve geçtiğimiz sezonu NBA takımlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Minnesota Timberwolves&lt;/span&gt;'da tamamlayan 2.11'lik pivot &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nikola Pekovic&lt;/span&gt; bu oyuncuların başında geliyor. 25 yaşındaki Pekovic, güçlü fiziği ve sert savunmasıyla olduğu kadar ribaund yeteneği ve blok özelliğiyle pota altı savunmasının kilit ismi konumunda. Pekovic ile birlikte süre alacak bir başka pivotlaları ise bu sene NBA'e Philadelphia 76'ers tarafından 16. sıradan seçilen 20 yaşındaki &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nikola Vucevic&lt;/span&gt;. Uzun forvet poziyonunda ise bir başka 1990 doğumlu yetenek &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vladimir Dasic&lt;/span&gt; bulunuyor. Geçtiğimiz sezonu &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Banvit&lt;/span&gt; formasıyla geçiren &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Vladimir Galubovic&lt;/span&gt; de uzun rotasyonundaki bir başka alternatifleri. Karadağ'ın kısa oyuncular ise uzunlar kadar heyecan verici değil. Şutör forvetler &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sehovic&lt;/span&gt; kardeşler, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Goran Jeretin&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ivan Koljevic&lt;/span&gt; Avrupa basketbolunun sıradan oyuncuları. Oyun kurucu poziyonunda ise devşirme kontenjanından, geçtiğimiz sezon &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Valencia&lt;/span&gt; formasıyla Euroleague'in asist lideri olan ABD'li &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Omar Cook&lt;/span&gt; takımı oynatacak kilit oyuncu konumunda bulunuyor. Oyun kurucu sorununu Omar Cook ile halleden Karadağ, ilk kez katıldığı Eurobasket'te olimpiyat elemelerine dahi kalabilirse şaşırmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-mn1q2S9w--U/Tlo7d-OhjbI/AAAAAAAABl8/Uz7oNG3HhVM/s1600/Nikola_Pekovic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-mn1q2S9w--U/Tlo7d-OhjbI/AAAAAAAABl8/Uz7oNG3HhVM/s320/Nikola_Pekovic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645890468968500658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yıldız oyuncusu: Nikola Pekovic&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;FİNLANDİYA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Buz adamlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1960 öncesi düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonalarına düzenli katılan Finlandiya, günümüz basketbolunda uluslararası arenada en son 1995 yılında Yunanistan'ın ev sahipliği aptığı şampiyonada yer almıştı. O tarihten bu yana basketbolda pek ismi duyulmayan bir ülke olan Finlandiya, 24 takımlı Eurobasket 2011 biletini Portekiz ile birlikte son anda alabildi. Finlandiya takımının  en önemli oyuncusu olarak &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Petteri Koponen&lt;/span&gt; gösterilebilir. 23 yaşındaki oyun kurucu İtalya'nın köklü kulüplerinden &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Virtus Bologna&lt;/span&gt; forması giyiyor. Ayrıca, 2007 yılında &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Philadelphia 76'ers&lt;/span&gt; tarafından NBA'e seçilen oyuncunun kariyerine NBA'in son şampiyonu &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Dallas Mavericks&lt;/span&gt;'te devam etme durumu var. İskandinav ülkesinin diğer kozları ise ABD'li devşirme pota altı oyuncusu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gerald Lee&lt;/span&gt; ve Slovenya'nın basketbol devi &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Union Olimpija&lt;/span&gt; formasıyla başarılı Euroleague maçları çıkaran 20 yaşındaki şutör guard &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sasu Salin&lt;/span&gt; olacak. Kısa forvetleri &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kimmu Muurinen&lt;/span&gt; de önümüzdeki sezon Almanya takımı &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Fraport Skyliners&lt;/span&gt; formasıyla Euroleague mücadelesi verecek bir başka oyuncu. Basketbola pek aşina olmayan bir ülke olan Finlandiya, şampiyonaya katılan 24 takım arasında kağıt üzerinde en zayıf takım olarak dikkat çekiyor. Yine'de İskandinavya'nın en iyi basketbol takımı olduklarının altını çizelim.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-atqipknkySY/Tlo787yoSuI/AAAAAAAABmE/4fbxXcmb7DU/s1600/Koponen_Petteri-tok-83.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 212px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-atqipknkySY/Tlo787yoSuI/AAAAAAAABmE/4fbxXcmb7DU/s320/Koponen_Petteri-tok-83.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645891000890575586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Yıldız oyuncusu: Petteri Koponen&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5908487275248242391?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5908487275248242391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5908487275248242391' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5908487275248242391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5908487275248242391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/08/eurobasket-2011e-dogru.html' title='Eurobasket 2011&apos;e doğru...'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-x3F7KJbMfk4/Tlo8d0PSgsI/AAAAAAAABmM/7zimWpihqSE/s72-c/logo_vytis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5822663820807114363</id><published>2011-08-17T11:18:00.000-07:00</published><updated>2011-08-17T11:45:28.748-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Ersan İlyasova: Hedef olimpiyat madalyası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-YeOTGyekjIY/TkwIYraJtRI/AAAAAAAABkU/Ie51Ksa3KSA/s1600/ersan%2Bilyasova.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 290px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-YeOTGyekjIY/TkwIYraJtRI/AAAAAAAABkU/Ie51Ksa3KSA/s320/ersan%2Bilyasova.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641893653250684178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;31 Ağustos-18 Eylül tarihleri arasında Litvanya'da düzenlenecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda (EuroBasket 2011) final hedefleyen Türkiye Ulusal Basketbol Takımı, hazırlıklarını sürdürüyor. Şampiyona öncesi gelenekselleşen World Cup organizasyonu katılan Türkiye, İzmir'de gerçekleşen turnuvada 3. olmasına rağmen EuroBasket 2011 için umut verdi. Turnuva sonrası İstanbul'a dönen kırmızı-beyazlılar, 19-21 Ağustos tarihleri arasında Almanya'ya geçecek ve burada Yunanistan, Belçika ve Almanya ile birlikte dörtlü bir turnuvaya katılacak. 24-25 Ağustos'daki Adidas İstanbul Cup ardından ise Avrupa Şampiyonası için 29 Ağustos'ta Litvanya'ya hareket edilecek. Takımın NBA'de forma giyen iki yıldız ismi Ömer Aşık ve Semih Erden'in bu süreçte takıma dahil olması bekleniyor. 11-13 Ağustos tarihleri arasında İzmir'de organize edilen Spor Toto World Cup 10'u &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;BirGün gazetesi&lt;/span&gt; olarak yerinde izledik. Antrenmanlardaki neşeli tavırlarıyla dikkat çeken oyuncular ve teknik ekip, 2012 Londra Olimpiyatı'na katılma hedefini gerçekleştirmek istiyor. Takımın NBA patentli yıldızlarından &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ersan İlyasova&lt;/span&gt; sorularımızı yanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Takımdaki atmosfer nasıl? Bu kadroyla yalnızca olimpiyat vizesi almayı başarmak yetecek mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim hedefimiz her zaman madalyaya ulaşmak olmuştur. Litvanya'da ilk üçe girmeyi hedefliyoruz. Bu hedefimiz bizi 2012 Londra Olimpiyatlarına götürecek. Orada da madalya elde edip bir ilki gerçekleştirmek amacındayız. Özellikle geçen seneki Dünya Şampiyonası'ndan sonra üzerimizdeki sorumluluğun arttığını düşünüyorum. Ülke bizden çok şeyler bekliyor. Bütün takım olarak bunların farkındayız. Yaptığımız idmanlarda eksikliklerimizi görüp bunları kapatmaya çalışıyoruz. Takım arkadaşlarımızla bu idmanlar sırasında motivasyonumuzu da arttırmaya çalışıyoruz. Kondisyon olarak henüz yüzde 100 hazır olduğumuzu söyleyemem. Şampiyonaya kadar tüm takım hazır hale gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Litvanya'da oldukça zor bir gruba düştük. Çaprazdan gelecek takımlarda bir hayli zorlu...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Şampiyonası'nda adım adım düşünmek gerekiyor. Biz de ilk adımı gruptan çıkarak atacağız. Zor bir kura çektiğimize katılıyorum. İspanya ve Litvanya gibi takımların bulunduğu gruptan çıkmak kolay olmayacaktır elbette ama biz de oldukça güçlü bir takımız ve gruptan çıktığımızda önemli bir avantaj yakalayacağız. Tam kadro olarak bir araya geldiğimizde bizi yenebilecek takımın olmadığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-1T5zkUfJlXE/TkwKjHdZGHI/AAAAAAAABkc/-j07e7JlAj8/s1600/ersan%2Bilyasova-kemal%2B%25C4%25B1l%25C4%25B1kkan.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-1T5zkUfJlXE/TkwKjHdZGHI/AAAAAAAABkc/-j07e7JlAj8/s320/ersan%2Bilyasova-kemal%2B%25C4%25B1l%25C4%25B1kkan.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641896031602415730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Efes'le Final-Four'a&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;NBA'deki lokavtın ardından Barcelona ve CSKA gibi Avrupa'nın dev kulüpleri seni kadrolarına katmak istedi ve sen de Anadolu Efes'i tercih ettin. Neydi bunun sebebi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euroleague Final-Four'unun İstanbul'da düzenlenecek olmasından dolayı Efes çok güçlü bir kadro kurdu. Barcelona'da oynadığım dönem Final-Four'a kalmıştım ancak şampiyonluk yaşayamamıştım. Efes'in bu sezonki hedefleri doğrultusunda bunu başarabileceğimize inandım ve bu kulübü tercih ettim. Elbette bu hiç kolay olmayacak. Euroleague'de de oldukça zor bir gruba düştük, diğer takımlarda bu yıl çok güçlü kadrolar kurdular. Ama ben Final-Four oynamayı birlikte başaracağımıza inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peki ya NBA?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NBA'deki lokavtın ne zaman sona ereceği hakkında hepiniz gibi benim de bir fikrim yok. FIBA'nın NBA oyuncularının Avrupa'da kontrat imzalamasına izin vermesi sonra Avrupa'ya gelmeme sebep oldu. Lokavt sona ersede Efes'te kalacağım. 1+1 yıllık sözleşme imzaladım ve bu sürenin sonunda kadar takımda kalmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;twitter.com/kemalilikkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5822663820807114363?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5822663820807114363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5822663820807114363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5822663820807114363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5822663820807114363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/08/ersan-ilyasova-hedef-olimpiyat-madalyas.html' title='Ersan İlyasova: Hedef olimpiyat madalyası'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-YeOTGyekjIY/TkwIYraJtRI/AAAAAAAABkU/Ie51Ksa3KSA/s72-c/ersan%2Bilyasova.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4864972232216868116</id><published>2011-07-22T04:51:00.000-07:00</published><updated>2011-07-22T05:11:36.611-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Bir bakmışsın Kobe gelmiş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-61lKErO4u-o/TilnfbAY0sI/AAAAAAAABjs/FCjdWuSfH3w/s1600/22%2Bspormanset%2B15.tif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 209px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-61lKErO4u-o/TilnfbAY0sI/AAAAAAAABjs/FCjdWuSfH3w/s320/22%2Bspormanset%2B15.tif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632146598526505666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;NBA'deki lokavt durumu okyanusun ötesindeki basketbol kulüplerinin kısa süre de olsa hayal bile edemeyecekleri yıldız oyuncuları kadrolarına katabilmelerine olanak tanıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi'nde (NBA) oyuncu sendikası ile takım sahipleri arasındaki anlaşmazlık nedeniyle ortaya çıkan lokavt durumunun ne zaman sona ereceği henüz belli olmadı. ABD basınından takip ettiğimiz gelişmelere göre yakın zamanda da son bulacağa benzemiyor. Üstelik, lokavt durumunda sözleşmeler donduruluyor ve oyuncular maaş ödemesi alamıyor. Bu durum, pek çok NBA oyuncusunu basketbol hayatlarına okyanus ötesinde devam etme konusunda ikna edici bir ortam oluşturmuş durumda. NBA'in en iyi 2-3 point guardından biri olan Deron Williams'ın Beşiktaş'a transfer olmayı kabul etmesi bu duruma en büyük örneği teşkil etmekte. Tabi, şimdilik en büyük örnek. Çünkü, ESPN'in 20 yıllık NBA spikeri Alvaro Martin'e göre pek çok oyuncu Williams'ı takip edecek. Martin'e göre Aralık ayına kadar NBA'deki kriz çözümlenmediği takdirde sezon iptal edilecek ve NBA oyuncuları okyanus ötesine gitmeyi kabul edecek. Buna ilaveten, pek çok Avrupa kulübü sakatlık sorunlarından kaynaklı sıkıntılarını NBA oyuncularını kadroya katarak bertaraf edebilecek. Martin'i bu düşünceye iten sebeler ise özetle şunlar: Oyuncular bir sezon resmi maça çıkmadan geçirmek istemeyeceklerdir ve NBA'de geçtiğimiz sezon 285 oyuncu yıllık 4 milyon doların altında para kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;PARADAN GEÇTİM, BASKETBOLU SEÇTİM&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar NBA'den Avrupa'ya dönme kararı alan pek fazla oyuncu olmadı. Hatta büyük çoğunluğu ise yapılan teklifleri geri çevirdi. Lokavt sonrası Avrupa'ya dönme kararı veren ilk oyuncu David Andersen oldu. Euroleague efsaneleri arasında yer alan Avustralyalı basketbolcu İtalya'nın Montepaschi Siena takımıyla 3 yıllık sözleşme imzaladı. Sırbistan'ın 2.13'lük pivotu Nenad Krstic, Boston Celtics ile olan sözleşmesini iptal ederek 2 yıl için 9.8 milyon dolara Rusya devi CSKA Moskova'ya imza attı. Avrupa'da oyunculara NBA sözleşmeleri önerebilecek 3-5 kulübün bulunduğunu söyleyen Krstic, NBA yıldızlarının Avrupa'ya gelmesi konusunda oldukça karamsar. Krstic'in bahsettiği 3-5 kulüp arasında kuşkusuz Yunanistan devleri Olimpiyakos ile Panathinaikos bulunuyor. Ancak bu iki kulübün maddi sıkıntılarla boğuştuğu geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı. Olimpiyakos'un kesenin ağzını açtığı günlerde Josh Childress için 2008-2010 arası yıllık 11 milyon dolar ödediğini hatırlatalım. Toronto Raptors'ın guardı Sonny Weems, Litvanya'nın sembol takımı Zalgiris Kaunas'a transfer oldu. Raptors'ın en düşük kontratlı oyuncularında biri olan Weems'in Zalgiris'den vergiler hariç yıllık 1.5 milyon dolar kazanacağı açıklanmıştı. NBA'e veda edip Avrupa'ya dönen son isim ise Sasha Vujacic oldu. Los Angeles Lakers'da geçirdiği 5 sezonda iki kez şampiyonluk yaşayan Slovenyalı guard Anadolu Efes ile 1+1 yıllık sözleşme imzalamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-pbps5lDUN3g/TilnvF03NrI/AAAAAAAABj0/arElCgeK8ic/s1600/22%2Bwilliams%2B15.tif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-pbps5lDUN3g/TilnvF03NrI/AAAAAAAABj0/arElCgeK8ic/s320/22%2Bwilliams%2B15.tif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632146867718928050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gerçek bir NBA yıldızı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş ile 1 yıllık resmi sözleşme imzalayan Deron Williams'ın siyah-beyazlı formayı giyebilmesi için FIBA'dan onay bekleniyor. NBA lokavtı kalktığında sözleşmesi iptal edilecek olan Williams'ı transfer edebilmek için Beşiktaş başantrenörü Ergin Ataman 'bu riske değer' demişti. Williams, geçtiğimiz sezon Utah Jazz forması giydiği sıralarda takımın efsanevi koçu Jerry Sloan'ın istifa etmesindeki temel gerekçe oalrak gösterilmişti. Sloan'ın gidişin ardından takas döneminde New Jersey Nets'e geçen D-Wil, ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu hemen göstermişti. 27 yaşındaki oyun kurucu, yeni takımıyla çıktığı ilk dört maçında en fazla asist yapan (58) oyuncu oalrak NBA tarihine geçmiş durumda. Nets formasıyla ilk maçında 12 asist yapan All-Star oyuncu, seyircisi önündeki ilk maçında ise 17 asist yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-imSgCBUXEDM/TiloJ2wt7lI/AAAAAAAABj8/wv92YtGSDVc/s1600/22%2Bfernandez%2B15.tif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 225px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-imSgCBUXEDM/TiloJ2wt7lI/AAAAAAAABj8/wv92YtGSDVc/s320/22%2Bfernandez%2B15.tif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632147327531478610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk tercih İspanya Ligi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İspanya Basketbol Ligi'nin (ACB) en yüksek maaşlı oyuncusu Juan Carlos Navarro, Barcelona'dan vergiler hariç y ıllık 4.1 milyon dolar kazanıyor. Dünya basketbolunda NBA'den sonra en iyi lig konumundaki ACB'de tribünlerin doluluk oranlarından, salon kapasitelerine kadar her şey üst seviyede. Bu anlamıyla, Avrupa'ya gelecek NBA oyuncularının ilk tercihleri İspanya olabilir. ACB'nin iki devi Barcelona ve Real Madrid'de NBA yıldızlarının peşinde. Barça, eski oyuncusu Lakerslı Pau Gasol'u ikna etmeye çalışırken, Real Madrid ise Portlandlı Rudy Fernandez'in peşinde. Real, Fernandez için toplam 26 milyon tutarında 6 yıllık bir sözleşme önermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-ZOG7j1eCkmg/TiloeZiLv0I/AAAAAAAABkE/733bxyXsup8/s1600/22%2Bfrancis%2B15.tif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 270px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ZOG7j1eCkmg/TiloeZiLv0I/AAAAAAAABkE/733bxyXsup8/s320/22%2Bfrancis%2B15.tif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632147680463142722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bir başka seçenek: Çin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Houston Rockets'in bir zamanlar All-Star oyun kurucusu olan Steve Francis, 2007 yılından beri 17 takımlı Çin Basketbol Ligi'nde Beijing Ducks forması giyiyor. Francis yıllık 800 bin dolar kazanıyor ama bu miktar Çin'deki en pahalı oyuncu olması için yeterli değil. Çin'de de tıpkı Türkiye'de olduğu gibi isteyen takım gerekli sponsor desteğini bulduğu takdirde istediği oyuncuya istediği parayı verebiliyor. Bu nedenle bir kaç Çin takımı Kobe Bryant ve Dwight Howard gibi süper yıldızlarına bir kaç aylığına da olsa formasını giydirme peşinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4864972232216868116?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4864972232216868116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4864972232216868116' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4864972232216868116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4864972232216868116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/07/bir-bakmssn-kobe-gelmis.html' title='Bir bakmışsın Kobe gelmiş'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-61lKErO4u-o/TilnfbAY0sI/AAAAAAAABjs/FCjdWuSfH3w/s72-c/22%2Bspormanset%2B15.tif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-7592943343836715266</id><published>2011-07-07T07:57:00.000-07:00</published><updated>2011-07-07T08:00:06.359-07:00</updated><title type='text'>İbrahim Altınsay: 'Futbolla ilgilendiğime lanet okudum'</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-tSQDpoywcS0/ThXJ4qu1pKI/AAAAAAAABjk/jup_tyxLkq0/s1600/alt%25C4%25B1nsay.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-tSQDpoywcS0/ThXJ4qu1pKI/AAAAAAAABjk/jup_tyxLkq0/s320/alt%25C4%25B1nsay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5626625284849902754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"Tarlanın çok derin bir sürülmesi ve yeni bir toprak üzerinde sağlıklı futbolun yetişeceği ortamı sağlamak gerekiyor. Bir sezonu nadasa bırakalım. Bırakalım futbol pastamız gerçek değerine düşsün..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şike soruşturması, futbolun içindeki karanlık ilişkiler ortaya serdi. Futbol okur yazarının yakından tanıdığı İbrahim Altınsay ile şike şoruşturması  ve memleket futbolunun geleceği üzerine konuştuk.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Şike ve şaibe söylentileri Türkiye futbolunda hiçbir zaman eksik olmadı. Ama geçmişe baktığımızda bu çapta büyük bir operasyon hiçbir zaman yapılmamıştı. Bunu neye bağlıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futboldaki pasta büyüdü. Bununla ilgili çeşitli rakamlar söyleniyor. Ama hiçbir rakamsal büyüme gerçek anlamda bir gelişmeyi ifade etmiyor.  Söz konusu Türkiye ligi olduğunda rakamların büyüsüne kapılmamak lazım. Bu parayı futbolun kendisi mi üretiyor? Esas soru bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peki, nereden geliyor bu para?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Paranın büyük çoğunluğu sponsorlardan, bahisten ve yayın haklarından geliyor. Peki, yayın hakları tutarı ülke futbolunun gerçek değerini mi yansıtıyor? Hayır. Öyle olsa, pek çok ülke bu ligi yayınlamak ister. Arap televizyonları Türk dizilerini nasıl yayınlıyorsa, bu ligi de yayınlamak isterdi. Nasıl İngiltere Premier Ligi Türkiye dahil dünyanın her yerinde milyon dolarlara ihale ediliyorsa Türkiye liginin de uluslararası piyasada bir yayın hakkı değeri olurdu. O da yok. Yabancı  kanallar yalnızca kavga gürültü haberleri verir Türkiye futbolundan. Ancak büyük bir kavga çıkar, hakemin başı yarılır, sahaya şişe yağar o zaman bir haber değeri taşır. Onu da ‘Türkiye’den olaylı maç’ diye yayınlar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar büyük paralar neden futbola akıtılıyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yayın haklarından gelen paranın büyüklüğü, Türkiye’deki telekomünikasyon devlerinin rekabeti sonucu oluştu. Onların kendi pazar paylaşımı, piyasaya hakim olma, pazarı elde tutma mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Ama bu öyle bir sektör ki paranın bütünü kendi üretmediğin bir para. Üretim ilişkileri yok, buna dayalı üstyapısı, hukuku yok. Böyle olunca güç ilişkilerine, mafyöz yapılanmalara dayalı bir rant paylaşım kavgasını başlıyor. Bunu da kulüplerin prestijlerini, taraftarın duygusal bağlarını kalkan ederek yapıyorsunuz. Taraftarı öteki takımlara karşı kışkırtarak yapıyorsunuz. Öyle bir sosyal olgu ki futbol, giderek ötekine karşı bir düşmanlık yaratma alanı haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Futbolseverler ve taraftarlar bu süreçten nasıl etkileniyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eskiden taraftarlık bugünkü  gibi değildi. Örneğin, Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi kendi takımın galibiyetinden çok karşı tarafın mağlubiyetine sevinir oldu. Taraftar kulübün sahibidir. Önce kendi kulübünü eleştir, denetle. Ama bu, kulüp yönetimleri tarafından biraz lümpen duygularda okşanarak , birazda mevcut ranttan pay alan taraftar ağaları yaratılarak karşı rakiplere karşı bir düşmanlığa dönüştürüldü. Tribünün de toplumdan farkı yok sonuçta, ikisi de kolay alevlenen mecralar. Devlet tarafından özellikle milli maçlarda tribün üzerinden geliştirilen militarizm ve ırkçılığı da bunun içine katarsanız futbolun en büyük sosyal mecra haline geldiğini görürsünüz. Böylece bir nüfuz alanı olmaya başladı. Görüyoruz işte, siyasiler gittikleri her mitingde oranın takımın atkısını boynuna geçirir. Böyle komik bir şey olabilir mi? Bir ile ilçeye gidiyorlar oranına atkısı boyunlarda, 50 km öteye gidiyor oranın takımını atkısıyla… O takımların bir tarihi var, kültürü var, aidiyet var... Taraftarlık aidiyetinin duygusal bir değeri var. Bunu bu kadar ucuzlatmanın manası yok ki. Neyse bunlar detay.. 1-Giren paranın paylaşımı. 2- Futbolun yarattığı nüfuzun paylaşımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Konu yalnızca parayla da ilgili olmasa gerek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki bu futbol pastasını ülke futbolu kendi üretmediği için üretim ilişkilerini sağlıklı kuramıyorsun, üretici güçlerini de oluşturamıyorsun. Dolayısıyla bunun üst yapısını da kuramıyorsun. Vahşi kapitalizm dönemini bir tarafa bırakırsak, bugün gelişmiş demokrasiler işçi sınıfının mücadelesiyle belli bir noktaya gelmiştir. Sendika hakkı vardır, toplu sözleşme hakkı vardır. İktidar mevkiine gelenler kendilerini sınırlandırmak zorundadır, toplum bunu yaptırır, denetler, yönlendirir. Ama biz de bu hiç oluşmadı. Devamlı savsaklandı. Sonuçta, oligarşik bir ağalık sistemi meydana geldi. Büyük ağalar var, bunların yanında semizlenen orta boy ağalar var. Bu işleyiş takımlara da sirayet etmiş. Rakip takım arkadaşlarına dayılanan, asan, kesen, futbolcu görüyorsunuz. Böylesi, yarı feodal bir sistem içindeyiz. Görüntüde her şey modern, Avrupa’da oynuyoruz  ama ilişkiler açısında en geri, en mafyöz alan futbol bizde. Federasyonlar da bugüne kadar yetkisini kullanacağına, güçlüler arasında bir adalet sağlamaya çalıştı. Çünkü yapılar da buna göre şekillendi. Son statü değişikliğiyle Federasyon artık büyük kulüplerin seçtiği ve yönlendirdiği bir organ oldu. İstanbulspor TMSF’ye geçince, Beşiktaş maçı için Fenerbahçe’den teşvik primi geldiği ortaya çıkıyor, Federayon “zaman aşımı” deyip bir şey yapmıyor. Şike eskiden de belirleniyordu. Ünlü bir futbolcunun bahis şikesi yaptığı belirlendi, beş ay sonra sahalara döndü, Milli takımda bile oynadı ! Bir teknik direktörün futbolcu menajerliği yaptığı belirlendi kısa bir süre sonra kahraman gibi sahalara döndü.&lt;br /&gt;Herkesin atladığı bir nokta var. Aziz Yıldırım Fenerbahçe Başkanı ama onun üstünde bir kurumun da başkanı. Federasyon’dan sonra en etkili kurum olan Kulüpler Birliği’nin Başkanı… Buna kimse değinmiyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Bu soruşturmasından bir şey çıkar mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çıkar tabi. Türkiye toplumu artık kaldırmıyor böyle şeyleri. O kadar da ilkel bir ülke değiliz. İnsanlar artık futboldan nefret etmeye başladı. Ben futbolla ilgilendiğime lanet okur hale geldim. “Türkiye ligini niye seyredeyim ki” diyorum. Yazmayı da bıraktım. Bir ülkede futbol olsa da olur olmasa da olur ama fırıncılar bir gün çalışmasa herkes aç kalır. Ha futbol olacaksa hoş olur, güzel olur. Eğer ben burada bir oyun zevki almıyorsam, sonuçların ayarlandığı duygusuna kapılıyorsam, olmaz olsun öyle futbol.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Soruşturma nereye kadar takip edilebilir? Geçmişte sonunu göremediğimiz soruşturmalar olmuştu. Pek çok siyasi dava bile yarıda bırakılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soruşturma açılsın, açılmasın. Türkiye'de her alanda hakikatlerin araştırılmasına ihtiyaç var. Kamu vicdanının temizlenmesi için, insanların vatandaş olarak yaşayıp, fikrini ifade edip birbirleriyle fikir tartışmasına girebilmesi için bir güven alanına ihtiyaç var. Bu güven alanı da hakikatlerin ortaya serilmesiyle sağlanabilir. Yoksa, bu ülkenin her alanda sonu karanlık. Görüyoruz işte. 12 Eylül belasıyla neler gördük! Bu hakikatlerin araştırılması bir mücadele sürecidir. Bu süreçte atılan bu adım bence oldukça önemli. Ama yarım kalırsa da şaşırmamak lazım. Son çıkan 'sporda şiddet yasası'nı, taraftara karşı despotik faşizan bir şekilde kullanılabilecek bir yasa olarak görüyorum, o ayrı. Ama bu tip organize suçlara karşı harekete geçecek irade daha önce yoktu, şimdi var. Yasa çok açık olduğu için savcıların bundan kaçması durumu yok. Kaldı ki, bu işin arkasında da kuvvetli bir irade olduğu görülüyor. Bizim gibi düşünen insanların da bu işin üzerinin kapatılmasına izin vermemesi gerekiyor… Ben Beşiktaşlıyım ama en çok 2003-2004 sezonu sonunda Beşiktaş’ın ve bazı futbolcularının adlarının karanlık işlere karıştığı iddialarının sıkıntısını yaşıyorum. Bunların hepsi açığa kavuşmalı. 100 yılı aşmış ve bana hayata ilişkin önemli değerler öğretmiş kulübüme kimsenin leke sürmeye hakkı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İtalya'da koskoca Juventus'u küme düşürebilen bir irade vardı. Türkiye'de örneğin Fenerbahçe suçüstü yakalansa küme düşürülebilir mi gerçekten? Ya da düşürülse neler olur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bence hiçbir şey olmaz. Şu noktadan sonra Türkiye'de futbol oynansa ne olur oynanmasa ne olur? Sağlıklı  bir zemin oluşturulana kadar liglerin iptal edilmesi gerekir. Çünkü  bu ortamda oynanacak her maç lüzumsuzdur ve futbola olan güvenin daha fazla aşınmasına sebep olur. Burada Fenerbahçe taraftarına da büyük işler düşüyor. Cihat Armanların, Lefterlerin, Basrilerin, Canların takımı nasıl oldu da bu hallere düşürüldü, bu işlere alet edildi diye sorgulamaları gerekir. Biz İngiltere'de yaşamıyoruz, Avrupa'da yaşamıyoruz. Her alanda olduğu gibi bu da bir mücadele konusu. Bir adım atılmıştır bunun arkasında durmak, hakikatlerin araştırılmasını talep etmek gerekir. Bugünden itibaren maçların oynanıp oynanmaması, kimin şampiyon olacağı, kimin düşeceği hiç önemli değil. Tarlanın çok derin bir sürülmesi ve yeni bir toprak üzerinde sağlık futbolun yetişeği ortamı sağlamak gerekiyor. Bir sezon nadasa bırakalım. Bırakalım futbol pastamız gerçek değerine düşsün. Bakın Susurluk’ta bir kamyon kazası  oldu, şimdi devleti her şeyin üzerinde gören 1981 Anayasası  yerine vatandaşlık bağını ve temel özgürlükleri temeline alan bir anayasa üzerinde tartışıyoruz…  Dilerim bir maçın tartışmalı sonucundan yola çıkıp şeffaf, adil, temiz ve güvenilir bir futbol düzenine varırız.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; &lt;br /&gt;İngiltere'de neden bu tip olaylar olmaz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'de futbol 1860'larda başlıyor ve bugün çok kuvvetli bir sivil alan haline gelmiş durumda. Orada herkes biliyor ki, bu iş ne kadar sağlıklı yürürse sonunda hepimiz kazanacağız, ama bir yerinde sağlıksızlık başlarsa hepimizin zararına olacak. Portsmouth futbolcularına iki ay para ödemedi hemen kayyuma devredildi. West Ham United, Tevez ile Mascherano'yu şirketten aldı hemen cezayı yedi. Bizde nasıl? Fondan futbolcu aldık diye övünüyorlar. Yahu, futbolcu futbol takımından alınır. Futbolcu şirketin üzerinde olursa bir süre sonra kulübü dinlemez şirketi dinler. Öte yandan, İngiltere'de futbolcuların yakın akrabaları menajerlik filan yapamaz, yasaktır. Biz de nasıl? Yöneticidir, akrabasının menajerlik şirketi, futbolcu vekilliği şirketi vardır. Bahis şirketinin ortağıdır ama televizyonda yorumculuk yapar. Menajer olmak için bir futbolcunun kuzeni olmak yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli olan taraftarın, toplumun refleksi… Bir kötü kokusu duyduğunda hemen yüzünü buruşturup kokunun kaynağını ortadan kaldırmaya çalışması…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-7592943343836715266?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/7592943343836715266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=7592943343836715266' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7592943343836715266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7592943343836715266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/07/ibrahim-altnsay-futbolla-ilgilendigime.html' title='İbrahim Altınsay: &apos;Futbolla ilgilendiğime lanet okudum&apos;'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-tSQDpoywcS0/ThXJ4qu1pKI/AAAAAAAABjk/jup_tyxLkq0/s72-c/alt%25C4%25B1nsay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-1363397954935675689</id><published>2011-06-17T04:28:00.000-07:00</published><updated>2011-06-17T05:05:25.895-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>JR Holden ve Trajan Langdon emekli oldu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-RObizUOfQEI/TftCIUXL0ZI/AAAAAAAABjU/yl8iLkmKmdI/s1600/holden.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 203px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-RObizUOfQEI/TftCIUXL0ZI/AAAAAAAABjU/yl8iLkmKmdI/s320/holden.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619157670747165074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rusya Basketbol Ligi'nde beklenildiği gibi CSKA Moskova şampiyon oldu. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Russian_Basketball_Super_League"&gt;Son 11 yıldaki 9. son 20 yılda ise 18. şampiyonluktu bu...&lt;/a&gt; CSKA'nın ve Avrupa basketbolunun 35 yaşı deviren iki önemli Amerikalısı JR Holden ve Trajan Langdon ise profesyonel kariyerlerine bu şampiyonlukla son verdiler. Özellikle JR Holden CSKA'nın sembol ismiydi. Ayrıca, hiç NBA kariyeri olmayan, kariyerini tamamen Avrupa'da geçiren bir Amerikalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 yılında Rusya vatandaşlığına geçen Holden, Khimki ile oynanan ve 3-1 kazandıkları final serisinin son maçında 25 sayı attı. Türkiye açısında hatırlamak bile istemediğim EuroBasket 2007'de Rusya'nın şampiyon olan kadrosunda yer almıştı. Andrei Kirilenko,Aleksey Savrasenko ve Viktor Khryapa gibi isimlerin arasında o dönem 'devşirme' bir sırıtış gösterse de, Avrupa basketbolundaki değişimin örneklerinden biriymiş meğer. Bugün İspanya bile Oklahoma City Thunder'dan Serge Ibaka'yı devşirmiş durumda. Üstelik EuroBasket 2011'de takımı onun üzerine kuracağı konuşuluyor. Carton Myers'ın da İtalya milli takımında oynadığını hatırlıyorum. Langdon ise eski bir Efes Pilsenli. Holden 2002'de CSKA'ya katılırken o 2005 yılında Rusya'ya gitmişti. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-wo-npV3K450/TftC2ocolII/AAAAAAAABjc/DTrc6L3bhTg/s1600/langdon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-wo-npV3K450/TftC2ocolII/AAAAAAAABjc/DTrc6L3bhTg/s320/langdon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619158466412713090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-1363397954935675689?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/1363397954935675689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=1363397954935675689' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1363397954935675689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1363397954935675689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/06/jr-holden-ve-trajan-langdon-emekli-oldu.html' title='JR Holden ve Trajan Langdon emekli oldu'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-RObizUOfQEI/TftCIUXL0ZI/AAAAAAAABjU/yl8iLkmKmdI/s72-c/holden.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-8589121140062696984</id><published>2011-05-22T05:51:00.000-07:00</published><updated>2011-05-22T05:55:32.637-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Harun Erdenay röportajı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-D-7ETbsWCZc/TdkHobMt5qI/AAAAAAAABjI/my41MrKD4iw/s1600/harun%2Berdenay%2B-%2Bkemal%2B%25C4%25B1l%25C4%25B1kkan.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-D-7ETbsWCZc/TdkHobMt5qI/AAAAAAAABjI/my41MrKD4iw/s320/harun%2Berdenay%2B-%2Bkemal%2B%25C4%25B1l%25C4%25B1kkan.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609523201943922338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye Ulusal Basketbol Takımı genel menajeri Harun Erdanay:&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;LİTVANYA'DA FİNAL OYNARIZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Litvanya'da 31 Ağustos-18 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonası için geri sayım başladı. Şampiyonaya dünya ikincisi olarak giden basketbol takımımızın genel menajeri Harun Erdenay ile takımın hedeflerini konuştuk. Basketbolumuzun efsanevi ismi Harun Erdenay, çok iyi bir takımımız olduğunun altını çizerken, şampiyonluk kimseyi şaşırtmasın dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-Unutulmaz bir Dünya Basketbol Şampiyonası geçirdik ve Litvanya'ya dünya ikincisi olarak gidiyoruz. Takımın Eurobasket 2011'deki hedefi nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011'deki hedefimiz finali oynayabilmek. Çünkü, finali oynayabilirsek olimpiyatlara katılma hakkı kazanıyoruz. Eğer finali oynayamazsak kesinlikle ilk 6'ya girmeliyiz. Çünkü bunu başardığımızda 2012 Olimpiyatlarına Avrupa kontenjanından katılabilmek için diğer kıtalardan gelecek rakiplerle play-off oynama şansımız oluyor. Yakın tarihte bir olimpiyata katılma başarısı göstermedik. Bu anlamıyla şampiyona bizim için olimpiyat vizesi anlamı da taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-Grubumuzda oldukça kuvvetli takımlar var. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Birinci tur grubundaki ilk üç şansımızı yüksek görüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Günümüz basketbolunda en çok yıldız olan kazanır diye bir şey yok. Kim daha iyi takım oyununu uygulayıp kim daha çok istiyorsa, kim daha iyi çalışıyorsa, o başarılı oluyor. NBA'de lokavt olması durumundan dolayı yıldız oyuncular bu şampiyonaya katılacaklar. İspanya yıldızlarına Serge Ibaka'yı ekledi, İngiltere Luol Deng ve Ben Gordon'un yanına bir tane de NBA oyuncusu guard ekleyecek, Polonya da 2009'da sürpriz sonuçlar almıştı. Ancak, grup ne kadar zor olursa olsun bizim de yüksek bir şansımız var. Biz de iyi bir takımız ve dünya ikincisi olarak gidiyoruz. Her bölge için oyuncumuz bol bol var. Alternatifi bol bir kadromuz var. Eskiden uzun problemi yaşardık. Bir tek Tamer Oyguç vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-Onun da meşhur faul problemi…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, faul problemine girince Murat Konuk girerdi. Şimdi öyle bir problemimiz yok. Hidayet gibi çok tecrübeli bir kaptana sahibiz. NBA'de oynamayan oyuncularımız Avrupa basketbolunun en iyileri arasında yer alıyor. Çok kaliteli bir kadromuz olduğu gibi çok iyi de bir koçumuz var. İyi çalışan bir organizasyonla ilk turdaki şansımız yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-İkinci turda da zor bir gruba düşüyoruz. Gallinari, Belinelli, Bargniani gibi NBA yıldızlarıyla İtalya, Nowitzkili Almanya, NBA'de 11 oyuncusu bulunan Tony Parkerlı, Turiaflı Fransa, Sırbistan, İsrail ve Letonya çeyrek final öncesi muhtemel rakiplerimiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup ne kadar iyi olursa olsun bizim çok yüksek bir şansımız var. A ve B grubunda güçlü takımlar bulunurken, C ve D gruplarına baktığımızda ise Balkan Şampiyonası gibi... B grubundaki Fransa inanılmaz bir kadroyla gelecek. Üstelik olimpiyatlarda herkes yer almak istiyor. Herkes sonuna kadar olimpiyat vizesini almak için savaşacak. Bu takımlar daha önce yenmediğimiz takımlar değil. Çok zor bir kura çektiğimiz gibi NBA'de sezonun geç başlaması durumu da bizim aleyhimizi bir gelişme olarak görülmeli. Çünkü, bizim NBA'deki yıldızlarımız bu şampiyonalara zaten geliyordu. Ama İspanya'ya Pau Gasol, Almanya'ya Dirk Nowitzki gibi yıldızlar gelmiyordu örneğin.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;-En çok çekindiğiniz takım hangisi peki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle İspanya. Navarro, Reyes, Gasol kardeşler, Llull, Rubio, Rudy Fernandez... İnanılmaz güçlü bir kadroyla gelecekler ve buna Serge Ibaka'yı da (NBA'de Batı konferansı finali oynayan Oklahoma City Thunder'ın Afrika kökenli forveti) eklemiş durumdalar. İspanya bence hala çok büyük favori.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-Polonya'da yenmiştik İspanya'yı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çünkü biz de birçok yıldız oyuncuya sahip güçlü bir takımız. Oyuncularımız gününde olduğunda yenemeyeceğimiz takım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Baş antrenörlüğe Orhun Ene getirildi. Ne gibi değişiklikler olacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhun 6 senedir bu takımla beraber. Nihat İziç ile birlikte Tanjevic'in yardımcısıydı. Yani, dışarıdan bir koç getirmedik. Takım baştan kurulmayacak sonuçta. Orhun Ene, oyuncular tarafından da çok sevilen saygı duyulan bir koç. Zorluk çekeceğini düşünmüyorum. Tabi ki bir takım kendi değişikliklerini yapacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;- Peki, kadroda değişiklikler olacak mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dünya şampiyonasında kemikleşen bir kadromuz var. Bu jenerasyon uzun süre daha götürecek yaşta. Veteranlar bile fizik olarak oldukça yeterli. Alttan gelen Enes Kanter, Furkan Aldemir, Doğuş Balbay ve İzzet Türkyılmaz gibi isimler var. Özellikle İzzet çok yetenekli. Önümüzde daha üç ay var ve kadroyu için konuşmak erken. Sakatlık olur, herhangi bir şey olur o zaman yeni isimler monte edilir. Monte edilebilecek isimlerin içinde Enes Kanter var mesela. Ama mevcut kemiklekmiş bu kadromuz koruruz gibi görünüyor. Bir iki kişi belki değişebilir veya değişmez.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;- Tanjevic için ne söylemek istersiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tanjevic gibiler kolay bulunmuyor. Gasper Vidmar'ı Fenerbahçe'ye  transfer ettiği zaman  herkes söylenmişti, 'bu da kim?' filan dmeişlerdi. Oysa Vidmar bu sene sakatlanmasaydı muhtemelen NBA'e gidecekti. Çok kuvvetli ve müthiş sert bir oynucu. Emir Preldzic'de Tanjevic'in çok genç yaşlarda bulduğu bir basketbolcu. Bu tarz oyuncular kolay bulunmuyor. Şimdi, Preldzic'in Türkiye forması giymesi için FIBA’dan izin bekliyoruz. Tanjevic bu oyunculardan 6-7 sene önce bahsediyordu bana düşün yani. Bazı adamlar böyle görür görmez anlıyor işte. Onun bu tecrübesinde yararlanıyoruz bizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-Oyun kurucu sıkıntımız var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kerem Tunçeri, Avrupa’nın en iyi guardlarından bir tanesi. Ender Arslan sezon başında biraz bocaladı ama o da toparlamış durumda. Barış Ermiş sezonun asist kralı. Bunlara ek olarak Doğuş Balbay var. Bir de sakat olan Engin Atsür'ü sayarsak bu pozisyonda bir sıkıntımız olduğunu düşünümüyorum. Hepsi kendisini kanıtlamış, potansiyelli isimler. Kerem’in dünya şampiyonasında çok ciddi rakipleri vardı. Yunanistan'da Spanoulis, Slovenya'da Lakovic, Fransa'da De Colo, Sırbistan'da Teodosic… Bunların hepsine üstünlük kurdu. Ben onu çok üst düzey bir guard olarak görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;-Euroleague'de 2012 dörtlü finali İstanbul'a verildi. Takımlarımızn final-four şansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bunu başarmak için ne yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Takımlarımızın bunu başarmak için bir kere yerli oyuncu kalitesini yükseltmeleri lazım. Euroleague'de sizi belli bir seviyeye çıkaracak yerli oyuncu sayısı kısıtlı. Bunu çoğaltmalılar. Örneğin Ersan İlyasova'yı alabilirler. Ersan, Milwaukee'de mutlu değil. Yerli kalitesini arttırırp iyi de yabancılar alırsan şansın yükselir. Fenerbahçe Ülker'in geçen sezon yaşadığı inanılmaz talihsizlikleri de unutmamak lazım. Panathinaikos'da Mike Batiste ile Dimitris Diamantidis sakatlansaydı, şampiyon olabilirler miydi? Yani, biraz da basketbol şansı yanımızda olmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-8589121140062696984?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/8589121140062696984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=8589121140062696984' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8589121140062696984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8589121140062696984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/05/harun-erdenay-roportaj.html' title='Harun Erdenay röportajı'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-D-7ETbsWCZc/TdkHobMt5qI/AAAAAAAABjI/my41MrKD4iw/s72-c/harun%2Berdenay%2B-%2Bkemal%2B%25C4%25B1l%25C4%25B1kkan.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-291492439574122070</id><published>2011-05-09T06:02:00.001-07:00</published><updated>2011-05-09T06:11:26.744-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Almanya'/><title type='text'>Şampiyon olursak bu saçları keserim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-fs0SlNGYY-E/Tcfl-PWsOKI/AAAAAAAABic/wt9RpHY2J3I/s1600/Kevin%2BGrosskreutz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-fs0SlNGYY-E/Tcfl-PWsOKI/AAAAAAAABic/wt9RpHY2J3I/s320/Kevin%2BGrosskreutz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604701118722226338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bundesliga'da şampiyonluğa ulaşan Borussia Dortmund'un 1988 doğumlu yıldız adayı Kevin Großkreutz, şampiyonluk turunu bu saç kesimiyle atmış. Bundesliga tarihinin en kötü saç kesimi olarak kayıtlara geçmiştir artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-291492439574122070?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/291492439574122070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=291492439574122070' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/291492439574122070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/291492439574122070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/05/sampiyon-olursak-bu-saclar-keserim.html' title='Şampiyon olursak bu saçları keserim'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-fs0SlNGYY-E/Tcfl-PWsOKI/AAAAAAAABic/wt9RpHY2J3I/s72-c/Kevin%2BGrosskreutz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4877275604986453186</id><published>2011-05-05T05:40:00.000-07:00</published><updated>2011-05-05T06:01:44.743-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Celtics, Bill Russell'ın heykelini dikecek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-UGicRqsZJP0/TcKetktElEI/AAAAAAAABiM/YG-mke_SoKo/s1600/celtics_bill_russell_rings.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 238px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UGicRqsZJP0/TcKetktElEI/AAAAAAAABiM/YG-mke_SoKo/s320/celtics_bill_russell_rings.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603215392186340418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boston Celtics'in ve NBA tarihinin efsanevi pivotlarından Bill Russell'ı onurlandırmak üzere haykeli dikilecek. Heykelin nereye dikileceği tam netleşmesede Boston Celtics'in salonu TD Garden'ın önüne dikileceği yazılmış. Bu yönde bir maket fotoğrafa ulaşmak bile mümkün. NBA'in ilk siyahi koçu olan Russell sivil toplum eylemlerinde aktivistlik yapıyor ve ABD Başkanı Obama'nın çocukluk kahramanlarından biri. Boston yönetiminin uzun süredir gündeminde olan heykel işini Obama hızlandırmıştı ve bugünkü Boston kaynaklı internet siteleri bu haberi geniş görmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat ayında bir ödül vermek için Beyaz Saray'da ağırladığı Russell'ın heykelinin dikilmesi gerekliliğini ifade etmiş. Celtics yönetimi de dün bir açıklama yaparak bu işi bitireceklerini söylemiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bill Russell, Boston Celtics forması giydiği 13 yılda 11 şampiyonluk yaşamış, 22.5 ribaund kariyer ortalamasıyla oynamış bir isim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-zwiAwVKV918/TcKdUBH4gDI/AAAAAAAABiE/i59sAwEkCf4/s1600/russellstatuex-large.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zwiAwVKV918/TcKdUBH4gDI/AAAAAAAABiE/i59sAwEkCf4/s320/russellstatuex-large.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603213853626761266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-r_IPWV3Tqj8/TcKfk2HmcKI/AAAAAAAABiU/lTri8PcH88Y/s1600/bill-russell-and-wilt-chamberlain.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 317px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-r_IPWV3Tqj8/TcKfk2HmcKI/AAAAAAAABiU/lTri8PcH88Y/s320/bill-russell-and-wilt-chamberlain.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603216341753819298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Russell ve Chamberlain ribaund kovalıyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4877275604986453186?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4877275604986453186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4877275604986453186' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4877275604986453186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4877275604986453186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/05/celtics-bill-russelln-heykelini-dikecek.html' title='Celtics, Bill Russell&apos;ın heykelini dikecek'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UGicRqsZJP0/TcKetktElEI/AAAAAAAABiM/YG-mke_SoKo/s72-c/celtics_bill_russell_rings.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-694265002972078184</id><published>2011-05-05T05:22:00.000-07:00</published><updated>2011-05-05T05:36:28.723-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Kadın futbolunda 'profesyonelleşme şart'</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-K6Z7YreGXBk/TcKXUpvD3RI/AAAAAAAABh0/ONVWTCpu3JQ/s1600/kad%25C4%25B1nfutbolcu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-K6Z7YreGXBk/TcKXUpvD3RI/AAAAAAAABh0/ONVWTCpu3JQ/s320/kad%25C4%25B1nfutbolcu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603207267458735378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Futbolda kadınlar birinci liginin şampiyonu Ataşehir Belediyespor, önümüzdeki sezon Türkiye'yi Avrupa'da temsil edecek Kulüp başkanı Sadık Kayhan ile kadın futbolunu masaya yatırdık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol bir erkek sporu olarak algılanmaya devam etsede tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kadın futbolunda gözle görülür bir gelişme söz konusu. Yalnız, Türkiye'deki kadın futbolunun önünde ciddi engellerin bulunduğu da sarih bir gerçek. Tesisleşmeden tutunda, toplumun hatta Türkiye Futbol Federasyonu'nun kadın futboluna bakışı gibi pek çok handikap bulunuyor önlerinde. Türkiye Kadınlar Birinci Ligi'ni bu sezon şampiyon olarak tamamlayan Ataşehir Belediyespor başkanı Sadık Kayhan ile kadın futbolunu masaya yatırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ŞAMPİYON ATAŞEHİR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı olan Sadık Kayhan, belediye seçimlerini kazanmalarının ardından kendilerine bir spor kulübü faaliyeti teklifi geldiğini söylüyor. İki yıl önce Mevlana Lisesi kadın futbol takımının yarışma haklarını alan Ataşehir Belediyesi kendi ismiyle bir takım oluşturuyor. Yeni takımın yönetimi ilk sezon ligde kalmayı hedefliyor ve bu hedefi biraz da aşarak sezonu dördüncü bitiriyor. Bu sezona ise iddialı hazırlanan kırmızı-beyazlı takım hedefi şampiyonluk olarak belirliyor. Büyük çoğunluğu üniversite ve lise öğrencilerinden oluşan takım, işin bilirkişileri tarafından ülkenin dört bir yanından transfer ediliyor. Sonuç: Ligin bitimine iki hafta kala gelen şampiyonluk ve Avrupa'da mücadele etme hakkı... Oluşturulan kadro bu sezon 86 gol yerken kalesinde yalnızca 4 gol görerek şampiyon oldu. Şimdiki hedef ise Avrupa'da da söz sahibi olabilmek. Ancak bu hedefe ulaşabilmek için Türkiye Futbol Federasyonu'nun(TFF) da topa girmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;TFF İŞE EL ATMALI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadın futbolunun önündeki en büyük engel halen profesyonel statüde olmamaları. Kadın futbolunun Türkiye'de yavaş yavaş yerleşmeye başladığını vurgulayan Kayhan, TFF'nin bu konuda yapıcı adımlar atması gerektiğinin altını çiziyor. Mevcut durumda futbolcularla profesyonel sözleşme imzalama şanslarının olmadığını söyleyen Kayhan, 'parası olan kulüp en iyi oyuncuları bir şekilde ikna ederek kadrosuna katabiliyor. Böyle olunca kulüpler oyuncularını elde tutmakta zorlanıyor. Ancak oyuncularımızın profesyonel sözleşmeleri olmuş olsa işler daha adil yürür. Özellikle yabancı oyuncu transfer etmek istediğimizde bu sorun karşımıza çıkıyor. Çünkü yurtdışındaki kadın fuutblcular profesyonel statüde oynuyor. Oradan transfer yapamadığımız bir durumda, Avrupa'da başarılı olma şansımız da bir hayli zayıflıyor' ifadelerini kullandı. Kadın futbolunun da erkek futboluyla aynı statüde olması gerekliliğinin altını çizen kulüp başkanı Sadık İlhan, kadın futbolunun da bundan böyle profesyonelce itibar görmesi gerekliliğini savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-BKlQB7gQnhQ/TcKZr8GoUtI/AAAAAAAABh8/la5PPd8vHC4/s1600/ata%25C5%259Fehir%2Bbelediyespor.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-BKlQB7gQnhQ/TcKZr8GoUtI/AAAAAAAABh8/la5PPd8vHC4/s320/ata%25C5%259Fehir%2Bbelediyespor.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5603209866549678802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Artık sağlam adımlar atılıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deki kadınlar futbol ligi organizasyonu 1993-94 sezonunda başlıyor. 2003-04 ve 2005-06 arasnda 3 sezon ara verilen lige 2006-07 sezonunda yeni bir başlangıç yapılmış. Türkiye'deki kadın futbolunun üç ligi bulunuyor: 12 takımlı 1.lig, 10 takımlı 2.lig ve bölgesel lig. En çok şampiyonluğu bulunan takım(4) Dinarsuspor ama o takım da fesh edilmiş durumda... Birinci ligde bu sezon şampiyonluğa ulaşan takım yalnızca iki sezon önce kurulan Ataşehir Belediyespor oldu. Teknik direktörlüğünü bir lisede beden eğitimi öğretmeni olan Murat Ülkü'nün yaptığı takım önümüzdeki sezon Türkiye'yi UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi organizasyonunda temsil edecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-694265002972078184?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/694265002972078184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=694265002972078184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/694265002972078184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/694265002972078184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/05/kadn-futbolunda-profesyonellesme-sart.html' title='Kadın futbolunda &apos;profesyonelleşme şart&apos;'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-K6Z7YreGXBk/TcKXUpvD3RI/AAAAAAAABh0/ONVWTCpu3JQ/s72-c/kad%25C4%25B1nfutbolcu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5035439462092673964</id><published>2011-04-17T11:50:00.000-07:00</published><updated>2011-04-17T12:01:22.307-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Amatörde 8 bin kişiye oynuyorlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--w5qkTlLk8s/Tas3ToPGCkI/AAAAAAAABhc/cHZWn36bAY4/s1600/IMGP6097.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--w5qkTlLk8s/Tas3ToPGCkI/AAAAAAAABhc/cHZWn36bAY4/s320/IMGP6097.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596627772295744066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-zPPInJ-9l1s/Tas3L0Df_NI/AAAAAAAABhU/BF__ymESAxs/s1600/IMGP6130.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-zPPInJ-9l1s/Tas3L0Df_NI/AAAAAAAABhU/BF__ymESAxs/s320/IMGP6130.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596627638029384914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de boş tribünlere oynanan Süper Lig maçlarına alışığız. Peki, Bölgesel Amatör Lig’deki bir takımın her maçını binlerce taraftarı önünde oynadığını biliyor muydunuz? İşte Aydınspor 1923…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgesel Amatör Lig 8. Grup takımlarından Aydınspor 1923, iç saha maçlarında binlerce taraftarı önünde oynuyor. Son olarak, 12 bin 5 yüz kapasiteli Adnan Menderes Stadyumu’nda Yeni Milasspor’u tek golle mağlup eden ‘Zeybekler’, 12 takımlı grupta son 3 haftaya girilirken Çiğli Belediyespor ile kıyasıya bir şampiyonluk yarışı veriyor. Siyah-beyazlılar, 1 puan gerisinde olduğu rakibiyle 24 Nisan’da kendi sahasında final gibi bir maça çıkacak. 12 Bölgesel Amatör Lig’in şampiyonu 3.lige yükseliyor. Şu ana kadar Erzurum BB, Erganispor, Beşikdüzüspor, Çarşambaspor, Elazığ Belediyespor, Manavgat Evrenseki, Kilimli Belediyespor, Maltepespor ve Küçükçekmecespor, 3. Lig’e çıkmayı garantilediler. Sekizinci grubun favorisi ise mazisini arayan Aydınspor 1923…&lt;br /&gt;Dikkatinizi çekmiştir; bahsettiğimiz Aydınspor, 1990/91 sezonunda Fenerbahçe’yi Kadıköy’de 6-1 yenen 1966’kurulmuş o kulüp değil. Renklerini, dağlarındaki zeytinin siyahından ve ovalarındaki pamuğun beyazından alan o Aydınspor, bugün büyük bir borç batağı içerisinde ve sahipsiz bir şekilde Aydın Amatör Ligi’nde mücadele ediyor. Yakın bir gelecekte borçların ödenmesi ve kulübün belini doğrultması hiçte kolay görünmüyor. Futbolu çok seven Aydın şehri de iki takım arasında bir fark görmüyor. Renkler aynı, logolar aynı, taraftar grupları bile aynı. Şehrin asıl takımı yok olunca iş başa düşmüş ve şehrin ileri gelenleri Aydın Belediyespor kulübünün ismini değiştirip, desteği de arttırarak yola koyulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;HEDEF BÜYÜK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aydınspor 1923 kulübünün basın sözcüsü Suat Deniz’in aktardıklarına göre şehirde 1966 sayfası kapanmış; artık 1923 var. Arşivler açılmış, araştırmalar yapılmış ve kulübün en uzak köklerinin 1923 tarihine dayandığı belgelenmiş. Yaz aylarında ajanslara düşen ‘1 milyon bütçeyle yola çıktılar’ haberinde olduğu gibi kulübün hedefleriyle bütçesi doğru orantılı. Memleket futbolunun borçsuz ender kulüplerinden biri olan Aydınspor’un başarısını yerinde izledik. Şehrin valisinden belediye başkanına kadar herkes bu takımı destekliyor ve maç sırasında telefonlarına sarılıp stadyumdan dakika-skor alıyorlar. Aynı zamanda Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan kulüp yöneticisi Suat Deniz, iyi bir yapılanma içerisinde olduklarını ve hedeflerinin 5-6 yıl içerisinde Süper Lig seviyesine yükselmek olduğunu vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-uX8kaH9GD6s/Tas3uzwep2I/AAAAAAAABhk/qG-wBD7v7Js/s1600/senegalli-saliou%252C-aydinspor-1923.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 239px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-uX8kaH9GD6s/Tas3uzwep2I/AAAAAAAABhk/qG-wBD7v7Js/s320/senegalli-saliou%252C-aydinspor-1923.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596628239245027170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Aydınspor 1923'ün Senegalli futbolcusu Saliou. Taraftarlar onun adını net bilmiyor, kimisi Mapeza diyor kimisi Saidou... Ama onu çok seviyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Olmasaydı sonumuz böyle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanında Fenerbahçe'yi hezimete uğratan Aydınspor, 2009 yılında 3.Lig’de Menemen Belediyespor’a 1-0 yenilerek profesyonel liglere veda etti. Bir daha aynı isimle geri dönmesi ise mucize. Şehrin takımı Aydın Belediyespor’un yarışma haklarını alan Aydınspor 1923 oldu. Oysa her şey iyi gidiyordu. Takım, taraftar, camia, Fenerbahçe zaferi…  1992-93 sezonunda, kadrosundan İlker Yağcıoğlu ve Faruk Korkmaz gibi önemli oyuncuları kaybetmesi ile kulüp başkanı Mukan Perinçek'in görevden ayrılması gibi nedenler, sportif anlamdaki çöküşün başlangıcı oldu.  Sonrasında gelen yöneticilerin iş bilmezliği vesaire sebeplerle kulüp borç batağına gömüldü ve eriyip gitti. 1989/90 sezonunda Aydınspor’u 2. Lig’de(şimdiki Birinci Lig’e denk) şampiyon yapan oyunculardan takım kaptanı Mehmet Anbarlı ve sol bek Hayrettin Tabak ile ‘Zeybekler’in esip gürlediği yılları konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulüp tarihinde önemli bir yeri olan eski futbolcular, kulübün tarihe karışmasını siyasi hesaplaşmalara bağlıyor. 6-1’lik Fenerbahçe zaferinde biri sakatlığı biri de kart cezası nedeniyle tribünde olsalar da soyunma odasında o gün takım arkadaşlarının yanında oldular. Takım kaptanı Mehmet Anbarlı’ya göre takım o zamanlar forma aşkıyla oynuyordu. Her Anadolu takımı gibi İstanbul deplasmanına mağlup olmamak için çıkan ‘Zeybekler’, ilk yarıyı 2-1 önde kapatıyordu. Anbarlı, soyunma odasında skoru korumanın planlarını yaptıklarını anlatsa da, Aydınspor maçın son 9 dakikasına 4 gol daha sığdırarak bugün bile hatırlanan o tarihi bir galibiyete imza atmıştı.   &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-3_PCZSrgZA8/Tas4ePBnDJI/AAAAAAAABhs/L-_zZEAcmJk/s1600/k%25C3%25BCp%25C3%25BCr.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 174px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3_PCZSrgZA8/Tas4ePBnDJI/AAAAAAAABhs/L-_zZEAcmJk/s320/k%25C3%25BCp%25C3%25BCr.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596629054018489490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Milliyet Gazetesi'nin 27 Ağustos 1990 tarihli baskısı. 6-1'lik sonuç sonrası eleştiri okları Fenerbahçe teknik direktörü Guus Hiddink'e yöneliyor. Şansal Büyüka'nın maç yazısının başlığı şöyle: Hiddink'le bu iş yürümez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/sports_index.php?news_code=1302788650&amp;day=14&amp;month=04&amp;year=2011"&gt;BirGün Gazetesi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5035439462092673964?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5035439462092673964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5035439462092673964' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5035439462092673964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5035439462092673964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/04/amatorde-8-bin-kisiye-oynuyorlar.html' title='Amatörde 8 bin kişiye oynuyorlar'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--w5qkTlLk8s/Tas3ToPGCkI/AAAAAAAABhc/cHZWn36bAY4/s72-c/IMGP6097.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-924187031170874223</id><published>2011-04-04T06:10:00.000-07:00</published><updated>2011-04-04T06:21:39.028-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Kocaman kumar oynadı: 0-0</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-mPAemkw0KKc/TZnDZMAjzuI/AAAAAAAABhE/l_6qof-4uDU/s1600/20110403.194830_IST239_1548643_5XX1J_580x410.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-mPAemkw0KKc/TZnDZMAjzuI/AAAAAAAABhE/l_6qof-4uDU/s320/20110403.194830_IST239_1548643_5XX1J_580x410.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591715249844899554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müthiş bir kareografi ve o efsanevi Fenerbahçe Marşı ile sahaya çıkan sarı-lacivertlilerin sahaya dizilişi beklendiği gibi olmadı. Aykut Kocaman’a oyunun ilerleyen dakikalarında  uygulandığında bir çok maç kazandırmış olan bu sistem ile oyuna başlamak, Bursaspor karşısında 3 puan kaybettirebilirdi. Teknik direktör Kocaman’ın da dediği gibi onlarca hatta yüzlerce varyasyondan birini denemek durumundasınız. Önemli olan hangi oyuncudan nasıl verim alabileceğinizi bilmenizdir. Fenerbahçe, sahaya, alışık olduğumuz 4-4-1-1 ya da 4-2-3-1 ile çıkmadı. Hani şu baklava dilimine benzetilen ve daha çok Güney Amerika ülkelerinde geçerli olan, çift forvetli, tek ön liberolu bir diziliş denendi. Emre Belözoğlu ve Selçuk Şahin gibi Kocaman için kilit öneme sahip iki oyuncunun yokluğunda, eldeki oyunculardan bu şekilde daha iyi verim alınabileceği düşünmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray deplasmanında ikinci yarının son bölümlerinde uygulanan ve galibiyeti getiren bu riskli oyun anlayışı, Bursaspor gibi 4-2-3-1 oynayan ve basketbolda spacing denen saha/alan paylaşımı işini çok iyi yapan takımlara karşı tutmayabilirdi. Üstelik, Alex, Özer, Semih ve Niang’dan oluşan dörtlü, top rakibe geçtiğinde etkisizleşebilirdi. Kocaman’ın üzerinde ısrarla durduğu Özer hariç diğer üçlü bu handikapı yaşadı. Özer Hurmacı ise ilk yarı sona erdiğinde sahanın açık ara en çok koşan oyuncusu olması hasebiyle hocasının ısrarını boşa çıkarmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarı ileri ikilinin ve arkalarındaki Alex’in de etkisizliğiyle Fenerbahçe pozisyona girmekte dahi zorlandı. Bu sezon alıştığımız gibi ilk 20-25 dakika rakibe uygulanan şok presi göremedik. Normalde rakibin çıkmaya çalışırken orta sahada kaptırdığı topları hemen ileri oynayan ya da rakip çıkarken hücum pres sonucu kazanılan toplarla tehlikeli olan bir Fenerbahçe yoktu sahada. Onun yerine, Semih ve Niang’ın kafayla indirdiği topları rakip ceza sahası civarında alacak ve tehlike yaratabilecek tarzda yetenekler sahip Alex ve Özer’e özel roller verilmişti. Ergic-Svensson ikilisinin önünde Ozan İpek-Batalla-Volkan ile adeta beşli bir orta sahayla oynayan Bursaspor, ilk yarı boyunca orta saha hakimiyetini ele geçiren taraf oldu. Tandemdeki Serdar Aziz-İbrahim Öztürk uyumuyla ile Fenerbahçe ataklarını savuşturdular. Serdar Aziz’in kritik 3 tane kritik müdahalesi var ki, bu pozisyonlarda hamle/zamanlama hatası yapsaydı pozisyonlar golle bile sonuçlanabilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki teknik direktörde maçın ikinci yarısına oyuncu değişikliği yapmadan başladı. Ancak, Fenerbahçe’nin oyun formasyonu normale dönmüştü. Niang solda, Özer sağda ve Alex de santafor Semih’in arkasında olmak üzere dörtlü hücum hattıyla başlandı. İkinci yarının neredeyse tamamında yüklenen bir Fenerbahçe ile her an kontradan gol bulabilecek bir Bursaspor izledik. Kocaman’ın ikinci yarı yaptığı Santos-Caner, Semih-Dia ve Özer-Gökay değişiklikleri oyuna olumlu yansıdı ancak arzu edilen gol çok iyi takım savunması yapan Bursaspor karşısında bir türlü gelmedi. Fenerbahçe’nin Alex ile girdiği iki net gol pozisyonunda Bursaspor kalecisi Ivankov’un müthiş kurtarışları sonucu belirledi diyebiliriz. Gelgelelim, Bursaporlu oyuncular son paslarda biraz daha dikkatli ve becerikli olabilseydi, Fenerbahçe seyircilerinin “intikam, intikam” diye tempo tuttuğu bir maçta sahadan mağlup ayrılabilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Taraftarı hapse mi atacaksınız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz pazar akşamı Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Bursaspor maçında, deplasman tribününde kendilerine ayrılan yeri dolduran yeşil-beyazlı taraftarlar, yasayı ihlal etmiş oldu. Karşılaşmanın başlamasıyla birlikte maytaplar, fişekler ortaya çıktı ve Şükrü Saraçoğlu Stadyumu 'Teksas' isimli taraftar grubunun gövde gösterisine sahne oldu. Bu görüntüden sonra yeni çıkan yasada yer alan "Spor alanlarına kesici, yaralayıcı, patlayıcı ve yanıcı madde sokanlar 3 aydan bir yıla kadar hapise çarptırılacak" ibaresi akıllara geliyor. Yasanın henüz yürürlüğe girmemiş olduğunu bir kenara bırakırsak, bir futbol seyircisinin taraftarı olduğu takımın peşinde yollara düşmesinin ve coşkusunu yansıtmak istemesinin cezasının hapis cezası olduğu görülüyor!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-NFceqzafYFs/TZnEwgREedI/AAAAAAAABhM/qZFlGyUHQgY/s1600/05teksas15.Jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-NFceqzafYFs/TZnEwgREedI/AAAAAAAABhM/qZFlGyUHQgY/s320/05teksas15.Jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591716749931477458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-924187031170874223?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/924187031170874223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=924187031170874223' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/924187031170874223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/924187031170874223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/04/kocaman-kumar-oynad-0-0.html' title='Kocaman kumar oynadı: 0-0'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-mPAemkw0KKc/TZnDZMAjzuI/AAAAAAAABhE/l_6qof-4uDU/s72-c/20110403.194830_IST239_1548643_5XX1J_580x410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4627098769396751504</id><published>2011-03-30T07:02:00.000-07:00</published><updated>2011-03-30T07:05:47.339-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Hiddink nesli umut verdi: 2-0</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-mTjZ82TTmAM/TZM4oJnpv6I/AAAAAAAABg8/FbwNCbyUpCg/s1600/arda.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-mTjZ82TTmAM/TZM4oJnpv6I/AAAAAAAABg8/FbwNCbyUpCg/s320/arda.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589873824925073314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son iki resmi maçını kaybeden ve son dört maçında gol atamayan Guus Hiddink yönetimindeki Türkiye, bu maçlarda seyir açısından da pek tat vermemişti. Kadıköy’de oynanacak maç öncesi memlekette bir ulusal maç atmosferinden söz etmekte mümkün değildi. Televizyonlar ve radyolar maça yeterli ilginin gösterilmediğini söylüyordu. Zaten toplamda sayısı binleri bulan sponsor biletleri de olmasa bir ulusal maçta tribünler dolmamış olacaktı! Seyircinin Türkiye maçlarına olan ilgisizliği, ilgi gösterenlerin ise yabancılığı ayrı bir yazı konusu. Örneğin, ‘Türkiye maçlarında neden şöyle özgün bir tribün bestesi duyamıyoruz?’ sorusuyla o yazıya başlanabilir. Zira, “Saldır milli takım oley”, “Milli takım sen çok yaşa, canım feda olsun sana” ya da “Türkiye gol gol gol; şampiyonluk geliyor” şeklinde tempo tutulması abesle iştigal oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maça dönelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiddink’in Türkiye’si, geride kalan dört grup eleme maçında 4-3-3 formasyonuyla sahaya çıkmıştı. Avusturya maçındaki saha içi diziliş tercihi ise 2010 Dünya Kupası’nın karakteristiği olan 4-2-3-1 şeklinde oldu. Dörtlü savunmanın önünde top tekniği yüksek, pasör özelliklerinin yanı sıra kesici özellikleri de olan, Selçuk İnan-Nuri Şahin ikilisi oynadı. Biri Türkiye liginin, diğeri ise Almanya liginin en iyi orta saha oyuncularından olan bu ikili için 4-2-3-1’in ideal isimleri diyebiliriz. Selçuk-Nuri ikilisinin önünde Bundesliga’nın yeni yıldız adaylarından Mehmet Ekici tercih edilmişti. ’10 numara’ rolünün oldukça önemli olduğu 4-2-3-1 formasyonunda Ekici’nin oyunu çok önemliydi. 1990 doğumlu futbolcu ilk resmi ulusal maçında görevini başarıyla yerine getirip, izleyenlerin de beğenisini topladı. Uzun bir aradan sonra formasına kavuşan Arda Turan ise sağ kanattan -zaman zaman içe de kat ederek- tehlikeler yarattı. Sola da sahanın hemen hemen her yerinde oynayabilecek Hamit Altıntop’u monte eden Hiddink’in tartışmaya açık tek tercihi santrafordaki Burak Yılmaz tercihiydi. Burak, her ne kadar asıl mevkisinde oynamamış olsa da, İnönü’de 2-1 kazandıkları Beşiktaş maçında bu mevkide de iyi işler yapabileceğini göstermişti. O maçta Hiddink’in de tribünlerde olduğunu hatırlatalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçta ilk tehlikeyi Türkiye yarattı. Selçuk İnan, Trabzonspor forması altında izlemeye alışık olduğumuz türden bir pas ile Burak Yılmaz’ı kaçırdı. Burak topu çok iyi kontrol edip kaleciden de sıyrıldı. Açısı daralmış olmasına rağmen iyi bir vuruş yaptı ancak direğe takıldı. Kendisini kovalayan stopere, topun hızına ve daralan açıya rağmen dengesini yitirmeden vuruşu gerçekleştirebilmiş olması, neden ilk 11’de tercih edildiğinin bir görünümüydü diyebiliriz. Bu pozisyondan iki dakika sonra Hamit’in füzesini Avusturya kalecisi Jürgen Macho çok güzel çıkardı. Maçın 21. dakikasında konuk takıma göre soldan kullanılan köşe vuruşunda Arda Turan’ın yakın mesafeden yaptığı sürpriz kafa vuruşu üstten dışarı çıktı. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;- Maç boyunca duran toplarda olduğu gibi soldan kullanılan köşe vuruşlarını da Mehmet Ekici kullandı. Genç oyuncunun isabetli ortaları maç boyunca sürdü. Örneğin, 58. dakikada Türkiye’nin sağ kanadından müthiş bir orta kesti, Burak Yılmaz’ın kafa vuruşu üstten dışarı çıktı.-&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avusturya’nın nadir gelişen ve sonuçlanamayan ataklarından en tehlikelisi 23. dakikada gerçekleşti. Mehmet Ekici’nin Bayern Münih altyapısından arkadaşı olan 1992 doğumlu David Alaba müsait pozisyonda iyi vuramadı. Karşılaşmanın 27. dakikasında Türkiye sol çizgiden bir taç atışı kazandı. Tacı kullanan sol bek Hakan Balta, topu Arda’nın işaret ettiği yere gönderdi. Topla buluşan Arda bir anda kendisini kaleciyle karşı karşıya buldu ve düzgün bir vuruşla golü attı. Golün, Avusturya’nın tempoyu düşürmeye çalıştığı bu bölümlerde gelmesinin ayrıca önemli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, maç sonrası Hiddink’in de söylediği gibi ilk yarının ikinci bölümlerinde Türkiye’nin orta sahası geriye yaslanmış, maçta da tempo bir hayli düşmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ikinci yarısına değişik yapmadan başlayan Guus Hiddink, ilk oyuncu değişikliğini 63. dakikada Mehmet Ekici’nin yerine Mehmet Topuz’u alarak başladı. Bu dakikadan sonra Türkiye’nin oyun formasyonu alışık olduğumuz şekline, 4-3-3’e döndü. 70. dakikada Avusturya kaptanı Christian Füchs’ün serbest vuruştan gönderdiği sert topu Volkan Demirel harika çıkardı. -Bu gol olsa, Hiddink’in skoru koruma gayreti ya da korkaklığı yazılıp çizilebilirdi- Türkiye’nin 2. oyuncu değişikliği 72’de Burak Yılmaz’ın yerini Semih Şentürk’e bırakmasıyla gerçekleşti. Semih, 76. dakikada sağ taraftan savunmanın arkasına sarkan Gökhan Gönül’ü topla buluşturarak ikinci golün hazırlayıcısı oldu. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye’nin dünya çapındaki sağ beki Gökhan Gönül, o dakikaya kadar Avusturya savunmasının en sağlam ismi olan Emmanuel Pogatetz’in belini kırmak suretiyle topu soluna çekip, köşeden ağları buldu. Özellikle bu sezonki performansıyla Avrupa’nın birinci sınıf takımlarında oynayabileceğini düşündüren Gökhan Gönül’ün golü sol ayakla atmış olmasına ayrıca dikkat çekmek gerekir.&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avusturya, maçın 84. dakikasında bir penaltı kazandı. Oyuna ikinci yarıyla birlikte giren Erwin Hoffer, Hakan Balta’nın kuraldışı müdahalesinde penaltıyı almayı başardı. Penaltı vuruşunu santrafor Stefan Meierhofer kullandı ancak Volkan Demirel müthiş bir penaltı kurtarışı izletti. Böylece karşılaşmayı 2-0 kazanan Türkiye, yeniden kendi kaderini kendisi tayin etme noktasına geldi. Guus Hiddink’in ekibi 3 Haziran’da Belçika ile deplasmanda çok çok önemli bir karşılaşma daha oynayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Ünlü bir futbol yorumcusunun da dediği gibi ‘eskiden San Marino maçlarında bile izdiham olurdu’ görüşü bu karşılaşmada da geçerliydi. Taraftarların maça yeterli ilgiyi göstermemiş olmasının üzerine Federasyon yetkilileri düşünmeli, teknik ekipte gerekeni yapmalı. Mesela, bu takımın kaptanı dostluk maçında kırmızı kart gören birisi olmamalı, biraz daha zeki bir futbolcu seçilmeli. Emre Belözoğlu, Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan ve Colin Kazım gibi daha iyi alternatifleri olmasına rağmen geçmişte kendilerine forma emanet edilmiş isimlere tekrardan dönülmemeli. Memleket futbolunun beklide en anti-patik bu dörtlüsünün yerine Mehmet Ekici, Selçuk İnan, Nuri Şahin gibi heyecan verici oyuncular tercih edilmeli. Tuncay Şanlı, Emre Belözoğlu ve Nihat Kahveci gibi isimlerin artık miadının dolduğuna kanaat getirilmeli. Muhtemelen o zaman daha heyecan verici&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4627098769396751504?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4627098769396751504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4627098769396751504' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4627098769396751504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4627098769396751504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/hiddink-nesli-umut-verdi-2-0.html' title='Hiddink nesli umut verdi: 2-0'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-mTjZ82TTmAM/TZM4oJnpv6I/AAAAAAAABg8/FbwNCbyUpCg/s72-c/arda.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-8621015181791262067</id><published>2011-03-27T07:01:00.000-07:00</published><updated>2011-03-27T07:02:33.613-07:00</updated><title type='text'>Bülent Uygun YGS'ye girdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-qcPYmg64Zzo/TY9DYDKNVEI/AAAAAAAABg0/mWo97G3GOo4/s1600/20110327.114529_ESK107_1544592.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-qcPYmg64Zzo/TY9DYDKNVEI/AAAAAAAABg0/mWo97G3GOo4/s320/20110327.114529_ESK107_1544592.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5588759743034119234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-8621015181791262067?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/8621015181791262067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=8621015181791262067' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8621015181791262067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8621015181791262067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/bulent-uygun-ygsye-girdi.html' title='Bülent Uygun YGS&apos;ye girdi'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-qcPYmg64Zzo/TY9DYDKNVEI/AAAAAAAABg0/mWo97G3GOo4/s72-c/20110327.114529_ESK107_1544592.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5038671322014998984</id><published>2011-03-23T06:22:00.000-07:00</published><updated>2011-03-23T06:57:17.120-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NBA'/><title type='text'>Sacramento Kings tarih olabilir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-EsVEMb19Mo0/TYn8BSGoDXI/AAAAAAAABgs/jzsCigC0dG4/s1600/sacramento_kings_logo_big.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 261px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-EsVEMb19Mo0/TYn8BSGoDXI/AAAAAAAABgs/jzsCigC0dG4/s320/sacramento_kings_logo_big.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5587273911699508594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-SjvAOliSUcc/TYn7nhwRBJI/AAAAAAAABgk/zO6bXcWj69c/s1600/evans.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-SjvAOliSUcc/TYn7nhwRBJI/AAAAAAAABgk/zO6bXcWj69c/s320/evans.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5587273469224092818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NBA'de en çok sempati duyduğum 3-5 takımdan biri olan Sacramento Kings'in, önümüzdeki sezondan itibaren 'King' ismini de değiştirmek suretiyle başka bir şehre taşınması gündemde. Zaten kötü bir sezon geçiren Kings özellikle Tyreke Evans'ın yokluğunda daha da gerilemişti. Takım, Peja Stojakoviclerden, Beno Udrichlere varan düşüşün ardından bir de şehir ve isim değiştirip yeni bir başlangıç yapmak üzere. Eski bir Phoenix Suns oyuncusu olan Sacramento belediye başkanı Kevin Johnson, geçtiğimiz ay Kings'in sahipleri Malooflar ile bu konuyu görüşmüş ve sezon sonunda taşınma işinin gerçekleşeceğini aktarmıştı. Buna göre, takım eğer taşınırsa -ki büyük ihtimal- Kaliforniya'nın 2. büyük kenti olan 350 bin nüfuslu Anahiem'e taşınacak. 40 yıllık 'Kings'ismi ise önceki haline dönecek ve artık 'Royals' ismi kullanılacak. ( Sırasıyla, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Rochester Royals 1945–57&lt;/span&gt;,  &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cincinnati Royals 1957–72&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kansas City-Omaha Kings 1972–75, Kansas City Kings 1975–85&lt;/span&gt; ) Anaheim Royals ismi üzerinde büyük oranda uzlaşı olsa da alternatif isimler arasında Anaheim Royals of Southern California, Orange County Royals ve Los Angeles Royals bulunuyor. Tesadüfe bakın ki Sacramento King sezon içerisinde nostalji forması olarak 1951 NBA şampiyonu Rochester Royals formasıyla birkaç maça çıkmıştı.&lt;br /&gt;NBA yönetiminin, konuyla ilgili kararını 14-15 Nisan tarihlerinde New York'ta yapacağı bir toplantı sonrası açıklaması bekleniyor.&lt;br /&gt;Gidişata bakılırsa, Scramento Kings'i son kez 13 Nisan'da yeni adıyla Power Balance Pavilion eski adıyla Arco Arena olan Sacramento'daki salonunda Los Angeles Lakers karşısında izleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-W77RdRbl4vk/TYn5YIOGK5I/AAAAAAAABgU/xAZ5oliQidc/s1600/anaheim-royals.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 275px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-W77RdRbl4vk/TYn5YIOGK5I/AAAAAAAABgU/xAZ5oliQidc/s320/anaheim-royals.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5587271005648595858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;DeMarcus Cousins, Royal formasıyla&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-D7C03H8sE8E/TYn6aFJ4F5I/AAAAAAAABgc/XQCdiE-V6Q0/s1600/sacramento.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-D7C03H8sE8E/TYn6aFJ4F5I/AAAAAAAABgc/XQCdiE-V6Q0/s320/sacramento.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5587272138696955794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Jason Williams, Doug Christie, Peja Stojakovic, Chris Webber ve Vlade Divac kadrosuyla 2000'lerin başında Batı konferansında Lakers'a kafa tutmuştu. Mike Bibby ve Hido'nun dahil olduğu kadro bir süre sonra dağılmış, Weber hakkında dansçı kızlardan birine tecavüz ettiği iddiaları çıkmıştı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5038671322014998984?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5038671322014998984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5038671322014998984' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5038671322014998984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5038671322014998984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/sacramento-kings-tarih-olabilir.html' title='Sacramento Kings tarih olabilir'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-EsVEMb19Mo0/TYn8BSGoDXI/AAAAAAAABgs/jzsCigC0dG4/s72-c/sacramento_kings_logo_big.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3505160340631995184</id><published>2011-03-07T05:41:00.000-08:00</published><updated>2011-03-07T06:42:54.016-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beşiktaş'/><title type='text'>Schuster'in B planı yok mu?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-04CNdXwrEPs/TXTun3c1RzI/AAAAAAAABgM/CdU8dH9O-wk/s1600/bjk-ts.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 279px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-04CNdXwrEPs/TXTun3c1RzI/AAAAAAAABgM/CdU8dH9O-wk/s320/bjk-ts.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5581348206886078258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş bu sezon İnönü'de tam 18 puan kaybetti. Siyah-beyazlılar, ligin henüz 2. haftasında 2-0'lık İstanbul Büyükşehir Belediyespor mağlubiyetinden sonra dün de Trabzonspor karşısında iç sahadaki 4. yenilgisini aldı. Hatırlatalım; Ziya Doğan'ın anti-futbol oynattığı Konyaspor bile İnönü'de galibiyeti kaçıran taraf olmuştu. Üstelik, Manisaspor'a 3-2 yenilirken de, Fenerbahçe'ye 4-2 yenilirken de Bernd Schuster'in fazlaca eleştirilen yönetimi söz konusuydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişi bir kenara bırakıp, dünkü Trabzonspor maçına odaklanalım. Niyetim, Schuster'in ne kadar beceriksiz olduğunu anlatmak değil. Zira, Schuster gitsincilerden de değilim. Ama 2-1 kaybedilen Trabzonspor maçı bir şeyleri apaçık görmemizi sağladı. Beşiktaş teknik direktörünün bir 'B planı' yok! Evet, evet durum tam da böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maça dönelim. İlk yarının 43. dakikasında Trabzonspor'un başarılı sağ beki Serkan Balcı, ikinci sarı kartı görüp oyundan atıldı. Schuster, 10 kişi kalan Trabzonspor karşısında ikinci yarı üçlü orta sahadan Manuel Fernandes'i çıkarttı ve Bobo'nun yanına Nobre'yi aldı. İşte, ne Hagi'nin ne de Aykut Kocaman'ın deneyemeyeceği cüretkar aynı zamanda akıllıca bir oyuncu/formasyon değişikliği. Şenol Güneş ise maç golsüz devam ederken Jaja'nın artık bir rolü kalmadığını düşünüp en az onun kadar kuvvetli olan, ilaveten esas işi savunma olan Ceyhun Gülselam'ı almıştı. İlk olarak Schuster'in hamlesi işe yaradı. 66'da sağ kanadın çalışkan ismi Roberto Hilbert ortaladı, Bobo haftalar süren suskunluğunu ön direkte yaptığı kafa vuruşuyla bozdu:1-0. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki golden sonra Beşiktaş farkı açabilirdi ama bu dakikalarda Şenol Güneş'in '10 kişi kalan takım nasıl yönetilir' konulu dersini izliyorduk. Derken, golden 3 dakika sonra Sivok gereksiz bir şekilde ikinci sarıyı görüp oyundan atıldı. Selçuk İnan'ın kullandığı serbest vuruşta çok iyi bir kafa vuruşuyla Ceyhun Gülselam takımına beraberliği getirmeyi bildi. Beşiktaş bir kez daha duran toptan golü yemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraberlikten sonra 10'a 10 oynanan maçta söz teknik adamların oldu. Şenol Güneş, göbeği Selçuk-Ceyhun ikilisine, sol kanadı Umut'a, sol kanadı da Alanzinho'ya emanet etti. Öldürücü deparlarıyla Burak Yılmaz en ileride oynamalı, İbrahim Toraman ve Necip Uysal'ı zekasıyla geçip Rüştü'yle karşı karşıya kalmalıydı. Öyle de oldu. Trabzonspor çok top kaptırıyordu ama kapılan her top özellikle Selçuk İnan'la buluştuğunda tehlike koridorlarına doğru yuvarlanıyordu. Fererbahçe maçında olduğu gibi yine ilk 18'de yedek stoper yoktu ve Necip Uysal canı dişine takıp ekstra işler yapmak zorunda kalmışı. Siyah-beyazlıların bu handikapının üzerine oynamak bordo-mavili kenar yönetimin ilk aklına gelen seçenek oldu haliyle. Penaltı pozisyonu da, sonuçlandırılamayan ataklarda, gol de hep Burak Yılmaz'ın Necip'in üzerine oynaması sonucu gelişmişti.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonrası basın toplantısında, Trabzonspor teknik ekibi adına yardımcı antrenör Ünal Karaman konuştu. Karaman, antrenmanlarda 10 kişi kalmanın provalarını yaptıklarını, bu yüzden halihazırda bir sorun yaşamadıklarını söyledi. Schuster ise bu maçı Fenerbahçe maçına benzetti ve benzer şanssızlıkları yaşadıklarını anlattı. Evet, bu maç da Schuster açısından Fenerbahçe maçına benzemişti. Şanssızlıkların ardına sığınmanın icabı yok. &lt;br /&gt;O maçta olduğu gibi bu maçta da duran toptan gol yenmişti... &lt;br /&gt;O maçta olduğu gibi bu maçta da 10 kişi kalınca maçı vermişti Beşiktaş... &lt;br /&gt;O maçta olduğu gibi bu maçta da ilk 18'de yedek stoper bulunmuyordu...&lt;br /&gt;O maçta olduğu gibi bu maçta da Schuster'in bir 'B planı' yoktu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3505160340631995184?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3505160340631995184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3505160340631995184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3505160340631995184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3505160340631995184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/schusterin-b-plan-yok-mu.html' title='Schuster&apos;in B planı yok mu?'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-04CNdXwrEPs/TXTun3c1RzI/AAAAAAAABgM/CdU8dH9O-wk/s72-c/bjk-ts.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-152711285346332838</id><published>2011-03-06T05:58:00.000-08:00</published><updated>2011-03-06T06:05:48.086-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya'/><title type='text'>La Cantera'dan Türk Futboluna Bakarken...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-n-K40YEQd5U/TXOUqUD6ZwI/AAAAAAAABgE/-PZLElANOXg/s1600/la-cantera.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 223px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-n-K40YEQd5U/TXOUqUD6ZwI/AAAAAAAABgE/-PZLElANOXg/s320/la-cantera.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580967817902712578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Gençlerine güvenmeyen bir ülkenin lanetidir inandığı tüm futbol masalları...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Barca’nın Arsenal ile oynadığı Şampiyonlar Ligi maçı öncesinde Xavi’nin Ada basınında geniş yer bulmuş şöyleşisinde okumuştum: İlk 11’inde altyapısından yetişmiş sekiz futbolcu bulunan, dünya futbolunun en iyi akademisine sahip Barca’nın o akademiyi kurması sekiz milyon Avro’ya mal olmuş. Günümüzde dünya futbolunun parlayan yıldızları Xavi Hernandez, Lionel Messi, Andres Iniesta, Cecs Fabregas, La Cantera’nın, yani Barca’nın kurmuş olduğu futbol akademisinin mezunları. Hikâyenin can alıcı noktası, dünya futbolunda en üretken “futbolcu fabrikası”nın değeri sekiz milyon Avro!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir düşününce, Beşiktaş’ın Filip Holosko, Rodrigo Tabata ve İsmail Köybaşı'na ödediği bonservis ücretleri (20 milyon Avro) ile La Cantera ayarında iki buçuk akademi kurmak mümkün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekiz milyon Avro! Beşiktaş’ın İsmail Köybaşı’nın transferi için Gaziantepspor’a ödedigi miktara yakın... Daniel Guiza’nın üç sezonda Fenerbahçe’den alacağının altında... Beşiktaş’ın kovduğu Vicente del Bosque’ye üç aşağı beş yukarı ödediği tazminat kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sezon başlangıcında, çok aşina, çok eskimiş hikâyeler düşer gazetelerin spor sayfalarına, televizyon ekranlarına, büyük puntolarla, büyük cümlelerle. Futbolumuza dair can alıcı, umut yeşerten hikâyeler... Yazık bir nakarat tadında, hep yaz aylarında tekrarlanan... Bomba transferler, ayağının tozu ile Avrupa şampiyonluğundan dem vuran teknik adamlar, kalabalık yöneticiler, egoları şişkin başkanlar, milyon Dolarlık yıldız oyuncular, gidecekler, gelecekler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sezonlarda transfer edilen Roberto Carlos, Guti, Ferrari, Quaresma, Guiza, Baros, Aurélio, Hilbert, Juan Pablo Pino, Misimović ve diğerleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep ayni hikâyeleri okur beter düzenin çocukları, hep ayni teranede yuvarlanır… Bir koca yalan esir alır bir ulusun futbolsever neslini... Gazetelerin spor sayfalarındaki cümlelere inanırsan eğer, gerçekten dev aynasında görürsün kendini, kocaman olduğuna inanırsın. Kanarsın. Edirne’den Van’a, malum reyting meselesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanırsın, aldanırsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döneminin faşist diktatörü Franco’nun, o muhteşem Santiago Bernabeu stadının yapılışına dair söylediklerini hatırlatır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bana 150,000 kişilik bir uyku tulumu yapın, halkımı uyutayım…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra başlar “Hiç bitmesin!” dedikleri Kurşunlu Süper Ligimiz! Filler tepişirken, karıncalar ezilir. Pazar akşamlarının futbol programlarında üç esas oğlanlı, bol figüranlı rekabetsiz, kalitesiz bir ligin berbat görüntüleri düşer ekranlara. Birileri Türk futbolunun marka değerinden dem vurur, Avrupa’nın en iyi altıncı ligi olduğundan, formadaki yıldızlardan, gelen yabancıların kalitesinden filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roberto Carlos, Guti, Ferrari, Quaresma, Guiza, Baros, Aurélio, Hilbert, Juan Pablo Pino, Misimović ve diğerleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanırsın, aldanırsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa biraz uzaktan bakınca ortaya çıkan fotoğrafa, gırtlağına kadar borçlu kulüpler, maç günleri boş tribünler, ıskalanmış altyapılar, üç takıma endeksli rekabetten uzak futbol fukarası bir coğrafya bakar, görmesini bilenlerin yüzüne. Avrupa’nın en genç nesline sahip olmakla övünen, kafayı üç takımla bozmuş bir ulusun dermanını misyoner yabancılarda aramasıdır meselenin özeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz 34 yaşındaki Guti’den medet umarken, uzaklarda eloğlu 19 yaşında alt yapısından yetişmiş Jack Wilshire adında bir bebeyi sürer sahaya, üstelik Şampiyonlar Liginde Barcelona karşısında! Siz 27 yaşındaki Semih Şentürk’e hâlâ “Genç Semih” derken, 23 yaşındaki Cesc Fabregas Arsenal takımıyla Premier Ligde 200’ün üzerinde maça çıkmıştır. Siz 34 yaşına gelmiş, feri sönmüş yıldıza altın tepside iki sene sözleşme sunarken, 30 yaşını aşmış hiçbir futbolcusuna bir seneden fazla sözleşme vermez futbol profesörü, uzaklarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz son altı senede altı teknik direktörle çalışıp, üstüne çuval dolusu paralar saçarken, dünyanın en zengin üçüncü kulübü Arsenal’de Arsene Wenger 1996 senesinden beri takımının başındadır, her ne kadar son altı sezonda kupa kazanamamış olsa da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu toz bulutunun arkasında, kandırılmış çocuklar diyarında Edirne’den öteye, daha ilk maçta ortaya çıkar en büyük Türk yalanı. Yalancının mumu Avrupa kupalarına kadar yanar. Narkozun etkisi geçene kadar! Sonra acıyı hissedersin. Mazisini mumla arayan bir Ukrayna takımı bile senin dünya yıldızlarını (!) transfer etmiş olan gırtlağına kadar borç içindeki büyüğüne iki maçta sekiz gol atarken, acıyı fazlasıyla hissedersin. Cümleler tersine döner, inandığın her yalan yüzüne alaycı bir gülümsemeyle bakar; o feri sönmüş yıldızların hiçbiri derman olmaz yarana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerine güvenmeyen bir ülkenin lanetidir inandığı tüm futbol masalları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği tribünlerinin sevilen simalarından Necdet Özkazancı anlatmıştı, Özkan Karabulut’un hikâyesini. 16 Ocak 1991 doğumlu 1.86 boyundaki kaleci, daha 11 yaşındayken, 2002 yılında yapılan “Danone Dünya Minikler Şampiyonası”nda kendi yaş grubunun en değerli kalecisi seçilmiş... Bugüne kadar genç takımlarda 10 kez Milli Takımın kalesini koruyan Özkan, Gençlerbirliği’nin (A2) takımında sabırla (A) takımın kalesini devralacağı günü bekliyor. Oysa ondan bir sene önce dünyaya gelmiş Wojciech Szczesny, dünya devi Arsenal’ın değişilmez kalecisi olma yolunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirim, zamanla kaybolup gidecektir bu yazılanlar, suya yazılmışcasına… Tıpkı, birkaç hafta sonra Beşiktaş’ın Kiev kazasının unutulacağı gibi... Tıpkı Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Liginde kendi bütçesinin çok altındaki Young Boys’a elenip gidişinin unutulduğu gibi... Tıpkı Galatasaray’ın Karpaty faciasının unutulduğu gibi… Kendi ligimizin şampiyonun, Şampiyonlar Liginde averaj takımı olmaktan öteye geçemediği gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey unutmaya programlanmıştır nasılsa… Ummak, beklemek, unutmak üçgeninde geçer zaman... Bak şimdi nasıl mutlu Fenerbahçe taraftarı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa La Cantera'dan Türk futboluna bakarken, gençlerine güvenmeyen, alt yapılarını tümden ıskalamış bir coğrafya görünür. Siz Guti, Ferrari, Quaresma, Hilbert, Misimović ve diğerleri ile oyalanırken, adına altyapı dedikleri futbolumuzun ücra köşesinde kalmış göstermelik futbol okullarında, hikâyeleri hep yarım kalacak gençlerin izleri durur öylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerine güvenmeyen bir ülkenin lanetidir inandığı tüm futbol masalları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanırsın, aldanırsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ziya Adnan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Mart 2011 - Pazar&lt;br /&gt;BirGün Gazetesi&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-152711285346332838?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/152711285346332838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=152711285346332838' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/152711285346332838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/152711285346332838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/la-canteradan-turk-futboluna-bakarken.html' title='La Cantera&apos;dan Türk Futboluna Bakarken...'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-n-K40YEQd5U/TXOUqUD6ZwI/AAAAAAAABgE/-PZLElANOXg/s72-c/la-cantera.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3068632124709938991</id><published>2011-03-05T05:30:00.000-08:00</published><updated>2011-03-05T05:33:44.003-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Elveda Euroleague</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-PU2_UT3TaVk/TXI7lqUciuI/AAAAAAAABf8/UV6FUk3y8pE/s1600/05fener15.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 282px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-PU2_UT3TaVk/TXI7lqUciuI/AAAAAAAABf8/UV6FUk3y8pE/s320/05fener15.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580588406466710242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Final-Four’u hedefleyen iki takımımızda Euroleauge’e henüz 16 takım arasındayken veda etti. Ulusal takımla dünya ikincisi oluyoruz ama kulüp takımları her sezon karavana atıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euroleague maceramız bu sezon da erken bitti. Temsilcilerimiz Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen çok iyi başladıkları Top 16 turunda son maçlarını art arda kaybedince gruptan çıkamadılar. Son 8’e kalan takımlara baktığımızda ise kendi grubunda 6’da 6 yapan son şampiyon Barcelona, Real Madrid, Caja Laboral ve Valencia olmak üzere İspanya’dan 4 takım görüyoruz. Bu sezon 5 takımla Euroleague’e katılan İspanya’nın tek firesi Unicaja Malaga oldu. Avrupa’nın tartışmasız en iyi basketbol ligi olan İspanya Basketbol Ligi ( ACB- Asociación de Clubs de Baloncesto) için bu olağan bir başarı. Türkiye Basketbol Ligi’nin (TBL) ACB’den sonra ikinci sırada geldiğini düşünen/tartışan basketbol yazarları az değildir. Sanırım, bunu bir kez daha düşünmeliyiz. Yunanistan’dan Euroleague’e 2 takım katıldı, ikiside son 8’de… İtalya’dan 3 takım katıldı. Olimpija Milano son saniye basketiyle Top 16’ya kalamadı, Lottomatica Roma Top 16 gruplarında Barcelona ve Maccabi gibi iki dev ile aynı gruba düşme şanssızlığını yaşadı, Montepaschi Siena ise Efes Pilsen’in grubundan son 8’e kaldı. Üstelik takımın yıldızı Bo McClebb 6 maçta da oynayamamıştı. Türkiye’nin Avrupa’da tek Kupası var (1996 Koraç Kupası-Efes Pilsen), iki kez de Final-Four oynamışlığı var. İspanya, Yunanistan, İtalya, Litvanya, Rusya gibi liglerin takımları ise defalarca kez şampiyonluk yaşadı. Bu anlamıyla, TBL’yi ‘en iyi ikinci’ ilan etmek, ‘Türk’ün Türk’e propagandası’ ya da ‘Büyük Türk yalanları’ndan başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’nın pahalı oyuncularını da kadrosunda bulunduran Fenerbahçe Ülker, TBL için oldukça fazla olan kadrosuna bir de Avrupa basketbolunun yaşayan efsanesi Sarunas Jasikevicius’u katmıştı. Kariyerinde 4 Euroleague şampiyonluğu bulunan ‘Saras’ın Fenerbahçe kariyeri ile ilgili ilginç bir istatistik: Top 16'da 92 dakika süre aldı; 19 top kaybı yaptı!&lt;br /&gt;Efes Pilsen geçtiğimiz hafta Euroleague’e veda ettiğinde Radikal’den Caner Eler ve Salsabasket blogundan Anıl Aksaç aynı konuya değinmişlerdi. Şöyle ki; Efes Pilsen’in Aydın Örs dönemindeki o efsanevi alan savunmasının yerinde yeller esiyor. Efes Pilsen basketbol kültürü etkili alan savunması kadar alt yapıdan çıkardığı yıldızlarla, özkaynak gücüyle bilinirdi. Bugün Efes’in kadrosuna bakın alt yapıdan yetişmiş tek isim var: Ender Arslan. Onun da ne kadar süre alabildiği ortada. Öte yandan, buradan 19 Şubat tarihli yazımızda belirttiğimiz gibi, lacivert-beyazlılar 3 gün önce Andrew Wishniewski ile yollarını ayırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı, Beşiktaş’ın baş antreörü Ergin Ataman’ın Euroleague’de geçtiğimiz sezonlarda yaşanan başarısızlığın bu sezonda tekrar etmesine ilişkin görüşleriyle bitirelim. Ataman’a göre, ‘Şu an Avrupa basketbolunda en büyük sermaye Türkiye’de! Biz buradan netice çıkaramıyorsak o zaman ya hepimiz beceriksiziz ya da sistem buna engel oluyor. Milli takımlarda dünya ikincisiyiz ama kulüp takımlarımız bir türlü hedefe ulaşamıyor. Demek ki bir yanlış var. Hep birlikte oturup bir plan yapmalıyız.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Euroleague'de 8'li play-off eşleşmleri*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caja Laboral - Maccabi Electra&lt;br /&gt;Regal Barcelona - Panathinaikos&lt;br /&gt;Real Madrid - Valencia&lt;br /&gt;Olimpiyakos - Montepaschi Siena&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Play-off eşleşmeleri 3'er maç üzerinden oynanacak, gerekirse seri toplamda 5 maça kadar uzayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Grubu&lt;br /&gt;                                   O G M Av. p&lt;br /&gt;1         Caja Laboral       6  4 2 31 10      &lt;br /&gt;2         Panathinaikos     6  4 2 57 10     &lt;br /&gt;3         Lietuvos Rytas    6        3         3        -28        9     &lt;br /&gt;4         Malaga     6 1 5         -60 7     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lietuvos Rytas - Caja Laboral: 68-77&lt;br /&gt;Unicaja - Panathinaikos: 61-77&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1         Barcelona 6 6 0 69 12    &lt;br /&gt;2         Maccabi 6 3 3 69 9     &lt;br /&gt;3 L. Roma 6 2 4 -51 8     &lt;br /&gt;4         U. Olimpija 6 1 5  -87  7    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona - U. Olimpija:  76-58&lt;br /&gt;Lottomatica Roma - Maccabi Electra: 82-69&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Grubu&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;1         Real Madrid 6 5 1 37 11     &lt;br /&gt;2         M. Siena 6 4 2 29 10     &lt;br /&gt;3         Efes Pilsen  6 2 4 -29 8  &lt;br /&gt;4         Partizan 6  1 5 -37 7     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes Pilsen - Partizan: 65-67&lt;br /&gt;Real Madrid – Montepaschi Siena: 77-95&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H Grubu&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;1         Olimpiyakos 6 5 1 43 11     &lt;br /&gt;2         Valencia 6 3 3  11 9     &lt;br /&gt;3         Fenerbahçe 6 3 3   -6 9     &lt;br /&gt;4         Zalgiris  6 1 5  -48  7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia - Fenerbahçe Ülker: 82-68&lt;br /&gt;Olimpiyakos - Zalgiris Kaunas: 78&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3068632124709938991?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3068632124709938991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3068632124709938991' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3068632124709938991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3068632124709938991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/elveda-euroleague.html' title='Elveda Euroleague'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PU2_UT3TaVk/TXI7lqUciuI/AAAAAAAABf8/UV6FUk3y8pE/s72-c/05fener15.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-7048514977266210757</id><published>2011-03-01T05:16:00.000-08:00</published><updated>2011-03-01T06:22:05.460-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Pasqualino Settebellezze</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-oX6ltMn-c_0/TWz_bmSRcKI/AAAAAAAABfc/7kP_Tv3LEMs/s1600/image_large.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-oX6ltMn-c_0/TWz_bmSRcKI/AAAAAAAABfc/7kP_Tv3LEMs/s320/image_large.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579114888003940514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-bzefmMvWejU/TW0ARyPOtZI/AAAAAAAABfk/z6WpQyLV_jk/s1600/seven-beauties-1975.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 196px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-bzefmMvWejU/TW0ARyPOtZI/AAAAAAAABfk/z6WpQyLV_jk/s320/seven-beauties-1975.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579115818925340050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-TkH_sb252Vk/TW0Ai9s9PLI/AAAAAAAABfs/J6KsxDp9bg8/s1600/nazi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 211px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-TkH_sb252Vk/TW0Ai9s9PLI/AAAAAAAABfs/J6KsxDp9bg8/s320/nazi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579116114060590258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci Dünya Savaşı ve Nazi Almanyası konulu filmler arasında bugüne kadar izlediğim en iyi film olarak "Pasqualino Settebellezze"-İngilizce adıyla: Seven Beauties'i gösterebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan sineması örneği olan 1975 yapımı film, savaşın kirli yüzünü ve Hitler faşizminin vahşetini konu ediniyor. Üstelik, izleyiciyi boğan bir melodram içerisinde olmadan meseleyi anlatıyor. 115 dakika sonunda, gerek Mussolini İtalya'sının gerekse Nazi Almanya'sının insanlık dışı bir dönem olduğunu görebiliyorsunuz. En az &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;La vita è bella&lt;/span&gt;'daki (Hayat Güzeldir) kadar komedi unsurunu bu İtalyan yapımında da rastlamak mümkün. Hikayeleri farklı olsa da aynı dönemin anlatıldığı pek çok filmdeki durağanlığa, biraz zorlama olduğu hissedilen ciddiyet haline, bu iki İtalyan yapımında rastlamak biraz zor. Filmin 1975 yapımı olduğu düşünüldüğünde anlatım tekniği olarak da zamanının çok önünde olduğunu düşünmekteyim. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0075040/"&gt;Filmin IMDB puanı 7.9&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-rMDemCtMiCo/TW0AtEqL1pI/AAAAAAAABf0/RmAlnOFOa-U/s1600/pas.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-rMDemCtMiCo/TW0AtEqL1pI/AAAAAAAABf0/RmAlnOFOa-U/s320/pas.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579116287726704274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusunu kısaca anlatmak gerekirse... Pasqualino, 7 kardeşi ve annesiyle Napoli'de yaşayan, 30'lu yaşlarına yeni adım atmış, giyimine önem veren ve kadın ruhundan anladığını düşünen bir İtalyan erkeğidir. Dönem, Mussolini'nin İtalya'yı 2. Dünya Savaşı'na soktuğu, ülkedeki sosyalist hareketin şiddet yoluyla bastırıldığı bir dönemdir. Pasqualino'nun şişman ve çirkin ablası, Napoli'nin bir yerel mafyası babasının metresi olur. Pasqualino'nun saygı duyduğu şehrin bir diğer mafyası, 'eğer saygı görmek istiyorsa' ailesinin onurunu kurtarması gerektiğini salık verir. Pasqualino da bir plan yapar ve cinayeti işleyip, ceseti parçalar ve paketlediği ceset parçalarını 3 ayrı şehre postalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından, mahkeme kendisine idam cezası verecektir ancak avukatı akli dengesinin yerinde olmadığı üzerine bir savunma kurar ve Pasqualino 14 yıl ile yırtar. Ancak gerçek akıl hastalarıyla zaman geçirmekte zorlanır. Hastanenin baş hekimi, orduya gönüllü olarak katılması durumunda hastaneden çıkarabileceğini söyleyince Pasqualino kabul eder. Film tam da buradan başlıyor. Pasqualino, onlara insanın kurşuna dizildiğini gördüğü sahnede 'neden orduya katılmak zorunda kaldığını' sorgulamaya başlar: Bir kadın yüzünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin 4 sahnesine dikkat çekmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pasqualino ile sosyalist hükümlünün karşılıklı diyaloğu sahnesi. Pasqualino 14 yıl yediğini söyler ve karşısındaki gözlüklü, bıyıklı,zayıf, entelektüel görünümlü adama kaç yıl yediğini sorar. Adam. 28 yıl cevabını verdiğinde, Pasqualino, 'Napoli'nin en vahşi cinayetini ben işledim, senin işlediğin cinayet daha büyük olamaz' der. Sosyalist ise bu noktada Mussolini faşizmini zekice eleştiren konuşmasını yapar. Buna göre, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;düşünmek öldürmekten daha ağır bir suçtur&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pasqualino'nun Nazi toplama kampının kadın baş gardiyanını 'ayarlama' sahnesi. Kadınların arasında büyüyen ve onları çok iyi tanıdığını düşünen adamımız, kamptan kurtulmanın tek yolu olarak kadın Nazi baş gardiyanını ayarlamak olarak görür. Annesinin 'her kadının mutlaka bir erime derecesi vardır' sözünü hatırlar. Kadınlar şekersiz çay gibi gibidir. Bir kaşık şeker atın ve çözülmesini bekleyin...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-hZmOj0MOZNk/TWz9GTHvwuI/AAAAAAAABfE/OtHc82tsDLQ/s1600/Seven%2BBeauties.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-hZmOj0MOZNk/TWz9GTHvwuI/AAAAAAAABfE/OtHc82tsDLQ/s320/Seven%2BBeauties.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579112323059008226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Üçüncü olarakta Napoli mafyasının nutuk çekişini alabiliriz. 'Don bilmem ne' isimli mafya liderine göre ABD'deki İtalyan mafyası sahtedir. Burada özellikle Al Capone'a bir gönderme vardır. Aslolan Napoli'dek dir ve Mafyacılık bu topraklardan yayılmıştır. 'Dev tabutları biz icadettik' derken, mafyanın öldürdüğü insanları nasıl ortadan kaldırdığını deşifre eder. Tabutun gerçek sahibi cenazenin yanına 2-3 cesette mafya ekler, bu yüzden Napoli'deki tabutlar battal boydur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ve final sahnesi... Naziler Pasqualinodan koğuştan öldürülmek üzere 6 kişiyi seçmesini ister. Hayatta kalması iççin gaddarlığını ispatlamak zorundadır. 6 kişiyi seçer ancak can yoldaşı sayım sırasında isyan eder ve kurşuna dizilecektir. Bu iş Paqualino'ya verilir...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-m8vC--KSnHc/TWz_DunfdhI/AAAAAAAABfU/4_198jMFiMI/s1600/SEVEN%2BBEAUTIES.preview.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 194px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-m8vC--KSnHc/TWz_DunfdhI/AAAAAAAABfU/4_198jMFiMI/s320/SEVEN%2BBEAUTIES.preview.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579114477923563026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ljovywVQAFU/TWz-hdm94-I/AAAAAAAABfM/cJbDb20Ow5A/s1600/pasqualino.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ljovywVQAFU/TWz-hdm94-I/AAAAAAAABfM/cJbDb20Ow5A/s320/pasqualino.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579113889242407906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-7048514977266210757?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/7048514977266210757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=7048514977266210757' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7048514977266210757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7048514977266210757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/03/pasqualino-settebellezze.html' title='Pasqualino Settebellezze'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-oX6ltMn-c_0/TWz_bmSRcKI/AAAAAAAABfc/7kP_Tv3LEMs/s72-c/image_large.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5807781245387961994</id><published>2011-02-28T05:13:00.000-08:00</published><updated>2011-02-28T05:18:20.054-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Afrika'/><title type='text'>İSYAN COĞRAFYASINDA FUTBOL</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Nd_C0ws6fXo/TWufz88r5nI/AAAAAAAABes/6qB6-niMkQE/s1600/13real28.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 178px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Nd_C0ws6fXo/TWufz88r5nI/AAAAAAAABes/6qB6-niMkQE/s320/13real28.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578728278311298674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-5rX22gLv6qA/TWufv3q1V1I/AAAAAAAABek/5n1ggaCLlxs/s1600/13barca28.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-5rX22gLv6qA/TWufv3q1V1I/AAAAAAAABek/5n1ggaCLlxs/s320/13barca28.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578728208174765906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika’nın kuzeyi büyük bir siyasal dönüşüm sürecinin sancılarını yaşıyor. Mısır’da 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimi yıkılırken, Libya’yı demir yumrukla yöneten Muammer Kaddafi iktidar koltuğundaki son saatlerini geçirmekte. Peki bunca toplumsal karmaşanın içerisinde futbol unutuldu mu sanıyorsunuz? Cevap; hayır. Yukarıdaki fotoğraflar isyan bölgesinden. İsyancıların birinin sırtında Real Madrid, bir diğerininkinde ise Barcelona forması görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;AL-AHLY VE İSYANIN NÜVELERİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mısır’daki halk isyanının başlangıç nüveleri arasında Al-Ahly takımının taraftarları da gösteriliyor. Kahire’nin kırmızı-beyazlılarının muhalif tribünleri, Mübarek karşıtı sloganların ilk yükseldiği yerlerden olmuştu. Mübarek karşıtı gösterilerin sesi ülke genelinde yükseldiğinde ise Mısır Futbol Federasyonu, lig maçlarını süresiz olarak durdurduğunu açıklamıştı. 22 Ocak’tan bu yana 6 hafta geçmesine rağmen halen futbola yeşil ışık yakılmamış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır Premier Ligi’nde 16 takım yer alıyor ve takımların 3 yabancı oyuncu bulundurma hakları var. Kulüpler, yabancı oyuncu haklarını Afrika’nın daha düşük profilli liglerinden aldıkları oyuncularla kullanıyor. Brezilyalı futbolcuların ise pek tercih edilmediği görülüyor. Mısır’da Ağustos sonundan Mayıs başlarına kadar devam eden futbol sezonunun Ocak ve Şubat aylarına denk gelen 6 haftalık bir ara dönemi mevcut. Ülkedeki siyasal ve toplumsal çalkantılar bu aranın Mart’ın ortalarına kadar uzamasına sebep olmuş.&lt;br /&gt;Ülkenin en popüler üç kulübü Al-Ahly, Al-Zamalek SC ve İsmaily olarak gösteriliyor. Bu üç takımın yanı sıra Al-Sakndary, Tersana ve El-Masry ülkenin köklü futbol kulüpleri arasında yer alıyor. 1948-49 sezonundan beri en üst ligde mücadele eden iki takım var: Al-Ahly ve Al-Zamalek. Bu iki takım aynı zamanda futbol dünyasının bilinen ezeli rekabetleri arasında. Kahire’nin iki devinin karşılaşmaları tüm dünyadaki derbilerde olduğu gibi oldukça gergin bir atmosferde oynanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;AFRİKA’NIN EN İYİ LİGİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar 53 kez kaldırılan şampiyonluk kupasını Al-Ahly takımı 35 kez kaldırarak ülke futboluna damgasını vurmuş. Al-Ahly, ayrıca, Afrika kıtasındaki futbol kulüpleri sıralamasında 1. sırada yer almakla beraber CAF(Confederation of African Football) tarafından 20. yüzyılın en iyi Afrika takımı seçilmiş. İkinci sırada ise Zamalek’in yer alması, Mısır futbolunun kıta ölçeğindeki yerine işaret ediyor. Zamalek’in şu anki teknik direktörü ise Mısır futbolunun efsanevi ismi Hossam Hassan. Al-Ahly için bir not: Kırmızı-beyazlıların kadrosunda, bir dönem Beşiktaş forması giyen Ahmed Hassan ve Mısır Ulusal Takımı’nın golcüsü Mohamed Aboutrika göze çarpan isimler. Futbolseverler Aboutrika’yı attığı bir golden sonra formasının altından gösterdiği “Gazze ile dayanışma”yazılı tişörtüyle de hatırlayacaklardır.&lt;br /&gt;Ülkenin en büyük stadyumu 2010 Dünya Kupası organizasyonunu alma umutlarıyla inşa edilmiş olan İskenderiye’deki 86 bin kapasiteli Borg El Arab Stadyumu. Süveyş kentinde ise devrik liderin ismini taşıyan 45 bin seyirci kapasiteli Mubarek Stadyumu bulunuyor. Ayrıca, Mısır Ulusal Takımı, sonuncusu 2010’da olmak üzere Afrika Uluslar Kupası’nı 7 kez kazandı ve bu organizasyonda en çok şampiyonluk yaşayan ulusal takım konumunda.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-5qoVq_5vpdM/TWuf8BMVDnI/AAAAAAAABe0/mwGNiqr-uA8/s1600/13gazze28.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-5qoVq_5vpdM/TWuf8BMVDnI/AAAAAAAABe0/mwGNiqr-uA8/s320/13gazze28.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578728416889605746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;LİBYA 2013’E HAZIRLANIYOR(DU)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İsyanın ikinci büyük merkezi Libya’da ise futbol Trablus(Tripoli) ve Bingazi(Benghazi) şehirlerinde kök salmış. Bugüne kadar 41 Libya Ligi şampiyonluğunun 40’ı Trablus ve Bingazi şehirlerine gitmiş. Libya futbolunu domine eden iki takım var. Al-İttihad ve Trablus kentinin Al-Ahly takımı. Libya Ligi, 2009 verilerine göre FIFA sıralamasında 56. sırada yer almış. Arap Dünyası’nın ise 6. büyük ligi olarak kabul ediliyor. Ülkenin en başarılı takımı ise 16 şampiyonluğu bulunun başkent Trablus’un Al-Ittihad takımı. Kulüp, 2004-2005 ve 2009-2010 yılları arasında 6 kez üst üste şampiyon olmuş. Al-Ittihad’ın ezeli rakibi Al-Ahly’nin ise 10 şampiyonluğu var ve 1999-2000 sezonundan beri şampiyon olamıyorlar. Al-Ittihad’ın bu süre içerisinde 8 şampiyonluğu bulunuyor. Ülkenin bu iki büyük takımı 1964 yılından beri düzenlenen ve çeşitli nedenlerle 5 sezona pas geçilen ligdeki 41 şampiyonluğun 29’unu elde etmiş. Bu iki büyük kulübün ardından en çok şampiyonluk yaşayan takım ise Benghazi şehrinin kırmızı-beyazlı Al-Ahly’si olmuş. Şampiyonluk, son yıllarda yalnıza Olimpic Azzeweya’nın 2003-04’teki şampiyonluğuyla başkentin dışına çıkmış. &lt;br /&gt;Libya Uusal Takımı, Dünya Kupalarına hiç katılamadı. İki kez Afrika Uluslar Kupası’nda boy gösteren Mağrip ülkesi, 1982 yılında ev sahipliğini yaptığı organizasyonda final oynama gururu yaşadı. Libya, 2013 Afrika Uluslar Kupası’na da ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;HUGO CHAVEZ STADI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Libya’ın koltuğu sallanan ‘lideri’ Kaddafi’nin yakın dostu olarak tüm dünya kamuoyunca bilinen Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in ismi, bir stadyuma verilmiş. Hugo Chavez Stadyumu, 11 bin koltuk kapasiteli ve Libya’nın tamamı koltuklu ilk stadyumu. Stadın ismine neden Venezuela devlet başkanı Chavez’in isminin verildiğine gelince… Libya Futbol Federasyonu stadın açılış gününde Chavez’in ‘cesur ve insancıl politikalarından, özellikle de İsrail saldırısına karşı direnen Gazzelilere verdiği açık destek’ten ötürü yeni stada onun isminin layık görüldüğünü açıklamıştı. Öte yandan, ülkenin en büyük stadı ise 65 bin seyirci kapasiteli 11 Haziran Stadyumu. 11 Haziran; emperyalist ABD güçlerinin Libya topraklarını tamamen terk ettiği günün tarihi…&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Ji7N0oYY7H4/TWugGncj89I/AAAAAAAABe8/sOWNzIkq3So/s1600/13chavez28.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Ji7N0oYY7H4/TWugGncj89I/AAAAAAAABe8/sOWNzIkq3So/s320/13chavez28.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578728598956930002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5807781245387961994?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5807781245387961994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5807781245387961994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5807781245387961994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5807781245387961994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/isyan-cografyasinda-futbol.html' title='İSYAN COĞRAFYASINDA FUTBOL'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Nd_C0ws6fXo/TWufz88r5nI/AAAAAAAABes/6qB6-niMkQE/s72-c/13real28.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-7718504011841371203</id><published>2011-02-26T03:25:00.000-08:00</published><updated>2011-02-26T03:34:54.182-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Çeyrek final bileti Valencia’da</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-WcdbPE3sWEk/TWjky2c1m2I/AAAAAAAABeU/ilR_JiYvSlw/s1600/f.%25C3%25BClker.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 192px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-WcdbPE3sWEk/TWjky2c1m2I/AAAAAAAABeU/ilR_JiYvSlw/s320/f.%25C3%25BClker.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577959700759419746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Efes Pilsen’in Euroleague’e veda ettiği 5. Haftada Fenerbahçe Ülker de Olimpiyakos’a yenilerek işini zora soktu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Beşinci hafta maçları sonunda gruplardaki diziliş hemen hemen netleşti. Son 8’de mücadele edecek takımlardan 5’i belli olurken (Barcelona, Maccabi, Olimpiyakos, Real Madrid, Montepaschi Siena)çeyrek finale 3 bilet daha kesilecek. Temsilcilerimizden Fenerbahçe Ülker bilet kuyruğuna Valencia’da girerken, Efes Pilsen bir kez daha çeyrek finali göremeden Euroleague’e veda etti. Haftanın sürprizi Rytas’ın Panathinaikos karşısında, Lottomatica Roma’nın ise Union Olimpija karşısında aldıkları deplasman galibiyetleriydi. Beşinci haftanın en değerli oyuncusu ise Caja Laboral’den Marcelinho Huertas oldu.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;EFES’TEN VEDA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes Pilsen’den başlayalım.  İlk maçta 60-58 mağlup ettiği Montepaschi Siena’ya bu kez 88-76 yenilen lacivert-beyazlılar geçen sezon olduğu gibi ‘Top 16’yı yine dramatik bir sonla bitirdi. Igor Rakocevic’in 2 maç aradan sonra takıma dönüp 24 sayı attığı Siena deplasmanında, oldukça kötü takım savunmasıyla dikkat çeken Efes Pilsen, bu kadar kritik bir maçı tam 20 top kaybıyla tamamladı. Dış atışlarda da 6/20 gibi kötü bir yüzde tutturan Efes, son çeyreğine 12 sayı geride girdiği maçı çevirecek arzudan dahi yoksundu diyebiliriz. Bu maçta, Montepaschi adına süre alan 11 oyuncunun da skora katkı yaptığının altını çizmek gerekir. Perasovic’in takımı, üçüncü hafta Real Madrid deplasmanında avucunun içindeki galibiyeti vermemiş olsaydı çeyrek finali görecekti. Grubun diğer maçında, dördüncü haftada çeyrek finali garantileyen Real Madrid, Partizan’ı deplasmanda 61-56 mağlup ederek 5’te 5 yaptı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;ÖMER NEREDESİN?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruba, tarihi bir galibiyetle başlayan Fenerbahçe Ülker ilk 3 maçını kazanmış ve oynadığı basketbolla Final-Four’a göz kırpar olmuştu. Geçen hafta Zalgiris deplasmanından şanssız bir mağlubiyetle dönen sarı-lacivertliler, bu kez de Olimpiyakos’a boyun eğdi. Maçın 2. çeyreğinde 12 sayılık bir fark yakalayan Fenerbahçe oyunun finalinde rakibine tam anlamıyla teslim olup 15  sayılık bir fark yedi. Böylece, ilk maçtaki 14 sayılık Olimpiyakos galibiyetinin bir kıymeti kalmamış oldu. Özellikle maçın son çeyreğindeki Olimpiyakos takımı ve Papaloukas’ın performansı uzun süre unutulmayacaktır. Son anları nasıl oynaması gerektiğini çok iyi bilen Yunanistanlı guard, neden kupanın 1 numaralı favorisi olduklarının ip uçlarını verdi. Yunanistan temsilcisinin 80 sayısının 53’ünün uzunlarından(Nesterovic, Mavrokefalidis, Erceg) gelmesi, Fenerbahçe’nin mağlup oluşunun bir başka görünümü. Sarı-lacivertlilerin çeyrek final şansı devam ediyor ama haftaya Valencia deplasmanında iyi hakemlere ve gününde bir Ömer Onan’a ihtiyaçları olacak. İşin ilginç yanı; ilk üç maçını kazanmış bir takımın gruptan çıkamaması Eurolegaue tarihinde bir ilkin gerçekleşmesi anlamını taşıyacaktır. Spahija’nın takımı şayet zoru başarırsa çeyrek finaldeki rakibi Real Madrid olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-7lLgDeug5Dk/TWjk_m3PkTI/AAAAAAAABec/F2KgqdBmLbU/s1600/M-Siena-Efes-Pilsen-AVRUPA-LIGI-24022011-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-7lLgDeug5Dk/TWjk_m3PkTI/AAAAAAAABec/F2KgqdBmLbU/s320/M-Siena-Efes-Pilsen-AVRUPA-LIGI-24022011-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577959919913505074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E) GRUBU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         TAKIMLAR           O   G   M      AV   P&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;         1-Panathinaikos    5   3   2      41   8&lt;br /&gt;         2-Caja Laboral     5   3   2      22   8&lt;br /&gt;         3-Lietuvos Rytas   5   3   2     -19   8&lt;br /&gt;         4-Unicaja Malaga   5   1   4     -44   6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panathinaikos-Lietuvos Rytas: 67-68&lt;br /&gt;Caja Laboral-Unicaja Malaga: 78-63&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(F) GRUBU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         TAKIMLAR             O   G   M     AV    P&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;         1-Regal Barcelona    5   5   0    51   10&lt;br /&gt;         2-Maccabi Electra    5   3   2    82    8&lt;br /&gt;         3-Lottomatica Roma   5   1   4   -64    6&lt;br /&gt;         4-Union Olimpija     5   1   4   -69    6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Union Olimpija-Lottomatica Roma: 76-87&lt;br /&gt;Maccabi Electra-Regal Barcelona: 85-92&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(G) GRUBU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         TAKIMLAR              O   G   M    AV    P&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;         1-Real Madrid         5   5   0    55   10&lt;br /&gt;         2-Montepaschi Siena   5   3   2    11    8&lt;br /&gt;         3-Efes Pilsen         5   2   3    -27    7&lt;br /&gt;         4-Partizan            5   0   5    -39    5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Montepaschi Siena-Efes Pilsen: 88-76&lt;br /&gt;Partizan mt:s-Real Madrid: 56-61&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(H) GRUBU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         TAKIMLAR                       O   G   M   AV   P&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;         1-Olympiakos                   5   4   1    29   9&lt;br /&gt;         2-Fenerbahçe Ülker             5   3   2    8   8&lt;br /&gt;         3-Power Electkonics Valencia   5   2   3    -3   7&lt;br /&gt;         4-Zalgiris Kaunas              5   1   4   -34   6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zalgiris Kaunas-Power Electronics Valencia: 74-80&lt;br /&gt;Fenerbahçe Ülker-Olympiakos: 65-80&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-7718504011841371203?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/7718504011841371203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=7718504011841371203' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7718504011841371203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/7718504011841371203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/ceyrek-final-bileti-valenciada.html' title='Çeyrek final bileti Valencia’da'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-WcdbPE3sWEk/TWjky2c1m2I/AAAAAAAABeU/ilR_JiYvSlw/s72-c/f.%25C3%25BClker.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-3986953592116263539</id><published>2011-02-21T04:34:00.000-08:00</published><updated>2011-02-21T05:36:11.523-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Schuster'ini satan Ferrari</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-dxDsj2lu778/TWJqPOR7NvI/AAAAAAAABeM/5-u3dfNId1w/s1600/luganoo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 276px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-dxDsj2lu778/TWJqPOR7NvI/AAAAAAAABeM/5-u3dfNId1w/s320/luganoo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576136098401957618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-489QGqnFy1E/TWJpnHXdjVI/AAAAAAAABeE/YqKCr0AMRsc/s1600/alexx.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 260px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-489QGqnFy1E/TWJpnHXdjVI/AAAAAAAABeE/YqKCr0AMRsc/s320/alexx.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576135409351363922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 gün arayla İnönü'de 4 gollü mağlubiyetler alan Beşiktaş takımında elbette ki eleştirilerin hedefi teknik direktör Bernd Schuster olacaktır. Bu iki ağır mağlubiyette de teknik adam hataları görmek mümkün. Ancak, Schuster'i iftifaya çağırmak oldukça anlamsız görünüyor. Fenerbahçe maçının 45-65 aralığında Beşiktaş'ın oynadığı futbol, yıllardır özlenen o hücum futbolu değil miydi? Ligin tartışmasız en iyi takımı Fenerbahçe karşısında adeta farka koşan Beşiktaş, Ferrari'nin sabotajına uğramasaydı 'Schuster'in hücum futbolu'na methiyeler dizilmez miydi? &lt;br /&gt;Schuster'in Fenerbahçe maçındaki tek hatası; kulübede yedek bir stoper(Sivok) bulundurmamasıydı. Dolayısıyla bir B planının bulunmayışıydı. Ferrari'nin sorumsuzca oyundan atılmasının ardından, bu dakikaya kadar sahada gezinen Alex de Souza üstün meziyetlerini kullanma fırsatı buldu. Çünkü başındaki nöbetçi Necip mecburiyetten stoper çekilmişti. Paramparça dağılan Beşiktaş karşısında Alex'i durdurmak imkansız görünüyordu ve Fenerbahçe ligde son 10 maçta 9. galibiyetini alarak müthiş bir seri yakalamış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinamo Kiev maçında duran toplarda sınıfta kalan Beşiktaş, Fenerbahçe maçında da kaldığı yerden devam etti adeta. Oyun da kaldığı süre boyunca Alex'i kilitleyen Necip Uysal henüz maçın başında kendi kalesine -gayri ihtiyari- duran toptan bir gol attı. Ardından, bu sezon Fenerbahçe'nin karakteristik oyununu izledik. Çok iyi antrene edildiği çıplak gözle daha iyi seçilen sarı-lacivertli futbolcular ön alanda yine müthiş bir pres uyguluyor, kapılan toplar Alex'in onayından geçip Dia'ya aktarılıyordu. Fenerbahçe'nin sol, Beşiktaş'ın sağ kanadında oynanan oyun siyah-beyazlı sağ bek Ekrem Dağ'ı bunalıma sürükeyecek raddeye gelmişti. Dağ, Dia'nın ölümcül bindirmelerinde her seferinde eksik kalıyor, Senegalli'yi durdurmak için azami çaba gösterse de netice alamıyordu. Dia ile bu dakikalarda gelişen tüm kanat akınları ise sonuçsuz kalıyordu. Maçın ilk 30 dakikasında skor avantajını da elinde bulunduran Fenerbahçe yüklendikçe yükleniyor, Beşiktaş'ta kaleci Rüştü ve savunma oyuncularına zor anlar yaşatıyordu. Siyah-beyazlı takımın bu dakikalarda tek yaptığı iş ise rakip atakları sağ salim savuşturmak ve topu tez elden Quaresma ile buluşturmaktı. Portekizli'nin pek çok girişiminde sonunu getiremediği bindimelerinin 44. dakikadaki bir Ekrem Dağ versiyonunda siyah-beyazlıların beraberlik golü geldi. Maçın başından beri Dia karşısında taraftarına mahçup olan Ekrem Dağ, Senegalli'nin bir türlü beceremediği becermiş, oyundaki gayretkeşliğinin ödülünü bu şık golle almıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karışılaşmanın ikinci yarısına etkili başlayan taraf ev sahibi takım oldu. Beşiktaş, 49. dakikada, Simao'nun İstanbul BB maçında attığı serbest vuruş golle aynı noktadan bir serbest vuruş kazandı. Portekizli'nin sert şutu barajdan sekip ceza sahasındaki karambolde gol için ileri çıkmış olan İbrahim Toraman'ın önünde kaldı. Toraman'da adeta 'bu taraftar böyle de ÜZÜLMEZki' dercesine serin kanlı bir vuruşla takımını öne geçirdi. Golden sonra siyah-beyazlıların müthiş futbolu devam etti. 59. dakikada Necip'in derin topuna Almeida hareketlendi. Kaleci Volkan ile karşı karşıya kalan Protekizli santrafor golü atamadığında maçı izleyen pek çok taraftar bunun maçın dönüm noktası olduğunu düşünümüştür, kimbilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-5ckXRhohAy0/TWJosNoRqjI/AAAAAAAABd8/RTFQKA3mnow/s1600/ekremdag.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-5ckXRhohAy0/TWJosNoRqjI/AAAAAAAABd8/RTFQKA3mnow/s320/ekremdag.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576134397420218930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-3986953592116263539?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/3986953592116263539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=3986953592116263539' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3986953592116263539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/3986953592116263539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/schusterini-satan-ferrari.html' title='Schuster&apos;ini satan Ferrari'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dxDsj2lu778/TWJqPOR7NvI/AAAAAAAABeM/5-u3dfNId1w/s72-c/luganoo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-8871896608536557196</id><published>2011-02-19T14:28:00.000-08:00</published><updated>2011-02-19T14:33:02.999-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Sabri Sarıoğlu orta saha oynamaz beyler!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-QzDsE_A8n2s/TWBFCRpxUxI/AAAAAAAABd0/RXuZTNIjIuM/s1600/sabri.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 238px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-QzDsE_A8n2s/TWBFCRpxUxI/AAAAAAAABd0/RXuZTNIjIuM/s320/sabri.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575532244085330706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İleri verdiği pasların şiddetini ayarlayamıyor.&lt;/span&gt; Santrafora doğru savunma arasına attığı toplar ya çok hızlı oluyor ya da kısa kalıyor. Çünkü; Sabri kariyeri boyunca markaj yapma, top kapma, adam kovalama, kanattan bindirme yapma sonra da geri dönme işlerini yapmıştır. Orta sahada ne kesici özelliği var ne de pasör özelliği…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sabri orta saha oynarsa, takımın pas yüzdesi düşüyor.&lt;/span&gt; Oysaki, Galatasaray gibi 4-3-3’cü takımlar için isabetli pas oranı önemlidir. Sabri, yan pas-geri pas işini dahi doğru dürüst yapamıyor. Takım arkadaşları sıkıştıklarında bile Sabri’ye pas verirken ona güven duymuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kaleyi her gördüğünde şutu deneyeceğinden pek çok pozisyon doğmadan ölüyor. &lt;/span&gt;Bucaspor maçında bu gibi örnekler sergilemiştir. Baros’un önüne yuvarlaması gerektiğinde şut çekmeyi tercih etmiştir birkaç kez. Şut çekerken ihtiyaç duyduğu özgüveni ise daha önce uzaktan attığı onca golden değil, taşıdığı kaptanlık pazu bandından almaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bir süre sonra kendisini Maradona zannediyor.&lt;/span&gt; İşte en tehlikelisi de bu. Olur ya, maç içerisinde bi adam eksiltir, bi bacak arası yapar ardından mutlaka ikinciyi yapmaya kalkışır. İkinci de başarılı olsa emin olun üçüncüyü de deneyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Orada Yekta Kurtuluş oynamayacaksa, 3.5 milyon dolar bonservis bedeli neden verildi? &lt;/span&gt;Ayhan sakat, Mustafa Sarp gözden düşmüş, Misimovic’e takığız… E, Yekta neden son maçlarda yedek başlıyor da onun yerin(d)e Sabri oynuyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Maddeleri çoğaltabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard döneminde ileri üçlünün solunda oynarken bile – birazda mecburiyetten olduğu için – pek sırıtmamıştı. Ama birilerinin Hagi’ye Sabri’nin oranın adamı olmadığını söylemesi gerekiyor artık. Bucaspor maçının 56. dakikasında sağ bek Serkan Kurtuluş’u çıkarıp yerine Yekta’yı sokan Hagi, Sabri’yi de nihayet asıl mevkisine kaydırdı. Sabri asıl mevkisine geçince taşlar da yerine oturdu. Galatasaray’ın maç başından beri yakaladığı en net pozisyonlar bu dakikadan sonra geldi. Gol adeta geliyorum diyordu. Maçın tek golünün pasını veren Kazım’a da pası sağ kanattan bindirmesini yapan Sabri vermişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lucas Neill’dan ön libero yaratma hayali, Sabri’yi orta saha oynatma fantezisi Hagi’nin teknik direktörlüğünü gözler önüne seriyor. İstanbul’a Musa Aydın, Jerko Leko, Koray Çölgeçen gibi üç as oyuncusundan yoksun gelen Bucaspor da, bunların üzerine bir de takım kaptanı Orhan Ak daha maçın 18.dakikasında sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kalması eklenmişti. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, 3 topu direkten dönen, 2 kez karşı karşıya golü kaçıran, 2 kez de son pası beceriksizce kullanarak net pozisyona giremeyen Bucaspor bence mağlubiyeti hiç hak etmemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinde ligin en iyi kadrosu bulunan Hagi üst üste iki maç dahi kazanamazken, Samet Aybaba ikinci lig topçularından kurulu yerlilerin yanına birkaç isimsiz yabancının serpiştirildiği toplama kadrosuyla deplasmanda Fenerbahçe’yi yeniyor, Galatasaray’ı elinden kaçırıyor. En önemlisi her maç güzel futbol oynuyor, asla Ziya Doğan’ın Konyaspor’una benzemiyor. Hagi, maç öncesinde düzenlediği basın toplantısında gençlere şans verdiğinin altını çizmişti.  Transfer dendiğinde Romanya’dan başka bir şey düşünemeyen, ufku Romanya kadar olan teknik direktör Hagi bir bakın, bir de  Sercan Kaya, Erkan Taşkıran, Civar Çetin gibi gençlere güzel futbol oynatabilen Samet Aybaba’ya bakın. Bunlardan hangisi teknik direktör?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-8871896608536557196?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/8871896608536557196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=8871896608536557196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8871896608536557196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/8871896608536557196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/sabri-saroglu-orta-saha-oynamaz-beyler.html' title='Sabri Sarıoğlu orta saha oynamaz beyler!'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-QzDsE_A8n2s/TWBFCRpxUxI/AAAAAAAABd0/RXuZTNIjIuM/s72-c/sabri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-2008533946950156360</id><published>2011-02-19T06:41:00.000-08:00</published><updated>2011-02-19T07:13:58.349-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Kasımpaşaspor tribünleri gericilik üretiyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-u5-4NTMOEYM/TV_dgtWUX6I/AAAAAAAABds/Wp0TjhRfvq0/s1600/kasimpasa_taraftar1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 308px; height: 220px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-u5-4NTMOEYM/TV_dgtWUX6I/AAAAAAAABds/Wp0TjhRfvq0/s320/kasimpasa_taraftar1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575418417706721186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kasımpaşa tribünlerinin gericilik üreten bir yer olduğunu bir kez daha gördüm. Daha önce "RTE" diye tempo tuttuklarında hafiften kıllanmıştım ama bu kez durum daha vahimdi. Haftalar ilerledikçe sanki Kasımpaşa tribünlerindeki gericiliğin dozajıda artıyor mu ne... Amigoları maç başlamadan önce -Kasımpaşaspor militanları diyeceğim artık- tribünleri sıkı sıkı tembihliyor: Küfür yok; şu karşıdakilere yönelik bile! (Ankaragcü deplasman tribününü göstererek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semtin amigosu maçtan önce sahanın ortasına iniyor ve Beşiktaş amigosu Alen'in üçlü çektirme methodunun bir benzerini uyguluyor. Ardından seramoniye geçiliyor. Hiçbir zaman anlam veremediğim hadise: Futbol maçlarına İstiklal Marşı ile başlamak. Marş'tan gazı alan Kasımpaşaspor militanları ufak çaplı bir 'şehitler ölmez' güzellemesinden sonra 'sahalarda ender görülen' bir tezahürata başlıyor: Kutlu doğum haftası mübarek olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar anlattıklarım da anormal bir şey göremeyebilirsiniz. Takım, kimlik, taraftar, aidiyetler vs. üzerinden bu tip tercihlerde bir anormallikte yoktur esasında. Ama bu Kasımpaşa tribünlerinde bir gariplik, bir sakatlık olduğu aşikardı. Maçın ikinci yarısına denk gelen ikindi ezanıyla birlikte tribünlere 'şşş', 'sus,sus,ezan...' komutları hasıl oluyor. Bugün cümle 'erkek kuaför salonu' bile ezan okunduğunda müziğin sesini kısar. Bir sebebi vardır illaki. Tribülerdeki sessizlik yalnızca 10 saniye sürebildi. Kitlenin içerisinden bir ses 'Tekbiiiiiir' diye bağırınca, 'Allaaahu ekber'ler onu izledi. Ezana saygı güme gitti. Ezan okunurken beste söylenmezdi ama tekbir getirilirdi pekala. Tekbir getirme merasiminde 200-300 kişilik Kasımpaşaspor militanının işaret parmakları gökyüzüne dönük, bir İslami cihad örgütü sempatizanlarının Cuma Namazı çıkışındaki öfkeli ruh halini andıran halleri dikkat çekici. Kısa bir süreliğine taraftarlık, takımın küme düşmeme mücadelesi unutuluyor, yaşları 15-25 arası değişen tamamı erkek güruh, militanlaşıyor. Ardından gelsin 'ya Allah bismillah Allah-u ekber'ler. Arada bir de 'Kahrolsun PKK' patlatılabilirdi bence. En fazla üçüncü tekrarda 'ya Allah...' sloganının tribünsel bir cover versiyonunu duyuyoruz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arası oluyor. Stad hoparlörlerinden techno parçalar yükseliyor. Aynı grup bu kez hapçı, esrarcı olduklarını hatırlıyor. Vücut dilleri, 'hepimiz hapçıyız', 'biz esrar içiyoruz' diyor adeta. İşte tribünlerden gericilik örnekleri. Maç nasıl mıydı? Boşverin şimdi maçı. İki takımında birden kümede kalacağını hanginiz iddia edebilrisiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-2008533946950156360?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/2008533946950156360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=2008533946950156360' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2008533946950156360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/2008533946950156360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/kasmpasaspor-tribunler-gericilik.html' title='Kasımpaşaspor tribünleri gericilik üretiyor'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-u5-4NTMOEYM/TV_dgtWUX6I/AAAAAAAABds/Wp0TjhRfvq0/s72-c/kasimpasa_taraftar1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-5491313053809156385</id><published>2011-02-19T02:16:00.000-08:00</published><updated>2011-02-19T02:22:37.506-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Fenerbahçe 'In'; Efes Pilsen 'Out'</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-sprc0MplRSk/TV-ZZU1JoSI/AAAAAAAABdc/zYm8DCGIdDE/s1600/efes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-sprc0MplRSk/TV-ZZU1JoSI/AAAAAAAABdc/zYm8DCGIdDE/s320/efes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575343524075381026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Fenerbahçe Ülker, Zalgiris'e yenilmesine rağmen grupta avantajlı konumda bulunuyor. Efes Pilsen'in durumu ise Siena deplasmanında belli olacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temsilcilerimiz Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen açısından kabus gibi geçen haftanın ardından 3 takım (Real Madrid, Barcelona ve Maccabi) gruptan çıkmayı garantiledi. Top 16’da haftanın en skorer oyuncusu, Fenerbahçe’de bu sezon kariyerinin en iyi sezonun geçiren ve Zalgiris potasına 23 sayı gönderen Ömer Onan idi. Haftanın en çok ribaund alan oyuncusu(12) Partizan’ın 2.08’lik pivotu Rasko Katic olurken, en çok asist yapan oyuncular ise Maccabi’nin 7’şer asistli oyuncuları Jeremy Pargo ve Doron Perkins oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;JASIKEVICIUS KÖTÜYDÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Zalgiris karşısında İstanbul’daki maçta Mirsad Türkcan’ın üstün gayretleri ve alamet-i farikaları olan dış atışlarla rakibini yenen Fenerbahçe Ülker, deplasmandaki maçta bu iki faktörden yoksundu. Mirsad, diz sakatlığından dolayı sezonu kapatmış, takımın dış atış yüzdesi de 7/22’ye gerilemişti. Başarılı oyun kurucusu Roko Ukic’i de gribal rahatsızlığı nedeniyle kaybeden sarı-lacivertli takımı oynatmak tek başına Sarunas Jasikevicius’a kalmıştı. Aldığı süre ilk kez 30 dakikalara çıkan Saras, maçı 2 sayı ile tamamlarken, 3’te 0 üçlük ve 4 top kaybıyla hayal kırıklığı yarattı. Ancak, Türkiye Kupası finalinde 35 sayı ile yıldızlaşan Emir Preldzic, Bodiroga’yı andıran oyunuyla bu olumsuzlukları bertaraf eden unsurdu. Fenerbahçe Ülker, son dakikalara önde girse de, Zalgiris 69-69’luk eşitliği yakaladı ve maçı uzatmalara götürmeyi başardı. Uzatmalarda da, Delininkaitis’in ekstra gayretleri ile maçı kazanarak son 8 şansını devam ettirdi. Grubun diğer maçında Olimpiyakos, deplasmanda Valencia’yı son çeyrekteki etkili oyunuyla geçti. Baştan sona çekişmeli geçen oyunun kırılma anlarında Olimpiyakos adına Teodeosic, Papaloukas ve Nesterovic gibi isimler devreye girince Yunanistan temsilcisi 3. galibiyetini almayı başardı. Grupta bu sonuçlardan sonra Fenerbahçe Ülker ve Olimpiyakos’un son 8 şansı bir hayli artarken, grup birinciliği için sarı-lacivertlilerin ikili averajda Olimpiyakos’a karşı 14 sayılık bir avantajı olduğu görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;RAKOCEVİC OLMADAN BU KADAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Deplasmandaki maçta tam anlamıyla elinde kaçırdı Real Madrid’i bu kez Sinan Erdem’de ağırlayan Efes Pilsen, Ettore Messina’nın takımından fark yemekten kurtulamadı. Efes’in yıldızı Igor Rakocevic’in sırt ağrıları nedeniyle oynayamadığı karşılaşmada lacivert-beyazlılar skor üretmekte oldukça zorlandı. İlk üç periyotta sırasıyla 12-12-13 sayı üretebilen Efes, bu mağlubiyetle gruptan çıkma şansını zora soktu. Rakip takımın ilk maçtaki yıldızı D’or Fischer hücumda etkili olamazken bu kez de İspanyolların yeni yıldızlarından Sergio Llull çıktı. 20 dakika sahada kalan Efes Pilsen guardı Wishniewski’nin maçı 2 sayı, 0 ribaund ve 0 asistle tamamladığının altını çizmeliyim. Sezon başından beri bir türlü etkili olamayan ABDli oyuncunun önümüzdeki sezon bu takımda yer almayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz artık. Efes’in grubunda oynanan diğer maçta Montepaschi Siena, Partizan karşısında 2. galibiyetini aldı. Partizan bu sonuçla Euroleague’e havlu atarken, gruptaki final maçı için gözler 24 Şubat’ta oynanacak Siena-Efes Pilsen maçına çevrilmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-phu89wRkeDs/TV-ZzXWxA4I/AAAAAAAABdk/l-sshqmDS1w/s1600/f.%25C3%25BClker.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-phu89wRkeDs/TV-ZzXWxA4I/AAAAAAAABdk/l-sshqmDS1w/s320/f.%25C3%25BClker.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575343971429843842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Grubu&lt;br /&gt;                             O    G      M         Av.      P&lt;br /&gt;1         Panathinaikos      4     3      1         42       7 &lt;br /&gt;2         Caja Laboral         4     2     2          7     6    &lt;br /&gt;3         Lietuvos Rytas     4     2     2       -20     6    &lt;br /&gt;4         Unicaja Malaga    4     1     3        -29     5&lt;br /&gt;Panathinaikos - Caja Laboral: 76-74&lt;br /&gt;Lietuvos Rytas - Malaga: 70-65&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1         Barcelona       4       4       0            44       8      &lt;br /&gt;2         Maccabi Electra    4     3     1         89     7    &lt;br /&gt;3         Olympija Ljubliana     4     1     3        -58    5&lt;br /&gt;4        Lottomatica Roma     4     0     4          -75     4    &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Olympija Ljubliana - Maccabi Electra: 65-83&lt;br /&gt;Lottomatica Roma - Barcelona: 65-74&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Grubu&lt;br /&gt;1         Real Madrid       4       4       0       50       8    &lt;br /&gt;2         Siena     4     2     2        -1     6    &lt;br /&gt;3         Efes Pilsen     4     2     2      -15     6  &lt;br /&gt;4         Partizan     4     0     4      -34     4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes Pilsen - Real Madrid: 60-77&lt;br /&gt;Monteopaschi Siena - Partizan: 77-74&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H Grubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1        Fenerbahçe       4       3       1      23       7     &lt;br /&gt;2         Olimpiyakos     4     3     1          14     7    &lt;br /&gt;3         Valencia     4     1     3         -9     5   &lt;br /&gt;4         Zalgiris  Kaunas   4     1     3        -28     5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zalgiris - Fenerbahçe Ülker: 85-84&lt;br /&gt;Valencia - Olimpiyakos: 79-85&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-5491313053809156385?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/5491313053809156385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=5491313053809156385' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5491313053809156385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/5491313053809156385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/fenerbahce-in-efes-pilsen-out.html' title='Fenerbahçe &apos;In&apos;; Efes Pilsen &apos;Out&apos;'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-sprc0MplRSk/TV-ZZU1JoSI/AAAAAAAABdc/zYm8DCGIdDE/s72-c/efes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4655390185162939258</id><published>2011-02-15T00:16:00.000-08:00</published><updated>2011-02-15T00:20:08.758-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Fenerbahçe-Kayserispor: 2-0</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-1nyjLpQVbqs/TVo3KurLUSI/AAAAAAAABdU/Mp6XuDci7mM/s1600/fb-ks.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-1nyjLpQVbqs/TVo3KurLUSI/AAAAAAAABdU/Mp6XuDci7mM/s320/fb-ks.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5573828146291757346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Süper Lig’de zirvedeki ikili Trabzonspor ve Bursaspor’un sendelemesini bekleyen Fenerbahçe ve Kayserispor, Kadıköy’de bir ‘başaltı’ mücadelesine çıktılar. Bu sezon Kadıköy’de oynadığı maçların özellikle ilk yarılarında etkili bir futbol sergileyen Fenerbahçe, bu özelliğini Kayserispor karşısında da sürdürdü. Maçın henüz 3. dakikasında, Kayserispor kalecisi Volkan Babacan’ın hatalı pasında topla buluşan Özer Hurmacı, topu, sağdan bindiren Mehmet Topuz’un önüne yuvarladı. Maç boyunca gösterdiği yüksek performansla sahanın da en iyi olacak olan Topuz’un ceza sahasına çevirdiği topa Mamadou Niang ustaca dokunarak takımını öne geçirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golden sonra sarı-lacivertlilerin ön sahadaki müthiş presi başladı. Kadıköy’deki tüm maçlarda, adeta seyircinin de katıldığı bu pres için, Fenerbahçe’nin bu sezonki iç saha karakterinin bir görünümü diyebiliriz. Trabzonspor maçında olduğu gibi bu maçta da konuk takım pres karşısında kendi sahasından çıkmakta epey zorlandı. Ligin, kısa paslarla çıkma işini en iyi yapan takımlarından biri olan Kayserispor, Selim Teber ve Ziani gibi yetenekli ayaklarıyla kısa sürede bu direnci aşabildi. Hatta 14. dakikada Ambarat kendisini Volkan Demirel ile karşı karşıya buldu ancak sarı-kırmızılılar pozisyonda becerikli davranamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftalar ilerledikçe Aykut Kocaman’ın takımındaki gelişim daha sarih bir şekilde görülebiliyor. Oyuncuların birbirine yakın oynaması, sürekli yardıma gelmeleri ve birbirleriyle sürekli diyalog halinde olmaları gibi faktörler taktik disiplinin sahaya yansıtıldığının bir göstergesi. Maçın ilk yarısındaki tempolu oyun, ilk yarının özellikle son 20 dakikalık 2. diliminde yerini, faul düdükleri ve hafif sakatlıklardan doğan duraksamalarla sanki bir Ziya Doğan takımıyla Raymond Domenech takımının temposuz ve sıkıcı maçına bıraktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtdışı fundamentalli oyunculardan kurulu kadrosuyla Kayserispor pek çok Süper Lig takımından üstün bir hüviyete sahip. Mehmet Topuz’un bu kulüpte oynadığı dönemden sahada yalnızca genç Furkan’ın bulunuyor olması bize bir şeyler anlatıyor. 2 sene gibi kısa bir sürede teknik direktör dahil takımın pek çok önemli yapı taşını kaybeden Kayserispor, bugün hala zirveyi zorlayabilen, istikrarlı sonuçlar alabilen bir takım. Bu da demek oluyor ki sportif direktör gibi bir kenar yönetimi faktörü oldukça önemlidir. Oyun bilgisini Türkiye’deki yarım yamalak altyapılardan, yetersiz antrenörler nezaretinde alan oyunculardansa, o oyuncuları genç yaşta Avrupa’daki gelişmiş altyapı sistemlerinden bulup getirmek gayet doğru bir yönelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın ikinci yarısı da oldukça verimsiz başladı. 59. dakikada Alex’in kullandığı köşe vuruşundan gelen Lugano golüne kadar neredeyse hiçbir ciddi gol girişimi yoktu. Skoru 2-0’a taşıyan golün sahibi Diego Lugano bu sezonki 6. golünü atmış oldu. Golden hemen sonra, Aykut Kocaman doğru bir oyuncu değişikliği hamlesi yaptı. Sol kanatta Andre Santos ile iyi bir ikili oluşturan ve iyi bir maç çıkaran Dia, görevini tamamlamış bir şekilde yerini Baroni’ye bıraktı. Kocaman’ın fikri, rakibin Abdullah-Selim-Ziani üçlüsünden oluşan yetenekli orta sahasına karşı takımının orta sahasını güçlendirmekti. Kocaman, daha önceki maçlarda böylesi değişiklikleri skoru korumak adına yapıyor ve yanlış oyuncuyu oyundan çıkarıyordu. (Örneğin Alex de Souza). Aslında ilk hamleyi, Yobo tarafından etkisiz hale getirilen Zalayeta’yı, skor 1-0 iken Kujovic ile değiştiren Şota Arveladze yapmıştı. Tabiki Lugano’nun sürpriz gollerinden birini atmasını hesap etmesini bekleyemeyiz. Aykut Kocaman, Kayserispor’un 2-0’dan sonra gol arayışları sonucu savunmada bırakacağı boşlukları, Alex’in ve Özer’in atacağı paslarla skora çevirmeyi bekledi. Saha kaldığı süre boyunca (71 dakika) sorumluluk almaktan kaçınan oyunuyla beklentilerin altında kalan Özer bunu gerçekleştiremese de Alex kalitesini bu anlarda bir kez daha gösterdi. Kayserispor’un 89. dakikada bir serbest vuruş organizasyonundan gelen golündeki ofsaytı yardımcı hakemin çok iyi gördüğünü de belirtmek gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu zorlu karşılaşmayı 2-0 kazanan Fenerbahçe, böylece, Bursaspor’un 2 puan kaybettiği haftada averajla 2. sıraya yükseldi. Ligdeki son 9 maçının 8’ini kazanan sarı-lacivertliler haftaya, İnönü’de Beşiktaş’a konuk olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4655390185162939258?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4655390185162939258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4655390185162939258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4655390185162939258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4655390185162939258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/fenerbahce-kayserispor-2-0.html' title='Fenerbahçe-Kayserispor: 2-0'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-1nyjLpQVbqs/TVo3KurLUSI/AAAAAAAABdU/Mp6XuDci7mM/s72-c/fb-ks.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-6819962893397995334</id><published>2011-02-10T06:10:00.000-08:00</published><updated>2011-02-10T06:23:41.805-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İspanya'/><title type='text'>Kily Gonzalez bıraktı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-GYNDhnyfsDQ/TVPzIN5v4CI/AAAAAAAABdM/YHQHhPcqyzk/s1600/kily%2Bgonzalez.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 312px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-GYNDhnyfsDQ/TVPzIN5v4CI/AAAAAAAABdM/YHQHhPcqyzk/s320/kily%2Bgonzalez.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572064486483812386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Valencia'nın belki de en parlak döneminin, unutulmaz sol açığı Cristián Alberto 'Kily' González, 36 yaşında futbolu bıraktı. Dönemin en hızlı çizgi oyuncularından biriydi. Eminim, pek çok futbol sever de benim gibi onu Valencia formasıyla hatırlıyordur. &lt;a href="http://comunidad.superdeporte.es/galeria-multimedia/Valencia/Kily-medita-retirada/22654/61.html"&gt;Buradan&lt;/a&gt;, 1 La Liga, 1 de İspanya Süper Kupası şampiyonluğu yaşadığı Valencia günlerine ait 70 adet, birbirinden güzel fotoğrafı bulabilirsiniz.  Arjantinli'nin ismi bir dönem Ankaragücü ile anılmıştı sanki(!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-6819962893397995334?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/6819962893397995334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=6819962893397995334' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/6819962893397995334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/6819962893397995334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/kily-gonzalez-brakt.html' title='Kily Gonzalez bıraktı'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-GYNDhnyfsDQ/TVPzIN5v4CI/AAAAAAAABdM/YHQHhPcqyzk/s72-c/kily%2Bgonzalez.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-4824026187482014374</id><published>2011-02-10T02:59:00.000-08:00</published><updated>2011-02-10T03:04:26.345-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Ufuk Sarıca: Skorer oyuncu var ama şutör yok</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-TYsfPYBnOkU/TVPGDv58q1I/AAAAAAAABdE/k_FQBfexKjQ/s1600/DSCN9335.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-TYsfPYBnOkU/TVPGDv58q1I/AAAAAAAABdE/k_FQBfexKjQ/s320/DSCN9335.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572014931688860498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye’de şutör denildiğinde aklımıza Ufuk Sarıca, Harun Erdenay, İbrahim Kutluay ve sonrasında da Serkan Erdoğan isimleri gelir. Bugün baktığımızda böylesine skorer yerli oyuncuları göremiyoruz. Bu oyunculardan sonra şutör yetişmedi mi gerçekten? Günümüz basketbolunda skorer yerliler Hidayet Türkoğlu ve Ersan İlyasova gibi uzun ve 3-4 pozisyonlarında oynayan oyuncular. Yerli bir Rakocevic’imiz neden yok sizce?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şutörlük bir meziyet. Aslında doğuştan gelen yeteneğinizle alakalı bir şey. Tabi, bunun yanında kendine güven ve çok çalışmakta gerekir. Evet, bahsettiğiniz oyuncuların tarzında hem skorer hem şutör yok. Ama bu Türkiye’de yerli şutör yok anlamına gelmez. Katılıyorum dediklerinize. Fakat, basketbolun artık değiştiğini görmek lazım. Fiziksel özellikleri zorlaşıyor, oyuncuların aldığı süreler azalıyor. O zamanlar 35 dakika sahada kalabiliyorduk Mesela ben, 18-20 yaşlarımda Team System Bologna’ya ( İtalyan ekibi, dönemin en güçlü takımlarındandı) 37 sayı atmıştım. Bugünün basketbolunda hiçbir oyuncuya o kadar şut kullanma şansı verilmez, o tarz bir oyun oynanmıyor çünkü. Oyundan kaynaklandığını düşünüyorum. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alt yapıyla da alakası olduğunu söyleyebiliriz. Mesela ben alt yapı antrenmanlarını da izliyorum ve bizim zamanımızdaki alt yapı sistemiyle bugünkünün çok farklı olduğunu söyleyebilirim. Bunların hepsini birleştirdiğimizde sanırım cevabı buluruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ama her şeye rağmen hiç şutör yok diyemeyiz. Ömer Onan örneği var karşımızda. Belki salt bir şutör değil ama çok çalışarak kendisini geliştirdi. Oldukça yüzdeli atıyor ve şu an en iyi yerli şutör olarak onu gösterebiliriz. Geçen sezon bu kadar yüzdeli atmıyordu örneğin. İşte bu yüzden onu takdir ediyorum. Basketbolu iki yönlü de oynayabilen bir oyuncu. Ama tarz olarak diyorsan tabi ki sorudaki isimlerin devamı olarak konumlandıramıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cenk Akyol konusuna gelelim hocam. İlk yıllarında hepimiz ümitliydik kendisinden ama bugün geldiği noktada, Efes Pilsen’de fazla süre alamadığınız görüyoruz. Üzerine koyamadığı ortada, bunu neye bağlıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Cenk, kötü bir oyuncu değil bir kere… Şu an başka bir takımda olsa ilk 5’in değişilmezi olabilecek ve daha farklı süreler alabilecek kapasitede bir oyuncu. İyi yaptığı şeyler var ve bunların üzerine koyması lazımdı. Bunlar kendiyle ilgili hatalar olabilir ama Cenk’in fazla süre alamıyor oluşu onun iyi bir oyuncu olmadığını göstermez. Geçen yıl İtalya’da (Avellino) oynuyordu, keşke orada 1 yıl daha kalsaydı diyorum. Oradaki tecrübe çok önemli. Mesela, Kerem Tunçeri İspanya’da (Real Madrid) çok geliştirdi kendini.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye liginden İtalya ve İspanya’ya giden yerli oyuncularımız oluyor ama bugüne kadar İspanyol ve İtalyan oyuncular Türkiye ligini hiç tercih etmedi. Sizce neden? Gelmiyorlar mı? Jasikeviciuslar, Rakocevicler geliyor da Basileler, Galandalar, Navarrolar neden gelmedi/gelmiyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gelmesine gelirler. Ligimizde, bahsettiğin çaptaki oyuncuları alabilecek kulüpler var. Ama şöyle de bir handikapımız var: İspanya ve İtalya liginde her yıl Euroleague oynayan takım sayısı bizden fazla. O oyuncular belli bir seviyenin oyuncuları ve klasman düşürmek istemezler. Çünkü, yıllardır Euroleague’de oynayan oyuncular. Futboldan örnek verelim; Lampard, Premier Lig’i bırakıp UEFA’ya oynayan başka bir takıma gider mi? Ancak, Guti gibi kariyerinin sonunda, büyük paralara imza atarlar ki; basketbolda  kariyer hedeflemesi daha önemlidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Flip Murray transferi nasıl gerçekleşti? NBA’de kariyerli bir oyuncuydu, geçen yıl play-offlarda 11 sayı ortalamayla oynayan bir oyuncuydu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Devre arasında kadronuza takviye yapacağınız zaman sezon başındaki kadar bol alternatifli bir tabloyla karşılaşmıyorsunuz. Ortaya şartlar dökülüyor, anlaşıyorsunuz ya da anlaşamıyorsunuz. Transfer edilebilecek oyunlar kısıtlı oluyor. Aralarından birini tercih edebiliyorsunuz. Murray de çok kariyerli bir oyuncu yavaş yavaş Avrupa basketboluna da alışıyor. İyi bir devre arası transferi yapığımız düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peki, Efes Pilsen, Sarunas Jasikevicius’u tercih edebilir miydi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Jasikevicius’u şöyle tercih edemezdik; bizim aradığımız oyuncu tam 1 numara değildi. Biz daha çok 2’yi de oynayabilecek, 1-2 arası bir oyuncu düşünüyorduk. Oysa, Jasikevicius tam bir point guard. O poziyona takviye yapacak olsaydık o zaman Jasikevicius bizim de gündemimize gelirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sizce Efes’in 1 numarada bir sorunu yok mu? Wisnievski ve Kerem’den yeteri kadar performans alabiliyor mu Efes Pilsen? Ya da şöyle sorayım: Jasikevicius bu iki ismin üzerine tercih edilemez miydi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Jasikevicius, tabi ki ülkemizde de çok popüler bir oyuncu. Yapıp yapamadıklarına baktığımızda takıma ne katacağı konusu koçun (Perasovic) tercihidir diyebiliriz. Koç, nasıl bir 1 numara istiyor önemli olan o. Yoksa, en kariyerli 1 numarayı transfer etmek tek başına bir anlam ifade etmez takımımız için. Kaldı ki, mevcut 1 nuamralarımız da son derece kariyerli oyuncular. Kerem Tunçeri, ulusal takımın yıldızı, Wishnievski de geçen yıl Maccabi’ni ilk 5 oyuncusuydu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Rakocevic’in performansını yeterli görüyor musunuz? Kariyerinde iki kez Euroleague sayı krallığı var. Burada o skorer oyununu pek sergileyemedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Geçen yılki performansı içi haklısınız ama bu sene daha iyi bir Rakocevic izliyoruz. Skorer kimliğine tekrardan büründü. Ama daha da önemli olan bizim için sonuçtur. Önümüzde artık 2-3 tane maç var. Bunların hepsi ayrı bir final. Rakocevic’in performansı da bu maçlarda büyük önem taşıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Peki, Ender Arslan? Geçtiğimiz günlerde “Efes’ten ayrılabilirim” şeklinde bir demeç vermişti. Ayrılacak mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hayır, ayrılmayacak. Ender, ulusal takımın guardlarından ve bizim için önemli. 2 haftalık bir sakatlığı vardı, yeni yeni atlatıyor. Ayrılması söz konusu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Real Madrid maçı var önümüzde. İlk maçta çok şanssız bir yenilgi almıştık. Ne düşünüyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar iyi basketbol oynayıp kaybetmek üzücüydü. Belki, buradaki maçta o kadar iyi oynamazsın, biraz düşüğün oynarsın ama bu kez de hakem hataları canını yakmaz vs. Farklı farklı noktalardan maçın kazanabilirsin. Önemli olan maç günü oyuncularımız gününde olması, yoksa, Real Madrid yenilmeyecek takım değil. Ayrıca, o gün Real Madrid de çok iyi günündeydi. Kazanmak için önemli olan senin iyi oynaman.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Türkiye ligi Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker’in hegemonyasına sahne oluyor. Bu sene şampiyonluk için ne diyebilirsiniz? Bu ikilinin arasına girebilecek bir takım görebiliyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Evet, son zamanlarda bu iki takım ligi domine ediyor . Ancak, diğer kulüplerde sağlam yatırım yapıyorlar. Bir Banvit örneği var. Orhun Ene’nin başarıları ortada. Galatasaray da zirveyi zorlayan bir takım. Beşiktaş’ın yatırımları da öyle. Her şeyden önce salonu ve özel seyircisi olan bir takım. Chatman’ın yanına Serkan Erdoğan’ı aldılar. Ergin Ataman takımın başında ve iyi işler yapacaktır.  Fenerbahçe ile biz daha kuvvetli takımlarız ama bu iki takım birden finali göremezse şaşırmamak gerekir. Basketbolda bu tarz sürprizler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://twitter.com/kemalilikkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-4824026187482014374?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/4824026187482014374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=4824026187482014374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4824026187482014374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/4824026187482014374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/ufuk-sarca-skorer-oyuncu-var-ama-sutor.html' title='Ufuk Sarıca: Skorer oyuncu var ama şutör yok'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-TYsfPYBnOkU/TVPGDv58q1I/AAAAAAAABdE/k_FQBfexKjQ/s72-c/DSCN9335.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-990996090141230118</id><published>2011-02-08T12:09:00.000-08:00</published><updated>2011-02-08T13:12:55.930-08:00</updated><title type='text'>FİLOZOF FUTBOL</title><content type='html'>FourFourTwo'nun Eylül 2009 sayısında şöyle bir yazım çıkmıştı. Madem blogu biraz elden geçirdik, güzelleştirmeye gayret ettik filan, -Ali Ece'ye selam edip- renkli bir yazıyla devam edelim istedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Yazıp çizdikleriyle, söylemleriyle, düşünce tarihinde büyük izler bırakan düşünürlerin yaşadıkları zamanda futbol ya yoktu ya da bugünkü halinden çok uzaktı. Toplumsal konularda büyük büyük sözler eden, makro teoriler geliştiren bu insanların futboldan bir haber yaşadıklarını bilmek, hem futbolsever olup hem de felsefe tarihine ilgi duyanlar açısından ilginç bir durum olsa gerek. Misal, düşünce tarihinin dev isimleri bugün yaşasalar hangi takımı tutarlardı acaba? Nietzsche, Viyana'da, Rapid'i mi yoksa Austria'yı mı tutardı? Peki Kafka, Prag’ın hangi takımını desteklerdi; Slavia mı Sparta mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine özgülüklerini, düşünce sistematiklerini ve felsefe tarihindeki yerlerini bugünkü futbol dili içerisinde düşünmeye, onları futbolun içinde hayal etmeye çalıştık. Filozof 11’ini seçerken ise çok zorlandığımı belirtmek isterim. Kendisine yer bulamayan isimlerin çeşitli gerekçeleri mevcut. Misal, Mark Weber’in sahada olmayışı Marx ile aynı takımda oynayamayacağındandır. Yani, Marx ile Weber bir arada oynamaz düşüncesinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının, ilk 11'e aldığımız düşünürlerin görüşlerini yakından tanıyanlar için son derece eğlenceli, tanımayanlar için ise az da olsa ön açıcı olacağını umuyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGluFZg-RI/AAAAAAAABbs/QO32fTUNSOo/s1600/Albert-Camus-remains.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGluFZg-RI/AAAAAAAABbs/QO32fTUNSOo/s320/Albert-Camus-remains.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571416425175775506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kaleci:&lt;br /&gt;ALBERT CAMUS&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;7 Kasım 1913 - 4 Ocak 1960&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: Olympique de Marseille&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kaleci kazağını sırtına geçirip sahaya çıktığında tek düşüncesi takım arkadaşlarının onca emeğini boşa çıkarmayacak bir performans sergilemekti. Kendisine emanet edilen kaleyi korurken takım da hücumdaysa, oyunu izlerken aslında futbolun hayata hiçte &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yabancı&lt;/span&gt; olmadığını düşünürdü. Futbolu bıraktıktan sonra yazdığı otobiyografisinde bu durumu şöyle ifade ediyor: “Bunca yıl dünyanın bana sunduğu sayısız tecrübeden sonra, ahlak ve sorumluluk hakkında uzun vadede en emin olduğum şeyleri futbola borçluyum.” Kaleci, takımı vezirde edebilirsin rezilde. Kaleciliğin &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;varoluş&lt;/span&gt; sebebi biraz da buydu zaten.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGnmV59cgI/AAAAAAAABb0/DetbItZYTJk/s1600/kierkegaard.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 154px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGnmV59cgI/AAAAAAAABb0/DetbItZYTJk/s320/kierkegaard.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571418491191128578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sağ bek:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SOREN KIERKEGAARD  1813-1855&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: FC Kopenhagen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Filozoflardan kurulu fantastik 11’imizin sağ beki Soren Kierkegaard. Günümüz sağ beklerinin öncüsü diyebileceğimiz bir isim olduğu gibi, entelektüel varoluşçu futbol yorumcularının da esin kaynağı olmuştur hayata karşı duruşu. Takımın sistemine pek uyum sağlayamayan bir futbol yaşamı olsa da, bu dağınık oyun tarzını sahaya yüreğini koymasıyla lehine çevirebilmiştir. Son derece inançlı olan Danimarkalı, ne bazı Hristiyan futbolcularda olduğu gibi sahaya adımını atarken istavroz çıkarır, ne de kime ait olduğunu belirten yazılar yazdırırdı atletine. Bir sağ açık olan Hegel’in bırakın arkasında oynamayı ve onun açıklarını kapatmayı, aynı takımda oynaması bile çok zor olurdu.  &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGpoSeW4BI/AAAAAAAABcE/puXbvrtjEb0/s1600/Durkheim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 209px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGpoSeW4BI/AAAAAAAABcE/puXbvrtjEb0/s320/Durkheim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571420723653042194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sağ Stoper:&lt;br /&gt;Emile Durkheim 15 Nisan 1858 - 15 Kasım 1917&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: Paris Saint Germain&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Fransız futbolunun bu unutulmaz savunmacısı da filozof futbolun ilk on birine girmeyi hak ediyor. Savunmadaki partneri Comte kadar sert bir savunması olmasa da savunma hattının &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;organik bir dayanışma&lt;/span&gt; ile rakip atakları karşılaması gerektiği fikri kendisine aittir. Onun futbol felsefesine göre takımın sahaya dizilişi rasgele olmamalıdır. Her mevki takımın bütününü oluşturur. Eğer bir mevkide görev yapan futbolcu o gün görevini iyi yapamıyorsa bu takımın genel gidişatını etkileyen temel unsurdur. Bu yüzden istediği kadar yıldız olsun değiştirilmelidir. Bu futbolcu her maç bu performansı gösteriyorsa bu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;anomik &lt;/span&gt;bir durumdur ve takımın bekası için sezon sonu beklenmeden gönderilmelidir. Futbolculuk yaşamında çok az maçı kaçırarak bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;istikrar&lt;/span&gt; abidesine dönüşen Durkheim, teknik adam olarak da pek çok futbolcuyu etkilemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGpFVKpcqI/AAAAAAAABb8/1NKtJcJfhj4/s1600/herakleitos.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 312px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGpFVKpcqI/AAAAAAAABb8/1NKtJcJfhj4/s320/herakleitos.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571420123080258210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sol Stoper:&lt;br /&gt;HERAKLEITOS M.Ö. 535&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: Efes FC&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Filozof futbolun en yaşlı ismi. Onun yaşadığı dönemlerde futbol, büyük ölçüde hayatı anlamlandırma çabası iken onun oynamadığı dönemler futbolun nasıl oynanması gerektiği üzerine bir çaba olmuştur. Bu anlamıyla tarih Herakleitos’u haklı çıkarmıştır; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;her şey değişir&lt;/span&gt;. Saha ölçülerine, oyun kurallarına, futbolu oluşturan kimi unsurların önem sırasına varıncaya dek pek çok şey değişmiştir zaten. Oyun içerisinde &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;her şeyin akıp gittiğini&lt;/span&gt; söylese de aslında akıp gitmeyen tek şey rakip hücumcuların atakları olmuştur; onlarda Herakleitos karşısında eriyip giderdi. Futbolu futbol yapan temel şey ise futbol &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ateş&lt;/span&gt;idir. Taraftarların takımlarına ve futbolseverler futbola olan karşılıksız sevdasının ateşi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;her şeyin başlangıcı&lt;/span&gt;nın açıklamasıdır. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGqM_fFO3I/AAAAAAAABcM/O4x_m2yRd3A/s1600/bill-shankly_1533912c.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGqM_fFO3I/AAAAAAAABcM/O4x_m2yRd3A/s320/bill-shankly_1533912c.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571421354210966386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sol bek&lt;br /&gt;BILL SHANKLY 2 Eylül 1913 - 29 Eylül 1981&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: Liverpool FC&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Filozof futbolun aslında filozof olmayan ama en az gerçek bir filozof gibi aforizmalara sahip olan bu ismi sol beke yazmak herhalde en doğrusu. Onun için futbolun gerçek filozofu diyebiliriz. Oynadığı dönem, futbolun henüz para basan bir endüstri kolu olmadığı yıllardı. Futbolcuların doğaçlama oyunu terk etmeye başladıkları ve teknik direktörlerin sahneye çıktığı dönemler. Liverpool’u Liverpool yapan Shankly, öyle bir takım ruhu yaratmıştı ki, futbolda bir teknik direktörün ne derece gerekli olduğunu sorgulayanlar gerçek bir cevapla karşılaşmışlardı. İskoçyalı işçi sınıfı önderi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Keir Hardie&lt;/span&gt;’ye hayranlığını her fırsatta dile getirmesinin yanı sıra, oyuncularına sosyalist ahlakı aşılayan ve erdemli insanlar olmalarına gayret gösteren Shankly şu veciz sözüyle de hatırlanır: `Benim &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;sosyalizm&lt;/span&gt;den anladığım, herkesin aynı hedefler için çalışması ve başarıyı bölüşmesidir; futbola da hayata da böyle bakarım.`. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGrSaUBx9I/AAAAAAAABcU/kW13WR1dJAw/s1600/gramsci.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 230px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGrSaUBx9I/AAAAAAAABcU/kW13WR1dJAw/s320/gramsci.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571422546823333842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sol Açık&lt;br /&gt;ANTONIO GRAMSCI 22 Ocak 1891 - 27 Nisan 1937&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: A.S. Livorno&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Takımın sol açığı. Aktif futbolculuk hayatına noktayı koyduktan sonra teknik direktörlüğe başladı. Müthiş bir taktisyen olarak hala saygıyla anılıyor. Ezeli rakiplerinin başkanları ve yöneticileri onun mutlaka hapiste tutulması gereken bir beyin olduğuna inandı. O ise kendisini hep bir futbol işçisi olarak gördü. Futbolun patronlarının taraftarları müşteri gibi görme eğilimlerini her fırsatta eleştirdiği ve bu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;hegemonya&lt;/span&gt;nın dağıtılmasını istediği için seveni sevmeyeni bol bir futbol insanı olarak yaşadı. Futbol kültürüne farklı bir renk katan, yeni bir soluk getiren Gramsci, siyasi görüşleri nedeniyle futbolculuk döneminde İtalya milli takımına çağırılmamış bir isimdir. Livorno takımının gelmiş geçmiş en büyük futbolcusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGspyh8iiI/AAAAAAAABcc/0KISTiorqfI/s1600/karl_marx.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 255px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGspyh8iiI/AAAAAAAABcc/0KISTiorqfI/s320/karl_marx.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571424047972780578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;10 Numara&lt;br /&gt;KARL MARX 5 Mayıs 1818 - 14 Mart 1883&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: Energie Trier&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tam bir 10 numara. Kollektif futbolun gereklerine yerine getirmeye hazır bir futbolculuk hayatı vardı. Futbolu bıraktıktan sonra spor basınında yer aldı. Çok okudu, çok yazdı. Eylemleri ve söylemleri ile milyonlarca insanı etkileyerek peşine taktı. Takımdaki her futbolcunun &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;eşit ücret&lt;/span&gt; alması gerektiği, takımları sermaye sahiplerinin değil ona gönül verenlerin yönetmesi gerektiği ve futbol emekçilerinin sendikalarda örgütlenmesi gerektiği yönündeki görüşleri çok taraftar bulsa da kendisine bir çok da düşman kazandırmıştır. “&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Endüstriyel futbola karşı yaşasın sokak futbolu&lt;/span&gt;” isimli makalesi bugün hala bir klasik olarak kabul edilmekte ve bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;manifesto&lt;/span&gt; niteliği taşımaktadır. Ona göre dünya futbolunun üzerinde bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;hayalet dolaşmaktadır&lt;/span&gt;; futbolu zenginlerin bir oyuncağı olmaktan kurtaracak bir hayalet. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Alman futbolunun en ağır isimlerinden olan Marx, -her ne kadar sonradan vazgeçse de- henüz altyapıda oynadığı dönemlerde A takımın yıldızlarından Hegel’e büyük hayranlık duymuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGtW7ZV-BI/AAAAAAAABck/RkPgCTXvdmI/s1600/Rene_Descartes5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGtW7ZV-BI/AAAAAAAABck/RkPgCTXvdmI/s320/Rene_Descartes5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571424823446730770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Orta saha:&lt;br /&gt;RENE DESCARTES   31 Mart 1596 - 11 Şubat 1650&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: ???&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Modern futbolun kurucusu/öncüsü olması hasebiyle filozof futbol 11'imizin olmazsa olmaz ismidir. Fransız orta saha oyuncusu bugün oynanan yerden ayağa pasa dayalı futbolun mucidi sayılabilir. Futbol felsefesinde kendi zamanına kadar havadan oynanan futbolun artık &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yere indirilmesi&lt;/span&gt; gerektiğini savunmuştur. Modern futbol deyince akla ilk gelen isim olan Descartes, takım içindeki futbolcunun bireysel özelliklerine de ayrıca bir önem vermiştir. Ona göre, futbolcu kendi başına bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;birey&lt;/span&gt;dir ve takım ise futbol oynayan insanlar toplamından öte, kendi bireysel varlıklarının farkında olan futbolcularda oluşmalıdır. Çünkü futbol artık akılla oynanmalıdır. Fizik gücüne dayalı futbol artık çok geride kalmıştır. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Akıl&lt;/span&gt; dolu paslarıyla bugün bile saygıyla anılan bir isim olan Descartes’ın oyun içerisindeki pas trafiğini yönetmekte kullandığı yöntem ise &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;şüphe&lt;/span&gt; olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGuMzhsleI/AAAAAAAABcs/ZCoOryDUNvA/s1600/hegel.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 245px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGuMzhsleI/AAAAAAAABcs/ZCoOryDUNvA/s320/hegel.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571425749047219682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sağ Açık:&lt;br /&gt;Georg Wilhelm Friedrich HEGEL 1770-1831 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: VFB Stuttgart&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Georg Wilhelm Friedrich Hegel, her ne kadar isim olarak Portekizli futbolcuları andırsa da Almanya’nın dünya futboluna bir armağanıdır. Özellikle, kendisinden önce futbol oynamış olan ve Hegel döneminde yorumculuğa soyunan Kant’ın imkansız dediği hareketleri yapmasıyla adından söz ettirmiştir. Yaptığı akıl almaz bilek hareketleri, vücut çalımları ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;estetik&lt;/span&gt; oyun tarzıyla futbolun ne kadar da ilerleyebileceğinin bir kanıtı olmuştur kendisi. Böylesi bir daha gelmez denilen oyunculardan daha iyisi mutlaka gelecektir ona göre. Böylesine yetenekli futbolcular ile birlikte aynı takımda mutlaka doğru dürüst orta bile yapamayan ama takımın bir parçası olan futbolcularda olacaktır. Bu duruma da futbol &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;diyalektiği&lt;/span&gt; demiştir. Göze hoş gelen futbol aslında bu &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;karşıtların birliğidir&lt;/span&gt;. Yani, birbirlerinin inkarı olan iki manzaranın bir sentezi, takımın kendisi demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGu9v2RAJI/AAAAAAAABc0/rLTcOtdi7vA/s1600/adorno-3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 237px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGu9v2RAJI/AAAAAAAABc0/rLTcOtdi7vA/s320/adorno-3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571426589873340562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Forvet:&lt;br /&gt;THEODOR W. ADORNO  11 Eylül 1903 - 6 Ağustos 1969&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Takımı: Eintracht Frankfurt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eintracht Frankfurt takımının unutulmaz golcüsü. O da filozoflar 11’inin bir kısmı gibi futbolun ve futbol kültürünün bir endüstri kolu olduğundan ve kar amacıyla pazarlanmasından rahatsızdı. Ona göre futbol, sadece futbol olduğu için sevilirse güzeldi yoksa &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;popüler kültür&lt;/span&gt;ün hizmetine sunulmuş bir meta olarak görüldüğünde artık futbol olmaktan çıkmış olurdu. Futbolun fetiş karakterlerinin yaratılıp bunların bir &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;tüketim&lt;/span&gt; nesnesi haline getirilmesinde kaygı duydu. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Futbol endüstrisi&lt;/span&gt;ni tanımlamak için, takım arkadaşı Horkheimer ile kamp odalarında kafa patlatmış bir isimdir. Futbolun, patronların ve sermaye sahiplerinin oyuncağı haline getirilip popülerleştirilerek satıldığını ifade edince kadro dışı kalma tehlikesi yaşamıştır. Futbolun estetik yanıyla da ilgilenen Adorno, aynı takımda oynasalar kuşkusuz Marx’ın paslarıyla besleyebileceği bir santrafordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGvyFSP4dI/AAAAAAAABc8/YSJq-SXE1NE/s1600/nietzsche.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 251px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGvyFSP4dI/AAAAAAAABc8/YSJq-SXE1NE/s320/nietzsche.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571427488981049810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Forvet:&lt;br /&gt;FRIEDRICH WILHELM NIETZSCHE 15 Ekim 1844 - 25 Ağustos 1900&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Takımı: Viyanagücü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Futbol oynadığı dönemin çok ilerisinde bir futbol anlayışı vardı. Onun bu futbol felsefesinin kimi zaman anlaşılmaması çoğu zamanda –özellikle Comte ve aynı oyun tarzını benimsemiş futbol insanları tarafından- eleştirilmesi üzerine &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2000li yılların&lt;/span&gt; futbolunu oynadığını söyleyebilmiştir. Tarih onu haklı çıkardı, Nietzsche'nin futbolu bugün daha iyi anlaşılıyor. Saha dışındaki yaşamı ve davranışlarıyla hiçbir şeyi umursamayan bir insan olarak eleştirilip, kategorize edilmeye çalışsa da gerçek öyle değildir. Meşin yuvarlaktan üstün teknoloji ürünü toplara, 90 dakika boyunca 15 kilometre koşabilen futbolculara varıncaya dek futbolcunun bir evrim geçirdiğini savunan palabıyıklı Alman, bu evrimin “&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;üstün futbolcu&lt;/span&gt;”lar ile sonlanacağını ön görmüştür. Ne zaman maça çıkmadan önce migren ağrıları tutsa, o maçta çok iyi oynayıp goller attığını belirten golcü oyuncu bu ünlü migren sancılarını doğum sancılarına benzettiğini de ifade etmiştir. Başlı başına bir idol olan Nietzsche, o ünlü “Futbol öldü” sözünü futbolun giderek endüstriyel bir hal alması üzerine söylemiştir. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Futbol öldü; onu biz öldürdük.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-990996090141230118?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/990996090141230118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=990996090141230118' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/990996090141230118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/990996090141230118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/02/filozof-futbol.html' title='FİLOZOF FUTBOL'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TVGluFZg-RI/AAAAAAAABbs/QO32fTUNSOo/s72-c/Albert-Camus-remains.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-1190379260014268910</id><published>2011-01-29T01:17:00.000-08:00</published><updated>2011-01-29T01:33:09.303-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><title type='text'>Euroleague'de 2. haftanın ardından</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUPeiW03t2I/AAAAAAAABZw/f9xz5FnV6qU/s1600/sarunas%2Bjasikevicius.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUPeiW03t2I/AAAAAAAABZw/f9xz5FnV6qU/s320/sarunas%2Bjasikevicius.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567538246184318818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker 2. maçlarını da kazandı. İstatistikler, Top 16'da bugüne kadar 2'de 2 yapan tüm takımların gruplardan çıktığını söylüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Ligi'nde (Euroleague) 2. haftayı temsilcilerimiz Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker aldıkları kritik galibiyetlerle tamamladı. Bu sezon Euroleague'de hiçbir deplasman maçını kazanamayan Efes Pilsen, belki de Avrupa'nın en zor deplasmanı olan Partizan maçından müthiş bir galibiyet çıkararak grubunda 2'de 2 yaptı ve avantajlı konuma yükseldi. Lacivert-beyazlılar uzun süre başa baş götürdüğü oyunun dördüncü periyodunda farkı 15 sayıya kadar çıkardı. Ancak, 20 bin kişinin doldurduğu Belgrad Arena'da Partizan, seyircisiyle adeta bütünleşti ve James Gist'in(19 sayı) üst üste bulduğu üçlüklerle farkı 1 sayıya kadar indirebildi. Yoğun bir baskı altında kalan Efes Pilsen'de maçın son dakikalarının kahramanı, serbest atışlarda eli dahi titremeyen Kerem Tunçeri oldu. Efes'in bu kritik galibiyetinde Igor Rakocevic, doğup büyüdüğü toprakların takımına 23 sayı atarak ilk gün maçlarının en skorer oyuncusu oldu. Grubun diğer maçında Montepaschi Siena, evinde Real Madrid'e mağlup oldu. Siena'da Bo McClebb'in yokluğunu doldurması için alınan Sırp yıldız Marko Jaric, eski takımına karşı 6 dakika süre alabildi ve skor üretemedi. 2'de 2 yapan Real Madrid'de ise Felipe Reyes 11 sayı ve 11 ribaund ile 'double double' yaptı.&lt;br /&gt;Haftanın en sürpriz sonucu E Grubu'nda alındı. İspanya temsilcisi Caja Laboral, evinde grubun zayıf halkası Rytas'a yenildi. Litvanya temsilcisini attığı 22 sayıyla galibiyete taşıyan isim, yakından tanıdığımız Khalid El-Amin oldu. Caja Laboral'de Marcelinho Huertas'ın 17 sayı, 11 asistli ve 5 ribaundluk performansı mağlubiyeti önleyemedi. Grubun lideri Panathianikos da Malaga'yı Diamantidis, Tsartsaris ve Mike Batiste gibi etkili oyuncularıyla rahat bir şekilde yendi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;ÖMER ONAN FAKTÖRÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İlk maçta Olimpiyakos'u deplasmanda devirerek tüm dikkatleri üzerine çeken Fenerbahçe Ülker, ikinci maçında da Valencia'yı bu kez çok zorlanmasına rağmen yenmeyi bildi. Rakibinin baskılı oyunu karşısında dış şutlardaki isabetli yüzdesiyle ayakta kalan sarı-lacivertliler, rakibine toplam 18 hücum ribaundu verince bir türlü maçı koparamadı. Fenerbahçe Ülker pota altı etkinliğini tamamen rakibe kaptırırken, Ömer Onan (3/4) ve Marko Tomas (4/6) üçlükleri takımın imdadına yetişti. Uzunlar ise (Lavrinovic-Oğuz-Kaya) maç boyunca toplam 6 sayı üretebildi. Ancak, Fenerbahçe'de Valencia'nın etkili kozlarını iyi savundu. Sırp pivot Savanovic 11, Rafa Martinez ise 14 sayıda kalırken, Nando de Colo (Fransız guard, henüz 21 yaşındayken Fransa Ligi'nin MVP'si seçilmiş, 2009 NBA draftinde San Antonio tarafından seçilmiş bir isim) 7'de bir şut isabetiyle toplam 7 sayıda kaldı.&lt;br /&gt;Tarrence Kinsey'in yokluğunda atletik özellikleriyle bu açığı kapatan Emir Preldzic, maçın son saniylerinde üst üste 2 blok yaparak unutulmaz bir savunma gayreti gösterdi ve rakip son şutu kullanamayınca, maç Fenerbahçe'nin oldu. Sarı-lacivertlilerin önünde iki tane Zalgiris maçı bulunuyor ve Sphaija'nın ekibi zayıf rakibini iki maçta da yenecek güce sahip. Grubun diğer maçında Olimpiyakos, Zalgiris deplasmanında kazanarak ilk galibiyetini elde etti.  F Grubu'nda son şampiyon Barcelona, yıldız oyuncusu Juan Carlos Navarro'nun coştuğu (27 sayı, 7/7 2 sayı yüzdesi) maçta Slovenya deplasmanında Olimpija'yı zor da olsa yenmeyi başardı. Haftanın en farklı galibiyetini Maccabi Tel-Aviv elde etti. Virtus Roma'ya 41 sayı fark atan Maccabi'de maçın yıldızı 19 sayı ve 10 ribaundluk performansıyla Yunan pivot Schırtsanitis Sofoklis oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Grubu&lt;br /&gt;1- Panathinaikos   2    2   0   47   4&lt;br /&gt;2- Caja Laboral    2    1   1    2   3&lt;br /&gt;3- Lietuvos Rytas  2    1   1  -18   3   &lt;br /&gt;4- Malaga          2    0   2  -31   2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Panathinaikos-Unicaja Malaga: 82-56&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Caja Laboral-Lietuvas Rytas: 86-89&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Grubu&lt;br /&gt;1- Barcelona       2    2    0    11    4   &lt;br /&gt;2- Maccabi         2    1    1     1    3   &lt;br /&gt;3- U.Olimpija      2    1    1     0    3  &lt;br /&gt;4- Virtus Roma     2    0    2   -42    2    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Union Olimpija-Barcelona: 67-68&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Maccabi Tel-Aviv-V.Roma: 99-58&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Grubu&lt;br /&gt;1- Real Madrid    2   2   0    30    4   &lt;br /&gt;2- Efes Pilsen    2   2   0     5    4    &lt;br /&gt;3- M. Siena       2   0   2   -12    2    &lt;br /&gt;4- Partizan       2   0   2   -23    2    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Partizan-Efes Pilsen: 76-79&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Montepaschi Siena-Real Madrid: 68-78&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H Grubu&lt;br /&gt;1- F.Ülker     2     2   0   16     4     &lt;br /&gt;2- Valencia    2     1   1    2     3    &lt;br /&gt;3- Olympiakos  2     1   1   -7     3    &lt;br /&gt;4- Zalgiris    2     0   2  -21     2    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Fenerbahçe Ülker-Valencia:&lt;/span&gt; 75-73&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Zalgiris Kaunas-Olimpiakos:&lt;/span&gt; 64-71&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-1190379260014268910?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/1190379260014268910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=1190379260014268910' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1190379260014268910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1190379260014268910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/01/euroleaguede-2-haftann-ardndan.html' title='Euroleague&apos;de 2. haftanın ardından'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUPeiW03t2I/AAAAAAAABZw/f9xz5FnV6qU/s72-c/sarunas%2Bjasikevicius.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-6969468562406695511</id><published>2011-01-27T02:11:00.000-08:00</published><updated>2011-01-27T04:15:46.353-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>Kartal’ı yine Portekizlileri uçurdu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUFE8JwXvRI/AAAAAAAABZg/zZk37R9s-gc/s1600/bjk-ts2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUFE8JwXvRI/AAAAAAAABZg/zZk37R9s-gc/s320/bjk-ts2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566806414608284946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnönü Stadyumu’nun yıkılıp, yerine ‘modern’ bir stadyum inşaa etme projesinin ‘okeylendiği’ haberi duyulduktan sonra artık her maç bir veda havası taşıyor. Beşiktaş bundan böyle  İnönü’deki her rakibiyle son randevusuna çıkacak. Maç öncesi, her türden sosyal olaya duyarlılık gösteren siyah-beyazlı tribünler adeta suspus olmuş, sanki yıldız transferlerin büyüsüne kapılmış gibi bu konuda refleks göstermiyorlardı. Stadyumda maç öncesi ‘duyarlılık’ gösterdikleri tek şey, eski yıldız futbolculardan Sergen Yalçın’ın kepçe kulaklarını çınlatmak hususu oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Maça hızlı başlayan taraf, kendi oyununu rakibe kabul ettiren taraf, seyircisinin müthiş desteğini arkasına alıp yüklendikçe yüklenen taraf Beşiktaş oldu. Devre arası transferiyle birlikte hücumcu bir 4-4-2 dizilişli oyun formasyonuna geçen Schuster, her maç birden fazla gol atmayı vaat ederken, gol yeme konusunda da gözünü budaktan sakınmıyor. Sol kanatta İsmail Köybaşı-Simao Sabrosa; sağ kanatta ise Roberto Hilbert-Ricardo Quaresma ikilileri siyah-beyazlıların oyun stratejisinde öne önemli parçalar haline geldi. Oyun içerisinde 4-2-4’e dönen saha içi dizilişiyle Beşiktaş, Trabzonspor karşısında çok üstün bir performans ortaya koydu. Öyle ki, bordo-mavililer kaleci Cenk için sorun yaratabilecek ilk şutlarını 44. dakikada Alanzinho ile bulabildi.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;İlk gol 10. dakikada geldi. Sol kanattan Simao’nun ceza sahasına yerden gönderdiği topa Almeida’nın yaptığı golcü dokunuşu, ilk golü getirdi. Kaleci Onur Kıvrak’ın hamle seçimi yanlıştı. Almeida’nın markajcısı Giray’ın ise Portekizli’den bir adım daha önde olması gerektiği pozisyonda gerektiği yerde bulunmadığını söylemeliyiz. Golden önceki Beşiktaş atağında İsmail’in 60 metrelik deparını da es geçmemek lazım. Topu kaptırdıktan sonra bir o kadar mesafede bölgesine doğru koşup, topu rakipten kapmış ve Simao’ya asist öncesi pasını verebilmişti. &lt;br /&gt;Golden sonra, bu sezon ilk golü attığı tüm maçları kazanan Beşiktaş için rahat bir galibiyet olacak diye düşünülebilirdi. Nitekim, 27.dakikada Guti-İsmail-Almeida hattında ilerleyen top kaleci Onurla karşı karşıya kalabilmişti. Beşiktaş hücumları o kadar sık ve ustaca gerçekleşiyordu ki, bordo-mavililer savunma yapmaktan hücum yapacak imkan dahi bulamamıştı. Bu tehlikeden yalnızca iki dakika sonra İbrahim Toraman’ın kendi yarı sahasından rakip ceza alanına şişirdiği topa kafaya çıkan Almeida, markajcısı Giray’ın faulüne rağmen topu Quaresma’nın önüne indirebilmişti. Hakem Cüneyt Çakır pozisyonu avantaj kuralı gereği devam ettirince, çevreyi gören “Q7”, 20 metreden enfes bir gole imzasını attı.&lt;br /&gt;Karşılaşmanın ilk yarısı boyunca bordo-mavililerin etkili hücum kozu Yattara’ya top aldırmayan, sol kanatta gayretkeşliğiyle dikkat çeken İsmail Köybaşı’nin bu performansının altını çizmek gerekir. Simao’nun Guti ve Aurelio’ya yardımlarını ve 42’deki nefis frikiğini d atlamamak gerekir. 44. dakikada Trabzonspor’un o ana kadar en etkili oyuncusu olan Glowacki sakatlanarak yerini Mustafa Yumlu’ya bıraktı. İlk yarının son düdüğü çaldığında skor tabelasında Beşiktaş’ın 2-0 üstünlüğü, akıllarda ise Bucaspor tarifesinin Süper Lig liderine de uygulanabileceği düşüncesi vardı.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Trabzonspor ikinci yarıya golle başladı. 46. dakika henüz dolmadan Sezer Badurla başlayan bordo-mavili atakta, Pawel Brozek’in nefis bir bilek hareketiyle Alanzinho’nun önüne bıraktığı top ağlarla buluştu. Bir dakika sonra ise ilk golün sahibi Alanzinho bu kez sağ kanattan ortaladı, Pawel Brozek’in kafa vuruşu direkten döndü. Bu dakiklarda Trabzonspor'un oyunun kontrolünü ele geçirdiğini gördük. 56’da, serbest vuruş için topun başında bulunan Simao, ceza sahasında bomboş pozisyondaki Almeida’ya zekice bir pas gönderdi; vuruşta ise önce Onur sonra direk gole izin vermedi.  Trabzonspor 61. dakikada yine Alanzinho ile mutlak bir gol pozisyonuna girdi. Brezilyalı futbolcu kaleci Cenk ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu dışarı yolladı. Schuster’in oyun planını değiştirmesi 65. dakikayı buldu. 65’te Nobre yerini Manuel Fernandes’e bırakırken, Bucaspor maçındaki performansının çok gerisinde kalmıştı. Fernandes’in girmesiyle ortasaha hakimiyetini yeniden kazandı. Basketboldaki ‘kendi şutunu yaratmak’ tabirini hatırlatırcasına iki güzel şut çeken Fernandes, ikili mücadelelerdeki üstünlüğünün yanı sıra uzaktan şutlarıyla da beğeni topladı.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Şenol Güneş, Piotr Brozek-Umut ve Sezer-Colman hamleleri skoru değiştirmedi. Hafta sonu oynanacak Fenerbahçe maçını düşünerek bazı as futbolcularını dinlendiren Şenol Güneş, bu mağlubiyetle kupaya veda eden taraf oldu. Maç öncesi yaptığı hesaplarda Gaziantep BB’nin deplasmanda Manisaspor’u yenebileceğini hesap etmemiş olduğunu düşünebiliriz. Bordo-mavililer açısından Türkiye Kupası’na veda etmek, yalnızca lig şampiyonluğuna odaklanmak açısından bir motivasyon mu yaratacak yoksa üst üste kazanamama serisiyle bir krize mi düşülecek hep beraber göreceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-6969468562406695511?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/6969468562406695511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=6969468562406695511' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/6969468562406695511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/6969468562406695511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/2011/01/kartal-yine-portekizlileri-ucurdu.html' title='Kartal’ı yine Portekizlileri uçurdu'/><author><name>lineker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06170557178596568670</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/SjpcaeHbFZI/AAAAAAAAAf0/2CPXwkLlCQw/S220/n767058229_843694_8663.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUFE8JwXvRI/AAAAAAAABZg/zZk37R9s-gc/s72-c/bjk-ts2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-181551804670659906.post-1062535289395528465</id><published>2011-01-26T06:23:00.000-08:00</published><updated>2011-01-26T06:36:04.589-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İngiltere'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Liverpool'/><title type='text'>Ryan Babel'in vedası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUAxG5yJ6LI/AAAAAAAABZY/oH0kWjbkmko/s1600/babel-bjk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 199px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUAxG5yJ6LI/AAAAAAAABZY/oH0kWjbkmko/s320/babel-bjk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566503134090094770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUAxBhJxLKI/AAAAAAAABZQ/zgt7A42Oujs/s1600/babel-ts.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 234px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_tJrgQnlWppY/TUAxBhJxLKI/AAAAAAAABZQ/zgt7A42Oujs/s320/babel-ts.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566503041578904738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kenny Dalglish'in göreve geldikten sonra 'kalacak' diye açıklamasına rağmen Ryan Babel'in Hoffenheim'a imza attığı dün açıklanmıştı. Ocak ayı transfer döneminde Hoffenheim'ın kanca attığı Ryan Babel, Almanya'da yeni bir başlangıç yapacak. Rafa Benitez'in geleceğe yatırım diye aldığı fakat beklenen performansı veremeyen iki topçusunda biriydi. Diğeri David Ngog. Andrea Dossenalar, Fabio Aureliolar, Jovanovicler, Benitez döneminin başarısız Premier Lig grafiğini çağrıştıran diğer transferlerdi, kanımca. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 yaşındaki Hollandalının gidişinin ardından &lt;a href="http://www.liverpoolfc.tv/news/latest-news/babel-s-lfc-career-in-10-pics"&gt;Liverpool FC internet sitesinden&lt;/a&gt;, Babel'in kariyerinden kesitler içeren 10 adet fotoğraf yayınladı. İçlerinde Beşiktaş ve Trabzonspor'a attığı gollerin ardından çekilenlere görmekte mümkün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/181551804670659906-1062535289395528465?l=kanatbindirmeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kanatbindirmeleri.blogspot.com/feeds/1062535289395528465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=181551804670659906&amp;postID=1062535289395528465' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1062535289395528465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/181551804670659906/posts/default/1062535289395528465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kanatbin
